in , , ,

Otonom araçlar için yeni bir rota

Elektrikli araç üreticisi Rivian’ın kurucusu ve CEO’su RJ Scaringe, yapay zeka öncelikli yaklaşımını, kendi çipini nasıl geliştirdiğini, kamuoyunun lidar hakkında neyi yanlış anladığını ve otomobil sahipliği ile robotaksi tartışmasının neden temelden hatalı olduğunu Fast Company Global edisyonuna anlattı.

Otonom-araçlar-için-yeni-bir-rota

YAZI: HARRY MCCRACKEN

Rivian’ın kurucusu ve CEO’su RJ Scaringe, şirketin Palo Alto’daki merkezinde 11 Aralık 2025’te düzenlenen “AI & Autonomy Day” etkinliğinin açılış konuşmasında Gen 3 platformunu tanıttı. Bu platform, elektrikli kamyonetler, SUV’ler ve ticari van’lar üreten Rivian’ı ulaşım alanında “işin tamamını kapsayacak” bir otonomi şirketine dönüştürmeyi hedefliyor.

Bu yılın sonlarına doğru lanse edilecek R2 SUV’nin bir versiyonunda ilk kez kullanılacak olan Rivian Autonomy Computer platformu, şirketin kendi tasarladığı RAP1 (Rivian Autonomy Processor) adlı çipten güç alıyor. R2’nin otonom sürüş özellikleri, ön camın üst kısmına zarif biçimde yerleştirilmiş bir lidar sensöründen gelen verileri de kullanacak. Bu tasarım, Waymo gibi araçların tepesinde yer alan döner lidar kulelerinden oldukça farklı. (Tesla’nın araçlarında lidar sensörü kullanmadığı ise bilinen ve tartışmalı bir konu.)

Rivian ayrıca, mevcut araçlara ve R3 modeline yazılım güncellemesiyle gelecek olan, sesle kontrol edilen yeni bir kullanıcı arayüzünü de tanıttı: Rivian Assistant. Dokunmatik ekranlardan konuşmaya doğru evrilen araç içi arayüzlerin geleceğine yapılan bu bahis, Google Takvim entegrasyonunu da içeriyor. Bu da araçlar sürüş işinin daha fazlasını üstlendikçe, verimlilik odaklı özelliklerin ne kadar önem kazanabileceğine dair güçlü bir ipucu veriyor. RJ Scaringe, tüm bu başlıkları ve daha fazlasını Fast Company Global’e anlattı.

En genel çerçevede sorarsak, bugün açıkladıklarınızın ne kadarı Rivian’ın ilk vizyonu ve yol haritasında vardı?
Aslında bu, 20 yıl öncesine dayanıyor. Ama bugün gördüğünüz şey, son birkaç yıldır binlerce insanın üzerinde çalıştığı bir emeğin sonucu. Bugün tanıttığımız platformların geliştirilmesine 2022’de başladık.

Açıklamalarınızın ortak noktalarından biri, başkalarına bağımlı olmak yerine pek çok şeyi kendi bünyenizde yapmanız. Bu konuda kararsız kaldığınız bir dönem oldu mu?
2021’de piyasaya çıktığımızda Gen 1 mimarimiz vardı. Bu yaklaşım, Gen 2’den ve elbette Gen 3’ten oldukça farklıydı. O dönemde bir algılama platformumuz vardı; bir kısmı bize aitti, büyük bölümü dışarıdan geliyordu. Bu sistem, tamamen bize ait olan bir planlama katmanına veri sağlıyor ve araç, kurallara dayalı kararlar alıyordu. Oldukça temel, seviye 2 sürücü destek sistemlerinden söz ediyoruz. Bu mimarinin doğal bir sınırı vardı. Lansmana yaklaştıkça şunu fark ettik: Dünya, deterministik ve klasik sistemlerden, gerçek anlamda yapay zeka tabanlı sistemlere doğru kayıyordu.

İronik olan şu: “Otonom sürüş” dediğimizde, tarihsel olarak bunun her zaman yapay zeka olduğunu varsayıyoruz. Oysa başlangıçta hiç de öyle değildi. Oldukça gelişmiş if–then kuralları ve güçlü makine görüşü vardı, ama gerçek yapay zeka yoktu. Bu dönüşüm, 2020’lerin başında gerçekleşti. Biz de bunu gördüğümüzde, yaklaşımımızı tamamen değiştirmemiz gerektiğine karar verdik. 2022’nin başında bu kararı aldık ve her şeye beyaz bir sayfa açarak başladık.

