in , ,

Karantina Çağında Slack

İş yeri üretkenliğini geliştirmeye odaklı bu şirket, Koronavirüs krizi sırasında önemli bir rol üstlendi ve bu süreçte kendisini de yeniden keşfetti.

YAZI: CHARLES FISHMAN

9 Mart 2020, Slack için her daim büyük bir gün olacaktı.
ABD’de yaz saati uygulamasının başlamasından sonraki Pazartesi, ABD ve Avrupa’yı birbirine bir saat daha yaklaştırıyor ve iki kıta arasında çakışan bu fazladan bir saat, geleneksel olarak dijital mesajlaşma platformunda aynı anda bulunan kullanıcılarda bir sıçramaya neden oluyordu.

Fakat o Pazartesi beklenmedik bir şey oldu.
Bir önceki hafta, Koronavirüs hakkındaki endişeler ABD çapında yayılmaya başlamıştı. Amazon, Apple, Facebook ve Google, çalışanlarına evden çalışmalarını söylemeye başladı. Stanford Üniversitesi bire bir dersleri iptal etti. South by Southwest, Austin’deki festivalini tamamen iptal etti. MGM, 25. James Bond filminin gösterime girişini Paskalya’dan Şükran Günü’ne erteledi. Filmin adı: No Time to Die (Ölecek Zaman Yok).

Slack’in teknolojiden sorumlu başkanı (CTO) Cal Henderson, “O Pazartesi sabahı bir artış görmeyi bekliyorduk” diyor. Şirketin “Yeni bir rekor kırıldığında otomatik olarak gönderide bulunan dahili bir kanalı var,” ve bu kanalın otomatik zili o gün birden fazla kez çaldı: Slack’in dünya çapında birbirine bağlı olan kullanıcıları tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Günlük gönderilen mesajların sayısı da öyle. Henderson, bu düzeye ulaştıktan sadece bir hafta sonra Slack’i küresel bir pandemi için geliştirmedik” diyor, “Fakat Slack şu anda dünyada olanlarla yakından ilgili.”

Pandemi ilerlerken haberleri göz ardı etmiş ve sadece Slack’in kullanıcı istatistiklerini takip etmiş olsanız bile, epik boyutlarda bir şeyin gerçekleşmekte olduğunu anlardınız. Slack, 10 Mart’ta, tarihinde ilk defa, programı aynı anda kullanan on milyon kullanıcı rekorunu kırdı. Altı gün sonra, 16 Mart 2020’de, Slack 11 milyon kullanıcı elde etti. Bundan 7 gün sonra, 23 Mart’ta, Slack 12 milyon eşzamanlı kullanıcıya ulaştı. Slack, yeni Koronavirüs’ün sosyal yayılımıyla ilgili endişelerin duyulduğu iki hafta içinde, önceki 6 ayda elde ettiğinden daha fazla yeni eşzamanlı kullanıcı kazandı. Ve bu hız artmaya devam etti: Slack, Mart’ın sonunda sadece 2 günde 500 bin eşzamanlı kullanıcı daha ekledi.

Kısa sürede, on milyonlarca çalışan, mutfak masalarında, çocuklarının oyun odalarında veya yataklarında oturarak çalışmaya başladı ve Slack, bu çalışanların pek çoğunun sohbet etmesini, sorular sormasını, bilgi paylaşmasını ve kararlar almasını mümkün kıldı. Bu platform, akıllı telefonlardaki detaysız, basit mesajlaşma işlemini, iş yerindeki iletişim akışını ayırıp arşivleme becerisiyle (açık ofis kültürünü yeniden yaratacak şekilde) birleştiriyor. Mesaj dizileri demokratik, enerji verici ve ayrıca bazen de dikkat dağıtıcı. Slack, çalışmaya devam edebilecek insanların çalışmaya devam etmesini sağladı.

İşletmeler Koronavirüs’ten kaçınmak için kıvrandıkça, yardım için yüzlerini Slack’e dönmeye başladılar.

