YAZI: M.RAUF ATEŞ
Türkiye’nin son 10 yılına ait nüfus verileri karşılaştırıldığında, birkaç oranda kritik değişimler hemen dikkati çekiyor. Dünyanın önde gelen demografi uzmanlarından Nicholas Eberstadt’ın “yüz yılın en önemli değişimi” diye nitelendirdiği ve çok sayıda ülkede görülen bu değişimle Türkiye yakın dönemde tanıştı. 1990’ların sonunda TÜSİAD raporlarında dile getirilen “demografik fırsat penceresi”, mevcut verilere göre kapanma sürecine girdi.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, 2015 yılında toplam haneler içinde yüzde 14.3 payı olan “tek kişilik hane” oranı 2024’te yüzde 19.9’a yükseldi. Üç kişilik hanelerin payı yüzde 19.9 ile yerinde saydı. Bu artışlara paralel olarak 4, 5 ve 6 kişilik hanelerin oranı ise geriledi.
Türkiye’nin “demografik fırsat penceresinin” kapanmaya doğru gittiği ve kritik düzeylere geldiğine yönelik veriler bunlarla da sınırlı değil. İş dünyasını da yakından ilgilendiren başka önemli veriler de var:
- Hiç evlenmemiş yetişkinlerin sayısı, 2015’teki 16 milyon düzeyinden yüzde 27 oranında artarak 19.4 milyon kişiye ulaştı.
- Türkiye’de 2015 yılında 131 bin olan boşanma sayısı, 10 yıl içinde 187 bin 400’e yaklaştı.
- 2015’te 602 binden fazla evlilik gerçekleşmişken, bu sayı 2024’te 568 bin 400’e yakın gerçekleşti. Yetişkin nüfus içindeki oran yüzde 1’den yüzde 0,83’e geriledi.
Bunlarla birlikte Türkiye’nin ortanca yaşı, 2000 yılındaki 24.8’den 2024’te 34.4’e çıktı. Nüfus artış hızı da American Enterprise Institute’ten Nicholas Eberstadt’ın dikkat çektiği, “Nüfus Azalma Çağı” uyarısına paralel gerçekleşiyor. 2015’te yüzde 1.34 olan artış hızı, 2024’te yüzde 0.34’e geriledi.
NÜFUS AZALMA ÇAĞI
Dünyaca ünlü demografi uzmanı, American Enterprise Institute’ten Nicholas Eberstadt, Türkiye’de dikkati çeken değişimin Afrika dışında bütün dünyayı etkilediğini söylüyor. “Nüfusun azalması, alışılagelmiş sosyal ve ekonomik ritimleri altüst edecek” sözleriyle de bu konunun önemine dikkat çekiyor.
“Toplumlar; daha az çalışan, tasarruf sahibi, vergi mükellefi, kiracı, ev alıcısı, girişimci, yenilikçi, mucit ve nihayetinde daha az tüketici ve seçmenin olduğu yeni bir gerçekliğe uyum sağlamak zorunda kalacak.
Nüfusun yaygın biçimde yaşlanması ve uzun süreli nüfus gerilemesi, zengin ülkelerde ekonomik büyümeyi sekteye uğratacak ve sosyal refah sistemlerini felce uğratarak bu ülkelerin sürdürülebilir refah beklentilerini dahi tehdit edecektir. Bu yük, ailelerin zayıflamasıyla birlikte daha da ağırlaşacaktır.
Aile birimleri küçüldükçe ve daha atomize hale geldikçe evlilik oranları düşüyor ve gönüllü çocuksuzluk birçok ülkede yaygınlaşıyor.
Nüfusu azalan toplumların, aile kurumundaki bu geniş çaplı geri çekilmeyle nasıl başa çıkacağı hiç de açık değildir.”
