YAZI: M.RAUF ATEŞ
Sabancı Holding’in eski Yönetim Kurulu Başkanı, merhum Sakıp Sabancı, 1985 yılında ‘Para Başarının Mükafatıdır’ adlı bir kitap yazmıştı. Deneyimlerinden ve dünyadaki önemli liderlerden öğrendiklerinden süzerek gençlere öğütler veren Sabancı, kitabının ilk bölümünde “Gözünüzü açın” uyarısında bulunuyordu. “Dünya devamlı bir değişim içinde. Yaşadığımız ülkede, yaşadığımız şehirde, etrafımızda her gün her şey değişiyor. Değişim demek, ‘fırsat’ demektir. Değişim demek, yeni iş imkânları demektir” diyor ve ekliyordu: “Gözünüzü açıp etrafınıza bakın… Başarıya ulaşanlar, yeniliklerde öncülük edenlerdir.”
Meraklı olmayı ve yenilikleri görmeyi öğütleyen Sakıp Sabancı, öğrenmenin ve öğrenip yenilikleri yakalamanın öneminin altını çiziyordu. Merhum Sabancı’nın bu kitabı yazdığı tarihten yaklaşık 10 yıl sonra dünyaya gelen torunu Melisa Sabancı Tapan da dedesi Sakıp Sabancı’nın en çok bu yönünden etkilenecekti. “En büyük şansım Dedemle büyümek” diyen Tapan, ilk teknoloji cihazını Sakıp Bey’le denemiş, unutamadığı oyunları onunla deneyimlemişti.
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Melisa Sabancı Tapan, bugün yapay zekayla şekillenen dünyada teknolojiye, özellikle yapay zekaya farklı yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Tapan, merak ve yapay zeka konusundaki görüşlerini Fast Company Türkiye için şöyle paylaştı:
İNSAN KALMA MERAKI
Teknolojiye merakım var. Ancak özünde, dünyayı anlama isteğine dayanan daha geniş bir meraktan söz ediyorum. Dedem Sakıp Sabancı’yı hepimiz biliyoruz; her konuda çok meraklı bir insandı. İnsanları, çocukları, hayvanları, doğayı ve iş konusunda pek çok alanı merak ederdi. Teknoloji de bu merak alanlarından biriydi.
Çocukluğumda Dedemle çok çeşitli oyunlar oynardık. Bana bilgisayar oyunlarını öğreten de Dedem ve annemdi. Hatırlarsınız, o yıllarda cep oyunları vardı; Dedem cebinde o oyunlardan taşırdı. Dijital ve fiziksel dünyanın iç içe geçtiği hibrit bir oyun deneyimini de bana ilk kez Dedem yaşatmıştı.
Rahmetli Dedem, teknolojinin, insanın hayatını nasıl etkileyeceğini merak ediyordu. Ben ise bugünün dünyasında nasıl “insan” kalacağımızı merak ediyor, bu yönde çalışmalar yapıyorum.
YAPAY ZEKAYLA TANIŞMA
Yapay zeka (YZ) ile tanışmam yine Dedem sayesinde oldu. Aramızdan ayrılışının 20’nci yılında Sakıp Sabancı’nın dijital ikizini yarattık ve sahneye onunla çıktık. Bu proje sayesinde O’nu sadece anmakla kalmadık; değerleri ve vizyonuyla yeniden temas edebildik.
Ardından ‘Vision of Sakıp Sabancı Podcast’ ile yeni bir düşünsel yolculuk başlattık. Yapay zeka modelinin seçtiği dört konukla birlikte, Sakıp Sabancı’nın hayata ve topluma dair yaklaşımını bugünün meseleleri üzerinden yeniden düşündük.
Böylece yapay zeka dünyasına girdik ve daha çok merak etmeye başladık. Soru sormaya başladığınızda merak giderek derinleşiyor. “Yapay zeka bizi ne kadar manipüle ediyor?”, “Kendi kararlarımızı alabiliyor muyuz?”, “Bir simülasyonda mı yaşıyoruz?”, “Yapay zeka farklı disiplinleri nasıl etkileyecek?”, “Bizim psikolojimizi nasıl etkileyecek?” gibi sorularımıza yanıt bulmak için Sabancı Üniversitesi ile birlikte, rektörümüz Prof. Dr. Yusuf Leblebici önderliğinde AISU adında bir podcast serisi hazırladık.
Şubat ayında yayınlamaya başlayacağımız seride Ece Kamar, Özgür Demirtaş, Avi Loeb, Bünyamin Aydın gibi alanında uzman isimleri ağırlıyoruz. Disiplinler arası bir düşünme zemini oluşturarak empati, sorumluluk, şeffaflık ve etik gibi kavramların, yapay zeka çağında nasıl korunabileceğini ve yeniden anlatılabileceğini tartışmaya açtık.
Amacımız, akademik bilgiyi ve geleceğin fikirlerini herkesin anlayabileceği şekilde, jargonlardan arındırarak topluma taşımak; yani bilgiyi de tıpkı kültürel miras gibi “eşit erişilebilir” hale getirmek. Aynı konuda çalışan farklı disiplinlerin ve farklı bakış açılarına sahip insanların bir kesişim kümesini oluşturmasını amaçlıyoruz.

NEDEN ÇOK ÖNEMLİ?
