in , ,

‘Geleceğe Hazır Şirket’ Formülü!

Küresel jeopolitik risklerden yeni nesil çalışan beklentilerine, yapay zekadan organizasyonel kültüre kadar birçok bozucu etkinin olduğu günümüzde şirketler bir yandan da geleceğe hazırlanmak zorunda. “Future Readiness Score” modelini geliştiren teknoloji fütüristi Ian Khan, geleceğin kazananı olmak için liderlerin neleri değiştirmesi gerektiğini ve izlemeleri gereken yolları Fast Company’ye anlattı.

Geleceğe-Hazır-Şirket'-Formülü!

YAZI: GÜLDENİZ AYRAL

Teknoloji fütüristi, yazar ve konuşmacı Ian Khan, iş dünyasının hızla değişen dinamiklerine nasıl ayak uydurabileceği konusunda dünyanın önde gelen uzmanlarından biri. Geçtiğimiz aylarda yayınlanan son kitabı Undisrupted’da, şirketlerin gelecekte ayakta kalabilmeleri için hangi becerilere ve yapısal özelliklere sahip olmaları gerektiğini ele alıyor. Khan’a göre, küresel jeopolitik değişimlerden yeni nesil çalışan beklentilerine, teknolojik dönüşümden regülasyonlardaki hızlı değişimlere kadar birçok etken, şirketlerin dayanıklılığını her zamankinden daha fazla test ediyor. Bu zorlu tabloda yöneticilerin temel sorusu ise net: İşimizi nasıl kârlı, sürdürülebilir ve değişime dayanıklı tutabiliriz?

Ian Khan bu soruya yanıt verirken, geliştirdiği “Future Readiness Score” ile şirketlerin ‘değişime açıklık’ seviyelerini ölçmelerine yardımcı olmayı hedefliyor. Ona göre mesele yalnızca günü kurtarmak değil; uzun vadede ayakta kalabilmek için derin bir geleceğe hazırlık kültürü inşa etmek. Khan durumu şu sözlerle özetliyor: “Dış dünyada yaşanan değişimlerin işinize etkisini ölçmek zordur. Biz, bir termometreyle ateş ölçmek yerine tüm vücudu tarayan bir MRI cihazı gibi, şirketlerin geleceğe dayanıklılıklarını ölçebilecek bir sistem geliştirdik.

Fast Company’ye konuşan Ian Khan, şirketlerin geleceğe hazırlık durumlarını ölçümledikleri “Future Readiness Score”u (Geleceğe Hazırlık Skoru) neden hazırladıklarını, şirketlerin kendilerini nasıl ölçeceğini ve en çok yapılan hataları anlattı…

BİR YOL HARİTASI

Bugün iş dünyası her zamankinden daha karmaşık. Bu sadece belirli bir bölgeye özgü değil; dünyanın dört bir yanında şirketler, hızlı değişen koşullara uyum sağlamak zorunda. Jeopolitik değişimler, ekonomik dalgalanmalar, yeni nesil çalışanların beklentileri ve teknolojik gelişmeler, iş yapış biçimimizi sürekli yeniden şekillendiriyor.

Bu değişim ortamında, liderler olarak en büyük sorunumuz şu: Şirketimizi nasıl kârlı tutabiliriz? Nasıl sürdürülebilir bir verimlilik sağlayabiliriz?
Bu soruların yanıtı, iş dünyasının geleceğe ne kadar hazır olduğuna bağlı. Ancak, uzun süre, değişimlerin bir organizasyonu nasıl etkilediğini ölçebilecek güvenilir bir araç eksikti. İşte bu boşluğu doldurmak için “Future Readiness Score”u geliştirdik. Üç yıl boyunca, 250’den fazla sektör raporu, akademik çalışma ve düşünce kuruluşu araştırmasını inceledik. Amacımız, şirketlerin değişimlere karşı ne kadar dirençli olduğunu ölçebilecek kapsamlı bir gösterge oluşturmaktı.

‘Future Readiness Score’, iş dünyası için bir “MR taraması” gibi çalışıyor. Bir şirketin dışsal değişimlere karşı ne kadar savunmasız olduğunu gösteriyor ve liderlerin hangi alanlarda güçlenmesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Şirketlerin rekabetçi kalabilmesi için bu skoru bir ölçüm standardı haline getirmeyi hedefliyoruz.

