in

Pelit Duman: Öz bakımı, geleceğin sağlık modeli olarak konumlandırıyoruz

İşveren markası, artık yalnızca bir iletişim çalışması değil; çalışan deneyimi ve kurum kültürünü şekillendiren stratejik bir güç olarak öne çıkıyor.

“Kendine iyi bakma” kavramını sadeleştirerek, bilime dayalı, tüketici odaklı ve sürdürülebilir çözümler sunmayı hedefleyen Opella’nın Türkiye Genel Müdürü Pelit Duman, “Çalışan markası olmayı, çalışanların her gün deneyimlediği bir kültür olarak ele alıyoruz” diyerek bu yaklaşımın önemine dikkat çekiyor.

Biz, öz bakımı daha erişilebilir, anlaşılır ve günlük hayatın doğal bir parçası haline getirme vizyonuyla kurulan bağımsız bir tüketici sağlığı şirketiyiz. Temel amacımız, bireylerin sağlıklarıyla ilgili daha bilinçli kararlar alabilmesini desteklemek ve “Sağlığın Senin Elinde” yaklaşımıyla insanların kendi sağlık yolculuklarında daha aktif rol üstlenmelerini sağlamak.

Opella, “Sağlığın Senin Elinde” mottosuyla bireylerin kendi sağlıklarını daha bilinçli ve kolay şekilde yönetmelerini destekleyen bir şirket. Geçtiğimiz yıl Sanofi, Opella’daki yüzde 50 oranındaki kontrol hissesini Clayton, Dubilier & Rice (CD&R) şirketine devretti ve bu adımla Opella artık bağımsız bir yapı olarak faaliyetlerine resmen başladı. Türkiye’nin AMET (Afrika, Orta Doğu ve Türkiye) Bölgesi’nin yönetim üssü olarak konumlandırılması ise bizim için ayrı bir gurur kaynağı. Merkezi Fransa’da bulunan şirketimiz, Enterogermina ve Pharmaton gibi dünya genelinde güven duyulan 100 markadan oluşan geniş bir portföyü yönetiyor. “Kendine iyi bakma” kavramını sadeleştirerek, bilime dayalı, tüketici odaklı ve sürdürülebilir çözümler sunmayı hedefliyoruz.

Bugün dünyada 190 milyar Euro büyüklüğe ulaşan reçetesiz ürünler (OTC) ve vitamin-mineral-takviyeler (VMS) pazarında faaliyet gösteriyoruz ve küresel ölçekte üçüncü büyük oyuncu konumundayız. Sindirim sağlığı, bağışıklık, ağrı yönetimi, alerji ve vitamin-mineral desteği gibi alanlarda üretime yatırım yapıyor ve faaliyet gösteriyoruz. Şirketimiz, bilim temelli çözümleri sürdürülebilirlik ve sağlık okuryazarlığı odağıyla birleştirerek öz bakımı geleceğin sağlık modeli olarak konumlandırıyor.

SOSYAL FAYDA ODAKLI BÜYÜME

Bağımsız bir şirket olarak ilk yılımız, Opella için güçlü bir dönüşüm ve yapılanma dönemi oldu. Bir yandan küresel operasyonlarımızı güçlendirirken, diğer yandan öz bakım alanındaki büyüme stratejimizi hızlandırdık.

2025 yılı boyunca inovasyon, bilimsel üretim ve sürdürülebilirlik alanlarında önemli adımlar attık. Yıl içinde 37 bilimsel yayınımız kabul edilirken, 42 yeni çalışma başlatıldı. Ayrıca 158 binden fazla sağlık profesyoneline ulaşan etkinliklerle sağlık okuryazarlığını desteklemeye devam ettik.

Sürdürülebilirlik tarafında ise çok önemli bir kilometre taşını geride bıraktık ve Global B Corp sertifikasını alan ilk küresel tüketici sağlığı şirketi olduk. Bunun yanı sıra net sıfır hedeflerimiz Science Based Targets initiative (SBTi) tarafından onaylandı.

