YAZI: GÜLDENİZ AYRAL
“Dürüst olmak gerekirse, hemen hemen hepimizin hazırlıksız olduğu bir döneme giriyoruz.”
SaaStr’ın kurucusu Jason Lemkin’in bu sözleri, yapay zekanın ve yeni iş modellerinin kuralları yeniden yazdığı günümüz dünyasında zorlu bir döneme işaret ediyor. Lemkin’in, “100 milyar dolar değerlemeli startup’lar, kendi kendini yöneten yapay zeka ajanları, her kategorinin yeniden icadı, iş gücünün yarısının dönüşmesi ya da ortadan kalkması ihtimali ve sürekli değişen rekabet yapısı” olarak sıraladığı nedenlerin birçok şirketi ‘hazırlıksız’ yakaladığına dair bu içgörüsü aslında bir alarm niteliğinde.
Sadece birkaç kişiden oluşan bir startup, kısa sürede milyarlarca dolar değere ulaşıp, geleneksel çok sayıda şirketin pazar payını ele geçirebiliyor. Lemkin, “Üstelik daha işin başında da olabiliriz” diyerek önemli bir döneme de işaret ediyor.
Üstüne üstlük bunu dile getiren sadece Lemkin de değil. McKinsey’nin 2025 State of AI araştırmasına göre şirketlerin yaklaşık yüzde 78’i en az bir iş alanında yapay zeka kullanmasına rağmen, kendisini ‘olgun’ sayan yani yapay zekayı şirketin sinir sistemine gerçekten entegre etmiş şirketlerin oranı yalnızca yüzde 1 düzeyinde. Böylesine yüksek bir fark, pek çok şirketin aslında en kritik soruyla yüzleşmediğini gösteriyor: “Hazırlıksız mı yakalanıyoruz?”

DEĞİŞİMİN AYAK SESLERİ
Dünyanın önde gelen danışmanlık şirketlerinin verilerinde de benzer bir eğilimin görülmesi bunu destekliyor. BCG’ye göre şirketlerin yüzde 74’ü yapay zekadan beklediği iş değerini elde edemiyor çünkü sorunların yüzde 70’i teknolojinin kendisiyle ilgili değil; daha çok insan, kültür ve süreç kaynaklı.
McKinsey’nin 2025 verisi, yapay zekadan yüksek finansal getiri elde eden şirketlerin neredeyse tamamının YZ stratejisini şirket stratejisinin içine gömdüğünü ortaya koyuyor. Yani bir yapay zeka projesi sahibi olmak artık yeterli değil. Şirketlerin, hangi iş akışını tamamen yeniden tasarlaması gerektiğini, bu yatırımı nasıl gelir, verimlilik veya müşteri deneyimine çevirebildiğini, faaliyet gösterdiği alan yapay zeka tarafından yeniden tanımlanırsa eksenini nereye kaydırabileceğini planlaması gerekiyor. İşte tüm bunlar da bir ‘hazırlık’ gerektiriyor.
Zorlu Holding Teknoloji ve Dijital İş Geliştirme Grubu Başkanı Burak Aydın, yapay zeka çağında en yüksek hazırlıksızlık riskinin teknolojide değil, şirketlerin kültürel dönüşüme hazır olmamasında ortaya çıktığını vurguluyor. Ona göre pek çok kurum, yapay zekayı yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak görüyor; oysa YZ, iş yapış biçimlerini, çalışan rollerini ve organizasyonel davranışları baştan sona dönüştüren 360 derecelik bir kültür meselesi.
SADECE YÜZDE 10 MU?
Adecco Group tarafından yapılan araştırmada, kendilerini “Geleceğe hazır” olarak nitelendiren şirketlerin oranı yüzde 10 düzeyinde idi. 13 ülkeyi kapsayan araştırmaya katılan 2 bine yakın liderin yüzde 65’i ise gelecek için yetenek gelişimini planladı ve katı yapıdan uzaklaştığını paylaştı.