Slack, pandemiden önce The Washington Post ve The New York Times’ın yanı sıra ABD’nin kamuya açık en büyük yüz şirketinden altmış beşini ve Amerikan hükûmetinin bir düzine kurumunu (Dış İşleri Bakanlığı ve söylenene göre Ulusal Güvenlik Ajansı da dahil olmak üzere) müşterileri arasında sayıyordu. Slack, iş yeri iletişiminin bu yeni halini tanımladı ve yedi yıldan az bir sürede 110 binden fazla ücretli müşteri ve 630 milyon dolar yıllık gelire ulaştı. Fakat yatırımcılar 2019’da kamuya açıldığından beri, yavaşlayan büyümesi, kâr edebilirliğinin düşüklüğü ve Teams adında ücretsiz rakip bir ürünü bulunan Microsoft’la rekabeti yüzünden şirket hakkında temkinli davrandılar.

Şirket, Tom Hanks’in Covid-19’a yakalandığı haberinden bir gün sonra, 12 Mart’ta, 2020’deki mali kazançlarını rapor etti. Şirketin yıllık kayıpları büyürken, kendisi hakkındaki şüpheler de arttı. İki borsa günü sonra, 16 Mart’ta, yatırımcılar şirketin hissesini o zamana kadarki en düşük fiyata düşürdüler, bu fiyat Haziran’daki ortaya çıkışlarından yüzde 56 daha düşüktü. Slack’in bir hafta içindeki ikinci eşzamanlı kullanıcı rekorunu kırdığını ve 1 Şubat’ta başlayan çeyrek dönemin ilk yedi haftası içinde neredeyse önceki altı ayda kazandığı kadar müşteri kazanacağını henüz bilmiyorlardı.

Bu talep artışı Slack’te herhangi bir kutlamaya yol açmadı. İnsanlar şirketin ürününe felaketle başa çıkabilmek için akın ediyorlardı. Aynı nedenden, paniklemenin de sırası değildi. Henderson, “İnsanlar Slack’i Wi-Fi veya elektrik gibi bir demirbaş olarak görüyor” diyor. Kendisi Slack’in çalışanlarının üçte birini oluşturan ve platformu çalışır halde tutan yedi yüz mühendisi yönetiyor. “Slack çok önemli bir hizmet ve her zaman burada, her zaman çalışır durumda.”

Slack, gelecek yüz yıl boyunca hatırlayacağımız bir anın parçası haline geldi: Mart 2020’de küresel ekonomi sonsuza kadar değişti. Amerika’da çalışma biçimi sonsuza dek değişti. Koronavirüs tarafından yeniden düzenlendik.

Bir şirketin 6 bin çalışanı varsa, birdenbire 6 bin iş yeri de oldu. Eğer herkesle aynı yerde çalışmak bazen zor veya sinir bozucu geldiyse, artık hiç kimse aynı yerde değildi. Slack gibi bir teknoloji çabucak Amerikan ekonomisinin çalışan kısımlarını birbirine bağlı tutan bir güç haline geldi. Platform, çeşitli endüstriler ve coğrafyalar boyunca vazgeçilmez hale geldi; sadece zaten onu seven bilgi çağı çalışanları için değil, aynı zamanda virüsü durdurmak için çabalayan bilim adamları ve New York metrosunu pandemi sırasında da çalışır halde tutan insanlar için de böyle oldu.

Şirketin CEO’su Stewart Butterfield, kazanımlarını bildirdikten bir gün sonra, 20 Mart’ta: “Bu tür bir kaosta sadece e-postalara güvenemezsiniz” diyor.

San Francisco’nun 170 kilometre güneydoğusundaki Hilmar, California’da yer alan WICKSTROM DAIRIES, geleneksel işgücü üzerine kurulmuş ve günde 24 saat, yılda 365 gün çalışan bir işletme. Buradaki iki bin beş yüz inek, günde, yükleyicilerin ve kamyonların karıştırıp getirdiği doksan bin kilo, inek başına da otuz altı kilo yem yiyor. Wickstrom’un çalışanları her gün yirmi saatlik bir süre boyunca inekleri sağıyor. Her bir ineğin otuz litre civarında süt vermesiyle, günde seksen bin litre süt üretiliyor.

