in , , , ,

Yeni hedef uzay!

Eren Özmen, bir memur ailenin kızı olarak gittiği ABD’de, üniversite eğitiminden sonra iş hayatına atıldı. Girdiği Sierra Nevada Corp’ta başarısıyla fark edildi. Bir süre sonra eşiyle satın aldığı şirkette büyük bir değişim yaptılar, 20 kişiden 5 bin kişiye ulaştılar. Savunma sanayiindeki başarılarını uzay endüstrisine taşıyarak bütün gözleri üzerlerine çektiler. Eren Özmen, bu dikkat çekici başarı öyküsünü ve gelecek hedeflerini Fast Company Türkiye’ye anlattı.

YAZI: M. RAUF ATEŞ

Hemşire bir anne ile sağlık memuru bir babanın kızı olarak İzmir’de doğdu. Her memur çocuğu gibi çeşitli illeri dolaşmak zorunda kaldı, ancak Diyarbakır’da, kendi deyimiyle, “Dicle Nehri’nin kıyısında” büyüdü. Çocukluk yılları Diyarbakır’da geçti. İyi okuyan, başarılı bir öğrenciydi. Anne ve babası, diğer 3 kız kardeşi gibi onların okumasına çok önem veriyor, destekliyordu:
“Ailem eğitime her zaman çok değer verirdi. On yedi yaşıma kadar televizyonumuz yoktu ve ailemiz okuyabildiğimiz kadar çok kitap okumamız için bizi sürekli teşvik etti. Ailem için benim ve kız kardeşlerimin okula odaklanması çok önemliydi.

Annem başhemşire ve babam sağlık memuruydu. Ne yazık ki lise mezuniyetimden birkaç gün sonra babamı trafik kazasında kaybettik. Bizim için çok zor bir dönemdi. Annem, beni ve kardeşlerimi hiçbir şeyden mahrum bırakmamak için çok çalışıyordu. O dönemde sergilediği müthiş kararlılık ve azim, benim üzerimde kalıcı bir etki yarattı. Annem benim rol modelim oldu.”

Anne ve babasının emeklerini boşa çıkarmadı ve Ankara Üniversitesi’nde Gazetecilik ve Halkla İlişkiler alanında lisans eğitimi aldı. Kendi deyimiyle, 1981 yılında mezun olduğunda, “Çok büyük hayalleri” vardı. Hayalleri arasında eğitim için ABD’ye gitmek vardı:
“Ailemi Türkiye’de bırakmam ve kendi geçimimi sağlamam gerekse de yüksek lisans eğitimi almak üzere ABD’ye gelmeye kararlıydım.

Çocukluğum kitap okumakla geçtiği için dünyayı hep kitaplardan hayal edip yaşadım. Okuduklarımdan edindiğim izlenime göre Amerika, çok çalıştığınızda sınırsız fırsatlar sunabilen bir ülke idi. Ben de hayatı deneyimlemek istedim.”

Öyle de yaptı ve şimdi ABD’nin en büyük milyarderleri, başarılı iş kadınları arasına girerek dev bir şirketi yarattı… Sierra Nevada Corporation’ı eşi Fatih Özmen ile birlikte kuran Eren Özmen’in iş hayatına girişi işte böyle oldu.

Şimdi havacılığın yanı sıra uzay konusunda da yatırımlarıyla ABD iş ve basın dünyasının dikkatle izlediği Eren Özmen, yeni hedeflerini Fast Company dergisine anlattı:

ABD’de öğrencilik dönemi kolay oldu mu, yeni hayata adapte olmak, ayakta kalmak için neler yaptınız?
Amerika’ya geldiğimde sadece 23 yaşındaydım. Buraya çok az para ile geldim, birikimim yoktu ve iyi İngilizce konuşamıyordum. Geriye dönüp baktığımda o dönemin, şimdiye kadar yaşadığım en zor dönem olduğunu söyleyebilirim. O zorlukları aşmak bana imkansız gibi geliyordu. Her sabah uyandığımda kendime “pes etme, sadece bir gün daha” diyordum ve bu şekilde bugünleri atlattım. Benden bir yıl önce Fatih (Özmen) yüksek lisans için ABD’ye gelmişti. Birbirimizi tanımıyorduk, ancak ortak birkaç arkadaşımız vardı. Benzer geçmişlerimizin yanı sıra ikimizin de güçlü bir kararlılığa sahip olmasının da etkisiyle hemen arkadaş olduk ve yüksek lisans eğitimlerimizi tamamlarken birbirimize destek olduk. Yüksek lisanslarımızı bitirdikten birkaç yıl sonra da ilişki yaşamaya başladık.