Yapay zeka, bugüne kadar insanlık tarihinde ortaya çıkan en hızlı kabul gören ve en hızlı adapte edilen teknolojidir. Artık hepimiz bir şekilde yapay zekaya dokunuyoruz. Bu teknoloji hayatın bir parçası haline geldikçe, beraberinde başka önemli konuları da gündeme getiriyor.
Bunlar arasında benim en önemsediğim konulardan ilkini “değerler” oluşturuyor. Böyle bir ortamda “Hangi değerleri koruyup hangilerinden vazgeçeceğiz” sorusu önem kazanıyor. Bugün endüstrinin her alanında insan merkezli yaklaşımın nasıl entegre edilebileceği tartışılıyor.
İkinci önemli konu ise “altyapılar”. Veri merkezlerinin enerji ihtiyacı 2024 yılında dünya elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 1,5’ine ulaştı. Hepimiz biliyoruz ki bu oran artmaya devam edecek.
Sırf bu nedenle yakın zamanda Microsoft, Pensilvanya’da bir nükleer santrali aktif hale getirdi. Bir yanda enerji arz güvenliğini koruma ihtiyacı, diğer yanda karbon nötr hedefleri ile nükleer enerji tartışmaları var. Tüm bunları önümüzdeki dönemde çok daha sık duyacağız.
YZ konusunda üçüncü önemli başlık ise “zarar vermeyen politikalar” oluşturulması. Avrupa Birliği bu konuda erken davrandı ve 2019’da güvenilir bir yapay zeka kılavuzu oluşturdu. Çünkü yanlış bilgi yayan, önyargıyı yeniden üreten, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren bir teknoloji, ne kadar akıllı olursa olsun insanlığa hizmet edemez.
Yapay zekanın öncü isimlerinden biri olarak kabul edilen Geoffrey Hinton’ın bir söylemi var: “Süper zeka ile insanlığın başa çıkmasının tek yolu (burada bir kadın olarak çok gurur duyuyorum), içine annelik içgüdüsünü entegre etmektir.”
Yani aslında bugün başka kavramları konuşmaya başlamamız lazım. İçinde bulunduğumuz ortamda “şefkati, empatiyi, insan kalmayı, farkında olmayı ve anda olmayı” becerebilmemiz gerekiyor. Yeni dönemde bence asıl bu başlıklara bakmalıyız.
EŞİTLİK KRİTİK BİR KONU
Dr. Ece Kamar, konuk olduğu bir programda şöyle bir noktaya değindi: “Yapay zekayı biz insanlar oluşturuyor, biz modelliyoruz. Dolayısıyla sahip olduğumuz önyargılar da bu yapay zekanın içine entegre oluyor.”
Bu, iş dünyası için çok önemli bir mesaj içeriyor. Şu anda yüz tanıma sistemlerinden işe alım süreçlerine kadar pek çok alanda yapay zeka kullanılıyor. Eğer bugün işe alımda çeşitlilikten söz ediyorsak, bunu yapay zeka modellerinin içine bilinçli ve doğru şekilde entegre etmemiz gerekiyor. Aksi hâlde sistemler geçmiş verilerle çalışmaya devam eder ve hep aynı profilleri karşımıza çıkarır. Bu durum eşitsizliği yeniden üretir; ürettikçe de büyütür.
YZ ile birlikte bilginin yayılım hızı ve derinliği, bilginin yanlış ya da doğru olmasından bağımsız olarak artmış durumda. Artık bilgi çok hızlı ve çok derin yayılıyor. Araştırmalar, YZ’nin bilgi ekosistemlerini bozabileceğini gösteriyor.
Bunun yanında kişiselleştirilmiş ürünler yaratıyoruz. Bunlar bir noktada ötekileştirmeyi tetikleyebilir. Yani niyet kötü olmasa bile, yanlışlıkla zarar verilebiliyor. Bu yüzden sorgulamak, araştırmak ve bilgi paylaşımı her zamankinden daha önemli.
YENİ MERAK LİSTEM
- BİREYİN YZ’YE ETKİSİ Bu dönem biraz farklı konulara odaklandım. Ekonomist Yanis Varoufakis’i takip ediyorum. Diyor ki: “Evet, piyasalar yapay zekadan çok etkileniyor ama unutmayalım; bizim davranışlarımızı da yapay zeka etkiliyor. Sadece o kadar değil; kolektif ve bireysel davranışları da etkiliyor.” Bunu unutmamamız gerekiyor.
- RIZA TEMELLİ VERİ Rıza temelli veri kullanımı çok önemli ve bundan sonra daha da önemli olacak. “Bu veriler hangi amaçla, nasıl ve kimin için kullanılıyor?” sorularını sorguluyorum. Bu sadece kutucuğa atılan bir onay mı, yoksa bireyler verilerine gerçekten sürdürülebilir şekilde sahip mi? Şu anda bu soruya net bir “evet” diyemiyoruz.
- DEĞERLER Bugünün dünyasında hangi değerlerimize sahip çıkıp hangilerinden vazgeçeceğiz? Farkındalık ve anda olma duygusu yavaş yavaş elimizin altından kayıp gidiyor; özellikle şefkat ve hakkaniyet. Bu kavramların çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Giderek hissizleştiğimiz dünyada nasıl insan kalabiliriz? Bunu AISU’da farklı disiplinlerle birlikte keşfedeceğiz.


