UÇUŞA GEÇMEK
Duolingo’nun kurucu ortağı ve CEO’su Luis von Ahn
ile şirketinin büyük bir çıkış yapan maskotu, baykuş Duo.
YAZI: GRACE SNELLING
FOTOĞRAF: ROSS MANTLE
BİR ARALIK AYI SABAHI, SAAT 04:38, DIŞARISI hâlâ karanlık. Pembe tulumlar içindeki Duolingo hizmetlileri bir minibüsten çıkıp reklam panosunun etrafına toplanıyor ve panodaki İngilizce harfleri tek bir cümle oluşturuncaya kadar Korece harflerle değiştiriyorlar: 한국어(Korece Öğrenin Yoksa…). Bu, düşmanca bir ele geçirme değil, Netflix ve dil öğrenme uygulaması Duolingo arasındaki, popüler Güney Kore dizisi Squid Game’in ikinci sezonuyla bağlantılı nefes kesici bir iş birliğinin parçasıydı. İlk sezondan sonra, uygulama Korece dil kursunun kullanımında iki hafta içinde yüzde 40’lık bir sıçrama gördü. İkinci sezonda ise Duolingo hazırdı. Squid Game ile ilgili kelime dersleri oluşturdu, Korece telaffuzu test eden bir TikTok filtresi çıkardı ve Squid Game temasına sahip, TikTok’ta 42 milyondan fazla görüntülenen ve YouTube’da 7.5 milyonu aşan bir müzik videosu için orijinal bir K-pop şarkısı çıkardı.
Kampanyada çok önemli bir konuma sahip olan ise Squid Game’deki ikonik Pembe Gardiyanlardan biri olarak giyinmiş Duo’ydu (Duolingo’nun yeşil baykuş maskotu).
Duolingo ve maskotu, bu günlerde zamanın ruhundan hep bir adım önde görünüyor. Geçtiğimiz yıl, baykuş bir Super Bowl reklamında oynadı, hem Crocs hem de Duolingo markasını bulunduran bir çift Crocs üstünde yer aldı ve bir Charli XCX konserinde üstündeki brat yazılı tişörtü gösterdi. Duo, Paris Olimpiyatları için TikTok’ta kendi baykuş oyunlarını sundu, YouTube kısa videolarında dokuz bölümlük bir sitcom’da oynadı ve ocak ayının ilk günlerinde, ABD’deki TikTok yasağından önce Duolingo’nun Mandarin derslerini şakacı bir şekilde tanıtmak için Red-Note’u kullandı. Bir hafta içinde, dersler ABD’li kullanıcılar arasında yüzde 216 arttı. (Bu dergi basıldığı sıralarda TikTok’un kaderi hâlâ belirsizdi.)
Duolingo, sadece kültürel olarak her yerde mevcut değil. 2011 yılında kurulan şirket, 38 milyon aylık aktif kullanıcı ve 2 milyon ücretli aboneyle Temmuz 2021’de halka açıldı. Bugün, 113 milyondan fazla aylık aktif kullanıcısı ve 8.6 milyon ücretli abonesi var. Duolingo, 2024’ü yaklaşık 740 milyon dolar gelirle bitireceğini tahmin etmişti. Bu rakam, yıldan yıla yüzde 40 artış ve 2023’teki yüzde 44’lük büyümeye ek demek. Bu sırada, şirketin hissesi ise geçtiğimiz 12 ayda yüzde 80’den fazla artış gösterdi.
Duolingo, dünyanın en popüler eğitim uygulaması fakat kurucu ortağı ve CEO’su Luis von Ahn, onu çok daha büyük bir şey; sadece dil öğrenme ürünleriyle değil, aynı zamanda Netflix, Instagram, TikTok ve zamanınız ile dikkatinizi tüketen herhangi bir uygulamayla da rekabet eden bir şey olarak görüyor. Von Ahn, Duolingo’yu dil öğrenmeye ücretsiz erişim sağlamak için kurdu. Bu, dersler için ücret almanın norm olduğu bir endüstride daha önce görülmemiş bir konseptti. Von Ahn, ilk başlarda bazı Amerikalı yatırımcıların, bu fikrin işe yarayacağından şüphe ettiğini hatırlıyor. Fakat Amerika’da eğitim fırsatları (Duke’ta lisans derecesi, Carnegie Mellon’da doktora derecesi) kovalayabilmek için İngilizce öğrenmiş Guatemalalı bir göçmen olarak kendisi fikrin ana konseptine güveniyordu.
