in , ,

Yapay zekalı cihaz fiyaskosu

Yakın zamanda insanın aklını başından alacak yapay zekalı hediyeler beklemeyin Neden mi? Cevabı bu yazıda….

Yapay-Zekalı-Cihaz-Fiyaskosu

YAZI: MARK WILSON

ÇOĞU YAKA ROZETİ, SÜS İÇİNDİR. Bazıları politik ve sosyal bağlantıları göstermek için de kullanılıyor tabii ki. Ama bu rozet dünyayı değiştirecekti. Yapay zeka donanım startup’ı Humane, yapay zekalı yeni rozetini göstermek için beni, Kasım 2023’te San Francisco’daki merkez ofisine davet ettiğinde, aylardır birikmiş bir heyecan vardı. Teknoloji ekosistemi genelindeki şirketler, önümüzdeki yıl yapay zekalı yeni cihazlar tanıtma planlarına yönelik ipuçları veriyordu fakat hiçbiri Humane’den daha fazla öne çıkmamıştı. Apple eski yöneticisi Imran Chaudri’nin başkanlık ettiği şirket, 850 milyon dolar değerleme ile 230 milyon dolar toplamıştı. Ben, bir Apple mağazasında ürünlerin dizildiği gibi masalar üzerine yerleştirilmiş rengarenk rozetleri incelerken, ekip de iPhone’dan sonra giyilebilir yeni bir cihaz olan ve elinize lazer ışığı yansıtabilen bu rozetlerin becerilerini açıklıyordu. Şirket, en çok rozete hava durumunu sorma özelliği üstünde durduğunda, onların çökmeye doğru gittiğini fark ettim.

Rozet yavaştı, bir ekranı yoktu ve pahalıydı; 699 dolar artı 24 dolarlık bir aylık abonelik ücreti. Raporlara göre, Humane 2024’ün ortasına kadar sadece birkaç bin ünite gönderdi ve iadeler satışları geçti. Ve bu rozet, bu yılki tek yapay zekalı başarısız cihaz değildi. Neon turuncu renkte, yapay zekalı bir telsiz olan Rabbit R1 (teknoloji startup’ı Rabbit ile trend düşkünü donanım şirketi Teenage Engineering iş birliğiyle), ocak ayının başında 100 bin birimlik bir ön satış yaptı. Fakat nisan ayında birimler gönderildiğinde, ürünü inceleyenler neşeli bir şekilde gösterişli olan dış görünüşünün aksine, R1’in akıllı kamera gibi temel yapay zeka araçlarının pek zeki olmadığını belirtti. Pek çokları, bir uygulama yetebilecekken bu cihazın neden var olduğunu merak etti ve eylül ayı geldiğinde, Rabbit R1’i sadece 5 bin kişi hâlâ kullanmaktaydı. Bir de Friend kolyesi vardı ki, hayatınızdaki her konuşmayı kaydedip, cevap olarak size dostane mesajlar göndermeyi vaat ediyordu. 99 dolarlık bu ürün henüz piyasaya çıkmamış olsa da şirket, friend.com sunucu adını satın alabilmek için ilk başta topladığı 2,5 milyon doların 1,8 milyonunu harcadı. Geçtiğimiz temmuz ayında internet sitesi kullanıma açıldıktan sonra, internet dünyası pets.com tarzı bu harcama için şirketi eleştirdi.

Yapay zekalı muhteşem donanımların yılı olması gereken şey, çığır açacak büyük bir atılımdan ne kadar uzak olduğumuza dair empati dolu bir hatırlatıcı görevi gördü.

Belki de sadece beklentilerimiz çok yüksekti. iPhone’u tasarlayan Jony Ive, geçtiğimiz yıl Fast Company’e bilgisayarlar hayatımıza girdiğinden beri, onlarla etkileşim şeklimizde paradigma değişimine neden olan sadece üç atılım gerçekleştiğini söyledi: Orijinal komut dizisinden sonra, grafik kullanıcı arayüzüne (tıklanabilir tüm simge ve klasörleriyle masa üstü bilgisayar ve tabii ki fare), daha sonra sesli arayüze (Alexa, Siri) ve en son olarak da çok dokunuşlu (dokunsal geribildirim almak için bir ekrana tıklayıp el hareketleri yapma kabiliyeti) arayüze kavuştuk. Ona, yapay zekalı yeni donanımlar yaratma vaadi ve heyecanının dijital cihazlarla etkileşim kurmak için yepyeni dördüncü bir yol oluşturabileceğini söyledim.