1985 yılında üniversiteden mezun oldunuz. Sierra Nevada Corporation’daki sizin ilk işiniz miydi? Bu şirkete dahil olmanız nasıl gerçekleşti?
MBA’imi tamamladıktan sonra vasıflarımı kullanabileceğim bir iş arayışına giriştim. Nevada’da sulama sistemleri üreten özel sermayeli bir şirketin finans departmanında çalışmaya başladım.
Bilgisayar yardımıyla daha iyi ve hızlı finansal raporlar üretilebileceğini biliyordum ama bilgisayar temin edilmesi talebim şirket tarafından reddedildi. Ben de bunun üzerine kendi maaşımla bilgisayar satın aldım ve iş yerine getirdim. Haftalar alan raporları birkaç gün içinde hazırlamaya başladığımda herkes çok etkilendi. O zamanlarda kullandığım bu sistem, iş süreçlerine çok önemli katkılar sağladı. Kullandığım inisiyatif ve yarattığım etkiden dolayı finans müdürlüğüne terfi ettim.

Kısa bir süre sonra, sahibi, şirketi Black&Decker’a sattı ve Texas’a taşıdı. Bütün çalışanlar işini kaybetti.

O dönemde işsiz kaldım. Fatih henüz yüksek lisans öğrencisiyken stajyer olarak başladığı SNC’de kadrolu mühendis olarak çalışıyordu.

SNC bazı maddi zorluklar yaşamaya başladı ve desteğe ihtiyacı vardı. SNC’nin finansal sistemlerini otomatik bir platforma dönüştürmek için yardım etmeye başladım. Ardından şirketin finans bölümüne destek olmak amacıyla SNC’de danışman olarak çalışmaya başladım.

1994 yılında bu şirketi satın aldınız. Bu süreci, şirketi satın alırken hedefinizi paylaşır mısınız? Genç yaşta şirket satın almak finansal açıdan kolay olmamıştır diye düşünüyoruz?
Bu hikaye aslında 1994’ten çok daha öncesine dayanıyor. SNC’de finansal danışman olarak çalışırken, masraf tahminlerinin yanlış hesaplandığını ve bunun sonucunda da her sözleşmede şirketin para kaybettiğini fark ettim. Şirket sahipleri bu kötü durumdan tam olarak haberdar değildi. Şirket bu hatadan dönmemiş olsaydı, muhtemelen birkaç ay içinde iflas ederdi. Bunu hemen düzeltmek için yaptıklarımız şirketin yavaş yavaş tekrar kârlı hale gelmesini sağladı.

Dürüst yaklaşımım ve yaptıklarımın yarattığı iyi etki sayesinde Ocak 1989’da SNC’nin ilk finans denetçisi olarak işe alındım. Daha sonra 1994’te SNC’yi devralma fırsatımız oldu. Fatih ve ben şirketi satın almak ve şirketin tüm yükümlülüklerini üstlenmek için evimizi ipotek ettirdik. Özellikle çocuklarımızın o dönemde ne kadar küçük olduklarını düşünürsek bu bizim için büyük bir risk oluşturuyordu. Ama SNC’yi iyi günlerin beklediğini biliyorduk ve kararlı olursak vizyonumuzu hayata geçirebileceğimize inanıyorduk. O tarihte SNC, sadece 20 çalışanı olan küçük bir firmaydı.

Benim iş ve finans alanındaki yeteneklerimin, Fatih’in eşsiz ve vizyoner teknik ve mühendislik becerileriyle birleşmesiyle ilk büyük sözleşmemizi yaptık. Ardından çeviklik, uygun fiyat ve performansa odaklanarak müşterilerimizin güvenini kazanmaya başladık. Şirketi mali açıdan sağlıklı bir duruma getirdikten sonra kapasitemizi arttırmaya, kazanımı yüksek eşsiz teknolojilerle satın alımlar yapmaya ve son derece yetenekli işgücümüzle ilerlemeye odaklandık.

Aradan 20 yıldan fazla bir süre geçti. 1994 yılındaki SNC ile bugünkü arasında nasıl bir fark var? Bunu önemli rakamsal göstergelerle paylaşır mısınız?
SNC yıllar içinde gerçekten dönüşüme uğradı. Fatih ve ben SNC’yi satın aldığımızda, şirket sadece 20 çalışanı olan ve iflasın eşiğinde, sorunlu bir şirketti.