YEDİ TEMEL SÜTUN

‘Future Readiness Score’, 7 temel sütun üzerine kurulu. Elbette geleceğe hazırlık kavramını etkileyen pek çok unsur var. Ancak, biz bu unsurları kapsayıcı bir bakış açısıyla ele aldık ve hepsini 7 başlık altında topladık. Bu 7 sütunun içinde toplam 49 farklı veri noktası bulunuyor. Bu 49 veri noktasını farklı boyutlardan analiz ediyor ve bir organizasyonun geleceğe hazırlık seviyesini anlamaya çalışıyoruz.

Sektör, ülke ya da şirket büyüklüğü fark etmeksizin, geleceğe hazır olmak isteyen her organizasyonun bu alanlarda güçlü olması gerekiyor.

Bu 7 sütundan ilki ‘engagement.’ Yani bağlılık ve iletişim. Burada odaklandığımız şey, şirketinizin dünyaya nasıl göründüğü. Markanızın odak noktasının ne kadar güçlü, iletişim kanallarınızın ne kadar etkin olduğu. Topluluğunuzla, tedarikçilerinizle, iş ortaklarınızla bağlantılarınızın sağlamlığı.

Günümüzde iletişim hayati bir öneme sahip. Çünkü, 1 saniyelik bir gecikmenin bile borsada hisse fiyatlarını etkileyebildiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu yüzden şirketlerin yalnızca var olması yetmiyor; anında ve etkili iletişim kurmaları gerekiyor. Bu bir kriz anında sosyal medyada zamanında açıklama yapmaktan, hissedarlara doğru bilgi aktarmaya kadar pek çok alanı kapsıyor.

Geleceğe hazır olmak isteyen organizasyonlar için bağlılık ve iletişimi güçlendirmek artık bir tercih değil, zorunluluk.

HER ŞEYİN MERKEZİNDE İNSAN VAR

İkinci sütunu insanlar oluşturuyor. Bir organizasyonu var eden en temel unsur insanlardır.

Ürünler satıyoruz, hizmetler sunuyoruz, süreçler yönetiyoruz. Ama tüm bunların merkezinde insanlar var. Çalışanlarınıza nasıl davranıyor, onları nasıl destekliyorsunuz? Hangi insan kaynakları politikalarını uyguluyorsunuz?

İnsanları sadece bir “kaynak” olarak görmekten çıkıp, organizasyonun temel değer yaratıcı unsurları olarak görmek gerekiyor. Bugün belki de tarihte ilk defa çalışma hayatında 5 farklı kuşak bir arada çalışıyor. Onların farklı beklentilerine yanıt verebilmek, geleceğe hazırlığın da anahtarı. Bu, müşterileriniz için de geçerli. Müşteri kitlenizi ne kadar iyi tanıyor, onlara ne kadar kişiselleştirilmiş bir deneyim sunabiliyorsunuz? Kısacası insan odaklı bakış açısı olmadan geleceğe hazırlanmak mümkün değil.

Geleceğe Hazırlık Skoru’nun üçüncü sütunu öğrenme (learning). Öğrenme, yalnızca yeni teknolojiler, yapay zeka ya da robotik gibi dışsal gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmak anlamına gelmiyor. Daha önemlisi, kendi deneyimlerimizden öğrenmek. Başarılarımızdan ve başarısızlıklarımızdan ders çıkarabiliyor muyuz? Bu öğrenimleri kurum içinde süreçlere dönüştürebiliyor muyuz? Kendi deneyimlerimizden sürekli öğrenmek, şirketi daha çevik ve dirençli hale getirir. Ayrıca çalışanlara sürekli gelişim imkânı sunmak da bir organizasyonu daha güçlü yapar. Öğrenme kültürünü önceliklendirmeyen bir organizasyon, geleceğe hazırlanamaz.

KÜLTÜR, ŞİRKETİN RUHU

Dördüncü başlığımız ise ‘işbirliği’ (collaboration). Bu da sadece şirket içindeki ekiplerin birlikte çalışması anlamına gelmiyor. Dış paydaşlarla, girişimlerle, startup’larla, tedarikçilerle de iş birliği yapabiliyor musunuz? Sürekli kendi bildiğinizi yapmakla yetinmek yerine yeni ürünler yaratabiliyor, yeni ortaklıklar kurabiliyor musunuz? Eğer işbirliği kültürü oluşturmazsanız, değişimin getirdiği fırsatların büyük bir kısmını kaçırırsınız.