Fakat henüz yapay zekalı donanımlardan devrimsel nitelikte yeni bir etkileşim görmedik. Birçok yönden, bu ilk dalga icatlar yapay zeka eklenmiş donanımların yıllardır popüler olduğunu göz ardı ediyormuş gibi görünüyor.

Müşteri görüşleri firması Circana’ya göre, ABD’liler, geçtiğimiz yıl akıllı ekranlara 91 milyon, hoparlörlere 1,5 milyon ve stereo kulaklıklara 8,8 milyon dolar harcadı. Bu cihazların çoğu, bir asistanla konuşmanıza veya sadece sesinizle bir dereceye kadar akıllı bir görevi gerçekleştirmenize imkan tanıyor. Sonra, tabii ki söylediğiniz her şeyi analiz etme, çektiğiniz fotoğrafları daha iyi hale getirme veya onları arama ve hatta bir uygulama aracılığıyla sizi doğrudan ChatGPT’ye bağlama kabiliyeti gibi her türlü entegre yapay zeka aracı üzerine inşa edilen bir işletim sistemine sahip akıllı telefonlar var.

Rabbit CEO’su Jesse Lyu, Fast Company’nin eylül ayındaki İnovasyon Festivali’nde sahnede “Şu anda tüm donanımlarda yapay zeka bulunuyor” dedi.

“Yeni iPhone’a bakarsanız, kendisi tamamen Apple Intelligence [yeni ve yardımcı yapay zeka için Apple’ın kullandığı terim] ile ilgili. Bence öngörülebilir gelecek için tüm donanımlar bir çeşit yapay zekalı donanıma dönüşecek.”

Fakat bu, Lyu’nunki de dahil olmak üzere şirketleri yapay zekayı heyecan verici şekillerde kullanan yeni cihazlar icat etmeye çalışmaktan alıkoymadı. Kaynaklar bana Apple, Google ve Samsung’un hepsinin önümüzdeki birkaç yılda piyasaya sürülecek olan yapay zekaya özel donanımlar üstünde çalıştığını ve startup’ların da onları yenmek için yarıştığını söylüyor. Fakat bu acele halinde, birdenbire ortaya çıkan şirketler ve teknoloji devleri sadece yarının cihazlarıyla değil, aynı zamanda onlardan önce gelen yapay zekalı her bir donanımla da yarıştıklarını kolayca unutabilir.

Başka bir deyişle, dizüstü bilgisayarlarımız ve telefonlarımızda hâlihazırda yaptığımız her şeyi gözden kaçırabilir. Microsoft’un bu yılki en büyük yapay zeka hamlesi, Copilot AI’ı Windows’a sahip dizüstü bilgisayarlara entegre etmek oldu. Bir komut istemi yazıyor olsak da veya ChatGPT’de Scarlett Johansson taklidi yapan biriyle konuşuyor olsak da dizüstü bilgisayarlarımız ve telefonlarımız hâlihazırda bize yapay zekayla neredeyse sürekli bir etkileşim hali sunuyor.

DURUM, BİRÇOK YÖNDEN 2000’LERİN ORTALARINDAKİ cihazlar çağına geri dönmüşüz gibi hissettiriyor. Bu dönemde, Sony Rolly gibi deneysel ürünler oturma odasında dönüp dururken MP3 çalıyordu. Bugün farklı olan şey ise tüketici elektroniklerinin hem pazarlama hem de estetik boyutu o kadar sofistike hale geldi ki unutulabilir bir nesne bile ilk bakışta cazip gelebiliyor: Rabbit R1, süper havalı görünüyor; kullanıcıların bu cihazın o kadar da yeni veya heyecan verici bir şey yapmadığını anlaması ise biraz vakit alıyor.

Gerçekten çığır açıcı cihazlar geliştirmek için gereken zaman konusunda cep telefonları bir gösterge olursa, yapay zekalı donanımlar uyum sağlamaya çalışırken pek çok deneme yanılma olmasını bekleyebiliriz. Bugün, ilk cep telefonlarının çok çeşitli formlarda ortaya çıktığını, bazen 80’lerdeki bir filmde Michael Douglas’ın bağırarak konuştuğunu gördüğünüz antenli tuğlalardan, kapaklarının ardında eksiksiz bir QWERTY klavye bulunduran kompakt kapaklı ve kızaklı telefonlara evrildiğini unutmak kolay oluyor. Donanımın kendisi belirgin yeni bir kullanıcı deneyimine yol açtığı zaman, bu tasarımlar iPhone ile birlikte bir araya gelerek yeni bir standart oluşturdu: İhtiyaçlarımıza göre şekil değiştirebilen dokunmatik ekran.