SNC günümüzde, uzay, havacılık ve ulusal güvenlik alanlarında, inovasyon ve çevikliğiyle tanınan, güvenilir, multi-milyar dolarlık bir lider konumunda. SNC, Amerika’da 19 eyalette ve İngiltere, Almanya ve Türkiye’de toplam 40’tan fazla lokasyonda, küresel düzeyde müşterilerine destek sağlıyor. Çalışan sayımız 5 bine yaklaştı.

SNC’nin farklı sektörlerde öne çıkan çeşitli projeleri var ama küresel çapta çıkışının en güçlü örneklerinden biri Dream Chaser programı. 2016 yılında NASA, Ticarî Yeniden Hizmet Sözleşmeleri 2 (CRS 2) kapsamında Uluslararası Uzay İstasyonuna kargo taşımak için SpaceX gibi sektör liderlerinin yanı sıra SNC’nin Dream Chaser uzay aracını seçti. Bu gerçekten SNC için önemli dönüm noktalarından biri oldu. Bu önemli ihaleyi Boeing ve Lockheed gibi devler karşısında SNC kazandı. Bu bizim için çok büyük bir olaydı.

SNC’nin endüstride yarattığı farkı bir cümle ile özetlerseniz, ne dersiniz?
Bazen dışardan gelen bir görüş, aydınlanma sağlayabilir diyerek özetleyebilirim. Türkiye’de üst düzey bir Millî Savunma Bakanlığı yetkilisi benimle ilginç bir anekdot paylaştı. Boeing’in bir üst düzey yöneticisiyle konuşurken ona SNC hakkında ne düşündüğünü sormuş.
Yönetici şöyle yanıtlamış, “SNC, endüstriye öncülük eden yenilikçi bir şirket.”

Eşinizle nasıl bir görev paylaşımı yapıyorsunuz; siz hangi alanlara odaklısınız?
Bireysel becerilerimiz birbirini gerçekten tamamladığı için Fatih ve ben aslına bakarsanız çok iyi ve etkili bir takımız.

Fatih yaratıcı bir düşünür ve problem çözücüdür. SNC’ye ve geleceğimize rehberlik eden hiç bitmeyen bir coşku, geniş bilgi ve teknik uzmanlığa sahiptir.

Ben ise, sürekli büyümemizi ve başarımızı daim kılmak için SNC’nin yönetiminin tüm temel unsurları ile bilfiil ilgileniyorum. Dijital dönüşüm, yetenek yönetimi ve güçlü finansal sistemler aracılığı ile şirketin, güçlü bir temele sahip olmasını sağlamak benim odak noktam. SNC kısa bir süre önce ABD’nin En İyi Yönetilen Şirketi olarak seçildi. Bu yıl, uzay ve savunma alanında bu ödüle layık görülen tek şirketiz.

Kısaca, Fatih her zaman büyük, cesur ve yenilikçi fikirler geliştirir. Bu fikirleri hayata geçirmek üzere finansman ve iş planının oluşmasını sağlayan da benim.

Gündeminizde satın almalar var mı?
Her zaman uygun ve anlamlı satın almalara odaklanıyoruz. Bütünün, parçaların toplamından daha büyük olduğu fırsatları arıyoruz. Bu fırsatlar, 1 + 1 = 11 olan nadir fırsatlar olmalı. Satın alma ve SNC’nin büyümesiyle ilgili yaklaşımımız, her zaman bu şekilde oldu.

Bugüne kadar 20 stratejik satın alma gerçekleştirdik. Bir sonraki satın almamız muhtemelen yapay zeka ile ilgili olacak. Ancak bu konuyla ilgili detayları paylaşmak için henüz erken olduğunu düşünüyoruz.

SNC için nasıl bir gelecek hedefliyorsunuz? 5-10 yıl sonrası için düşündüklerinizi paylaşır mısınız?
Uzay alanında inanılmaz bir potansiyel var ve bunu kesinlikle çok heyecan verici buluyorum. Bunun da uzayın sunduğu sınırsız fırsatlardan kaynaklandığını düşünüyorum.

Otoyollar ve ulaşım ağları nasıl millî ve küresel ticaret için gerekli altyapıyı oluşturuyorsa, ticarî uzay ekonomisinin geleceğini de uzay altyapısı belirleyecek. Bu bağlamda NASA, ilk adımı atarak ticarî kargo ve personel programlarıyla alçak yörünge için ulaşım altyapısını oluşturmaya başlamış durumda. Hedefimiz, SNC’nin uzay altyapısının tanımlanmasında ve geliştirilmesinde önemli bir rol oynaması.

