in , ,

Çevre krizini tasarım çözecek!

İklim krizine karşı çözüm sandığımız teknolojiler, çoğu zaman çevresel bedelini gizliyor olabilir. Oysa ürünlerin en büyük çevresel etkisi, daha ilk çizimde başlıyor. Gerçek etki ürünlerin, hammaddelerin ve tedarik zincirlerinin en baştan, çevresel sorumlulukla tasarlanmasında yatıyor.

cevre-krizini-tasarim-cözecek

YAZI: CHRISTOPHER MARQUIS

Sıcaklıklar giderek yükselirken ve sonu gelmeyecek gibi görünen iklim felaketleri dizisi gerçekleşirken, küresel ısınmayla mücadelede teknolojiyi çözüm olarak benimsemek öne çıkıyor. Karbon yakalamadan (emisyonların atmosfere salınmak yerine toprağa gömülmesi) jeo-mühendisliğe (güneş ışığını yansıtmak ve sıcaklıkları düşürmek için atmosfere partiküller püskürtülmesi), doğayla ilgili icatlar sıklıkla fosil yakıtlara olan sürekli ihtiyacımızı çözmenin bir yolu olarak övülüyor.

Fakat sihirli değnekler konusundaki hevesimiz yüzünden, potansiyel faydalara çok fazla odaklanıp negatif etkilerden veya dezavantajlardan pek çoğunu göz ardı ediyor ve iyimserlik yanılgısına düşmeye daha müsait hale gelebiliyoruz. 2022 yılında Nature dergisinde yayınlanan bir makale, bu teknolojilerin çoğunun genellikle abartıldığını ve önemli zorlukları, maliyetleri ve istenmeyen sonuçları kapsamadığını savunuyordu. Örneğin, elektrikli araçlar ile bunların ihtiyaç duydukları piller hakkındaki tartışmalarda, silikon, lityum ve kobalt gibi gerekli minerallerin çevreye zarar verecek şekilde çıkarıldığından genellikle bahsedilmiyor.

Oysa şu anda gerçekten bir etkisi olabilecek, daha az gösterişli bir iklim inovasyonu, teknolojik çözümleri abartmadan, materyallerin kullanımı ve tedarik zincirlerinin yeniden tasarlanması da dahil, şirketlerin operasyonlarını yeniden düşünmelerine odaklanıyor.

NEDEN TASARIM?

Çalışmalar, bir ürünün çevre üzerindeki etkisinin yüzde 70-80’inin tasarım aşamasında belirlendiğini gösteriyor. Bu ayrıca geçtiğimiz 20 yıl boyunca araştırdığım şirketlerin pek çoğundan da duyduğum bir bilgi. Örneğin, lüks moda evi Chloé’nin eski CEO’su Riccardo Bellini, şirketin 2020 yılındaki bütün çevre ayak iziyle ilgili gerçekleştirilen bir analizin, şirketin sürdürülebilirlik konusunda yaşadığı zorlukların yüzde 80’inin “tasarım masasında çözülebileceğini” gösterdiğini söylemişti. Chloé’nin o dönemki emisyonlarının yüzde 58’i özellikle pamuk, deri ve işlenmemiş kaşmirden kaynaklanıyordu.

Bunu anlamak, şirketin yeni koleksiyonlarda keten ve kenevir gibi daha düşük etkiye sahip materyallere öncelik vermesine ve geri dönüştürülmüş materyallerin, özellikle de kaşmirin kullanımını artırmasına yol açtı. Chloé, deri ürünler için ise tabaklama ve üretim süreçlerinin katı çevre standartlarına uygun olmasını sağlayan üçüncü taraf sertifikalara sahip bir tedarikçiden alım yapmaya başladı. Fakat Chloé, vegan deriler hakkında dikkatli davranmaya devam etti çünkü bu konu, teknoloji odaklı bir yenilik alanı olsa da pek çok deri muadili çok fazla fosil yakıt içeren kaynaklardan elde ediliyor. Bellini şirketin, 2025’e kadar kumaşlarının yüzde 90’ının “düşük etkiye” sahip olacağını taahhüt ettiğini de belirtmişti. 2024’te markanın ürünlerinin yüzde 85’i bu materyallerle üretildiği için, şirketin karbon hedefine ulaşma yolunda olduğu tahmin edilebilir.