Yeni Koronavirüs Mart’ta California’yı hedef aldığında, bu 2 bin 500 inek pek de endişelenmiş değildi. İneklerin yıllardır kendi koronavirüs çeşitleri var (bunlar insanları etkilemiyor) ve bunun için aşı oluyorlar. Bunun için sosyal mesafeye uymaları da gerekmiyor.

Fakat Covid-19’u atlatmak için inekler dışındaki herkesin Slack’e ihtiyacı olacaktı.

Bugün Wickstrom’un 28 çalışanı için vardiya öncesi toplantılar, aralarda küçük gruplar halinde bir araya gelmeler yok ve çalışanlar zaman ve mesafe olarak uzaklara yayılmış durumdalar. Mandıra çalışanları görevlerini Slack üzerinden alıyorlar, gece boyunca buzağılara veya hasta ineklere ne olduğuna bakıyorlar ve cihazların tamiri ve ayrıca Covid-19 hakkındaki en son haberleri alıyorlar ve bunların hepsini Slack üzerinden yapıyorlar. Aile mandırasını yönetmeye yardımcı olan ve aynı zamanda şirket ortaklarından birisi olan Aaron Wickstrom, “Herkesin bir telefonu var” diyor: “Slack herkesin işini kolaylaştırdı. Ayrıca daha güvenli hale getirdi. İneklerimiz hayati öneme sahip fakat insanlarımız önce gelir.”

Bu sırada, 4 bin 700 kilometre ötede, virüsün merkez üssü New York şehrinde on binlerce insan hastalığa yakalanıyordu. Metroya binme oranı yüzde 70 düşmüştü, fakat 1.8 milyon New Yorklu (sağlık çalışanları, eczacılar, ilk müdahale ekipleri ve salgınla savaşan diğerleri) hâlâ işe gitmek zorundaydı. Metroların ve otobüslerin çalışmaya devam etmesi gerekiyordu.

Şehrin, 2017 yazı gibi yakın bir zamanda operasyon sorunları yaşayan Metropolitan Toplu Taşıma Müdürlüğü, Slack’i trafik modelleri, hat durumları ve gecikmeler hakkında gerçek zamanlı bilgiler toplamak için kullanarak yüzlerce ekip üyesini hastalanmalarını engellemek için kontrol odalarından ve ofislerden çıkarmayı başardı. MTTM, doğrudan Slack üzerinden şehrin her yerindeki metro istasyonlarında bulunan dijital bilgi panolarına ve ayrıca Twitter’a da gerçek zamanlı mesajlar ve uyarılar gönderiyor. Normalde ulaşım operasyon merkezlerinde yan yana oturan çalışanlar işlerini evden yaparak, vagonları işletmek ve takip etmek için temel konumda olan az sayıda çalışana birbirlerinden uzak durabilmeleri için fazladan alan bırakmış oldu. MTTM, belli bir ürünün reklamını yapmış olmamak için Slack kullanımları hakkında doğrudan konuşmayı reddetse de müşterilerden sorumlu müdürleri Sarah Meyer, 18 Mart’ta şirkete bir teşekkür tweet’i yazdı: “@SlackHQ olmasaydı bunları yapamazdık.”

Slack, aynı zamanda Koronavirüs’le savaşın ön cephelerinde yer alıyor. California Üniversitesi San Francisco (UCSF) Kantitatif Biyobilimler Enstitüsü’ndeki bir laboratuvarı yöneten Nevan Krogan, Koronavirüs’ün insan hücrelerindeki tam olarak hangi proteinleri ele geçirip kendini hızlıca çoğaltmak için kullandığını bulmak üzere bir girişim düzenledi. Eğer bu kilit proteinlerin haritası çıkarılabilirse, başka hastalıkları tedavi etmek için onaylanmış olan ve virüsü işlevsiz bırakacak mevcut ilaçlar bulunabilir ve böylece Covid-19’un çoğalması engellenebilir.

