YAZI: AINSLEY HARRIS
FOTOĞRAFLAR: GULLEY
Rainmaker adlı bulut tohumlama (cloud seeding) girişiminin kurucusu ve CEO’su Augustus Doricko, Utah’taki Büyük Tuz Gölü’nden yalnızca 8 kilometre uzaklıktaki, güneş altında kavrulmuş bir tepeden gökyüzünü inceliyor. Eylül ayının sonlarına denk gelen bu ılık pazar öğleden sonrası sakin görünüyor. Ancak gölün dinginliği, potansiyel olarak felaket boyutunda bir sorunu gizliyor: Büyük Tuz Gölü küçülüyor—hatta tamamen yok olma riskiyle karşı karşıya.
40 yıl önce zirve noktasındayken yaklaşık 6000 kilometrekarelik alanı kaplayan gölün bugün 2000 kilometrekareden fazlası kurumuş durumda. Göl çekildikçe, bilim insanları zehirli ağır metaller içeren toz fırtınalarının Salt Lake Vadisi’ni yani 1.2 milyon insanın yaşadığı bölgeyi ve çevresini tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor.
Rainmaker’ın fütüristik teknolojisi, doğayı kullanarak Utah’ın su krizine çözüm sunmayı amaçlıyor. Şirket, drone’larını troposfere uçurarak yağış için elverişli koşulları analiz ediyor; ardından yağmur ve kar oluşumunu tetiklemek için gümüş iyodür parçacıkları salıyor. Bugün hava o kadar sakin ki şemsiyeye gerek yok. Ama Doricko’nun zihni—her zamanki gibi—bulutlarda. “Bugün 1.800 ile 2.700 metre arasında aşırı soğutulmuş sıvı su var,” diyor.
“Yani açıkçası… ateşlememiz lazım.”
Bulut tohumlamanın en verimli olduğu sezona (soğuk havalarda gümüş iyodürün kar üretme kapasitesi artıyor) yalnızca haftalar kala, Rainmaker’ın bir düzine drone operatörü adayı bu merada uçuş saati topluyor. Amaçları, Büyük Tuz Gölü’nü besleyen Bear River Havzası’na taşınmadan önce pratik yapmak.
Ekip notlarını karşılaştırırken, kovboy çizmeleri giymiş Doricko, kurumuş inek dışkıları ve sarı çalıların arasından geçerek şirketin imza niteliğindeki yeniliğine doğru ilerliyor: Toprağın üzerinde duran, 90×90 santimlik özel üretim bir quadcopter—adı Elijah.
Yakındaki küçük kırmızı bir çadırda, bir operatör dizüstü bilgisayarın başında komuta merkezini yönetiyor. Elijah başlangıçta konumunu algılamıyor; antenler yeniden ayarlanıyor ve drone harita üzerinde beliriyor. Operatör hava trafiğini kontrol ediyor, komutları yüklüyor: “Kalkış yapıyoruz. Görev başlasın.”
Metal bir uğultu yükseliyor. Onlarca göz, Elijah’ın mavi gökyüzüne süzülüşünü izliyor. Doricko bir American Spirit yakıyor, çitlere yaslanıyor ve önü kısa arkası uzun ‘mullet’ saçlarını yüzünden çekiyor. Görünüşü tam bir sınır kasabası kolcusu gibi. Ancak pratiğe gelince, bugüne kadar Vahşi Batı kurallarıyla işleyen bir sektöre bilimsel disiplin getirmeye çalışıyor.
Bulut tohumlama ilk kez 1940’larda deneysel olarak uygulanmıştı. Geleneksel yöntemler, küçük uçaklardan gümüş iyodür ya da tuz içeren fişeklerin atılmasına dayanıyordu. Operatörler faydaya inansa da, her bir uçuşun gerçekten yağışa neden olduğunu kanıtlamak zordu.
Rainmaker’ın iddiası şu: Drone’lar daha ucuz, daha hassas ve çok daha ölçeklenebilir. Bu iddiaya şu ana kadar 31 milyon dolarlık risk sermayesi bağlanmış durumda.
