Fotoğraf: Pixabay

Birçok şirket 2025’i sosyal etki ve sürdürülebilirlik alanında ya frene basarak ya da en azından bu konularda daha az konuşmayı tercih ederek geçirdi. Peki, bu geri çekilme hali 2026’da nasıl evrilecek?
Sosyal etki ve sürdürülebilirlik dünyası için 2025 tek bir kelimeyle özetlenecek olsaydı, bu kelime büyük ihtimalle “karşı rüzgârlar” olurdu. Politik baskılar, düzenleyici belirsizlikler, ekonomik dalgalanmalar, yapay zekanın hızla dönüştürdüğü iş modelleri ve toplumsal gerilimler… Hepsi aynı anda etki ve sürdürülebilirlik gündemini zorladı. Ancak “karşı rüzgârlar” bile, hem kurumsal dünyada hem de sivil toplumda bu alanı yöneten liderlerin yaşadığı zorlukları tam olarak anlatmaya yetmiyor. 2025, bütçelerin daraldığı, risk algısının değiştiği ve birçok kurumun misyonunu nasıl sürdürebileceğini yeniden düşünmek zorunda kaldığı bir yıl oldu. 2026 ise bu yeniden yapılanmanın sahaya yansıdığı bir dönem olacak. Onlarca uzmanla yapılan görüşmelerden hareketle, önümüzdeki yıl sosyal etki ve sürdürülebilirlik alanında öne çıkması beklenen beş temel dönüşüm var.
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ANLATISI YENİDEN YAZILIYOR
2026’da dikkat çeken ilk değişim, sürdürülebilirliğin daha az “göze sokulan” bir başlık haline gelmesi olacak. Uzun yıllar boyunca şirketler iddialı taahhütler verdi, yüksek hedefler açıkladı ve güçlü hikâyeler anlattı. Ancak bu söylemlerin her zaman somut sonuçlarla desteklenmemesi, “greenwashing” kavramını ana akımın bir parçası haline getirdi.
2025 ise bunun bir tür düzeltme yılıydı. Artan politik ve hukuki riskler, şirketleri “greenhushing” olarak adlandırılan bir sessizlik dönemine itti. Birçok kurum sürdürülebilirlik çalışmalarını sürdürse de, bunları yüksek sesle anlatmaktan kaçındı. Winston Eco-Strategies’den Andrew Winston’a göre bu durum özellikle ABD’de yaygın: Üst yönetimler, dikkat çekmemeyi ve gündemin dışında kalmayı tercih ediyor. 2026’da ise yeni bir anlatı düzeltmesi bekleniyor. Bu kez sürdürülebilirlik; iddialı söylemlerden çok, iş performansı, operasyonel mükemmeliyet ve ölçülebilir sonuçlarla birlikte ele alınacak. Apollo’dan Dave Stangis’in altını çizdiği gibi, gerçekten fark yaratan şirketler artık sadece söz vermiyor; değer üreten, ölçeklenebilen ve geri dönüş sağlayan çözümler inşa ediyor.
LİDERLİK ANLAYIŞI DEĞİŞİYOR
Sonuç odaklı bir yaklaşım, liderlik anlayışında da dönüşümü zorunlu kılıyor. Ethical Systems’ten Alison Taylor’a göre 2025’in ardı arkası kesilmeyen krizleri, sürdürülebilirlik profesyonellerinin zeminini ciddi biçimde sarstı. Birçok temel varsayım geçerliliğini yitirirken, liderler terminoloji, hukuki riskler ve rollerinin geleceği konusunda belirsizlik yaşadı.
2026’da belirsizlik tamamen ortadan kalkmayacak. Ancak bu kez liderlerden beklenen, kriz yönetiminin ötesine geçerek netlik ve yön duygusu yaratmaları. Titus Group’tan Kristen Titus, müşterilerin, çalışanların ve paydaşların artık daha güçlü bir duruş ve ahlaki liderlik beklediğini söylüyor. Bu beklentiye cesaretle yanıt veren liderler, etki ve sürdürülebilirliğin yeni dönemini şekillendirecek.
KISA VE UZUN VADELİ HEDEFLER BULUŞUYOR
Belirsizlik çağında etki stratejileri çeviklik gerektiriyor. Bu da acil toplumsal ihtiyaçlarla, uzun vadeli iş hedeflerini aynı çerçevede ele alabilen yaklaşımları öne çıkarıyor.
TIAA’da Toplumsal Etki’den Sorumlu Başkan Yardımcısı Laura Turner’a göre esnek fonlama modelleri artık bir tercih değil, zorunluluk. Hükümetin kapanması sırasında öğrencilere yönelik bir programın hızla gıda bankalarına destek sağlayacak şekilde yeniden kurgulanması, bu yaklaşımın somut bir örneği.
Aynı denge arayışı, yapay zeka çağında etki stratejilerinin geleceğini de belirliyor. Royal Bank of Canada, yapay zeka ve dijital dönüşüm konusundaki bilgi birikimini, sivil toplum ortaklarının geride kalmaması için seferber eden kurumlar arasında. RBC Foundation USA Başkanı Kara Gustafson’a göre, bilinçli destek sağlanmadığı takdirde sivil toplum sektörü bu dönüşümde ciddi bir riskle karşı karşıya.
İYİ OLUŞ (WELL-BEING) STRATEJİNİN MERKEZİNDE!
2025’in yarattığı belirsizlik ve baskı, bu alanda çalışan profesyoneller üzerinde de ciddi bir yük oluşturdu. 2026’da hem çalışanların hem de toplulukların iyi oluşu, sosyal etki stratejilerinin temel unsurlarından biri haline gelecek.
Susan Crown Exchange İcra Direktörü Haviland Sharvit, özellikle yapay zeka çağında gençlerin ruh sağlığı, dijital eşitsizlikler ve insanî bağların zayıflaması gibi konuların daha fazla odağa alınacağını öngörüyor. Önümüzdeki dönemde sorumlu teknoloji, gençlerin korunması ve gerçek insan ilişkilerine yatırım, etki gündeminin merkezinde yer alacak.
TOPLULUK HER ZAMANKİNDEN DAHA ÖNEMLİ
Tüm bu dönüşümün ortasında, liderlere umut veren ortak bir duygu var: dayanışma. Fiziksel ve dijital alanlarda bir araya gelen etki liderleri, 2025 boyunca deneyimlerini paylaştı, birlikte düşündü ve yeni yollar aradı.
2026’ya dair en güçlü öngörülerden biri de bu alanda: Etki ağları, öğrenme toplulukları ve buluşma platformları hızla büyüyecek. Bilgi paylaşımı, ortak akıl ve güvenli diyalog alanları, önümüzdeki yıl etki liderleri için vazgeçilmez hale gelecek.
Bize yazın: [email protected]