BSH Türkiye CTO & COO’su Hakan Mandalı, yapay zeka çağındaki en kritik hazırlıksızlık riskinin teknolojiden çok insan, kültür ve güven ekosisteminde ortaya çıktığını söylüyor. Ona göre YZ, yalnızca iş süreçlerini dönüştüren bir teknoloji değil; kurumların öğrenme kapasitesini, yetenek gelişim hızını ve etik sorumluluklarını yeniden tanımlayan bir çerçeve. Mandalı, “Mesele sadece algoritmaları anlamak değil; bu teknolojiyi sorumlu, şeffaf ve güvenilir bir şekilde konumlandırmak. BSH’da bu nedenle veri yönetimi, etik çerçeve ve açıklanabilirlik, dönüşümün temel boyutları olarak görülüyor” diyor.
Alarko Holding Dijital Dönüşüm Grup Başkanı Serkan Demir de benzer bir yaklaşımla yapay zekayı sadece araç olarak gören kurumların, dönüşümün hızına ayak uyduramayacağını söylüyor: “Önümüzdeki 10 yıl, kurumların insan sermayesini ‘teknik eğitim’in ötesinde yeni zihinsel modellere hazırlamak zorunda olduğu bir dönem olacak. Yani yapay zeka okuryazarlığı, tüm şirketin ortak dili haline gelmezse hiçbir dönüşüm sürdürülebilir olmayacak.”
GELECEK İÇİN YETENEK
Gallup’a göre çalışanların teknoloji kaynaklı iş kaybı endişesi 2021’de yüzde 15 iken bu yıl yüzde 22. Yönetici seviyesinde ise oran çok daha yüksek. Şirketlerin büyük çoğunluğu ‘yetenek temelli organizasyon’ olmak istiyor, ancak bu geçişi yapabilenlerin oranı çok düşük. Şirketler bir yandan yeni yetenekleri bulmakta zorlanıyor ancak diğer yandan mevcut iş gücünün beceri yenileme (reskilling) ve üst düzey beceri edinmeye (upskilling) ihtiyacı artıyor. Ancak çalışanlar her zaman aynı hızda hareket etmiyor: Kimisi yapay zekayı benimsemekte isteksiz, kimisi nereden başlayacağını bilemiyor bir kısmı da işinin ortadan kalkmasından korktuğu için görünmez bir direnç yaratıyor. Liderler yapay zeka projeleri ile iş süreçlerini hızlandırmaya çalışırken iş gücü aynı hızda dönüşemeyebiliyor.
ManpowerGroup’un araştırmaları, üretken yapay zekanın vasıflı bir çalışanın performansını yüzde 40’a kadar artırabileceğini ortaya koyuyor. Ancak çalışanların yüzde 47’si yani neredeyse yarısı, işveren beklentilerini yapay zeka kullanarak nasıl karşılayacaklarını tam olarak bilmiyor.
Teknosa CEO’su Sitare Sezgin, “Yapay zeka ve dijitalleşme alanındaki hızlı ivmenin birçok lider gibi beni de zaman zaman zorladığı doğru; ancak bunu bir hazırlıksızlık değil, dönüşümün doğal bir parçası olarak görüyorum” diyor:
“Artık önemli olan her gelişmeyi önceden tahmin etmek değil, değişime en hızlı ve en bilinçli şekilde adapte olabilmek. Biz şirket olarak bu dönemi, iş modellerimizi güncellemek ve geleceğin yetkinliklerini kurumumuza kazandırmak için önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.
‘GRİ İŞ YÜKÜ’ TABLOSU
Londra bazlı City Executive Search’un araştırmasına göre CEO’ların yüzde 16’sı üst düzey ekiplerinin gelecek için hazır olduğunu belirtiyor. Şirketin CEO’su Dale Williams, “Eğer şirketlerin sadece 5’te 1’inin üst düzeyi geleceğe hazırsa, diğerleri nasıl ayakta kalacak?” diye soruyor.
Deloitte’un 2024 Human Capital Trends raporu ise bu dönemi “hayal gücü açığı” (imagination deficit) olarak tanımlıyor. Çünkü, teknoloji çok hızlı ilerlerken, organizasyon kültürü, liderlik yaklaşımı ve değişim yönetimi aynı hızda gelişmiyor. Çalışanın merak, empati, farklı düşünme, yeni senaryolar üretme kabiliyeti çok daha geride kalıyor. Deloitte’a göre üretken yapay zeka ve diğer teknolojiler, şirketlerde hayal gücü açığını ortaya çıkarıyor. Merak, empati gibi insan yeteneklerini ölçekleyebilmek önem kazanıyor.