Beşinci sütunumuz kültür. Kültür, bir organizasyonun ruhudur. Gelişim odaklı bir kültür inşa etmek, çalışan bağlılığını artırır, müşteri memnuniyetini yükseltir ve uzun vadede organizasyonun dayanıklılığını güçlendirir. Bunun için de şu soruların yanıtını aramalısınız: Çalışanlarınız neden sizinle çalışmak istiyor? Sizi diğerlerinden ayıran şey nedir?

Altıncı sütunumuz inovasyon. Teknoloji kullanımı burada önemli, ancak teknolojiyi yalnızca bir trend olduğu için değil, ‘size uygun olduğu için’ kullanmanız gerekiyor. Önemli olan sizin işinize, müşterilerinize ve süreçlerinize değer katacak inovatif çözümleri bulabilmeniz. İnovasyon, değişime uyum sağlamanın değil, değişimi yönetmenin anahtarıdır.

Geleceğe Hazırlık Skoru’nun son sütununda ise hayata geçirip uygulama (execution) var. Ne kadar iyi plan yaparsanız yapın, işlerin gerçekte yapılması ve hayata geçirilmesi gerekir. Müşterilere, hissedarlara, çalışanlara verdiğiniz sözleri yerine getirmek liderlerin en temel sorumluluğudur.

Planlı hareket etmek, süreci izlemek ve hedeflere ulaşmak, geleceğe hazırlıkta kritik bir rol oynar.

Bu yedi sütunu doğru şekilde inşa eden organizasyonlar, Future Readiness Score ölçümlerinde güçlü bir performans gösteriyor. Ve bu da onları değişime daha dirençli, geleceğe daha hazırlıklı hale getiriyor.

KİMLER GELECEĞE HAZIR?

‘Undisrupted’ adlı kitabımda, geleceğe hazırlık konusunda dikkate değer çalışmalar yapan pek çok şirkete/organizasyona yer verdim. Aynı zamanda bu dönüşümlere liderlik eden iş dünyasındaki önemli isimleri de ele aldım. Ancak, şunu açık bir şekilde söylemeliyim ki, bugün hiçbir şirket ya da lider yüzde 100 geleceğe hazır durumda değil.

Future Readiness Score, bir yüzde oranı üzerinden ölçümleniyor. Bu ölçümde “tam” bir geleceğe hazırlık durumu görmek mümkün değil. Çünkü, dış çevredeki değişimler, en sağlam şirketleri bile etkileyebiliyor.

Yine de, geleceğe hazırlık konusunda çok ileri seviyede olan bazı örnekler var.
Bunlardan biri, son 30 yılda muazzam bir inovasyon süreci geçiren teknoloji şirketi Nvidia. Bugün sadece ürettikleri ürünler ve geliştirdikleri teknolojilerle değil, organizasyonel yapılarını nasıl şekillendirdikleri, çalışan deneyimlerini nasıl yönettikleri ve öğrenme kültürlerini nasıl inşa ettikleriyle de örnek teşkil ediyorlar. Eğer Future Readiness Score üzerinden değerlendirecek olsam, Nvidia’ya yüzde 95’in üzerinde bir skor verirdim. Ancak, ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, yine de küresel ticaret savaşları, siyasi belirsizlikler gibi dışsal faktörlerden etkilenme riskleri var. Yani değişim her zaman bir tehdit unsuru olarak kalıyor.

DİKKAT ÇEKEN ÖRNEK

Bambaşka bir sektörden bir diğer örnek daha vermek isterim: MSC Cruises. Lüks kruvaziyer sektöründe faaliyet gösteren MSC Cruises, geleceğe hazırlık konusunda çok önemli adımlar atıyor. Önümüzdeki 20-30 yılı düşünerek, gemilerinin yakıt sistemlerini değiştirme kararı aldılar. Gelecekte filosundaki gemilerin dizel veya petrol bazlı yakıtlar yerine LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) kullanmasını sağlayacaklar. Bu adım, sadece karbon ayak izlerini azaltmakla kalmıyor; aynı zamanda gelecek nesillerin sürdürülebilirlik beklentilerine de yanıt veriyor.