Nicholas Eberstadt’a göre “nüfusun azalma çağı” kapıda. Bu gelişme, insanlığı derinden dönüştürecek, belki de şu anda kavrayabilecek durumda olmadığı pek çok yolla dünyayı değiştirecek. Neredeyse hiçbir ülkede bilim insanları ve politika yapıcılar da buna hazır değiller, ekonomiyi nasıl etkileyeceği hakkında fikir sahibi değiller:
“İnsanlık tarihte yeni bir döneme girmek üzeredir. Buna ‘nüfus azalması çağı’ da denebilir. 1300’lerdeki Kara Veba’dan bu yana ilk kez dünya nüfusu küçülecektir. Ancak o son büyük çöküş, pirelerin taşıdığı ölümcül bir hastalıktan kaynaklanmıştı; yaklaşan çöküş ise tamamen insanların kendi tercihleri sonucunda gerçekleşecektir.”

YENİ AİLE VE 4 UYARI
Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır, Türkiye’nin büyük bir dönüşümün ortasında olduğuna, ailenin de yeniden tanımlandığına dikkat çekiyor: “Eskiden geniş aile normdu, sonra çekirdek aile. Bugün ise tek yaşayanlar, tek ebeveynler, çocuksuz çiftler, geç yaşta evlenenler, boşanmış ve yalnız yaşayan bireyler… Hepsi artıyor ve hiçbirisi artık marjinal değil; yeni normalin parçaları.”
Bekir Ağırdır, bu kapsamda 4 önemli değişimin altını çiziyor: “Toplum yoksullaşıyor, kentleşiyor, yalnızlaşıyor. Bu koşullarda aile hem ekonomik güvenlik ağı (kale aile) hem de duygusal sığınak olarak önem kazanıyor. Evlilik ve çocuk sahipliği erteleniyor ama aileye duyulan ihtiyaç büyüyor. Yaptığımız araştırmada en çok güvenilen kurum olarak yüzde 90 ile ailenin çıkması da bunu gösteriyor. Bunların yanı sıra ‘küçülen yaşam alanlarıyla’ birlikte haneler de küçülüyor. Bu durum, konuttan mutfak alışverişine kadar tüketim kalıplarını yeniden biçimlendiriyor.
Tüketici buna yönelik davranırken, şirketlerin önemli bölümü hâlâ geleneksel aile yapısına göre hareket ediyor. Toplum dijital hayata büyük bir hızla uyum sağlıyor; ilişki ve bilgi akışı dijitalde genişliyor. Ancak aynı anda dijital dünyaya yönelik güçlü bir güvensizlik de var. Son olarak, ailenin küçülmesiyle birlikte kuşaklararası aktarılan değer, anane ve ilişki normları da eriyor. Bu durum toplumda bir ‘norm boşluğu’ hissi yaratıyor.”

GENİŞ SOFRALARIN SONU!
Televizyon dizilerinde ve özellikle Türkiye’nin doğusunda geçen yapımlarda, tek çatı altında çok kuşaklı ailenin yaşantısına yer veriliyor. Ancak, FutureBright Genel Müdürü Karolin Kuyumcu’ya göre, gerçek veriler başka bir tablo çiziyor. Artık Türk ailesi büyük bir dönüşümden geçiyor ve “geniş sofraların yerini mikro evrenler” alıyor. Kuyumcu, bu görüşünü araştırmaları ve TÜİK verileriyle ortaya koyuyor:
“Türkiye’de hane halkı büyüklüğü eriyor. Daha önce 4 olan ortalama hane büyüklüğü, 2024 yılı itibarıyla 3.11’e geriledi. Geniş ailelerin oranı yüzde 12.8’e düştü, tek başına yaşayanların oranı yüzde 20’ye yaklaştı. Çekirdek aile yapısı, hızla nüfusu domine etmeye başladı. Artık nüfusun yaklaşık yüzde 40’ı mikro ailelerden oluşuyor.