25 yaşındaki Doricko, Berkeley’de fizik okurken okulu bırakıp 2023’te Rainmaker’ı kurdu. Bir yıl sonra Thiel Fellowship kazandı. Bugün arkasında Naval Ravikant, Lowercarbon Capital ve 1517 Fund gibi yatırımcılar; 120 çalışan ve eyalet yönetimlerinden tarım birliklerine uzanan bir müşteri listesi var.
Rainmaker ABD genelinde ve Arjantin’de denemeler yaptı. Ancak bu kış, en büyük sınavıyla karşı karşıya: Elijah’ın Büyük Tuz Gölü için gerçekten yağmur ve kar üretebildiğini kanıtlamak. Aynı anda Doricko’nun bir başka cephede de mücadele etmesi gerekiyor: Bulut tohumlamanın güvenli ve meşru olduğuna kamuoyunu ikna etmek.
Doricko, İncil’den Elon Musk’a aynı cümlede alıntı yapabiliyor. 21. yaş gününden iki gün önce Texas’ta vaftiz olmuş. Berkeley’deki “hedonist” hayatından uzaklaştığını söylüyor. Yaratılış kitabındaki şu ayeti sıkça referans alıyor: “Yeryüzünü doldurun ve ona egemen olun.” “Benim en derin, en samimi motivasyonum Tanrı’ya hizmet etmek,” diyor.
“Bunu yapmanın en iyi yolunun da ihtiyaç duyan insanlara, ekosistemlere ve endüstrilere su sağlamak olduğuna inanıyorum.” Bu duruş da onu hem desteklenen hem de sert biçimde eleştirilen bir figüre dönüştürdü.
Teksas’ta 4 Temmuz 2025’te gerçekleşen yıkıcı sel felaketinin ardından, sosyal medyada Rainmaker suçlandı. Şirket iki gün önce bölgede çalışmıştı, ancak felaketin yaşandığı yer 200 kilometreden uzaktaydı ve üretilen yağış miktarıyla ilgisi yoktu. Buna rağmen söylentiler yayıldı. 32 eyalette bulut tohumlamayı yasaklama önerileri gündeme geldi. Doricko ölüm tehditleri aldı. Artık güvenlikle seyahat ediyor.
Bir yandan “çok güçlü”, diğer yandan “hiç işe yaramaz” olmakla suçlanan Rainmaker, dar bir koridorda ilerliyor.
ELIJAH’TAN ÖNCE, 62 PROTOTİP QUADCOPTER VARDI ve bunların tamamı artık emekliye ayrıldı. Rainmaker’ın drone’larının etkili olabilmesi için, piyasadaki hazır modellerden çok daha yükseğe—bulut tohumlamaya en elverişli katmanlara ulaşmak üzere yaklaşık 4600 metreye kadar çıkabilmesi gerekiyor. Bu, işin kolay kısmı.
“Drone’ların son derece ağır buzlanma koşullarında uçabilmesi şart,” diyor Doricko, startup’ın Utah’taki deposunda dolaşırken. Depoda başarısız deneylerden kalma parçalar, dağ zirvelerine yerleştirilecek özel radar sistemleri ve bir Cat Wars takvimi var. “Çünkü atmosferde ne kadar fazla soğuk sıvı varsa, yere o kadar çok su indirebiliriz. Ama aynı zamanda bu, herhangi bir hava aracı için o kadar tehlikeli bir ortam demek.”
Dönüm noktası ise, yenilikçi bir buz çözme sistemiyle gelmiş. Doricko siyah bir drone pervanesini eline alıyor; aerodinamik kanadın üzerinde sarı bir labirenti andıran bir desen var. “Temelde batarya gücünü alıp doğrudan pervanelere yönlendiriyorsunuz,” diyor. “[Dirençler] kanatları ısıtıyor ve buz biriktikçe onu eritiyor.”
Bu sistem aynı zamanda bulutun içinde ne kadar sıvı bulunduğunu ölçmeye yarayan bir gösterge işlevi de görüyor: Toplanması zor ama hayati bir veri noktası. “Hava sıcaklığını ve buzu eritmek için ne kadar enerji gerektiğini bilirseniz, buzlanma hızına bakarak buluttaki sıvı miktarını çıkarabilirsiniz,” diyor Doricko. “Yani aynı anda son derece çılgın bir sonda gibi çalışıyor.”