“BİSİKLETİMİ KİRALAYARAK İLK PARAMI KAZANMIŞTIM”
DİYARBAKIR’DA GİRİŞİMİCİLİK
Ben bazı özelliklere ve becerilere doğuştan sahip olduğumuza inanıyorum. Küçük yaştayken bile bende ticari zeka vardı. Diyarbakır’da büyüdüğüm dönemde, ana ulaşım aracı at arabasıydı, yani fayton. Ortaokula giderken babam bana bir bisiklet almıştı. Diğer çocukların çoğu bisikletimle çok ilgilenmişti. Ben de 25 kuruş karşılığında bisikletimi sürmelerine izin veriyordum. Böylece onlar yeni bir şeyi deneyimleme fırsatı bulurken ben de kitap almak için para biriktiriyordum.

ABD’DE PASTANEDE ÇALIŞTIM
İşte bu fırsatları yakalama dürtüsü tüm hayatım boyunca benimle kaldı. Amerika’da eğitimimi tamamlarken okul masraflarımı karşılamak için pastanede ev yapımı baklava sattım. Hâlâ arada bir kullandığım harika tariflerim var. MBA eğitimimi aldığım dönemde bir gazetenin finans bölümünde stajyer olarak da çalıştım. Hatta bilgisayarla ilk kez o dönemde tanışmıştım.

EREN ÖZMEN’DEN GİRİŞİMCİLERE ÖNERİLER
1- Tüm zorluklara rağmen yılmadan yolunuza devam edin: Tutkulu, güçlü ve dayanıklı olmanızı temenni ederim.

2- Keşke her şeyin kolay olacağını söyleyebilseydim; ama ne yazık ki bu doğru değil. Hayat kolay değildir.

3- Şunu asla aklınızdan çıkarmayın: Peşinden gidilmeye değer her amaç, bu amacı gerçeğe dönüştürmek için yapacağınız tüm fedakârlıklara değer.

4- Engellerin ve koşulların ötesine bakın. Risk almaktan korkmayın.

5- Tutkunuzun sizi yönlendirmesine ve her gün eylemlerinize amaç katmasına izin verin.

6- Büyük hayaller kurun ve hayallerinizin peşini bırakmayın: Şartlarınızın ötesinde hayaller kuracak ve hayal etmekten asla vazgeçmeyecek kadar cesur olun.

7- Hayatım boyunca benden beklenenin üzerinde bir performans göstermek için çalıştım. Çünkü erkek egemen bir sektörde kendine yer edinmeye çalışan bir kadındım.

8- Başarısızlıklarla karşılaşsanız bile asla hayalinizin uçup gitmesine izin vermeyin. Olumsuzluklarla karşılaştığımız anlar, aslında en çok kendimizi geliştirdiğimiz zamanlardır.

9- Değerlerinize sadık kalın: Prensiplerinizden vazgeçmeyin.

10- Açık ve net olun. Kararlarınızı, yapacağınız olumlu etkiyi düşünerek verin.

11- Her zaman iki taraf için de kazan-kazan prensibine sadık kalın ve inanmadığınız işlerden, ortaklıklardan ve durumlardan kaçının.

12- Her zaman istediklerinize odaklanın, başkalarından daha çok çalışın, asla vazgeçmeyin ve seçtiğiniz alanda uzmanlaşmak için sürekli olarak kendinizi geliştirmeye devam edin.

TÜRKİYE PROJELERİ

  • Gelecek nesiller için yeni fırsatlar yaratmak Fatih ve benim için çok önemli. İkimiz de her zaman gelecek nesillere ilham verecek ve onlara fayda sağlayacak projeler arayışındayız.
  • TRJet bu projelerden biriydi. Bizim için TRJet ve Türkiye’nin sivil uçak üretim hayalini gerçeğe dönüştürebilmek her zaman çok büyük bir projeydi. Atatürk’ün söylediği gibi “İstikbal göklerdedir.” Ancak maalesef hayata geçirilmesi mümkün olmadı.
  • İleride Türkiye için faydalı projeleri hayata geçirebilme fırsatını yakalayabilmeyi içtenlikle arzu ediyoruz.

Yazar: Rauf Ateş

Fast Company Türkiye Kurucusu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Karantina Çağında Slack

Aktivist CEO’nun yükselişi