Katılımcıların yüzde 73’ü insan yeteneklerinin teknolojik yeniliğe eş hızda gelişmesi gerektiğini söylüyor, ancak yalnızca yüzde 9’u bu dengeyi yakaladıklarını ifade ediyor.
Pluxee Türkiye CHRO’su Feride Düzduran, insan tarafındaki ilerlemenin olması gereken hızda ilerlemediğine işaret ederek şöyle diyor: “Yeni yapılan bir araştırmaya göre, şirketlerin yüzde 80’i verimliliği artırmak için teknolojiye daha fazla yatırım yapıyor. Ama aynı araştırma, 10 farklı sektörden 2 bin çalışanın yüzde 50’den fazlasının ‘hiç olmadığı kadar verimsiz hissettiğini’ söylüyor. Birçok kurum yeni araçları, platformları, sistemleri hızla işlerine entegre ediyor; ama çalışanlarını aynı hızda bu değişime hazırlayamıyor. Bunun sonucunda, sistemlerin birbiriyle konuşmadığı, doğaçlama çözümlerle yürütülen işlerden oluşan ‘gri iş yükü’ dediğimiz tablo ortaya çıkıyor. Verim katması gereken teknoloji, tam tersine zaman ve dikkat kaybına yol açıyor.”
AYAKTA KALMAYA DEVAM!
Geleceğe hazırlıkla ilgili olumsuz verilere rağmen, CEO’ların şirketlerinin ayakta kalacağına yönelik inançları yüksek düzeyde seyrediyor. PwC’nin araştırmasına göre, CEO’ların yüzde 45’i “Bir sonraki 10 yılda ayakta kalırız” diye düşünüyor. Ancak, kalan yüzde 55 gelecekten emin değil.
Bu yanıtı veren CEO’ların geleceğe hazırlık endişeleri arasında “yetenek yokluğu” yüzde 52 ile ilk sıralarda yer alıyor. Bunun için lider takımıyla birlikte yeteneklerin de yarına hazır hale gelmesi gerekiyor.
Metro Türkiye İnsan ve Kültür Direktörü Sevda Çetinkaya, teknoloji hızla gelişirken, kurumların insan kaynağını aynı ivmeyle dönüştürememesine dikkat çekiyor: “Perakende sektörünün yarısından fazlası henüz ölçekli bir yapay zeka uygulamasına hazır değil; ancak neredeyse tüm şirketler yatırım yapmayı planlıyor. Buna karşılık kurumların yalnızca 3’te 1’i çalışanları için YZ eğitim programı başlatmış durumda.”
Dünya Ekonomik Forumu’nun verilerine göre işverenlerin yüzde 86’sı yapay zeka ve bilgi teknolojilerinin iş modellerini dönüştüreceğini söylüyor, ancak yalnızca yüzde 15’i stratejik iş gücü planlaması yapıyor.
Kolay İK COO’su Tunca Üçer’e göre de şirketin temelinde doğru yetenekler varsa araçların değişmesi ikincil bir konu. Üçer, “Mühim olan doğru insana doğru aracı vermek ve kullanımını teşvik etmek. Esnekliği düşük ve operasyonel yükü ağır şirketler için köklü organizasyonel dönüşüm kaçınılmaz” diyor.
TEKNOLOJİ LİDERLERİ NE DİYOR?
- HAKAN MANDALI
BSH Türkiye CTO
“Üç kademeli eğitim modelinde mühendisler için teknik derinlik, orta kademe yöneticiler için sistem bakışı, üst yönetim için dijital liderlik eğitimleri çalışanların sadece yeni teknolojilere adapte olmasını değil, bu teknolojilerden anlam üretmesini de sağlıyor.” - MUSTAFA KEMAL KESİM
Mercer Kariyer Lideri
Yapay zekanın iş dünyasında yarattığı dönüşüm, en büyük risklerinin teknoloji değil; yanlış anlama, veri yetersizliği, etik karmaşa ve yönetimsel olgunluk eksikliği gibi temel kurumsal açıklar olduğunu söylüyor. Şirketlerin bir bölümü hâlâ üretken yapay zekaya nasıl çalıştığını tam olarak kavramadan yatırım yapıyor; bu da gerçekçi olmayan beklentiler, yanlış uygulamalar ve düşük yatırım geri dönüşü riskini artırıyor. - ADNAN GÜRBÜZ
MİA Teknoloji Danışmanı
“Bugün en büyük risk, teknolojinin değil, onu yöneten süreçlerin hazırlıksız kalması. Yapay zeka yalnızca bir yazılım dönüşümü değil; etik, veri bütünlüğü ve operasyonel süreklilik ekseninde yeniden tanımlanması gereken bir ekosistemdir.”