MSC Cruises, müşterilerinin beklentilerini derinlemesine analiz ederek ve çevresel sorumluluğu öncelik haline getirerek sektörde önemli bir dönüşüme öncülük ediyor. Bu nedenle, onların da geleceğe hazırlık skorunun yüzde 90’ın üzerinde olduğunu söyleyebilirim.

Bunlar sadece iki örnek. Farklı sektörlerden birçok şirket, kendi özgün stratejileriyle geleceğe hazırlanıyor. Ancak temel nokta şu: Değişimi öngörmek, ona uyum sağlamak ve organizasyonun temel değerlerini bu yeni gerçekliklere göre sürekli yeniden tanımlamak.

ÜÇ TEMEL GÜÇ

Gelecekte iş dünyasını değiştirecek 3 temel güç olduğuna inanıyorum. Bu güçlerin her biri, şirketlerin bugün geliştirmeye başlaması gereken temel yetkinliklerle doğrudan bağlantılı. İlk güç, değişimi tanımlayabilme becerisi. Değişim, hayatın tek sabitidir.

Mevsimler değişir, hava değişir, teknolojiler değişir, nesiller değişir. Her şey sürekli evrim geçirir. Ancak organizasyonlar için kritik olan, bu değişimlerin sinyallerini erkenden fark edebilmek ve bu sinyallerin arkasındaki dinamikleri doğru yorumlayabilmektir.

Değişimi zamanında tanımlayabilen organizasyonlar, rakiplerinden birkaç adım öne geçerler. Bu yetenek, bir şirketin yalnızca bugünü kurtarmasını değil, geleceği inşa etmesini sağlar. Dolayısıyla ilk yapmamız gereken şey, çevremizdeki değişim belirtilerini erken aşamada tanıyabilmektir.

İkinci güç, bu değişime uyum sağlama ve benimseyebilme yeteneği. Değişimi sadece görmek yetmez; ona göre aksiyon almak gerekir. Yeni gerçekliklere uyum sağlamak, organizasyon yapınızı, iş modellerinizi ve hatta zihniyetinizi değişime açık hale getirmeyi gerektirir. Bu bazen yeni yatırımlar yapmayı, bazen yeni yetenekler kazandırmayı, bazen de alışık olduğunuz köklü süreçleri terk etmeyi içerir. Değişime uyum sağlayabilen organizasyonlar, rekabet avantajlarını koruyabilirler.

Üçüncü güç ise, dayanıklılık (resilience) inşa etmek. Her değişim hareketi mükemmel sonuçlar getirmez. Bazı stratejiler başarısız olabilir, bazı yatırımlar bekleneni veremeyebilir. Ancak burada önemli olan, başarısızlıklardan öğrenerek daha da güçlenmek ve ilerlemeye devam etmektir.

Dayanıklılık, sadece zorluklara karşı koymak değil; aynı zamanda öğrenmek, gelişmek ve bir sonraki fırsat için hazır olmak demektir. Geleceğin şirketleri, dayanıklılığı kültürlerinin bir parçası haline getirenler olacak. Özetle, önümüzdeki 10 yılda başarılı olmak isteyen organizasyonların üç alana odaklanması gerekiyor. Değişimi erkenden tanımlamak, değişime hızlıca uyum sağlamak, ve dayanıklılık kaslarını güçlendirmek. Bu üç güç, geleceğe hazırlanmanın ve uzun vadeli başarıyı garantilemenin temel taşı olacak.

 

IAN KHAN
‘Undistrupted’ kitabı yazarı

YARININ ŞİRKET
Geleceğe hazırlık skoru hazırlıyor

3 KRİTİK BECERİ

  • Değişimi tanımlayabilme
  • Uyum sağlama ve benimseme
  • Başarısızlıklara dayanma

 

GELECEK BEKLEMİYOR!

McKinsey’in araştırmasına göre şirketlerin kaybedecek zamanı yok, geleceğe hazır olmaları gerekiyor. Çünkü, ABD’deki kârın yüzde 95’i, en iyi durumdaki %20’lik grup tarafından üretiliyor. 20 dışındakilerin zamanı daralıyor.