“Yatırımcılar geçmişte Duolingo’yu hafife aldılar çünkü çoğu, ABD’de yaşıyordu ve çoğu da ‘Lisede dört yıl İspanyolca gördüm. Biraz faydasız gelmişti.’ diye düşünüyordu” diyor von Ahn. Kendisinin ise farklı bir bakış açısı vardı: “İngilizce benim hayatımı değiştirdi.”
Bu yüzden, kendisi ve ekibi çoğu kullanıcıya ücretsiz dersler veren ve daha küçük bir abone grubuna kişiselleştirilmiş ekstralar sunarak para kazanan bir “freemium” modelini benimsedi. Bu yüzden, insanlara uygulamayı açtırıp öğrenmelerini sağlamak Duolingo’nun tek takıntısı. Duolingo, kullanıcıları hiçbir ders gününü kaçırmamaya teşvik eden anlık bildirimler ve fazlasıyla kopyalanan başarısı serisi gibi etkileşim taktiklerinin ilk öncülerinden biriydi. Bu sırada, baykuşu ise merkezi ve (yalandan) göz korkutucu bir karakter haline gelerek, derslerini yapmayan kullanıcıları tehdit ediyordu. (O Squid Game müzik videosu, Duo tarafından kaçırılan fakat yine de ona parmaklarıyla kalp işareti yapan bir kullanıcının beyaz bir minibüsün içine tıkılmasıyla sona eriyor.)
Von Ahn, “İnsan davranışlarını manipüle etmek için kullanılan bir sürü psikolojik numara var, suçlu hissettirmek veya dopamin salgılatmak gibi. Biz de epey benzer numaralar kullanıyoruz fakat nihai hedefimiz insanların, vaktini negatif haberler tüketerek harcaması yerine gerçekten öğrenmelerini sağlamak” diyor.
Bazı eleştirmenler, Duolingo’nun öğrenmeye yaklaşımını yüzeysel bularak ciddiye almıyor. Ne de olsa derslerinin çoğu basit dinleme ve yazılı egzersizlerden oluşuyor. Yine de her gün 194 ülkeden milyonlarca insana ulaşarak ve onları yeni bir dil öğrenmeye teşvik ederek, platformun büyük bir bağ kurma etkisi olduğu inkâr edilemez; küresel olarak parçalara bölünmüş 2025 yılında bu etkiye fena halde ihtiyaç var.
Beyaz bir minibüs, Los Angeles’ın Sunset Bulvarı’ndaki Netflix reklam panosunun altında duruyor.

Von Ahn, Duolingo’nun yeni kullanıcılara ulaşmasına Duo’nun ve onun anormal büyüklükteki sosyal medya varlığının yardımcı olduğunu söylüyor.
1980 YILINDA, ANNESİ NORMA von Ahn’a İngilizce öğretmeye başladığında von Ahn iki yaşındaydı; bu, Norma’nın 2023’te The New Yorker’a anlattığı gibi, von Ahn İspanyolca’yı mükemmel şekilde öğrendikten sonra Norma’nın başlattığı bir projeydi. Norma, iç savaşın ortasındaki bir ülkede bekar bir anneydi. Kendisi bir çocuk doktoru olmasına ve ailesinin de durumu iyi olmasına rağmen, oğlunun İngilizce konuşan biri olarak daha fazla fırsata sahip olacağını biliyordu. Von Ahn’ı Guatemala City’deki İngilizce eğitim veren özel bir okula gönderdi ve bu okul, von Ahn’a yurt dışında üniversite okumanın yolunu açtı. Von Ahn, “İngilizce öğrenmem, ABD’ye gelmeme imkân sağladı” diyor.
