in ,

Bakır koronavirüsü öldürüyor. Yüzeyler neden onunla kaplı değil?

Medeniyetler yüzyıllar boyunca bakırın antimikrobiyal özelliğini biliyordu. Şimdi bu malzemeyi geri getirme zamanı.

MARK WILSON

5 dk. okuma

Çin’deki ismi “qi” idi ve sağlığın sembolüydü. Mısır’da “ankh” deniyordu ve sonsuz yaşamın sembolüydü. Fenikeliler için Afrodit ile yani aşk ve güzellik tanrıçasıyla eş anlamlıydı.

Bu eski medeniyetler, bakırı; farklı kültürlerin 5 bin yıldan uzun süre sağlık için hayati gördüğü malzemeyi böyle tanımlıyordu. İnfluenza, E. coli gibi bakteriler, MRSA gibi dayanıklı bakteriler ve hatta koronavirüsler, sert zeminler üzerinde dört-beş gün yaşayabiliyor. Ancak bakırda ve pirinç gibi bakır alaşımlarında dakikalar içinde ölüyor. Southampton Üniversitesi’nde çevre sağlığı alanında ders veren Prof. Bill Keevil, “Virüslerin hemen yok olduğunu gördük” diyor; “Bakır üzerine düştüklerinde parçalanıyorlar.”

Hindistan’da insanların içecekleri binlerce yıldır bakır kaplardan içtiğine şaşmamalı. ABD’de bile içme suyunu bakır bir hat taşır. Bakır, doğal, pasif, antimikrobiyal bir malzemedir. Elektrik veya çamaşır suyu olmadan yüzeyi kendi kendine sterilize edebilir.

Sanayi devriminde bakır; nesneler, demirbaşlar ve binalarda yaygın olarak kullanıldı. Bugün de güç şebekelerinde sıklıkla kullanılıyor – bakır pazarı aslında malzeme çok etkili bir iletken olduğu için büyüyor. Ancak 20. yüzyılda yeni bir malzeme dalgasıyla birlikte birçok inşaat uygulamasından çıkarıldı. Plastik, temperli cam, alüminyum ve paslanmaz çelik, modern çağda mimarlıktan Apple ürünlerine kadar her alanda kullanılan modern malzemeler haline geldi. Pirinç kapı kolları ve korkuluklar, mimarlar ve tasarımcılar daha şık görünümlü (ve genellikle daha ucuz) malzemeleri tercih ettikleri için bakır moda olmaktan çıktı.

Şimdi Keevil, bakırı kamusal alanlarda ve özellikle hastanelerde geri getirmenin zamanının geldiğine inanıyor. Kaçınılmaz olarak küresel salgınlarla dolu bir gelecek karşısında, sağlık hizmetlerinde, toplu taşıma araçlarında ve hatta evlerimizde bakır kullanmalıyız. COVID-19’u durdurmak için çok geç olsa da, bir sonraki salgını düşünmek için erken değil.

Bakırın faydaları

Bunun geldiğini görmeliydik ve gerçekte bir gören oldu.

1983’te tıp alanında araştırmalar yapan Phyllis J. Kuhn, hastanelerde bakırın artık kullanılmadığını fark ederek bu konudaki ilk eleştiriyi yazdı. Pittsburgh’daki Hamot Tıp Merkezi’nde hijyen eğitimi sırasında, öğrenciler hastanede tuvalet kapları ve kapı kolları da dahil olmak üzere çeşitli yüzeyleri temizlediler. Kuhn, tuvaletlerde mikrop kalmadığını, ancak armatürlerin bazılarının kirli olduğunu ve plakalar üzerinde tehlikeli bakterilerin ürediğini fark etti.

Kuhn “Şık ve parlak paslanmaz çelik kapı tokmağı ve plakalar bir hastane kapısında güven verici şekilde temiz görünüyor. Bunun tersine, kararmış pirinçten yapılmış tokmak ve plakalar kirli görünüyor ”diye yazarak şöyle devam etti: “Ancak kararmış olsa bile, pirinç -tipik olarak yüzde 67 bakır ve yüzde 33 çinko alaşımı- [bakterileri öldürür]; paslanmaz çelik –yaklaşık yüzde 88 demir ve yüzde 12 krom- ise bakteri üremesini engellemek için çok az şey yapar.”

Nihayetinde, çalışmasını tüm sağlık sisteminin izleyeceği kadar basit bir sonuçla tamamladı. “Hastaneniz yenileniyorsa, eski pirinç donanımı elde tutmaya çalışın veya aynı malzemeyi kullanın; paslanmaz çelik donanımınız varsa, bunların özellikle kritik bakım alanlarında günlük olarak dezenfekte edildiğinden emin olun. ”

On yıllar sonra ve Copper Development Association’ın (bakır endüstrisi ticaret grubu) finansmanı ile Keevil, Kuhn’un araştırmalarını daha da ileriye götürdü. Laboratuvarında dünyadaki en korkulan patojenlerden bazılarıyla çalışırken, bakırın sadece bakterileri değil, aynı zamanda virüsleri de öldürdüğünü gösterdi.  (2015 yılında, bunu COVID-19’un öncüsü koronavirüs 229E ile bile ortaya koydu).

Keevil çalışmasında, bir bakır plakayı sterilize etmek için alkole batırıyor. Sonra herhangi bir yabancı yağdan kurtulmak için asetona koyuyor. Ardından yüzeye biraz patojen düşürüyor. Birkaç dakika içinde bunlar kuruyor. Patojen saatlerce, günlerce yerinde kalıyor. Daha sonra plakayı içinde hava kabarcıkları ve sıvı olan bir kutuda sallıyor. Kabarcıklar, bakteri ve virüsleri sıvıya aktarıyor ve sıvı içinde bunların varlığı tespit edilebiliyor. Bir başka çalışmada ise geliştirdiği mikroskopik yöntemle, patojenin yüzeye çarptığı anda bakır tarafından yok edilişini izliyor.

Keevil, etkinin sihir gibi olduğunu söylüyor; ancak bahsedilen olay, bilimsel açıdan anlaşılır. Bir virüs veya bakteri plakaya çarptığında, bakır iyonlarıyla boğuluyor. Bu iyonlar hücrelere ve virüslere mermi gibi nüfuz ediyor. Bakır sadece bu patojenleri öldürmüyor; içlerindeki nükleik asitlere veya üreme planlarına kadar onları ortadan kaldırıyor.

“Mutasyon [veya evrim] olasılığı yok çünkü tüm genler yok ediliyor” diyor Keevil; “Bu, bakırın gerçek faydalarından biri.” Başka bir deyişle, bakır kullanmak, örneğin aşırı antibiyotik kullanmak gibi bir risk içermiyor. Bu, iyi bir fikir gibi duruyor.

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yüzümüze dokunmamak neden bu kadar zor?

Kıvılcım Pınar Kocabıyık: En çok sevdiğim 5 Müze