  • 359 MİLYON
    Genius’un verilerine göre dünya çapındaki 359 milyon işletmenin önemli bölümü, ‘geleceğe hazırlık’ konusunda iyi konumda değil, çok büyük çaba göstermeleri gerekiyor.
  • Ciro %17.3
    Kar %14.0
    MIT Center for Information’un verileri, dijital dönüşüm ve geleceğe hazırlıkta başarılı şirketlerin ciro ve kâr büyümeleri, diğer gruplara göre daha yüksek seyrediyor.
  • %18 En hazırlıklı
    %16 Bugüne odaklı
    %65 Farkında ve Odaklı
    IDC’nin şirketler arasında yaptığı araştırmada ‘geleceğe hazırlık’ açısından şirketler 4 gruba ayrıldı. En ileri durumda olanlar ‘Geleceği yaratanlar’ olarak sınıflandı.
  • %10
    Gartner’ın araştırması, büyük şirketlerin %10’unu, Cisco’nun çalışması ise %14’leri yapay zekaya hazırlıklı olarak nitelendiriyor.

ŞİRKETLERİN EN SIK DÜŞTÜĞÜ 2 TUZAK

  • SÜRÜ PSİKOLOJİSİ Şirketler, onları geleceğe hazırlamayan, ama öyleymiş gibi görünen tuzaklara düşebiliyorlar. Bunlardan ilki, ‘bandwagon effect’ dediğimiz, “sürü psikolojisi” etkisi. Bu etki, pek çok şirketin belli bir teknolojiyi ya da uygulamayı benimsemeye başladığını gördüğünüzde, sizin de aynı şeyi yapma eğilimine girmenizle ortaya çıkıyor. Örneğin, herkes yapay zeka kullanıyor diye, siz de işinize nasıl katkı sağlayacağını düşünmeden yapay zeka projeleri başlatıyorsunuz. Oysa her organizasyonun ihtiyaçları, iş yapısı ve dinamikleri farklı. Sizin için doğru çözüm, başkaları için doğru olanla aynı olmayabilir.
  • DOĞRULAMA ÖNYARGISI İkinci büyük hatayı ise ‘doğrulama önyargısı’, yani ‘confirmation bias’ oluşturuyor. Bu da liderlerin, yaşadıkları olumsuzlukları haklı göstermek için, çevredeki diğer olumsuz örnekleri aramaya başlamasıyla ortaya çıkıyor. Örneğin, bir dönüşüm projeniz başarısız olmuşsa, benzer başarısızlık örneklerini arayıp buluyorsunuz ve “bakın, onlarda da olmamış” diyerek kendi başarısızlığınızı rasyonalize ediyorsunuz. Oysa odaklanmanız gereken şey, olumsuz örnekleri aramak değil; başarılı çözümleri, pozitif yaklaşımları bulmak olmalı.

IAN KHAN’IN YANITINI ARADIĞI SORULAR

  1. BAĞLILIK VE İLETİŞİM Şirketiniz dünyaya nasıl görünüyor? Toplum, tedarikçiler ve iş ortaklarınızla bağlantılarınız ne kadar sağlam?
  2. İNSAN Çalışanlarınıza nasıl davranıyor ve destekliyorsunuz? Hangi insan kaynakları politikalarını uyguluyorsunuz?
  3. ÖĞRENME Kendi deneyimlerinizden öğrenebiliyor, başarılar ve başarısızlıklardan ders çıkarabiliyor musunuz?
  4. İŞBİRLİĞİ Paydaşlar, girişimler ve tedarikçilerle iş birliği yapabiliyor musunuz? Sürekli kendi bildiğinizi yapmakla yetinmek yerine, yeni ortaklıklar kurabiliyor musunuz?
  5. KÜLTÜR Çalışanlarınız neden sizi tercih ediyor? Çalışanlar ve müşterilerinizin gözünde sizi diğerlerinden ayıran şey nedir? Kültür, bir organizasyonun ruhudur.
  6. YENİLİKÇİLİK İnovasyon, değişime uyum sağlamanın değil, onu yönetmenin anahtarıdır. Teknolojileri sadece trend olduğu için mi, yoksa size uygun olduğu için mi kullanıyorsunuz?
  7. İCRAAT Planlarınızı yaptınız ama müşterilere, hissedarlara, çalışanlara verdiğiniz sözleri yerine getirebiliyor musunuz?

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yabancı Kalabalıklardan İyi Komşulara: Mahalle Hayatını Dijital Çağa Taşıyan Girişim – Naberise

yapay-zeka-kaç-kişi-gücünde

Yapay zeka kaç kişi gücünde?