Değişimi ve aile yapısını etkileyen diğer önemli bir konu ise evlenme ve boşanmalar. Kaba evlenme hızı 2001’de binde 8.35 iken, 2024 yılı sonunda binde 6.42 seviyesine geriledi. Bin nüfus başına düşen boşanma sayısını ifade eden kaba boşanma hızı 2024’te binde 2.19 ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek oranına ulaştı. Diğer önemli konuyu da doğurganlık hızı, yani bir kadının doğurabileceği ortalama çocuk sayısı oluşturuyor. Bu oran 2001’de 2.38 seviyesindeyken, 2017’de, ‘nüfusun yenilenme düzeyi’ için gerekli kritik eşik olan 2.10’un altında kaldı ve o yıldan bu yana düşüş devam ediyor.”
YAŞLI NÜFUSA ÖNLEM
Türkiye’de yeni nüfus yapısından en çok etkilenecek sektörlerin başında sigortacılık ve emeklilik geliyor. Özellikle yaşlı nüfus oranındaki artış, sigortacılıkta yeni yaklaşım ve ürün değişiklikleri ihtiyacını da gündeme getiriyor.
BNP Paribas Cardif Türkiye CSO’su Gökhan Özüm, “Hayat sigortasında sigortalanabilir yaş sınırları eskiden 60-65 seviyelerindeyken, şimdi birçok ürünümüzde bu sınırı 75’e çıkardık. Yakın zamanda bunu yukarı yönlü revize etmemiz gerekecek” diyerek önemli bir gelişmenin altını çiziyor:
“Emeklilik ürünleri açısından, kişilerin daha uzun yaşıyor olmaları nedeniyle emeklilik dönemlerinde daha büyük birikim tutarlarına ihtiyaç duyulacak. O nedenle hem daha erken biriktirmeye başlamamız gerekecek, hem emekliliği daha uzun süre ertelememiz, hem de maaşımızın en az yüzde 10’u seviyesinde bir miktarı kenara koymamız. Bu yeni dönemde uzun vadeli ‘bakım sigortaları ve hizmetlerinin’ gelecekte daha çok konuşulacağını bekliyoruz. Ayrıca ‘yaşlı nüfus’ için tasarlanan sigorta ürünlerinin arttığını göreceğiz. Örneğin, düşme ve ev kazaları sonucu geçici veya daimî maluliyet gibi sigortalara ilgi yükselecek.”
YÜZDE 29’DAN 39’A
Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Faruk Eczacıbaşı, “Türkiye’de toplum yaşlanıyor” diyor ve birkaç önemli rakama dikkat çekiyor. “2024 itibarıyla ülke nüfusu 85.7 milyona ulaşsa da yıllık nüfus artış hızı gerilemiş durumda” saptamasını yapıyor ve “ortanca yaşa” dikkat çekiyor:
“Toplumun ortanca yaşı da yükseliyor. 2010’da yaklaşık 29 olan bu değer, 2024’te 34’e çıktı ve 2035’te 39’a ulaşması bekleniyor. Bu değişime paralel olarak ortalama hane halkı da küçülüyor; 2024’te 3.1’e kadar geriledi.”
Eczacıbaşı, “Tüm bu demografik dönüşümlerin özünde, iş dünyası için artık geri dönülmez biçimde değişen yeni bir gerçeklik yatıyor” uyarısını yapıyor ve şöyle devam ediyor:
“Geleneksel ekonomik büyüme modelleri ve iş gücü, nüfusun yaşlanması, küçülen aileler ve artan kiracılık gibi trendlerle bir dönüşüme uğruyor. İşletmelerin büyüme stratejileri artık sadece daha fazla üretim veya satış üzerine değil, mevcut kaynakları daha etkin ve yaratıcı kullanma üzerine inşa edilmek zorunda. Bu gereklilik, işletmeleri teknolojiyi merkeze alarak operasyonlarını ve iş modellerini yeniden şekillendirmeye itiyor ve üretim süreçlerinde verimliliğin önemini artırıyor.”