Normalde bu tür bir çalışma 1 yıldan fazla sürer. Krogan, bazıları kendi laboratuvarıyla birlikte UCSF’te yer alan, bazıları da New York ve Paris’te bulunan 22 laboratuvarı karmaşık, titizlik isteyen ve yorucu görevleri bölüşmek üzere bir araya getirdi. Çalıştıkları yerde virüs yayılırsa laboratuvarların kapatılmasından korkarak deneysel çalışmanın Mart’ın ilk yarısında bitmesi için insanları zorladı. Korkmakta haklı da çıktı: Çabalarının yarısına gelmişlerken UCSF herkesi eve gönderdi.
Fakat çalışmalar devam etti. Hatta daha da yoğunlaştı. Krogan’ın laboratuvarında doktora sonrası ikinci yılında bulunan üye Mehdi Bouhaddou, bir noktada aralıksız 14 gün boyunca günde 16 saat evden çalıştı.

22 Mart Pazar günü ekipler, fen bilimleri yayın sitesi bioRxiv’e 332 ilgili protein ve virüsün çalışmasını engelleyebilecek 69 olası farmasötiği belirleyen bir makale yükledi. Proteinlere ve virüse karşı bu ilaçların test edilmesi Mount Sinai Hastaneler Kompleksi’nde başladı.

Tüm çabalar Slack üzerinden yürütüldü. Bou-haddou platform hakkında “Çok önemliydi,” diyor. Genişleyen bu uzmanlar ekibi sürekli iletişimde kaldı ve böylece insanlar hata yapmadı veya birbirlerinden çok uzaklaşmış olmadı. Gece gündüz her saatte bilim adamları birbirlerine sorular sordular, fikirlerini, teorilerini, tekniklerini ve sonuçlarını paylaştılar. Makaleye eklenecek çalışma grafiklerini paylaştılar, böylece herkes onu kontrol edip düzeltebildi. Bouhaddou, her birkaç dakikada bir Slack’ten mesaj gönderdiğini veya gelen mesajları okuduğunu söylüyor. “Tıpkı laboratuvarda bir meslektaşınıza dönüp ‘Bunun hakkında doğru mu düşünüyorum?’ diye sorabilmek ve anında bir cevap alabilmek gibiydi” diyor. “Meslektaşınızın şehrin öbür ucunda veya Paris’te olması dışında.”

TABİİ Kİ SLACK, kendisi de Slack üzerinden çalışarak, problemler, prosedürler ve kararlar üstüne düşünmek için kendi platformunu kullanıyor. Fakat San Francisco’da yer alan şirket Mart’a kadar ofisten çalışma kültürüne sahipti.

Şirket dünya çapındaki 18 ofisini kapatırken, CEO Butterfield ve üst düzey yöneticileri Slack’in daha fazla çabalamasını gerektirecek fakat görevini daha fazla netleştiren bir dizi karar aldı… Hızlı bir şekilde, işlerini evden yapabilmeleri için gereken tüm donanımların (ekran, sandalye, kulaklık gibi) tutarını her bir çalışana 500 dolara kadar ödediler. Ardından herkese en azından 15 Nisan’a kadar hastalık izniyle uğraşmalarına gerek olmadığını söylediler ve okullar kapandığında da insanlarla ne zaman çalışabiliyorlarsa o zaman çalışmalarını ve çocukları ve aileleriyle de ilgilenmelerini paylaştılar. Ayrıca maaşlarını da tam olarak alacaklarını belirttiler.

2 bin çalışanı olan bir şirkette, çocuklarla evden nasıl çalışılacağı konusunda Slack mesajları 542 tane “Slack sevgisi” (logosunun renklerinde ikişer ikişer üst üste konmuş dört tane kalp olan) emojisi, 250 tane çifte “çak bir beşlik” emojisi, 201 tane Slack dayanışması emojisi (havaya kalkan yumruk), 158 tane kalp emojisi ve 173 tane de genel müdür yardımcısı Robby Kwok’un yüzünden oluşan emojiyle toplamda neredeyse bin 600 tane takdir sembolü üretti.