Von Ahn, 2006’da bilgisayar biliminde doktorasını bitirdikten sonra, akademisyen olarak Carnegie Mellon Üniversitesi’ne (CMU) katıldı ve hâlâ orada danışman profesör olarak çalışmaya devam ediyor. Kendisi aynı yıl internetteki Turing testi CAPTCHA’yı icat edenlerden biri olduğu için bir MacArthur “dahi ödülü” aldı. Von Ahn ve CMU’daki danışmanı, kısa süre içinde bu fikri daha gelişmiş olan ve bilgisayar kullanıcılarının eski kitaplar ile metinlerden taranan kelimeleri çözerek insan olduklarını kanıtlamalarını sağlayan reCAPTCHA şeklinde daha iyi bir hale getirdi.
Buna uygun olarak, bu kelimeleri çeviren kullanıcılar bilgisayarlara bu metinleri “görmeyi” ve (böylece okumayı) öğretiyordu. Google, açıklanmayan bir miktar karşılığında bu teknolojiyi çabucak satın aldı ve kitapları dijitalleştirmede kullandı (reCAPTCHA, yapay zeka eğitim verileri için önemli bir kaynak olmaya devam ediyor).
Fakat von Ahn, dilin gücünü sadece bilgisayarlara değil, insanlara da getirmenin bir yolunu bulmak istiyordu. Kendisinin yüksek lisans öğrencilerinden biri olan İsviçre doğumlu Severin Hacker ile birlikte, kullanıcılara ücretsiz dil dersleri sunarak onların interneti büyük dillerin hepsine çevirmesini sağlayacak bir platform olarak Duolingo’yu yarattı. Kısa süre sonra, çeviri kısmını bıraktılar ve ücretsiz derslere odaklandılar. (Anadili Almanca olan Hacker, Duolingo’da baş teknoloji sorumlusu olarak devam ediyor.)
Alphabet’in bağımsız büyüme fonu olan CapitalG’nin yönetici ortaklarından Laela Sturdy, von Ahn ile ilk kez 2015 yılında, uygulamaya yatırım yapmayı düşünürken tanıştı. Sturdy, “Kendisi bana dil öğrenimine erişimin güçlü bir değişim kaynağı olduğuna ne kadar inandığını anlattı” diye hatırlıyor ve von Ahn’ın mümkün olduğu kadar çok insana yüksek kaliteli bir eğitim götürme misyonunun “başından beri fazlasıyla net” olduğunu da ekliyor. Onun yaşadığı zorluk ise von Ahn’ı (ve onun kıdemli ekibini) Duolingo’nun prensiplerinden vazgeçmeden para kazanan bir işletmeye dönüşebileceğine ikna etmek oldu.
Sturdy, Duolingo’nun 2016’da şirkete 470 milyon dolarlık bir değerleme kazandıran Series D’sine liderlik ettikten sonra, gece uçuşuyla Pittsburgh’a gitti, Duolingo merkez ofisine vardı ve von Ahn ile ekibini bir bara götürdü. Von Ahn, Acquired adlı podcast’in kasım ayındaki bir bölümünde “Bizi sarhoş etti ve ‘Hemen yarın para kazanmaya başlamanız lazım’ dedi” diye hatırlıyor. Aylarca süren müzakerelerden sonra, ekip bir ‘freemium’ modeli üzerinde anlaşmaya vardı.
Bu yapı dahilinde, Duolingo’nun dersleri ücretsiz fakat kullanıcılar reklamları ortadan kaldıran ve özel pratik dersleri gibi bonuslar içeren abonelik kategorileri (ayda 12.99 dolardan başlayan) için ödeme yapabilirler. Bugün, şirket gelirinin yüzde 80’i abonelik sahibi yüzde 10’luk kullanıcılardan geliyor ve bu abonelerin çoğu da ABD’de bulunuyor. Özellikle de Duolingo’nun ücretsiz kategori kullanıcılarının neredeyse yarısı (yüzde 45’i), uygulamayı İngilizce dil dersleri için kullanıyor. Bu anlamda, von Ahn’ın tüm dünyadaki insanlara ücretsiz eğitim sunma vizyonu gerçekleşmiş oldu. (Von Ahn, 2023’te Bloomberg’e “Bu, servetin küçük çapta yeniden dağıtılması gibi bir şey” dedi.)