Enjeksiyon kalıp şirketi Cascade Engineering’den atık yönetimi platformu Rubicon’a kadar, araştırıp hakkında yazdığım pek çok şirket, girdileri ve tedarik zincirlerini yeniden düşünmeye odaklanan girişimlerinin sadece çevre üstündeki pozitif etkilerle değil ayrıca belirgin bir maliyet tasarrufuyla da sonuçlandığını benzer şekilde gösterdi.

EN BAŞTAN DÜŞÜNMEK GEREK

Seventh Generation’ın eski CEO’su Joey Bergstein de ayrıca sürdürülebilirliğin ürün tasarımıyla başlamasının bir diğer sebebinin, bunun şirketlerin en baştan bazı emisyonlardan kaçınmasına imkan verebilecek olması olduğunu vurguladı. Bu, ürün üretildikten sonra başlayan ve bu yüzden çoğunlukla sadece daha az zarar vermeye odaklanabilen kurumsal çevre çalışmalarına zıt bir yaklaşım.

Bu nedenle, Seventh Generation’ın araştırma ve geliştirme ekibi, ürünleri sıfırdan başlayarak yeniden düşünmeyi, örneğin fosil yakıtlardan üretilen ve geri dönüştürülmesi zor bir materyal olan plastik kullanımından kaçınabilecek yeni formatlar veya teslimat yöntemlerini keşfetmeyi amaçlıyor. Şirketin önemli bir girişimi, ürünlerinde su kullanımını azaltmak. Bunun, kargo ağırlığını ve plastik ambalaj ihtiyacını azalttığı için karbon emisyonları konusunda önemli faydaları bulunuyor.

Örneğin, Bergstein, Seventh Generation’ın çamaşır ve bulaşık yıkama, tezgah temizliği ve el yıkama için etkili susuz ürünler (karton veya çelik gibi kolayca geri dönüştürülebilir materyallerle ambalajlanmış toz veya tablet formları gibi) yaratma konusunda aktif araştırma çabaları olduğunu söyledi. Şirket, 2020 yılında, plastik kullanmaktan tamamen kaçınan çelik kutularla ambalajlanmış bir temizlik ürünleri serisini piyasaya sürdüğünde, bu çalışmanın örneklerinden biri laboratuvardan markete taşınmış oldu.

Seventh Generation, ürün geliştirmede plastikten kaçınmaya öncelik veren bu yaklaşımda yalnız değil. Grove Collaborative’in liderleri görüşmemizde, şampuan ürünlerini sıvı yerine kalıp halinde olması için (böylece karton bir ambalajları olabilir) nasıl yeniden formüle ettiklerini ve ayakkabı ve giyim firması Allbirds de ayakkabı tabanları için doğal kaynaklardan elde edilen yeni bir materyali nasıl yarattıklarını anlattı.

BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM

Bu örneklerin gösterdiği şey şu, doğayla ilgili çekici icatların büyüsüne kapılmak kolay fakat sürdürülebilirlikle ilgili zorluklar aslında yüzeysel değişiklikler veya münferit yeniliklerin ötesinde sıkı bir çalışma gerektiriyor.

Sadece çevreye “daha az zarar vermek” için çabalamak yerine ki bu durum gittikçe artan değişikliklerle sonuçlanıyor, şirketler tasarımdan başlayarak ürünleri konusunda bütüncül görüşler benimsemeli. Gerçek etkinin sadece münferit verimliliklerde veya teknolojik icatlarda değil ayrıca gezegen ile topluma pozitif bir katkı sağlamak için tedarik zincirlerini, üretimi ve iş modellerini yeniden tasarlamakta yattığını fark etmeliler.

FARK YARATMANIN 3 YOLU

  1. Çevreye ‘daha az zarar vermek’ görüşü yeterli değil.
  2. Gerçek etki yaratmak için ürün tasarımını en baştan düşünmek gerek.
  3. Üretim, tedarik zinciri ve iş modelleri yeniden tasarlanmalı.
    İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı

Doğayla ilgili çekici icatların büyüsüne kapılmak kolay fakat sürdürülebilirlikle ilgili zorluklar aslında yüzeysel değişiklikler veya münferit yeniliklerin ötesinde sıkı bir çalışma gerektiriyor.

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rocket-Lab-Uzay-yarışında-kızıştırıyor-rekabeti

Rocket Lab: Uzay yarışında rekabeti kızıştırıyor

Türkiye’nin-en-etkili-100-dijital-lideri-2025

Türkiye’nin en etkili 100 dijital lideri 2025