LİDERLERİN NE YAPMASI GEREKİYOR?
AHMET BOZER
COCA-COLA ESKİ BAŞKANI
- Teknolojide, özellikle de yapay zekada yaşanan baş döndürücü gelişmeler, yalnızca şirketleri değil, toplumdaki tüm kurumları hazırlıksız yakalayan bir zemin oluşturuyor.
- Buna küresel siyasetin ve ekonominin artan öngörülemezliğini eklediğimizde, daha önce benzeri görülmemiş bir dönemden geçtiğimizi söylemek abartı olmaz.
- Bu tablo, liderlik için artık değişime uyum sağlamanın çok ötesinde bir ihtiyaç doğuruyor: Kurumun toplumdaki rolünü ve nereye yönelmesi gerektiğini yeniden düşünmek; bunu da yeni bir vizyonla gerçek bir dönüşüm hamlesine dönüştürmek.

“DÖNÜŞÜM, TEKNOLOJİ OLARAK ALGILANIYOR”
GALYA MOLINAS
LONDON BUSINESS SCHOOL
- Şirketlerde belirgin bir kopukluk var. Çalışanlar özel hayatlarında yapay zekayı kullanıyor ve bunu işe de yansıtmak istiyorlar. Ancak, liderler bu potansiyeli kurumsal dönüşüme yansıtmakta bocalıyor.
- CEO’lar hazırlıksız değil, fakat hazırlığı teknoloji yatırımı olarak tanımladıkları için dönüşüm dağınık projelerde takılı kalıyor.
- Gerçek hazırlık, yapay zekayı yönetişimden sürdürülebilirliğe, insan sermayesinden kurumsal değerlere kadar bütünsel bir çerçevede ele almayı gerektiriyor.
- Bu salt bir CEO problemi de değil; yönetim kurullarının da bu konuda önemli bir sorumluluğu var. Yapay zeka stratejisinin uzun vadede kapsayıcı, dayanıklı, sürdürülebilir ve güvenilir bir değer yaratmaya katkı sağlayıp sağlamadığı bir yönetişim sorusudur.
GLOBAL HAZIRLIK RAKAMLARI
- %10: Adecco Group tarafından 2024’te yapılan araştırmada, kendilerini “Geleceğe hazır” olarak nitelendiren şirketlerin oranı yüzde 10 düzeyinde idi.
- %16: Londra bazlı City Executive Search’un araştırmasına göre CEO’ların yüzde 16’sı üst düzey ekiplerinin gelecek için hazır olduğunu belirtiyor.
- %45: PwC’nin araştırmasına göre, CEO’ların yüzde 45’i “Bir sonraki 10 yılda ayakta kalırız” diye düşünüyor.

“UÇTAN UCA AKILLI SİSTEMLER KURDUK”
BATUHAN GÜLTAKAN
Getir CEO’su
“Getir, kuruluşundan bu yana operasyonlarını ve müşteri deneyimini algoritmalar ve yapay zeka temelli sistemler üzerine inşa eden, teknoloji-doğuştan bir şirket.
Daha ilk günden sipariş yönlendirme, teslimat süreleri, stok yönetimi ve operasyon planlaması veri odaklı modellerle yönetildi.
Yapay zeka sayesinde kullanıcıya daha kişisel, daha sezgisel ve daha zahmetsiz bir alışveriş deneyimi sunabiliyoruz. Aynı zamanda operasyon tarafında verimliliği uçtan uca sürekli iyileştiren akıllı sistemler kullanıyoruz. Biz yapay zekayı yeni bir trend değil, Getir’in DNA’sının doğal bir uzantısı olarak görüyoruz.”