Uygulama, dersleri küçük parçalara (von Ahn, gittikçe kısalan dikkat sürelerine yetişebilmek için genellikle üç dakikadan kısa diyor) bölerek öğrenmeyi oyun haline getiriyor ve liderlik ligleri aracılığıyla rekabet oluşturarak ödüller ve rozetler veriyor. Ürün bölümünün başında bulunan Cem Kansu, “Eskiden, ‘Duolingo sadece bir oyun. Gerçekten bir dil öğrenemezsiniz’ diyen insanlar uygulamayı hafife alıyordu” diyor. Fakat kendisi buna karşı çıkarak, kullanıcıların hem oyun oynayıp hem de öğrenmesinin mümkün olduğunu söylüyor.
Kansu, dil öğrenmeyi “yüksek bilişsel yük” etkinliği olarak sınıflandırıyor (genellikle iş yerinde veya sınıfta gerçekleştirilen görevler türünden), buna göre bir film izlemek veya Instagram’da gezinmek ise “düşük bilişsel yük” oluyor. Duolingo başarılı çünkü bunların ikisini de kucaklıyor. Kansu, “İnsanların bir konuyu öğrenmeyi kendilerinin seçmelerini istiyorsanız, o konu süper eğlenceli olmak zorunda” diye açıklıyor. “Yoksa telefonunuzda aklınızı çelecek bir sürü eğlenceli şey var.”
Fakat uygulamanın etkinliğini belirlemek karmaşık olabilir. Duolingo üzerine gerçekleştirilen akademik araştırmaların çoğuna, en azından kısmen, şirket fon sağlıyor (Duolingo ayrıca kendi Etkinlik Araştırma Laboratuvarı’nı da işletiyor). Şirketin İngilizce konuşanlar için İspanyolca kursu üzerine yakın zamanda gerçekleştirilen bir araştırma, Duolingo’nun öğrenme üzerine çalışan bilim insanlarından ikisi ile Arizona State Üniversitesi’nde uygulamalı dil bilim profesörü olan Bryan Smith tarafından hazırlandı. Smith, kullanıcıların üç aydan sonra “yeterlilik konusunda tüm ölçümlerde belirgin bir artış” gösterdiğini söylüyor; bu ölçümler okuma, yazma, konuşma, gramer, kelime dağarcığı, telaffuz ve dinlemeyi kapsamakta ve Smith bunun, haftada iki saat civarı harcamaya göre etkileyici bir getiri olduğunu belirtiyor.
Dil edinim konusunda bir araştırmacı ve eğitim danışmanı olan Steven Sacco, Duolingo’nun oyunlaştırma modelinin “harika bir fikir” olduğunu söylüyor fakat bu fikrin kısıtlamaları da var. 16 yıl boyunca San Diego Eyalet Üniversitesi’nde ders veren Sacco, Duolingo üzerinde 34 dili inceledi ve bunların 16’sı için mevcut olan dersleri tamamladı; kendisinin başarı serisi 2500 güne yaklaşıyor. Uygulamanın rekabetçi özelliklerinin kullanıcıların içeriği öğrenmeden dersleri geçmesine sebep olabileceğinden ve derslerin, özellikle de gerçek dünyadaki senaryolardan uzak oldukları için, tekrarlayıcı hale gelebileceğinden endişe ediyor. “Hiç kültür içermeden çoğunlukla gramere odaklanıyor” diyor. Bu durum, özellikle uygulamanın İngilizce öğrenen kullanıcıları için sorun yaratıyor çünkü bu kullanıcılar genellikle derslerden daha fazla şey bekliyor: Duolingo’nun yeni İngilizce öğrencilerinin üçte birinden fazlası, uygulamayı eğitimlerini desteklemek; yüzde 12 civarı ise kariyerlerini desteklemek için kullanıyor. Kansu, geçmişte ileri seviye öğrencilere eğitim vermenin zor olduğunu çünkü onların daha “incelikli, bağlama özgü bir öğretim” gerektirdiğini ve bunu ölçek üzerinde sunmanın da zor olduğunu söylüyor.
Sonra bir de sohbet etme meselesi var. Anadili Türkçe olan Kansu bile, sadece “dinleyerek ve konuşarak” İngilizce’yi akıcı şekilde konuşur hale geldiğini kabul ediyor. Fakat Duolingo, yakın zamana kadar bu türden birebir bir sohbet imkânı sunmuyordu.