Bu yaklaşımla şunu dedik: “Algılama platformumuzu kendimiz tasarlayalım. Hesaplama platformumuzu kendimiz kuralım. Gen 2’de Nvidia’yı çip ve çıkarım platformu sağlayıcısı olarak kullanalım ve sinir ağlarına dayalı bir yaklaşımı mümkün kılacak bir veri döngüsü oluşturalım.” Bu araçlar 2024’ün ortasında, yaklaşık bir buçuk yıl önce yollara çıktı.

Bununla paralel olarak, büyük donanım projelerine de başladık. Bunların en büyüğü, şirket içinde geliştirilen çipti. Sıfırdan—hiç çip tasarım ekibi yokken, IP yokken—bir çip üretmek; zaman, yüz milyonlarca dolar ve çok büyük bir organizasyon gerektiriyor. Ama 2022’de bu kararı aldık ve o günden beri çalışıyoruz. Bir şekilde sızmadı. Şimdi bunu açıkça konuşabiliyor olmak güzel; çünkü gelecek yıl araçlarda olacak.

Yapay zeka merkezli bir yaklaşım, algılamada dikey entegrasyonu zorunlu kılıyor. Hesaplamayı da sahiplenmek şart değil, ama sahip olduğunuzda daha düşük maliyet ve bizim durumumuzda daha yüksek performans elde ediyorsunuz. Bizim otonomiye dair inancımız çok güçlü. Bunun otomotivin bir parçası olmadığını düşünüyoruz; biraz ileriye baktığınızda, bunun işin tamamı olduğunu görüyorsunuz. Bu yüzden Ar-Ge kaynaklarımızın büyük kısmını buraya ayırdık.

Lidar kullanmanız gerektiği tamamen net miydi?
Lidar etrafında artık geride bırakılması gereken bir algı var: Pahalı ve mekanik olarak karmaşık oldukları düşüncesi. Geçmişteki Velodyne lidar sistemleri — hatta bugün hâlâ yollarda gördükleriniz — gerçekten oldukça karmaşıktı. Ancak teknoloji hızla evrildi. Artık lidar sensörleri çok daha düşük maliyetli, son derece güvenilir ve tamamen katı hâl (solid-state) tabanlı sistemler.

On yıl önce alabileceğiniz en iyi lidar yaklaşık 70 bin dolardı. Beş yıl önce 5 bin dolar civarındaydı. Bugün ise birkaç yüz dolar seviyesinde. Bu da tüm filoyu adeta bir “gerçeklik doğrulama filosu”na dönüştürmeyi mümkün kılıyor. Özellikle zor hava ve ışık koşullarında kameraları eğitmek için son derece faydalı.

Bu yüzden tartışma biraz garipleşti. Tesla’nın bu konuda çok net bir duruşu olduğu için sanki büyük bir fikir ayrılığı varmış gibi görünüyor. Oysa sensör 10 bin dolar olsaydı, elbette farklı düşünürdük. Ama birkaç yüz dolarlık bir karar olduğunda, tercih çok daha kolay oluyor.

OTOMOBİLDEN ASİSTANA

Yeni asistanınızın Google Takvim entegrasyonu bana şunu düşündürdü: Sürüşe daha az odaklanmam gerekirse, araç içinde üretkenlik için büyük bir alan açılıyor. Ne kadar güçlü bir asistan hedefliyorsunuz?
Google Takvim, ileride hayata geçecek pek çok entegrasyondan yalnızca biri. Şu anda ajanlar arası (agent-to-agent) iletişim için kurulmuş sınırlı sayıda entegrasyon var. Ancak gerçekten ayakta kalmak ve bir yapay zeka platformu tarafından yutulup gitmemek isteyen her platformun, ajanlar arası etkileşim konusunda son derece yetkin hâle gelmesi gerekiyor. Bunu, uygulamaların kolayca bağlanmasını sağlayan birer SDK (yazılım geliştirme kiti) gibi düşünebilirsiniz. Nihai hedefimiz, kullanmak isteyebileceğiniz neredeyse her uygulamanın ajanlarımıza sorunsuz biçimde entegre edilebilmesi. Bugün gördüğünüz gibi, arabayla konuşuyorsunuz, araç Google takviminize ulaşıyor, bir toplantıyı taşımasını istiyorsunuz ve bunu sizin adınıza yapıyor. Bu, buzdağının sadece görünen kısmı. Zamanla araç, gerçek anlamda kişisel bir asistana dönüşecek. Programınızı düzenlemek, yemek sipariş etmek, eve tesisatçı çağırmak… Bunların hepsi çok doğal ve zahmetsiz hale gelecek. Ve eğer artık aracı siz sürmüyorsanız, onun size bu konularda yardımcı olmasını istemeniz çok doğal.