Şirketin Elijah’a ulaşması bir yıldan fazla sürdü. Elijah, kış rüzgârlarına ve üç farklı buz türüne—pürüzsüz sır (glaze), pürüzlü kırağı (rime) ve ikisinin birleşimine—dayanacak şekilde tasarlandı. Testlerde saniyede 25 metre rüzgâr hızında, 4.500 metre irtifada başarıyla uçtu. Rainmaker’a göre, başka hiçbir quadcopter bu koşullarda çalışamıyor (sabit kanatlı drone’lar bunu yapabiliyor ama tanesi en az 2.000 dolar ve pist gerektiriyor). Şimdiden 75 adet Elijah göreve hazır.
Bu işin donanım tarafı. Doricko aynı zamanda bulut tohumlamaya tamamen yeni bir operasyonel yaklaşım kazandırmaya çalışıyor. Rainmaker’dan önce, Teksas’taki müşteriler için yeraltı suyunu izleyen bir startup kurmuştu. Bir konferansta, bulut tohumlamanın en büyük sorunuyla tanıştı: Nedensellik. Operatörler uçuşlardan sonra yağışı kaydedebiliyorlardı ama bunun kendi müdahalelerinden kaynaklandığını kanıtlayamıyorlardı. 2017 tarihli bir çalışma, zikzak uçuş desenleriyle yapılan tohumlamanın, insan kaynaklı (antropojenik) bir iz taşıyan yağışa yol açabileceğini öne sürüyordu.
“Benim çıkış noktam şuydu,” diyor Doricko: “Eğer artık nerede tohumlama yapman gerektiğini ve verimin ne olduğunu ölçebiliyorsan, bu teknolojiyi gerçekten ölçekleyebilir ve satabilirsin.” Bugün Rainmaker’ın drone’ları, açıkça insan eliyle yapılmış uçuş desenleri izliyor.
Rainmaker’ın disiplinli yaklaşımına paralel olarak, yazılım direktörü Darrion Vinson, “üretim yürütme sistemi” adını verdiği bir yapı geliştiriyor. Amacı, bulut tohumlamayı tekrarlanabilir ve güvenilir bir teknolojiye dönüştürmek. Vinson, 2024’te havacılık ve savunma girişimi Hadrian’dan Rainmaker’a katıldı. Doricko’yla ilk tanışmaları ise El Segundo’daki bir barda olmuş: Vinson, Robert Caro’nun Lyndon B. Johnson biyografisini okuyordu; sohbet, savaş sonrası Amerika’da altyapı yatırımları üzerine koyulaşmıştı.
Doricko, Vinson’ın “yağmur üretim” modelini bir gün dünyaya taşımayı umuyor. Kuraklık, iklim değişikliği ve yeraltı suyu tükenmesi nedeniyle yeni su kaynaklarına olan talep hızla artıyor. Doricko, Orta Doğu gibi kurak bölgelerdeki hükümetlerle ve tarım sulamasında zorlanan “dünyanın tahıl ambarı” olarak bilinen bölgelerdeki müşterilerle çalışmayı hayal ediyor.
Rainmaker’ın araştırma direktörü Kaitlyn Suski, şirketin etkinliğini kanıtlayacak verilerden sorumlu. Doricko’nun ilk işe aldığı isimlerden biri olan Suski, akademide aerosol–bulut etkileşimleri ve buz çekirdeklenmesi üzerine yıllar geçirdikten sonra, Gundo kültürüne başta yabancı hissetmiş. “Ofiste bir sürü kılıç falan var,” diyor meslektaşları için. “İlk başta ‘Kılıçları kim umursar?’ diye düşünmüştüm.” Ama dengeyi bulmuş: Ortama bir de disko topu eklemiş.
Suski, bu kış Rainmaker’ın Büyük Tuz Gölü operasyonlarını; Ulusal Atmosfer Araştırmaları Merkezi ile Utah Üniversitesi ve Utah Eyalet Üniversitesi’nden bilim insanlarıyla birlikte takip edecek. “Bulut tohumlamanın büyümesi böyle olacak,” diyor. “Daha çok insanın güvenmesi ve yatırım yapmak istemesiyle.”