Sürdürülebilirlik yaklaşımını yalnızca operasyonlarımızda değil, iş birliklerimizde de somutlaştırıyoruz. Örneğin ecording iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz proje kapsamında, doğaya 129 bin ağaç tohumu kazandırdık.  Bu çalışma ile 4 bin 548 ton CO₂ tutulumu sağlanırken, 16 bin 125 m² alanın restorasyonu gerçekleştirildi. Bu etkiyi daha somut ifade etmek gerekirse, ortaya çıkan fayda bir uçağın Dünya etrafında 27 kez uçuşuna eşdeğer karbon etkisinin dengelenmesi anlamına geliyor.

Ayrıca sağlık okuryazarlığını geliştirme ve eğitim yönündeki çalışmalarımızla da sosyal etki yaratmaya özen gösterdik. Opella’nın sindirim sağlığı alanındaki markası Enterogermina ile bağırsak sağlığı ve hijyen bilincini artırmak amacıyla yürüttüğümüz sosyal etki programıyla Manisa, Eskişehir ve İstanbul’da 10 binin üzerinde çocuğa ulaştık.

Tüm bunlar bizim için yalnızca operasyonel başarılar değil; öz bakımın daha sürdürülebilir, erişilebilir ve bilim temelli hale gelmesi adına attığımız stratejik adımlar.

GELECEĞİN ANAHTARI: ÖZ BAKIM

Önümüzdeki dönemde odağımızda inovasyon ve erişilebilir öz bakım çözümleri yer alıyor. Öz bakımı olabildiğince basit hale getirmek amacıyla çalışmalarımız devam edecek. Öz bakım bizim iş stratejimizin kalbinde yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü de öz bakımı, sağlık profesyoneline ihtiyaç duymadan uygulanabilen, kanıta dayalı çözümler olarak tanımlıyor.

Global Self-Care Federation’ın 2026 raporuna göre, öz bakım uygulamaları sağlık sistemlerinde yıllık 144 milyar dolarlık tasarruf sağlıyor ve mevcut potansiyelin yalnızca bir kısmı kullanılıyor. 2040’a kadar bu etkinin yüzde 50 daha fazla artırılabileceği öngörülüyor.

Aynı araştırma, öz bakımın her yıl 13 milyar saat bireysel zaman ve 2,2 milyar saat hekim zamanı tasarrufu sağladığını ortaya koyuyor. Bu tabloyu daha çarpıcı hale getiren bir diğer veri ise şu: Öz bakım uygulamaları yaygınlaşmazsa, küresel ölçekte sağlık sistemlerinin ihtiyacı karşılamak için 800 bin ek doktora ihtiyaç duyacağı öngörülüyor.

KÜLTÜR, HER GÜN YAŞANIR

Opella’da employer brand’i öncelikle bir iş stratejisi olarak görüyor ve konumlandırıyoruz.  Çünkü yetenek, büyümenin ve dönüşümün en önemli itici güçlerinden biri.

İletişim burada önemli bir rol oynasa da, bizim için employer brand’in temeli; güçlü bir Çalışanlar için Güçlü Değer Önermesi (Employee Value Proposition – EVP) ile işlerimizi her zaman daha ileri taşıma kültürü ve tutarlı bir çalışan deneyimi oluşturmak. Çalışanlarımızın şirket içinde gerçekten yaşadığı deneyim, dışarıya verdiğimiz mesajlardan çok daha belirleyici oluyor.

Bu nedenle çalışan markası olmayı yalnızca “anlatılan bir hikaye” olarak değil, çalışanların her gün deneyimlediği bir kültür olarak ele alıyoruz. Bizim yaklaşımımızda önemli olan, çalışanların Opella’yı anlatması; bizim onların yerine konuşmamız değil.