SEVİYE 4’E ÇIKMAK GEREKLİ

Robotaksiler ile otonom özel araçların birlikte var olacağı bir gelecek görüyor musunuz?
Kesinlikle birlikte var olacaklar. Birbirlerini dışlamıyorlar. Seviye 4 otonomi, her ikisini de mümkün kılan şey. Teknoloji açısından baktığınızda, ikisinin temeli aynı. Biz şu an teknolojinin kendisine odaklanıyoruz. İlk kullanım senaryosu, kişisel araçlar olacak. Ama bu, robotaksi ya da paylaşımlı mobiliteyi dışladığımız anlamına gelmiyor.

Bugün paylaşımlı yolculuklar, toplam kilometrenin çok küçük bir kısmını oluşturuyor. Eskiden, dünyadaki kilometrelerin yüzde 99’unun özel araçlarla yapıldığı bir yerden, yüzde 50–50’ye geçeceğimizi düşünürdüm. Belki olur. Ama artık bunun yüzde 99’dan yüzde 90’a düşmesinin daha olası olduğunu düşünüyorum. Belki de çocuk sahibi olmam ve araba koltukları, futbol topları gibi gerçeklerle yüzleşmem etkili oldu.

Ülkeye göre de çok değişecek. ABD’de gelir seviyesi düşünüldüğünde, bugün araba alabilen birçok insan, hâlâ kendi aracına sahip olmayı tercih ediyor. Ama açıkçası bu konuda çok güçlü bir görüşe sahip olmam da gerekmiyor. Tüketim modeli ciddi şekilde değişirse, biz buna da hazırız.

Beni şaşırtan, iş modeline gösterilen ilgi. Bir uçta bugünkü klasik sahiplik modeli, diğer uçta tamamen “kullandıkça öde” yaklaşımı var. Ama bu iki uç arasında hayal gücümüzü yeterince kullanmıyoruz. Arada çok fazla model olacak. Belki araca gündüz ben sahip olacağım, gece başkası kullanacak. Belki hafta içi benim, hafta sonu başka bir ailenin olacak. Belki beş-altı kişi arasında paylaşılacak.

Araç kendi kendine gidebildiği anda, mobiliteyi tüketmenin çok geniş bir yelpazesi ortaya çıkacak. Bizim bakış açımız, bu yelpazenin tamamında var olmak. Ama kesin olan tek bir şey var: Bu yelpazenin herhangi bir noktasında yer almak için seviye 4 otonomi şart. Robotaksi seviye 3 ile olmaz. Kişisel otonomi de olmaz. Mutlaka seviye 4 gerekir. Bizim odaklandığımız şey de tam olarak bu.

NEDEN LİDAR KULLANIYORUZ?

  • 10 yıl önce en iyi lidar yaklaşık 70 bin dolardı. 5 yıl önce 5 bin dolara indi. Bugün ise birkaç yüz dolar seviyesinde. Bu da tüm filoyu adeta bir “gerçeklik doğrulama filosu”na dönüştürmeyi mümkün kılıyor. Özellikle zor hava ve ışık koşullarında kameraları eğitmek için son derece faydalı. Tesla lidar kullanmadığı için sanki büyük bir fikir ayrılığı varmış gibi gösteriliyor. Bu onların duruşu. Lidar 10 bin dolar olsaydı, elbette farklı düşünürdük. Ama birkaç yüz dolarlık bir karar olduğunda, tercih çok daha kolay oluyor.

RIVIAN’IN TAM OTONOMİYE GİDEN YOLCULUĞU

  • 2022’de AI-first mimariye geçildi.
  • 2024 sonunda Nvidia tabanlı sinir ağı altyapısına sahip Gen 2 araçlar trafiğe çıktı.
  • 2025 sonunda şirket içi geliştirilen RAP1 çipli Gen 3 platformu tanıtıldı.
  • Rivian’ın hedefi Seviye 4 otonomi.

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

yağmuru-kim-yağdırcak

Yağmuru kim başlatacak?

enerjinin-kritik-oranı

Enerjinin kritik oranı