Doricko, bulut tohumlamanın geleceğine o kadar güveniyor ki Suski’ye şimdiden gümüş iyodürün alternatiflerini araştırma görevini vermiş. Gümüş iyodür, buluta salındığında bir “buz çekirdekleyici parçacık” görevi görüyor; etrafında buz kristalleri oluşuyor ve ardından yağış olarak yere düşüyor. Mevcut kullanım yoğunluklarında güvenli olduğu gösterilmiş durumda. Ama Doricko’nun hayali, bugünkünün bin katı ölçekte, dünyanın dört bir yanında faaliyet göstermek.
“Doğada en iyi buz çekirdekleyicilerin çoğu biyolojik,” diyor Suski. “Bakteriler, mantarlar ve benzeri şeyler—gümüş iyodürden çok daha aktifler.” Daha aktif, organik bir parçacık; daha sıcak sıcaklıklarda da etkili olabilir, bu da Rainmaker’ın hem sezonunu hem de faaliyet gösterebileceği coğrafyaları genişletir. Ancak bilimin kamusal alanda saldırı altında olduğu bir dönemde bu tür araştırmaları yürütmek, cesaret isteyen bir iş.

DORICKO, 4 TEMMUZ AKŞAMI MANHATTAN BEACH’TE havai fişekleri izlerken, Teksas’taki yıkıcı sellerle ilgili haberler düşmeye başladı. Yağmur Texas Hill Country’yi dövüyor, Guadalupe Nehri taşıyordu. Fırtına dindiğinde 130 kişi hayatını kaybetmişti.
Doricko o akşam şunu düşündüğünü hatırlıyor: Rainmaker’ın rolü mutlaka sorgulanacaktı. Olaydan iki gün önce şirket, Teksas’taki çiftçileri temsil eden Güney Teksas Hava Modifikasyonu Birliği için Runge’da çalışmıştı. Rainmaker iki buluta gümüş iyodür salmış, ardından yaklaşan bir sistem öngörüldüğünde operasyonlarını durdurmuştu. En kötü sel, Runge’un yaklaşık 200 km uzağında yaşanmıştı.
“Her şeyin gerçekten gerçeküstü hâle geldiği an, 5 Temmuz’da General Mike Flynn bizimle ilgili tweet atmasıydı,” diyor Doricko. Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı, X’te paylaştığı ve 2,3 milyon görüntülenmeye ulaşan bir dizi gönderide Rainmaker’ın bu işte bir parmağı olduğunu ima etmişti.
İki hafta sonra Georgia eyaleti Kongre üyesi Marjorie Taylor Greene, federal düzeyde hava modifikasyonunu yasaklamayı amaçlayan bir yasa tasarısı sundu.
Doricko, bu tepkiye tamamen şaşırdığını söylemiyor—chemtrail komplo teorisyenleri (kimyasal iz komlo teorileri) yıllardır bulut tohumlamayı hedef alıyor. Bu çevreler, uçakların ardında bıraktığı izlerin devlet tarafından salınan zararlı kimyasallar olduğuna inanıyor. Flynn ve benzerlerinin imaları viral oldukça, Doricko yüzlerce ölüm tehdidi içeren e-posta almaya başladı. Bir anda, Tanrı rolüne soyunan ve havayı kontrol etmek isteyen bir Silikon Vadisi kötü adamı olarak resmediliyordu. “Kamusal alanda kendimizi savunmamız gerektiğini fark ettik,” diyor.
Doricko, sağ eğilimli podcast’lerin adeta bir turuna çıktı: Dinesh D’Souza (hatta “Yahudiler İsa’yı mı öldürdü?” başlıklı bir bölümde), eski Navy SEAL Shawn Ryan (The Shawn Ryan Show), Tim Pool (Timcast IRL) ve daha niceleri. Programdan programa, bulut tohumlamanın “gökyüzü terörizmi” olduğu, kendisinin “Big Cloud’un yüzü”, hatta “Oppenheimer” olduğu yönündeki suçlamaları dinledi. Sakin bir dille Rainmaker’ın yöntemlerinin güvenilirliğini anlattı. Hill Country fırtınalarının 4 trilyon galon yağış ürettiğini, başarılı bir bulut tohumlama görevinin ise en fazla 10 milyon galon getirdiğini vurguladı.
Zaman zaman jargona da kaçtı: “Hiç ‘konveksiyonun aerosol yoluyla güçlenmesi’ni duydun mu, bro? Biz bulutları büyütüyoruz,” diye anlatmaya çalıştı Timcast IRL’deki bir konukla. Ama konuk ikna olmadı.
