HAMDİ AKIN
Akfen Holding YKB
Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduğunda, eğitimine paralel bir işe girmeyi seçti. O dönem gelişme gösteren kalorifer kazanı imalatına kendi olanaklarıyla başladı. Bu işte ilerlerken farklı fırsatlara da göz atıyordu. İnşaat ve konut sektöründeki büyüme dikkatini çekince yeni bir işe daha girme kararı aldı. Ankara Rüzgarlı Sokak’ta, inşaat malzemeleri satmak için bir dükkân açtı.
O dönemde, şimdinin de büyük markaları arasında yer alan Alarko, Vitra, Demirdöküm gibi markaların bayiliklerini aldı. Kendi deyimiyle, “her türlü hırdavat ürününü” satarak sermaye birikimi oluşturdu.
Bir süre sonra, “Bu kadar inşaat malzemesi satıyoruz, niye inşaat yapmayalım?” diye düşünerek sektöre adım attı.
Bu kararında, kendisiyle aynı fakülteden mezun olan iki girişimci rol oynamıştı. 1980’lerin ikinci yarısında yükselişe geçen Limak’ın iki ortağı da aynı fakülteden, 4 yıl önce mezun olmuşlardı. Onları da örnek alarak, üniversiteden asistanıyla birlikte Akfen’i kurdu. Birkaç yıl sonra ise ortağının hisselerini devralarak büyüme yolculuğunu başlattı.
İş hayatında yarım asrı geride bırakmaya hazırlanan Akfen Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın’dan söz ediyoruz. Türkiye’de “yenilikçi” işleriyle ve “merak” ile “deneyim edinme” konusuna verdiği önemle öne çıkan Hamdi Akın, kendisini etkileyen isimler arasında ilk sırada Alarko Holding’in kurucularından merhum Üzeyir Garih’e dikkat çekiyor: “Bana yenilikçi fikirleri ilk aşılayan rahmetli Üzeyir Bey olmuştur. Bana büyük tecrübeyi o aktarmıştır.”
TAV ve TÜVTÜRK gibi yenilikçi şirketlere öncülük eden Hamdi Akın, bugünlerde Söğütlüçeşme tren istasyonunda, viyadükün altında sıra dışı bir projeye öncülük ediyor. Akın, 1970’lerin sonunda başlayan, yenilik ve merakla dolu iş hayatını özetlerken, önemli mesajlar verdi:

KRİTİK DÖNÜM NOKTASI
1990’ların ortalarında karşımıza TAV projesi gibi büyük bir fırsat çıktı. 1998’de Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin (DHMİ) Antalya ve İstanbul’da açtığı ihaleyle birlikte “yap-işlet-devret” modelini ilk geliştiren firma olduk.
Bu “yap-işlet-devret” modelini 1990’larda rahmetli Özal tarif etmişti. Ancak, o dönemde esas sorun “yapmak” kısmındaydı; çünkü gerekli finansman olanakları oldukça sınırlıydı. Özal, devlet kaynaklarının kullanılmasına da karşıydı.
O dönemde Türkiye’de sermaye birikimi sorunu yaşanıyordu. Bankalar da bu tip projelerin finansmanını sağlayacak bilgi ve deneyime sahip değildi. Gerekli kaynaklar ancak yurt dışından sağlanabiliyordu ve bu da Türk iş insanları için o dönemde neredeyse imkânsızdı.
Yine de Özal’ın önerisi ve yaklaşımı bize büyük cesaret verdi. Görüşme sonrasında bizi banka genel müdürlerine yönlendirdi. Açılan bu yolla biz de Antalya projesine odaklandık, fakat kısmet İstanbul’dan yana oldu. Havaalanı işinin arkasında 4-5 senelik yoğun bir çalışma vardı. Bu süreç sonunda ortaya çok yenilikçi bir proje çıktı.