Uygulama, Mart 2023’te OpenAI işbirliğiyle Duolingo Max adında ayda 29.99 dolardan başlayan ve yapay zekayla çalışan bir abonelik kategorisi çıkardı. Bu yeni kategori, kullanıcıların baykuş maskot Duo ve Duolingo evrenindeki diğer karakterlerin sohbet botu versiyonlarıyla yazılı sohbet pratikleri yapmalarına imkan veren Roleplay gibi özellikler içeriyor. Şirket, geçtiğimiz eylül ayında yapay zekalı bir sohbet botuyla gerçek zamanlı, sözlü bir etkileşim sunan Video Call ile bu fikri daha da ileri taşıdı. Von Ahn, “Çok ama çok heyecanlıyız” diyor. “İlk kez kullanıcıların sohbet pratiği yapmalarını sağlayacağız.”
ÇOĞU KAZANÇ TOPLANTISI, CEO’nun bir tür tanıtım konuşması yaptığı oldukça standart bir protokolü izler. Fakat Duolingo’nun 2024 üçüncü çeyrek toplantısı, alışılmadık bir konuşmacının yorumlarıyla açıldı: Lily adındaki hevessiz bir ergen. “Selam, millet” diye başladı Lily, ifadesiz bir suratla. “Luis [von Ahn], onun yerine idare etmemi istedi. Ne mutlu bana. Neyse, şunu yapalım da bitsin. Bu çeyrekte nasıldık? Oldukça iyi derim.”
Duolingo’nun milyonlarca kullanıcısı ve sosyal medya takipçisi, Lily’yi sürekli kaşlarını çatan ve yüzünü gizleyen mor saçları olan huysuz bir ergen kız karakteri olarak tanıyor. Duo gibi Lily de uygulamadaki dersleri yürütüyor, anlık bildirimlerde görünüyor ve YouTube ile TikTok videolarında oynayarak imzası olan rahatsız edici eleştirilerini yapıyor. Tıpkı baykuş gibi Lily de çok seviliyor ve ‘meme’lere, hayranların çizdiği şeylere ve Cadılar Bayramı kostümlerine ilham oluyor. Lily’nin kazanç toplantısındaki küçük rolü, uygulamanın Lily’nin animasyonlu yapay zeka sohbet partneri olduğu Video Call özelliği sayesinde oldu.
Duolingo, neredeyse kullanıcılar derslerini tamamlasınlar diye onlara kendilerini suçlu hissettirmeye başladığı andan beri Lily’nin üretici yapay zeka yıldızı haline gelmesi için zemini hazırlıyordu. Şirketin ilk günlerinde, Duolingo Duo’nun kendisinden geliyormuş gibi görünen anlık bildirimleri göndermeye ilk başladığı zaman, kullanıcıları çekmenin sırrının bir miktar pasif agresif olmak olduğunu keşfetti. (Bir e-posta bildirimi şöyle diyordu: “Fransızca ‘pes eden’ demeyi öğrenmişsin gibi görünüyor.”) Kullanıcılar hızla bu uyarıları Duo’nun ısrarcı kişiliği hakkında ‘meme’lere çevirdi, bunlara Duo’nun elinde silah tuttuğu viral bir resim de dahil.
Bu “dengesiz” Duo, hiçbir zaman şirketin pazarlama planının bir parçası değildi. Fakat hayranların ‘meme’lerinden çekinmek yerine, şirket bunları kabullendi. Duo, kısa zamanda Duolingo’nun sosyal medya kanallarının odağı oldu ve sıklıkla düpedüz tuhaf davrandı. Bir TikTok videosunda, kuş (maskot halinde) bir mangalda kızartılıyordu. Başka bir tanesinde ise el kadar pembe bir bikininin içinde imalı bir şekilde poz veriyordu. Duo’nun yükselişiyle birlikte, Duolingo evrenindeki diğer karakterlerin de kişilikleri belirginleşti, bunların arasında Lily de bulunuyordu.