Bu sırada Doricko Washington’da da müttefik arıyordu. Eylül ayında küçük ama sembolik bir kazanım elde etti: Çevre Koruma Ajansı (EPA), chemtrail komplo teorilerini çürüten ve bulut tohumlamayla hâlâ teorik aşamada olan güneş radyasyonu modifikasyonu gibi iklim mühendisliği teknikleri arasındaki farkı net biçimde ortaya koyan bir rapor yayımladı.
“[EPA yöneticisi] Lee Zeldin ve ekibinin serinkanlı yaklaşımı için çok minnettarım,” diyor Doricko. “Bulut tohumlamanın faydalı bir su arzı aracı olduğunu açıkça söylemelerini ister miydim? Elbette. Ama siyasi gerçeklikler içinde neden temkinli olduklarını anlıyorum.”
Doricko, politik olarak bir köşeye sıkışmaktan özellikle kaçınıyor. Geçtiğimiz nisan ayında, Nike’ları ve bej takımıyla Bill Clinton’la tokalaşırken çekilmiş bir fotoğrafını paylaştı: “#42 ile bulut tohumlamanın su kaynaklarını nasıl artırabileceğini konuşmak büyük keyifti!” diye yazdı. Dört ay sonra bu kez California Valisi Gavin Newsom’la birlikte gülümsüyordu: “@CAgovernor’a El Segundo, California’ya yatırım yaptığı için minnettarım.”
“Ülkenin en kötüsüyle samimiyet—işte Rainmaker,” diye alay etti bir X kullanıcısı, Newsom fotoğrafının altına.
Doricko yanıtladı: “Herkesi seviyorum ve çiftçilere, ekosistemlere ihtiyaç duydukları suyu vermek isteyen herkesle çalışırım.”
RAINMAKER, KOMPL0 TEORİSYENLERİ İÇİN karşı konulmaz bir hedef. Şirket yalnızca havaya parçacık salmakla kalmıyor; aynı zamanda, komplo çevrelerinde sansürle özdeşleştirilen Büyük Teknoloji’nin bir uzantısı olarak görülüyor.
İronik olan şu ki Doricko, teknoloji platformlarının ifade üzerindeki rolüne dair kaygılarda karşıtlarıyla empati kurabiliyor. Test sahasından şirket kamyonetiyle ayrılırken şunu söylüyor: “Silikon Vadisi’ne neredeyse hiç duygusal bağım yok. Hatta teknolojiye bile.”
Kıyı şehirlerindeki teknoloji şirketlerinin Orta Amerika’ya “tepeden bakması” fikrini “son derece yanlış” buluyor.
Doricko’nun çevrimiçi siyasi alanlardaki yolculuğu epey zikzaklı. Berkeley’deyken, Charlie Kirk’ün kurduğu muhafazakâr öğrenci örgütü Turning Point USA’de yer almış. Pandemiyle gelen kapanmalar ve George Floyd’un ölümünün ardından patlak veren protestolar sırasında, örgütün sloganlarından tatmin olmamaya başlamış.
“‘Sosyalizm berbat’ gibi genel geçer lafların, sahip olduğumuz derin kültürel ve dini sorunları çözmeye yetmediğini düşündüm,” diyor.
Bir arkadaşı ona Nick Fuentes’ın videolarını göstermiş; Doricko, Fuentes’ın Hristiyan dirilişi mesajını o dönemde çekici bulduğunu söylüyor. Haziran 2020’de Doricko, İnternet Arşivi kayıtlarına göre, BLM hakkında düzenli tweet’ler atıyor; Santa Monica’daki protestolarda heykellerin yıkılmasını ve yağmayı eleştiriyordu. Bu paylaşımlar arasında, Fuentes’a ve America First Students’ın kurucusu Jaden McNeil’e Berkeley’de bir şube kurma fikrinden bahseden iki tweet de vardı.
Kısa süre sonra, muhafazakâr bir öğrenci yayınından “#AmericaFirst’i desteklediği şüphesiyle” çıkarıldığını duyurdu. “Kafaları netleştirmek için açıkça söylüyorum: Evet, destekliyorum,” diye yazmıştı. “Hristiyanlığa, çekirdek aileye, Amerikan işçisine ve askerine inanıyorum.”