TAV elbette önemli bir proje ama benim şahsen daha çok gurur duyduğum iş araç muayene istasyonlarıdır. Adeta “bebeğim” gibi tüm aşamalarını kendim organize ettim. Yurt içindeki bütün bayilerimizi büyük bir özenle kurduk. Bayilikleri dağıtırken her zaman hakkaniyeti gözeterek hareket ettik. Aynı zamanda oldukça başarılı bir finansman modeli de yarattık. Hâlâ aynı model son derece başarılı şekilde sürdürülüyor.
FARK MERAKTA MI?
Meraklı olmak birçok insanda bulunan bir özellik ancak bana göre bu tek başına yeterli değil. Merak etmek gibi gezip görmek, deneyimlemek de lazım. Ben bu anlayışla hareket ettim.
Bunun yanı sıra iş hayatına başladığım günden bu yana hep kendimden büyük insanlarla çalıştım. Onlardan “bedava tecrübe” satın aldım.
Bana göre iş hayatına yeni atılan gençlerin yapması gereken en önemli şey de bu olmalı. Hiçbir bedeli olmayan bu sermayeyi elde etmek gerekir. İnsanların yaşıtlarından öğreneceği çok şey olmayabilir, oysa gençlerin bilgi ve tecrübeye ihtiyacı vardır.
Tecrübeyi kendi içinizde özümseyemiyorsanız, sahip olduğunuz enerji sizi bir yerlere taşımakta yetersiz kalabilir. Enerjiyle tecrübenin buluştuğu yaşların ise 50-55 arası olduğuna inanıyorum. Hem enerjiniz hem de birikiminiz en yüksek seviyede olur. O yaşlardan önce büyük bir sıçrama yapmak ancak yeni nesil ya da bireysel işlerde olabilir.
Sonrasında ise enerjiniz azalmaya başlar ama bu kez de tecrübeniz artar ve biriken tecrübeyi gençlerle paylaşarak değerlendirmek gerekir. Şu anda benim en çok çalıştığım insanlar gençler. Vaktimi daha çok onlarla geçiriyor, onlardan öğrenmeye çalışıyorum.
KENDİMİ GÜNCELLEME YÖNTEMİM
Seyahat etmeyi çok seviyorum. İnsanlar genellikle kendi meslekleriyle ilgili konuları seyahatlerinde daha dikkatli inceler. Örneğin bir havalimanına indiğimde, sıradan bir yolcudan çok daha farklı bir gözle bakarım. Bu sayede bilmediğim pek çok şeyi öğrenme fırsatım olur. Hangi işle ilgileniyorsam, onunla ilgili detayları mutlaka inceler, not alırım.
Ama sadece gözlem yetmez. Gördüklerinizi bir araya getirip sunabilmek de çok önemlidir. Elinize bir yatırım fırsatı geçtiğinde, bu gözlemleriniz size yeni ve yenilikçi fikirler üretme imkânı sağlar. Zaten “yenilikçi fikir” dediğimiz şey, küçük gözlemlerin sentezlenmesidir.
“Tecrübe, yediğim kazıkların bileşkesidir” diye bir söz vardır, ben buna çok inanırım. İş hayatı, karşınıza çıkan fırsatları değerlendirme sanatıdır. Örneğin, Söğütlüçeşme projemiz böyle ortaya çıktı. Oturduğum yerden geliştirilen bir proje değildi.
TECRÜBEDEN DOĞAN PROJE
Fikir bana geldiğinde ortada bir proje vardı ama uygulanabilirliği yoktu. Daha önce projeyi alan ekip hayata geçirmeye çalıştı ama yapamayacaklarını anlayınca hisselerini bize devrettiler. Onlar 40 bin metrekare inşaat planlamıştı, biz ise bunu 20 bin metrekareye indirip iki katlı bir plan hazırladık.
Yaratıcı düşüncemiz şuydu: 40 bin metrekareden elde edilebilecek geliri 20 bin metrekareden nasıl sağlayabiliriz? İşte burada yenilikçilik devreye girdi. Kararları yalnızca teknik analizlerle değil, etrafınızdaki insanlarla konuşarak almanız gerekiyor.
