YAZI: M.RAUF ATEŞ
Dünya Bankası’nın verilerine göre, finans giderlerinin gelirler içindeki payı yüzde 1 ila 4 arasında değişiyor. Faiz giderlerini ortaya koyan bu kritik veri, gelişmiş ülkelerde yüzde 1-2 arasında, gelişmekte olan ülkelerin şirketlerinde ise yüzde 3-4 düzeyinde gerçekleşiyor. Enerji, altyapı ve havacılık gibi yatırım gerektiren sektörlerde bu oran yüzde 6’ya kadar çıkabiliyor. Teknoloji ve yazılım gibi yenilikçi alanlardaki şirketlerde ise yüzde 0.5-2 aralığını pek geçmiyor.
Türkiye’de faiz oranlarının düşük olduğu/tutulduğu 2020 yılında, finansman giderleri 500 büyük şirkette yüzde 10.3 düzeyindeydi. Faizlerin artmaya başladığı 2021 yılında bu oran yüzde 33.3’e, 2022’de yüzde 38.3’e yükseldi. Seçimler sonrasında Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı üstlenmesiyle birlikte gerçekleşen faiz düşüşü sonucu 2023’te finansman yükü yüzde 11.2 gibi önemli bir orana geriledi. 2024’te ise tekrar yüzde 23.3’e çıktı.
Finans konularında danışmanlık yapan Besfin’in CEO’su Ferda Besli, “2020-2023 arasında şirketler negatif faiz ödediler. Son 1 yıldır reel faiz ödüyorlar. 2025’te de ödemeye devam edecekler” diyor. Besli şöyle devam ediyor:
“Bu nedenle şirketlerde finansman giderlerinin payı çok arttı. Satış gelirlerinin üzerinde baskı var, bir yandan da operasyon maliyetleri artıyor. Bu da kârlılığı aşağıya çekiyor. Kârlılıktaki azalma da borç ödemelerini zorlaştırıyor.”
CEO ANKETİ NE DİYOR?
Bu tabloyu Fast Company dergisinin CEO anketinden çıkan sonuçlar da destekliyor. Ankete katılanların yüzde 68’i, şirketlerindeki finansman giderlerinde ciddi artış olduğuna katılıyor. Yüzde 24’ü, “kısmen” derken, yüzde 8’lik kısım “hayır” yanıtını veriyor.
Asaş Alüminyum CEO’su Derya Hatipoğlu önemli bir gelişmeye dikkat çekiyor. Ona göre, 2020’den bu yana kredi faiz oranları euro’da yüzde 50, dolar bazında ise yüzde 100 düzeyinde arttı. Bunun şirketlere yansıdığına dikkat çeken Hatipoğlu, “Bizim özelimizde ise faiz giderlerinin toplam satışlara oranının artışını yüzde 20-25 seviyelerinde tutmayı başardık” diyor ve ekliyor:
“Bunu da ortalama kredi bakiyemizin satışlara oranını yüzde 35 oranında azaltarak başardık. Düşüşü gerçekleştirirken işletme sermayesi yönetimi ve verimliliğin artırılmasına çok önem verdik. İşletme sermayesinde stok devir ve alacak dönüş hızlarının artırılmasına odaklandık, verimliliği artırarak da kârlılığın yükselmesini hedefledik. Bunlar yeni veya yaratıcı yöntemler değil ama taviz vermeden disiplinle uygulanması gereken çok önemli altın kurallar.”
SON 2 YILDA HIZLANDI
Türkiye’den çok sayıda şirketin yatırım için gittiği Mısır’da bu oran yüzde 3-5 düzeyinde gerçekleşiyor. Telekom, altyapı şirketleri ve bankacılık gibi bazı alanlarda yüzde 10-13 arasında değişiyor.
Erbakır Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Keçeli, mevcut tablonun Mısır’dakinin çok üstünde olduğuna dikkat çekiyor. “Benzer tablo bizim şirket için de geçerli” diyen Keçeli, şöyle devam ediyor:
“Son 5 yıllık dönemde, küresel ve yerel makroekonomik gelişmelerin etkisiyle finansman maliyetlerimiz kademeli şekilde arttı. Özellikle son 2 yılda bu artış daha da belirginleşti. Toplam finansman giderlerimiz bu süreçte önceki dönemlere göre döviz bazında yüzde 30’un üzerinde yükseldi. Buna rağmen, güçlü bilanço yönetimimiz ve etkin nakit akışı planlamamız sayesinde bu maliyet artışını olabildiğince kontrol altında tutmayı başardık.”