(Bu arada, Doricko sağ kulağında işitme kaybı yaşamasına yol açan Kosta Rika seyahatinden önce Donanma Akademisi’ne girmeyi, astronot olmayı umuyordu.) Aynı dönemde Fuentes da Twitter’da aktifti. Doricko’nun onu etiketlediği hafta şu paylaşımı yapmıştı: “Ülkemizin hikâyesi, beyaz, Hristiyan, muhafazakâr Amerikalıları yok etmek için birlikte çalışan düzen ve şiddet yanlısı kalabalıktır.”
Bu döneme ilişkin ilk konuşmamızda Doricko, biraz meydan okur bir tavırla, America First söylemine bir ideal olarak çekildiğini savunuyor. “’America First’ ifadesi, ABD’yi öncelemeyi temsil ettiği ölçüde—benim için oradan geliyor ve hâlâ buna inanıyorum,” diyor, Rainmaker’ın Gundo merkezinden bağlandığı görüntülü görüşmede. “Herkesi seviyorum,” diye ekliyor, “Rabbimizin bizden istediği gibi; kim olursa olsun, onların iyiliğini gözeterek.”
Daha sonraki bir görüşmede tonu daha düşünceli. Fuentes’ın beyaz milliyetçisi ve antisemitik geçmişini—2017’de Charlottesville’deki ‘Unite the Right’ mitingindeki rolü dahil—bilmediğini söylüyor.
“Hayır dostum, bunu bilmiyordum,” diyor. “2021 ya da 2022’ye kadar Charlottesville hakkında bildiğim tek şey, birinin arabayla kalabalığın içine daldığı bir kazaydı.” 2017’deki miting sırasında, diye ekliyor, “lisedeydim. Babamın Ronald Reagan konuşmalarının kayıtlarını dinliyordum.”
Ayrıca, “dünyanın, 19–20 yaşındayken düşündüğümden çok daha karmaşık” olduğunu söylüyor. O dönemde vaftiz edilmediğini, Hristiyanlığa tam olarak bağlanmadığını anlatıyor. “Hayatımda olması gerekenden fazla günah var hâlâ,” diyor, “ama o zamana kıyasla kalbimde çok daha fazla sevgi olduğuna da inanıyorum.” İmanını, İsa’nın ölümü ve dirilişine dair kanıtları mantık yoluyla değerlendirerek bulduğunu söylüyor. Son dönemde ise Ortodoks Hristiyanlığın mistik yönlerine ilgi duyuyor.
Doricko’nun inanmadığı tek şey sessizlik. Lisedeyken bile, kendi deyimiyle bir “provokatör”müş. 2018’de Parkland, Florida’daki okul saldırısının ardından düzenlenen ülke çapındaki okul güvenliği yürüyüşlerine katılmış. (Diğer öğrenciler silah kontrolünü savunurken, Doricko motivasyonunun sadece okulunu güvende tutmak olduğunu söylüyor.)
“İnsanlar neden konuşmalarını bu kadar sansürlüyor? Neden ne düşündüklerini ne hissettiklerini söylemiyorlar?” diyor. “Buna hiç empati duymuyorum. Etrafımızdaki dünya; bizden önce gelen insanların hakikate, imana, iyiliğe tanıklık etmesi ve fedakârlıkları sayesinde var. Ve bunun çok kolay kaybedilebileceğinin farkında değiliz.”
BÜYÜK TUZ GÖLÜ EYALET PARKI’NIN KIYILARI, Rainmaker’ın uçuş eğitiminden sonraki gün sessiz. Bir okul gezisindeki çocuklar ayakkabılarını bir kenara bırakmış, sığ suda yürüyor. Ancak çevredeki kıyı şeridi ıssız; gölün “çirkin ördek yavrusu” olarak görülmesi, onu kurtarmak için güçlü bir rekreasyon lobisinin oluşmadığını hatırlatıyor.