GÜÇLÜ İÇERİK, GÜÇLÜ AİDİYET

Biz “çalışan markası” olabilmeyi yukarıdan aşağıya yönetilen bir iletişim modeli olarak değil, birlikte inşa edilen bir yapı olarak görüyoruz. Bu nedenle çalışanlarımızı hem hikayenin şekillendirilmesine hem de içerik üretim süreçlerine aktif şekilde dahil ediyoruz. Örneğin Employee Value Proposition yaklaşımımız, farklı bölgelerden ve fonksiyonlardan 100’den fazla çalışanın katkısıyla oluşturuldu.

Ayrıca çalışan hikayeleri, gönüllü marka elçiliği programları, podcast’ler ve çalışan deneyimlerini merkeze alan içerikler employer brand yaklaşımımızın önemli parçaları arasında yer alıyor.

Çalışanların sürecin gerçek bir parçası olduğu yapılarda hem aidiyet duygusunun hem de ortaya çıkan içeriğin etkisinin çok daha güçlü olduğunu görüyoruz.

ÇOK BOYUTLU ÇALIŞAN DENEYİMİ

Çalışan bağlılığını ölçerken yalnızca tek bir metriğe değil; bağlılık, katılım ve etkiyi birlikte değerlendiren çok katmanlı bir yaklaşım benimsiyoruz. Bu kapsamda çalışan deneyimini anlamak için “Your Voice” gibi çalışan geri bildirim araçlarından yararlanıyoruz. Bunun yanında çalışanların topluluklara, programlara ve gönüllü katılım süreçlerine olan ilgisini de takip ediyoruz.

Ayrıca çalışan markası çalışmalarının işe alım süreçlerine etkisi, aday kalitesi, çalışan bağlılığı ve görünürlük gibi alanlarda yarattığı çıktıları da ölçümlüyoruz. Bizim için önemli olan yalnızca çalışanların ne kadar bağlı olduğu değil; bu bağlılığın hem çalışan deneyimine hem de iş sonuçlarına nasıl yansıdığını da önemsiyoruz. 

3 ADIMDA MARKA YÖNETİMİ

  1. SAMİMİYET: Samimiyet çok önemli. İnsanlar artık kusursuz görünen mesajlardan çok, gerçek deneyimlere güveniyor. Bu nedenle “çalışan markası” yaklaşımımızı yapay bir hikâye üzerine değil, mevcut kültürümüz ve çalışan deneyimimiz üzerine kuruyoruz.
  2. TUTARLILIK: İşveren markası yalnızca işe alım iletişimiyle oluşmuyor. İşe alımdan onboarding sürecine, günlük iş yapış biçimlerinden liderlik yaklaşımına kadar tüm çalışan yolculuğunun aynı kültürü yansıtması gerekiyor.
  3. ÇALIŞAN SESİ: Çalışan hikayeleri, deneyimler ve gönüllü katılıma dayalı içerikler çalışan markalarının en güçlü taşıyıcıları arasında yer alıyor. Biz çalışanlarımız adına konuşmaktan çok, onların kendi hikâyelerini anlatabilecekleri alanlar yaratmaya odaklanıyoruz.

“SAĞLIK OKUR YAZARLIĞI İÇİN PROJELERE DEVAM EDECEĞİZ”

Özellikle insanların sağlık kararlarını daha bilinçli şekilde alabilmeleri için sağlık okuryazarlığını destekleyen projelere yatırım yapmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin merkezinde yer aldığı Afrika-Orta Doğu-Türkiye (AMET) bölgesi, Opella için çok stratejik bir konumda bulunuyor. Bu bölgede hem markalarımızın erişimini artırmayı hem de öz bakım kültürünü daha geniş kitlelere yaymayı hedefliyoruz.

Aynı zamanda sürdürülebilirliği yalnızca çevresel değil, toplumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu nedenle gelecekte de hem insan sağlığına hem de gezegen sağlığına katkı sağlayan çözümler geliştirmeye devam edeceğiz.

Bu bir reklamdır.

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YouTube-TV’yi-Nasıl-Yedi-

YouTube TV’yi nasıl yedi?

nike.ceoo

Nike CEO’sunun hedefi yeniden efsane olmak