Petrol Ofisi Grubu CEO’su Mehmet Abbasoğlu da benzer bir görüş paylaşıyor. “Son 5 yıllık dönemde finansman giderlerimizin EBITDA’ya oranı yüzde 30 seviyelerinden yüzde 100 seviyelerine kadar yükseldi” diyen Abbasoğlu, bu görüşünü şöyle ortaya koyuyor:
“Bu durumu yönetmek için özel bir strateji uyguluyoruz. Vade/para birimi uyumuna dikkat ederek doğal ve türev araçlarla yönetiyor, yerel ve uluslararası piyasaları analiz ederek düşük maliyetli borçlanma alternatiflerini kullanıyoruz. Bununla birlikte, nakit akışlarını güçlendirmek, stok optimizasyonu ve tedarikçi finansmanı ile işletme sermayesini etkin yönetmek önceliğimiz oldu. Değişken makroekonomik gelişmelere ve dalgalı piyasaya karşı senaryo bazlı planlama yaparak faiz ve kur şoklarına karşı etkin pozisyon aldık. Enflasyona karşı fiyatlama mekanizması belli bir miktarda doğal korunma sağlasa da dolar bazında operasyonel giderlerin artışına karşı maliyet bazımızı gözden geçirerek gerekli aksiyonları aldık.”
İŞLERİ İYİ GİDEN DE VAR!
Beyaz et alanının önde gelen şirketlerinden Banvit’in CEO’su Tolga Gündüz, kendilerinde “tersi” bir durum olduğuna dikkat çekiyor. Bunu da iki gerekçeye dayandırıyor: “Son birkaç yıldır işletme sermayesi optimizasyonu ve işlerin 2 yıldır çok iyi gitmesi.”
Gündüz, “Bu iki faktörün yanı sıra aldığımız yönetsel kararların etkisiyle ‘net borçlu’ durumdan nakit fazlası olan şirkete dönüştük” diyor ve ekliyor: “Bugün kullandığımız kredilerin tamamı da ihracat destek kredileri olduğundan ciddi bir finansman gideri maliyetimiz yok. Ciddi bir nakit varlığımız olduğundan da finansman maliyetindeki yükseliş bize yansımadı. Bunu biraz da öngörmüştük. Hakikaten çok yüksek faizlerin yarattığı finansman maliyetleriyle baş etmek zor ve yarattığınız bütün marjları yiyip bitirme potansiyeline sahip.”

Yıldızlar Holding CFO’su Kaan Özciğer, grup şirketlerinden, finansman giderlerinin ciroya oranını “belli bir yüzdede” tutarak yollarına devam etmelerini istediklerini söylüyor:
“Grubumuz için finansman giderleri/net hasılat oranındaki sürekli hedef yüzde 2’nin altında kalınmasıdır. Bu kapsamda kredi faiz oranlarının artış göstermesi, finansman giderlerimize sınırlı bir etki yaratmaktadır. Asıl etki, yüksek finansman maliyeti nedeniyle finansman gerektiren ticari faaliyetlere mesafeli kalmamız ve dolayısıyla ticari faaliyet artış hızımızın yavaşlamasıdır. Bugünkü faiz hadleri bilanço yönetiminde daha defansif bir tutum takınmamızı, yatırım ve işletme sermayesi kararlarında daha muhafazakâr davranmamızı sağlıyor.”
“Bizim ciro içindeki finansal maliyetin oranı, geçen yıla göre 1.5 katına çıktı. İlk defa böyle bir artış yaşanıyor.”
İnşaat malzemeleri sektöründen bir CEO
CEO’LAR NE DİYOR?
Fast Company’nin ‘Son 6 ayda finansman giderlerinde ciddi artış oldu mu’ sorusuna CEO’ların %68’i ‘Evet’ yanıtı verdi. %24 ‘Kısmen’, kalan %8 ise ‘Hayır’ yorumunu yaptı.
Kaynak: Fast Company&Kuantum anketi