Bu şapşal havayı kabullenmek, kurnaz bir iş planı oldu. Geçtiğimiz yıl, Duolingo’nun TikTok hesabı 6.1 milyon kullanıcı ile büyüdü ve sosyal medya izlenimleri de yıldan yıla yüzde 80 arttı. Uygulamanın YouTube’da 5.4 milyon, Instagram’da 4 milyon ve LinkedIn’de ise 670 bin takipçisi bulunuyor. Duolingo’nun TikTok’ta 15.7 milyon takipçisi var. Şirket ayrıca Hindistan, Brezilya ve Japonya’yı da kapsayan 13 pazar genelinde sosyal medya hesaplarını yerelleştirdi. Duolingo’nun bir yıldan fazla bir süredir aktif olduğu Red Note’da da 586 bin takipçisi var. Bu sayfalar tamamen yerel içerikler sunuyor: Almanya’da Duo, gece kulüplerine ve Oktoberfest’e gidiyor; Meksika’da, bir lucha libre güreş maçına katılıyor. Duolingo, yeni kullanıcıların yaklaşık yüzde 15’inin uygulamaya organik sosyal medya aracılığıyla geldiğini tahmin ediyor. Von Ahn, Acquired’a verdiği röportajda sadece baykuşun şirket için yüz milyonlarca dolar değerinde olduğunu varsaydı. Marka pazarlama kıdemli direktörü Katherine Chan, Fast Company’e şirketin geçtiğimiz sonbaharda Duo’yu “Mickey Mouse’tan daha ünlü” yapmayı hedeflediğini anlattı. Burada işin sırrı, bu pazarlama varlığını şirketin yapay zekaya geçişini ilerletmek için kullanmak. Duolingo’nun yapay zeka bölümünün başında bulunan Klinton Bicknell, şirketin yapay zekayı temel kullanıcı kişiselleştirmesi için uzun zamandır kullandığını söyledi. Duolingo bunu artık derslerinin ve alıştırmalarının büyük çoğunluğunu üretmek ve bir kullanıcının mevcut dersleri etrafında tasarlanan ücretsiz bir podcast’e benzeyen DuoRadio gibi eskiden mümkün olmayan özellikleri geliştirmek için kullanıyor. Bicknell, birkaç yıl önce bu tarz bir çalışma için içeriği, senaryoları ve animasyonları üretmenin en az bir yıllık bir çalışma gerektirdiğini söylüyor. Fakat bu konsept geçtiğimiz yıl ortaya atıldığında, ekip bunu sadece bir çeyrekte başardı. Duolingo, Video Call’u tanıtmadan önce sohbet pratiği ihtiyacını ele almak için çeşitli yöntemler denedi. Kansu, şirketin bir noktada kullanıcıları bir İspanyolca öğretmenine bağlayan Uber gibi bir özellik bile denediğini söylüyor. Katılımcıların büyük bir yüzdesi ekranlarında başka bir insan belirir belirmez telefonu kapatınca bu deneme de başarısız oldu. Kansu, “Kendinizi rahat hissetmediğiniz bir dilde bir insanla konuşmak korkutucu bir deneyim” diyor. “Lily, Lily işte.”
Lily, Video Call ile kullanıcılarla sohbeti başlatıyor fakat ondan sonra kullanıcılar sohbeti istediği gibi yönlendirebiliyor. Lily, kullanıcının sohbet becerisi seviyesine uyum sağlamak, duraklayıp cevapları hakkında “düşünmek”, eğer istenirse yavaşlamak, eski etkileşimlerdeki ayrıntıları hatırlamak ve elbette imzası olan küstah yorumları ile göz devirmelerini yapmak üzere eğitiliyor.
Duolingo, gelecekte Video Call’un bir arkadaşla sohbet ediyormuş gibi olmasını istiyor. Kansu, “Böylece ders alıyormuş gibi hissetmeden bunu iki saat boyunca yapabilirsiniz” diyor. Şu anda, Bicknell’in ekibi bu özelliği sohbetlerin doğal olması ve Duolingo için de uygun maliyetli olması için geliştiriyor. Bicknell, “İnsanlar Lily ile onlarca veya yüzlerce görüşme gerçekleştirdiğinde, iş karmaşıklaşmaya başlıyor” diyor. “Mesela Lily neleri hatırlamalı? Muhtemelen ona her söylediğiniz şeyi hatırlamamalı çünkü bu korkutucu olabilir fakat ayrıca pahalı da olur.”