Tecrübe bu noktada son derece belirleyici. Bir dönüm arsadan alınacak verim Mısır’da farklıdır, Japonya’da farklıdır. Bu farkı yaratıcı düşüncelerle ve yeni nesil işlerle kapatabilirsiniz. Bizim odaklandığımız da buydu. Ben buna “tecrübenin katma değeri” diyorum.
Gençlerle konuştukça bilmediğim birçok şey öğreniyorum. Eskiden yeme-içme işinde kasanın başında durmak gerekirdi. Şimdi ise öyle sistemler var ki, yüzde 1 bile kayıp yaşama ihtimaliniz yok. Bu tür işler artık daha kontrol edilebilir hale geldi. Bu da bizim gibi yatırımcılar için bu sektöre girmeyi daha mümkün kılıyor. Üstelik bu alanlar sürekli büyüyor ve gelişiyor.

HAMDİ AKIN
Akfen Holding YKB
İLKELERİ
İş yaşamında hep kendimden büyüklerle birlikte oldum, onlardan deneyimi “bedavaya” aldım.
GÜNCELLENME
Merak tek başına yeterli değil, seyahat ediyorum.
YENİ PROJESİ
Söğütlüçeşme Tren İstasyonu’ndaki Terminal Kadıköy
SÖĞÜTLÜÇEŞME TREN İSTASYONU PROJESİ NASIL FARK YARATTI?
- Söğütlüçeşme tren istasyonundan günde 120 bin kişi geçiyor. Bu alandaki viyadüklerin altında bir proje geliştirildi.
- Yeme-içme merkezini modernize ederek bu bölgeye taşımaya karar verdik. İlk olarak ‘Time Out’ dergisinin yeme içme markasına teklif götürdük. Ancak, “Burada turist yok, mümkün değil” yanıtını aldık.
- Konsepti yaratmaya karar verdik. İçine dünyanın en büyük “sports bar”larından birini yerleştirdik: Yaklaşık 1000 kişilik oturma alanı ve 4 tane dev ekranı var.
- Bir ‘Entertainment Center’ oluşturduk: Ayakta 2 bin 500 kişinin olabileceği kapalı bir konser alanı. Paribu burada bir gençlik merkezi açacak, yaz başında devreye girecek.
- Projenin mutfak tarafını Mutfak Sanatları Akademisi ile yaptık. Kadromuzda yaklaşık 100-150 aşçı var.
- MSA’nın şef yetiştiren okulunu da projeye entegre edeceğiz.
- Bu tip işler zaman alıyor. 1.5 senede bitirme planı yapmıştık, 2.5 seneye uzadı. Çünkü süreç adeta bir “yap-boz” gibi, sürekli yeni fikirler ekleniyor.
- Amacımız; eğlence, spor ve yeme-içmesiyle 24 saat yaşayan bir mekan yaratmak. Bütün bölümler aynı anda açılmayacak, sırayla devreye girecek. Ben de sık sık orada oluyorum. Bu proje Türkiye için yeni bir örnek olacak.
BAŞARI ÖNERİLERİM
- Yeni nesilseniz, eski nesille mutlaka temas edin. Bilgi ve tecrübe bedava ama çok değerlidir.
- Her şey insan kaynağıdır. Tanıdığınız kişi sayısı ve kurduğunuz ilişkiler en önemli sermayenizdir.
- Ancak sadece insan tanımak yetmez; insanlar arasında etkileşim ve iş birliği kurmak da gerekir.
- Konsantrasyon çok önemlidir. Ben hiçbir zaman işime olan konsantrasyonumu kaybetmem. Bir işe başladıysam, bitene kadar kimsenin beni rahatsız etmesini istemem. Konsantrasyon yoksa, çalışma da yoktur.
- Şansa ya da şanssızlığa inanmam. Herkesin hayatına şans eşit şekilde gelir. Uyanıksanız, o şansın ayağınıza geldiğini fark edersiniz.