YENİ NÜFUSA GÖRE STRATEJİ
Esas GYO CEO’su Cem Eriç’e göre Türkiye’deki alışveriş merkezleri (AVM) ağırlıklı olarak kalabalık aileleri hedefleyerek kurgulandı. Ancak artık nüfus rakamlarından yansıyan gerçekler bu tabloyu desteklemiyor:
“Yeni aile yapısı, AVM’lerimizde önemle üzerinde durduğumuz bir konu olarak öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre Türkiye’de doğurganlık hızının 2024 itibarıyla 1.48 çocuğa düşmesi, hane yapısındaki dönüşümü hızlandırıyor. 65 yaş ve üzeri nüfusun oranı yüzde 10.6’ya yükseldi, yaşlı nüfus da yüzde 20.7 büyüyerek 7.5 milyondan 9.1 milyona ulaştı. Bu durum, aile yapısı küçülürken yaşlanma eğiliminin belirginleştiğini ve buna bağlı olarak tüketim davranışlarının köklü bir şekilde değiştiğini gösteriyor.”
Cem Eriç’e göre, “kalabalık aileye göre tasarlanmış” perakende ve AVM modelleri sorgulanmaya başlandı. Çünkü hane sayısı artarken, içindeki kişi sayısı azalıyor. Bu da sepetlerin küçülmesine, ancak alışveriş sıklığının ve hizmet beklentisinin artmasına yol açıyor:
“Tek yaşayanlar ve bekar ebeveynler için AVM’ler yalnızca alışveriş yapılan yerler değil, güvenli sosyalleşme, zaman kazanma ve gündelik hayatı kolaylaştırma alanları olarak konumlanıyor.”
Esaslabs’in FutureBright ile gerçekleştirdiği Orta Yaş Türkiye’si ve Perakende Araştırması da değişen demografik yapının sektörü “metrekare yönetiminden yaşam deneyimi yönetimine” geçmeye zorladığını ortaya koyuyor.
TEK YETİŞKİNLİ HANELER
Ağırlıklı olarak evlerin içini hedefleyen Madame Coco da değişimi anlayıp buna göre strateji geliştiren şirketlerden. Şirketin CMO’su Akşın Güngör, “Aile küçülmüyor; parçalanıyor, çoğalıyor ve bireyselleşiyor” diyor ve önemli bir gelişmeye dikkat çekiyor:
“Evlilik sayısı son 10 yılda düzenli olarak azalırken, boşanma sayıları artmaya devam ediyor. TÜİK’e göre 2024’te boşanan çift sayısı 187 bin ile tüm zamanların en yüksek düzeyine ulaştı. Aynı dönemde tek kişilik hanelerin ve çocuksuz yaşam biçimlerinin payı hızla yükseldi. Avrupa genelinde ise her 3 haneden 1’i artık tek yetişkinli yapıdan oluşuyor.”
Madame Coco, bu gerçeğe göre yeni stratejisini oluşturuyor: “Ev artık ailenin vitrini değil, bireyin aynası. Ev tüketimi statü göstergesi olmaktan çıkıyor; duygu, ruh hali ve öz bakım alanına dönüşüyor. Daha az metrekare, ama daha fazla anlam. İkinci önemli gelişmeyi ise artık ‘standart aile’ kalmaması oluşturuyor. Bu nedenle standart mesaj da işlemiyor. Bekar ebeveynler pratiklik ve dayanıklılık ararken, yalnız yaşayanlar estetik ve kişiselleştirme peşinde. Bu da şirketler için mikro yaşam senaryolarına göre tasarlanmış ürün ve iletişim gerektiriyor. Son olarak ‘boşanma’ oranlarının yükselmesi ve evliliklerin ertelenmesi, ‘ömür boyu müşteri’ kavramını zayıflatıyor. Bunun yerine, doğru anda kurulan, duygusal olarak anlamlı ve hızlı bağlar geliyor.”