Utah Rivers Council adlı savunuculuk ve araştırma grubunun direktörü Zachary Frankel, Utah’taki su yönetimi sorunları hakkında saatlerce konuşabilir: Salt Lake City sakinlerinin suya ödediği düşük bedellerden, eyaletin yeni metropol alanlarını kesen eski tarım kanalları sistemine kadar. Bulut tohumlama, onun gözünde, bu yapısal sorunları çözmüyor. Yıllardır gölün deniz seviyesinden 1.280 metre yüksekliğe geri getirilmesi için mücadele ediyor. Şu anda seviye yaklaşık 290 metre.
“Bulut tohumlama politik olarak kabul edilebilir bir çözüm,” diyor, ofisinde otururken; binanın arkasındaki eğimli çim alanı sulayan peyzaj ekibini izliyoruz. “Utahlı politikacılar için Büyük Tuz Gölü’nü kurtarıyormuş gibi yapmanın hoş bir yolu. Ama işe yaramıyor.”
Ona göre, su hakları spekülasyonunun dizginlenmesi gibi bazı adımlar, “sudan ucuza” çok büyük miktarlarda su sağlayabilir—ama bunun siyasi bir bedeli var. “Utah devleti, gölü kurtarmak için düzenleme yoluna gitmek istemiyor.”
Utah Su Kaynakları Dairesi’nde bile, bulut tohumlamanın sihirli bir çözüm olmadığı kabul ediliyor. Eyaletin yıllık bulut tohumlama bütçesi 2022’de 350 bin dolarken 5 milyon dolara çıkmış durumda. Buna rağmen, kurumun meteorologlarından Jonathan Jennings net konuşuyor:
“Bulut tohumlama tek başına Büyük Tuz Gölü’nü kurtarabilir mi? Hayır. Teknoloji henüz o noktada değil. Bizim rolümüz, yüksek rakımlı rezervuarların dolu kalmasına yardımcı olmak.”
Mantık şu: Rezervuarlar dolu kalırsa, tarım, sanayi, gayrimenkul geliştirme ve—evet—terminal gölün kendisi için yeterli su kalabilir. Ancak hesap göz korkutucu. Her türlü su yönlendirme tartışmasından bağımsız olarak, göl her yıl buharlaşma yoluyla yaklaşık 3,7 milyar metreküp su kaybediyor. En iyi senaryoda bile Jennings, Rainmaker’dan 308 milyon metreküp elde etmeyi umuyor.
“İstediğimiz sonuçları üretmeye çalışırken her yönden yumruk yiyeceğimizden eminim,” diyor Doricko. Yine de geri adım atmıyor. Amerikan Batısı’ndaki bu sezonluk projeler sadece bir başlangıç.
“Bunun çözülebilir bir sorun olduğunu biliyoruz. Yapmamız gereken tek şey, durmaksızın yinelemek.”
Tanrı dünyayı altı günde yarattı. Ama yaratılış üzerinde hâkimiyet kurmak, bir ömürlük iş.

YAĞMUR, ‘HİZMET OLARAK’
RAINMAKER’IN ‘BULUT TOHUMLAMA’ OPERASYONU NASIL İŞLİYOR?
- TAHMİN
Rainmaker, tohumlama için fırsatları öngörmek amacıyla hava tahminlerini izliyor ve kendi radar sistemlerini de kullanıyor. - UÇUŞ
Rainmaker’ın buz ve rüzgâra dayanıklı drone’ları gümüş iyodürü dağıtmak üzere bulutlara giriyor. - TOHUMLAMA
Gümüş iyodür parçacıkları, buz çekirdekleşme noktaları gibi davranarak buz kristallerinin oluşumunu teşvik ediyor. - YAĞIŞ
Damlacıklar veya kristaller yeterince ağırlaştığında, yağış olarak yeryüzüne düşüyorlar. - MODELLEME
Rainmaker drone’ları, ürettikleri yağışı tanımlamaya yardımcı olmak için ayırt edici rotalar ve uçuş modellerini izliyor. - RAPORLAMA
Şirket her operasyonun ardından etkisine ilişkin bir rapor hazırlıyor.
“Benim en derin, en samimi motivasyonum Tanrı’ya hizmet etmek. Ve bunu yapmanın en iyi yolunun, toprağa su indirmek olduğuna inanıyorum.”
SIVI SERMAYE
- Rainmaker’ın kurucusu ve CEO’su Augustus Doricko, bulut tohumlama endüstrisine yeni fikirler getiriyor.