Artık tasarımcılar ve geliştiriciler, önemli yeni bir zorlukla savaşıyor. Modern yapay zekadan önce, tüm yazılımlarımız belirleyiciydi. Yani kullanıcıları önceden belirlenen ve test edip sorunlarını gidermesi görece kolay olan bir akış içinde yönlendirmek için tasarlanmıştı. Fakat yeni yapay zeka olasılıksal, yani her seferinde biraz farklı bir cevap verebilir. Bu da şansa göre tasarım yapmak demek oluyor. Bu dönemle nasıl başa çıkacağımız ise tasarımcıların tartışmaya devam ettiği bir konu: Yerleşmiş kullanıcı deneyimi standartları dahilinde çalışmaya devam edebilir miyiz? Yoksa bilgiye uyum sağlamak için arayüzlerin sürekli değişmesi mi gerekiyor?

Bunlar, endüstrinin artırılmış gerçeklik ile çalışan yapay zekalı donanıma doğru giderken çözmesi gereken sorulardan yalnızca birkaçı. Meta ve Snap’in ikisi de gerçek dünya üstünde holografik görüntülerin dolaşmasını sağlayan AR gözlükleri üstünde çalışmaya devam ediyor. Meta’nın sistemi, kullanıcının nörolojik sinyallerini okuyup, kaydırma ve tıklamayla etkileşimi mümkün kılan bir bileklik içeriyor. Meta’nın nihai amacı, yapay zekasıyla sizin aranızdaki sınırları silmek.

Yapay zeka, bizi “Nesnelerin İnterneti”nin son 25 yıldır vaat ettiği şey olan çevreye duyarlı bilişime doğru götürüyor. Şu anda, bu vizyondan hâlâ uzakta hissediyoruz. Geçtiğimiz yıl mayıs ayında viral olan bir demode, Google akıllı telefonlarında bulunan ve anahtarlarını kaybetmiş bir kullanıcıya yardım etmek için yapay zekalı asistanı kullanabilecek, her zaman sizi izleyen bir yapay zeka kamerasını tanıttı. Fakat bu, mevcut Airtag’lerin yapabileceklerinin ötesinde bir gelişme değil. Leonardo Giusti, “Yapay zekanın bir arkadaş olduğu bu paradigmada sıkışıp kaldık ve ürettiğimiz her şey başka bir arkadaş, başka bir akran, başka bir küçük asistan haline geliyor” diyor. Kendisinin Ivan Poupyrev (Google’ın İleri Teknoloji ve Projeler grubundaki eski iş arkadaşı) ile kurduğu startup’ı Archetype, dünyamızın yapay zeka modelini oluşturmak için 13 milyon dolarlık bir çekirdek sermaye topladı. Hâlihazırda mevcut olan sensör verileriyle (mikrofonlar ve jiroskoplardan elde edilen dalga şekilleri) bazı muhteşem özellikler ortaya çıkarabilir ve bir odada hareket eden insanları takip edip, ayakta mı durduklarını yoksa oturduklarını mı belirtmek için bu sinyalleri tercüme edebilirler. Archetype, bir arkadaşa daha az ve gerçek zamanlı bir sezgiye daha çok benzeyen ve hatta bir sonraki dalga şekillerini tahmin edebilecek, belki de Google’ın şu anda bir cümleyi otomatik olarak tamamlaması kadar kolay bir şekilde bir iş alanı kazasını tahmin edebilecek bir şey üretebileceğine inanıyor.

Yapay zekalı donanımın ilk dalgası başarısız oldu çünkü dikkatleri dağıttı. Yapay zekanın yaratabileceği deneyimi hayal etmek pahasına nesnelere odaklandık.

Giusti, “Yapay zekaya fiziksel bir form verdiğimiz anda, onun dünyada bizimle gerçekten var olmasını sağlama fırsatını kaçırıyoruz” diyor.

Başka bir deyişle, yapay zeka giderek daha karmaşık hale gelirken, bu teknolojiyi herhangi bir cihaza yerleştirme mücadelesi de karmaşık hale gelecek. Bu arada ise cebimizdeki süper bilgisayar hâlihazırda gayet güzel bir yapay zeka donanımı.

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Waymo-sol-şeride-doğru-yönlendiriyor

Waymo Robotaksileri sol şeride doğru yönlendiriyor

Yapay-zekayla-kararın-geleceği

Yapay zekayla kararın geleceği