YAZI: MEHTAP DEMİR
Fatih Birol, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı olarak küresel enerji politikalarının şekillenmesinde kritik bir rol üstleniyor. 2015 yılından bu yana görevde olan Birol, enerji güvenliği, temiz enerji dönüşümü ve iklim değişikliğiyle mücadele konularında dünya çapında referans kabul edilen bir isim.
Time dergisinin “Dünyanın en etkili 100 kişisinden biri” olarak gösterdiği Birol, enerji alanındaki kritik konuları Fast Company için paylaştı.
ENERJİDE EN KRİTİK KONU
Enerji alanında pek çok sorun var. Fakat şu anda en önemli konu, “kritik mineraller” dediğimiz kaynakların; lityum, bakır, kobalt gibi enerji dönüşümünde vazgeçilmez olan minerallerin, büyük oranda tek bir ülkenin, özellikle Çin’in kontrolünde olması. Bu durum ciddi bir arz riski yaratıyor. Enerji güvenliği açısından da son derece stratejik bir mesele.

ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ
Enerji dönüşümü (transition) konusunda bazı alanlarda, örneğin elektrik üretiminde çok iyi bir ilerleme kaydediyoruz. Geçen yıl dünyada kurulan yeni elektrik santrallerinin yüzde 85’i yenilenebilir kaynaklara dayanıyor. Bu oldukça etkileyici bir oran.
Ulaştırma sektöründe de benzer bir ivme var. Dört yıl önce satılan her 100 arabanın yalnızca 3’ü elektrikliydi. Bu yıl bu sayı 25’e çıktı. Ancak genel olarak baktığımızda, enerji dönüşümünde ilerleme umut verici olsa da hâlâ yeterli seviyede değil. Elektrik üretimi ve ulaşımda iyi gidiyoruz, ama diğer sektörlerde daha fazla çaba gerekiyor.
YAPAY ZEKA İLE ARTAN TALEP
Yapay zeka demek, elektrik demek. Elektrik olmadan yapay zeka çalışmaz. Önümüzdeki dönemde küresel elektrik talebi ciddi şekilde artacak. Bu da elektrik üretiminde daha fazla kapasite anlamına geliyor.
Bu artışı karşılamak için rüzgar, güneş, nükleer ve bazı ülkelerde doğal gaz gibi kaynaklardan daha fazla üretim yapılması gerekecek.
Yapay zeka enerjiyi çok daha verimli kullanmamıza yardımcı olabilir. Talep yönetiminde, arz-talep dengelemesinde ve özellikle enerji depolama çözümlerinde büyük bir fark yaratma potansiyeline sahip. Akıllı şebekeler, batarya teknolojileri ve veri analitiği ile enerji sistemleri daha esnek ve etkin hale gelecek.
YENİLENEBİLİR ENERJİYE GEÇİŞ
Dünyada yenilenebilir enerjiye geçiş hızına baktığımızda, bugün itibarıyla dünyada yeni kurulan santrallerin büyük kısmı yenilenebilir kaynaklara dayanıyor. Özellikle güneş ve rüzgar enerjisi, ülkelerin ilk tercihi haline geldi. Bu geçiş hızı umut verici ama yeterli değil. Yatırımların artması, düzenlemelerin hızlanması ve altyapının güçlendirilmesi gerekiyor.
Yenilenebilir enerji bugün elektrik üretiminde zaten lider konumda. Bunun yanında, nükleer enerjinin de; geleneksel büyük santrallerin yanı sıra küçük modüler reaktörler (SMR) gibi yeni teknolojilerle, önemli bir atılım yapacağını düşünüyorum.
TÜRKİYE’NİN 3 AVANTAJI
- Türkiye, yenilenebilir enerji alanında son yıllarda ciddi adımlar attı. Doğal gazda kaynak çeşitlendirmesi yaptı.
- Nükleer enerji konusunda doğru ortaklarla yapılacak stratejik anlaşmalar ülkenin enerji güvenliğini artırabilir.
- Türkiye’nin bu konumunu sadece bir geçiş noktası değil, bir enerji merkezi olarak değerlendirmesi önemli.
FOSİL YAKITLARIN SONU MU?
- GEÇİŞ DÖNEMİ Fosil yakıtlar daha uzun yıllar boyunca kullanılacak. Elbette bir günde tamamen terk edilmesi mümkün değil. Ancak artık bu kaynakların kullanımı azalmaya başladı; yani bir geçiş dönemindeyiz. Bu geçiş süreci yavaş ama geri dönüşü olmayan bir yolda ilerliyor.
- SIFIR NET Enerjide “net sıfır” hedefi ne kadar mümkün sorusuna cevaben, eğer ülkeler verdikleri taahhütleri yerine getirirse, net sıfır hedefi ulaşılabilir. Zor ama imkânsız değil. Politik kararlılık, teknolojik gelişme ve finansman üçlüsü bir araya geldiğinde bu hedefe ulaşmak mümkün olur.