Bu hamleler hem bir olasılık üzerine yapılmıştı hem de bir aydınlanma anı olmuştu ve bunların ikisi de bilinçli olarak olmamıştı. Eğer Slack, yaratıcılarının ve mevcut müşterilerinin ısrar ettiği gibi vazgeçilmez bir ürün idiyse, Koronavirüs krizi bunu daha da net hale getirdi. Şirket son çeyrekte 91.2 milyon dolarlık bir operasyon kaybı bildirdi fakat şimdi birkaç yüz bilgisayar ekranının bedeli veya insanların gerçekten hasta olmadan hastalık izni alması hakkında endişelenecek zaman değildi. Slack, bu olağanüstü kriz durumunda önce insanlarına özen gösterecekti. Bunun karşılığında da çalışanları müşterilerine aynı özenle davranacaktı.

Slack’in içinde kibirlilik yoktu. Gerçekten de sağlıklı bir alçakgönüllülük vardı ama aynı zamanda, hem bu tuhaf yeni dünyayla başa çıkma konusundaki becerilerine hem de herkesin onunla başa çıkmasına yardım etme konusundaki becerilerine dair de artan bir özgüven bulunuyordu. Şu an Slack’e duyulan bu son derece yoğun ihtiyaçla, şirket yıllardır sunmadığı bir şeyi geri getirdi: Telefonda 20 dakikalık sesli danışmanlık. Ücretsiz olarak. Ücret ödeyen veya ödemeyen tüm kullanıcılar, Slack’i kendi ihtiyaçlarına uyum sağlayacak hale getirmek üzere yardım almak için randevu alabilecekti. Buna olan talep iki haftadan sonra o kadar arttı ki Müşteri Deneyimi Müdür Yardımcısı ve şirketin ilk 8 çalışanından biri olan Ali Rayl da dahil olmak üzere üst düzey yöneticiler de bunu yapmaya başladı.

Özellikle de yerlerinden oldukları bir zamanda müşterilerin sesini duymak, Slack’e olan güvenlerini daha da artırdı. İnsan Kaynakları Müdürü Kwok, “İlgideki bu artış şirketi gerçekten canlandırdı” diyor. Bu müşterilerin aciliyetleri Slack’e anlamını yeniden kazandırdı. Aynı zamanda Butterfield’in ikinci adamı da olan Teknoloji Müdürü Henderson, “Pek çok insan şu anda bize güveniyor” diyor ve ekliyor: “Tekerlerin dönmesine ihtiyacımız var.”

Slack hiçbir zaman mesihvari hikayeleri olan Silikon Vadisi şirketlerinden biri olmadı, fakat her zaman işlerin yapılışıyla ilgili, e-postalara destek olacak merkezi bir sinir sistemi olmak istedi. Şirket, eğer 2 bin mesaj (elli tane çalışanın bir günlük işi veya on kişilik bir grubun bir haftalık değeri kadar) üretecek bir ekip edinebilirse başarılı olabileceklerini uzun zamandır biliyordu. Şirketin müşterilerini elinde tutma oranı yüzde 90’ın üstünde. Bu yüzden pandemi bitip insanlar ofislerine geri dönse bile, iş yeri kavramı muhtemelen sonsuza dek tamamen değişmiş oldu. Bu çıkış Wall Street’i etkilesin veya etkilemesin, Slack krizde sütün dükkanlara ulaşmasını, New York’taki doktorların hastanelere gidebilmesini ve dünyadaki bilim adamlarının Koronavirüs’ü çözebilmelerini sağlıyor. Butterfield, “Şirket içinde bunun için yaratılmış olduğumuza dair bir his var” diyor.

İŞE KOYULMUŞ
Butterfield, Slack’in 2 bin çalışanına evden çalışmalarını ilk kez 3 Mart’ta söyledi.

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Babaya zor soru

Yeni hedef uzay!