“TOPLUMUN OMURGASI DEĞİŞİYOR”
DUYGU BADEM UYLUKÇUOĞLU
Vestel Global Pazarlama & Yurt içi Satış GM
- YENİ OMURGA Türkiye’de ortaya çıkan demografik veriler, “tek tip aile” varsayımının hızla çözülmeye başladığını gösteriyor. Tek yaşayan bireyler, tek ebeveynli aileler ve çocuksuz çiftler, artık istisna değil, toplumsal yapının ana omurgasını oluşturan yeni yaşam biçimleri haline geliyor.
- AİLELER ÇEŞİTLENİYOR İç göçle birlikte daha küçük metrekarelerde, daha yoğun ama aynı zamanda daha esnek yaşam düzenleri öne çıkıyor. Aile yapıları çeşitlendikçe, ev içindeki beklentiler ve ihtiyaçlar da homojenliğini yitiriyor; haneler artık çok daha kişisel, çok katmanlı ve dinamik yapılar taşıyor.
- KONUTUN YENİ ANLAMI 2025’te yaptığımız araştırmalar, bu dönüşümün güçlü bir duygusal yeniden konumlanmaya işaret ettiğini ortaya koyuyor. Artan belirsizlikler, ekonomik baskılar ve sosyal stres alanları karşısında ev; bireylerin dış dünyadan bilinçli olarak geri çekildiği, kendisiyle temas kurabildiği ve denge bulduğu bir “içsel mekân”a dönüşüyor.
- TEKNOLOJİ İHTİYACI Bu dönüşüm, evde kullanılan teknolojilere dair beklentileri de köklü biçimde değiştiriyor. Teknoloji artık yalnızca performans, hız ya da verimlilik üzerinden değil; bireyin yaşam tarzına ne kadar uyum sağladığı, gündelik deneyimi nasıl kolaylaştırdığı ve evin taşıdığı duygusal anlamı nasıl desteklediği üzerinden değerlendiriliyor.

DEĞİŞİM TÜKETİM DAVRANIŞLARINI DA ETKİLİYOR
ÖZGÜR TORT
Migros İcra Kurulu Başkanı
- SİPARİŞLERDE ARTIŞ Esnek iş yaşamı, küçülen aile yapıları ve yaşam alanları tüketim davranışlarını etkilemiş durumda. Bu da yemek siparişi pazarını genişletiyor. Türkiye’nin en hızlı büyüyen yemek platformu Migros Yemek’in sipariş sayısı, 2025 yılının ilk 9 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 113 arttı.
- Z KUŞAĞI Bunun yanında, perakendenin yakından tanıması gereken bir de Z kuşağı var. Bugün toplam küresel nüfusun neredeyse yüzde 30’unu oluşturuyorlar. Bu kuşak, tamamen dijital dünyada büyümüş ve internette diğer tüm gruplardan daha fazla zaman geçiriyor, kişiselleştirilmiş hizmetlere çok daha duyarlı bir kuşak. Perakendecilerin, bu kuşağın özel alışkanlıklarını ve tercihlerini anlaması, onlara hitap etmesi gerekiyor. Burada da Türkiye’nin ilk ve en büyük sadakat programı Money ile ihtiyaçları karşılıyoruz.

SEKTÖRLERDE KAÇINILMAZ DÖNÜŞÜM
FARUK ECZACIBAŞI
Eczacıbaşı YK Başkan Yardımcısı
- SEKTÖRLERİ BEKLEYEN: Nüfusta yaşanan bu gelişmeler, bazı sektörlerde daha hızlı bir adaptasyonu zorunlu kılıyor. 65 yaş ve üstü nüfusun çok hızlı artıyor olması, ülkemizde sağlık hizmetlerine olan talebin ve hane halkı bütçesinde sağlık harcamalarının payının belirgin biçimde artacağı anlamına geliyor.
- KONUT TALEBİ: Bu dinamik, hem sağlık sektörümüz ve hem de sosyal güvenlik sistemimiz açısından önem taşıyor. Hane halklarının küçülmesi ise konut sektöründe depreme dayanıklı, bağımsız yaşam alanı arzının artırılmasını gerekli kılıyor.