Video Call ayrıca Duolingo’nun bir süredir üstünde çalıştığı bir hedefe ulaşmasına da yardımcı oluyor: İngilizce öğrenen büyük yığınları abone olmaya teşvik etme. Von Ahn, “Asıl para kazanma yöntemimiz kolaylık” diye açıklıyor, reklamsız bir deneyim veya başka ekstralar sunarak. Bu, ABD gibi zengin ülkelerde sorun olmuyor, diye ekliyor fakat diğer ülkelerde “insanlar kolaylık için para ödemiyor.” Fakat öğrenmeyi ilerletmek için para öderler. Bugün, İngilizce öğrenenlerin Video Call’u kullanması, başka herhangi bir dili öğrenen kişilerden iki kat daha muhtemel.
VON AHN’IN SOSYAL MEDYASI normal teknoloji şirketi CEO’larınınkine benzer şeyleri içeriyor: yeni Duolingo ürünlerinin reklamları, finansla ilgili haberler ve endüstriyle ilgili makalelerin tekrar gönderimi. Fakat kendisinin geçtiğimiz yılki gönderilerinin arasına başkanlık için Kamala Harris’i tekrar desteklemesi de serpiştirilmiş. Von Ahn, ilk Trump yönetimi sırasında, başkanın göçmen karşıtı söylemlerinin zarar verici etkilerini dile getirmişti. 2024 kampanyası biterken, daha da açık davrandı: Ekim ayında X’te “Latin kökenli biri olarak, Trump’a oy vermek öz saygıma karşı oy vermek olurdu” diye yazdı.
Von Ahn, Aralık ayının sonlarında, Trump görevi devralmadan bir ay önce kendisiyle konuştuğumda, yasal göçle ilgili negatif ve sıklıkla yabancı düşmanı söylemlerin (ve bunlardan kaynaklanan politikaların) sadece ahlak dışı değil, aynı zamanda Duolingo’nun tüm dünyadan gelen yazılım mühendislerine ihtiyacı olduğu düşünülürse şirketin işleri için de kötü olduğunu belirtti. Dikkatli bir şekilde kendisinin görüşlerinin şirketin görüşleri demek olmadığını da netleştirdi. Duolingo kullanıcılarının, çalışanlarının ve yatırımcılarının Trump’a oy vermiş olabileceğinin fazlasıyla farkında. İş açısından bakarsak, en iyisi muhtemelen siyaset hakkında “dikkat çekmemeye çalışmak” olur dedi. Faka von Ahn, görüş dile getirmeyi reddetmiyor. Kendisi, Trump göreve başladıktan sonra bir röportajında “Bu ülkede hâlâ konuşma özgürlüğü olduğuna inanıyorum” dedi. “Bunun geçerli olmadığı bir ülkede yaşamanın nasıl bir şey olduğunu biliyorum ve bunu burada da yaşamak istemiyorum.”
Duolingo’nun misyonu bir bakıma bir mesaj iletiyor: Eğitim fırsatlarını açarak sınırları yıkmak. Von Ahn ise bu maceranın bir sonraki adımına odaklanarak, uygulamanın oyunlaştırma yöntemini başka konuları da kapsayacak şekilde genişletiyor. Şirket, 2022’de sunduğu kurslara müziği de ekledi, bir sonraki yıl matematiği sunmaya başladı ve von Ahn, kullanıcıların başka konular da bekleyebileceğini söylüyor. Kendisi, Duolingo’nun hırslarını çok fazla kısıtlamamayı öğrendi. “Şu noktada, büyümemizi hafife almayı bıraktım” diyor ve ekliyor, “Beni şaşırtmaya devam ediyor.”
“İNSAN DAVRANIŞLARINI MANİPÜLE ETMEK İÇİN KULLANILAN BİR SÜRÜ PSİKOLOJİK NUMARA VAR. “BİZ DE EPEY BENZER NUMARALAR KULLANIYORUZ FAKAT NİHAİ HEDEFİMİZ, İNSANLARIN, VAKİTLERİNİ NEGATİF HABERLER TÜKETEREK HARCAMAK YERİNE GERÇEKTEN ÖĞRENMEK İÇİN KULLANMALARINI SAĞLAMAK.”