- ÇALIŞANLARIN BEKLENTİSİ: Bireyin gücünün artması ve kuşakların değişen değer yargıları, işletmeleri tüketici ve çalışan ilişkilerini yeniden tanımlamaya zorluyor. Müşteriler sadece tüketen değil, değerlerine uygun markalar arayan, gerektiğinde şirketleri yönlendirebilen aktif paydaşlar haline geldi. Çalışanlar da şirketlerden sadece maaş değil, anlamlı, kapsayıcı ve esnek çalışma koşulları bekliyor.
- YENİ ORGANİZASYON: Bu yeni yapı, şirketlerde insan merkezli bir yaklaşım geliştirmenin ve çalışan-müşteri ilişkisinde bir bağ kurmanın önemini artırıyor. Diğer yandan proje bazlı danışmanlarla çalışmanın, yapay zeka gibi teknolojilerle süreçleri desteklemenin giderek tercih edileceği bir döneme girdik. Bu da organizasyonel yapıyı buna göre kurmayı gerektiriyor.
“GENÇLER AİLE KURMAK İSTEMİYOR”
KAROLİN KUYUMCU
FutureBright Genel Müdürü
- AİLE KURMA KORKUSU FutureBright’ın araştırmasına göre gençler, ekonomik ve sosyal güvencesizlik içinde “aile kurmayı” önceliklendiremiyor. Evliliğe mesafeli duranların veya “evlenmek şart değil” diyenlerin oranı ciddi boyutlara ulaştı. Her 10 gençten 6’sı evliliğe mesafeli, 2’si kesinlikle çocuk sahibi olmayı düşünmüyor.
- YAŞLI NÜFUS Avrupa’nın en hızlı yaşlanan nüfuslarından biri haline geldik. Günümüzde yüzde 10’un biraz üzerinde olan yaşlı nüfusun payı hızla artarak 2050’ye kadar yüzde 15’e yükselebilir. Buna karşılık 15-24 yaş nüfusu, toplamın sadece yüzde 15’ini oluşturuyor. Bu oran, Türkiye tarihindeki en düşük genç nüfus olarak kayıtlara geçti.
- YALNIZ ANNELER Demografik yapımızdaki bir diğer önemli değişim ise boşanmış annelerin oranının artarak yüzde 10.3’e çıkması. Bekar Anneler araştırmamız, bu kitlenin pek çok tansiyonu yalnız başlarına göğüslediklerini ortaya koydu.
DÜNYADAN YÜKSELEN ORANLAR!
- 3.3 KİŞİ: OECD’ye göre, organizasyona dahil ülkelerdeki doğurganlık oranı 1960’taki 3.3 düzeyinden 2022’de 1.5’e geriledi. Bu oran, nüfusun yenilenmesi için gerekli 2.1’in altında kalıyor.
- %1.2: McKinsey’nin araştırmasına göre gelişmiş ekonomilerde daha az çalışan ve daha fazla yaşlı nüfus, milli gelirdeki büyümeyi yılda %1.2–0.4 civarında aşağı çekebilir.
- %20-30: Tek çocuklu ailelerin küresel yaygınlığı artıyor. ResearchGate’in 2025 analizi, bu ailelerin oranını %20-30 olarak tahmin ediyor. Bu oran, ailelerin çocuklarına yaptığı yatırımı da artıracak.
- %8: 2023–2060 döneminde OECD ülkelerinde çalışma çağındaki nüfus yaklaşık %8 azalacak. Bu düşüş, bazı ülkelerde %30’un üzerine çıkacak.
- 80 YAŞ ÜSTÜ: İngiliz demografi uzmanı Paul Morland’a göre, 1950’de İtalya’da her 80 yaşındaki kişiye 10 yaşın altında 17 kişi karşılık geliyordu. Bugün bu oran 1’e 1 oldu.

