in ,

Samimi bir duygusal bağ, sonsuz bir iletişim gücü sağlar mı?

Migros Pazarlama ve Yurt dışı Operasyonlar İcra Kurulu Üyesi Cem Lütfi Rodoslu yanıtlıyor…

Samimi-bir-duygusal-bağ,-sonsuz-bir-iletişim-gücü-sağlar-mı-
Cem-Lütfi-Rodoslu
Cem Lütfi Rodoslu

Pazarlama dünyasında dönemsel olarak birçok farklı konu ön plana çıkıyor ancak dijital iletişim, CRM, bireysel pazarlama hep gündemimizde. Pazarlama stratejileri; geçmişten beri ürün, fiyat, promosyon ve yerleşim/lokasyon başlıklarında şekilleniyor. Temelde tüm markaların aşağıdaki soruları öncelikle kendilerine samimi olarak sormaları ve yine samimi cevapları bulmaları son derece önemli:

– Stratejim net, sade, somut ve anlaşılabilir mi?
– Stratejiyi yönetim kadrosu biliyor mu? Mutabık mı?
– Stratejiyi ekip son noktaya kadar biliyor mu?
– Uygulama adımları net mi?
– Stratejim çoklanabilir mi?
– Eylemlerim ile söylemlerim dengeli mi?

Genel olarak şirket stratejilerinin en önemli iletişim kanalı yine şirket çalışanlarıdır. Stratejiyi iyi anlamak, uygulamalarda bir bütünlük içinde bunu her seviyede sahiplenmek ve çalışanları stratejinin paydaşı haline getirmek en önemli konu.

Bir diğer konu; şirketlerin, iletişim bütçelerinin birçoğunu taktiksel olarak kısa vadeli kampanyalara yoğunlaştırması ve orta- uzun vadede müşterileri ile bağ ve sosyal fayda sağlayacak iletişim bütçesine daha az pay ayırmaları. Oysa yeni tüketici davranışları ve beklentilerine baktığımızda, müşterinin artık markalardan sosyal roller almasını beklediğini görüyoruz. Yani “sosyal marka” olmalarını…

Sosyal marka olabilmek; toplumun duyarlılıklarına ve gelişim alanlarına, ailenin bütçesine, sağlığına ve sosyal yaşamına samimiyetle katkı yaratma çabasından geçiyor. Aslında markalar bu konuda bugüne kadar birçok çaba ortaya koydular. Çevreci projeler, eğitim ve sağlık odaklı çeşitli STK’lara destek gibi birçok çalışma mevcut. Ancak bu çalışmalar için ayrılan dar bütçelerle yapılan işler de doğal olarak dar bir çerçevede kalıyor. Oysa marka ve toplum arasında kurulması hayal edilen sonsuz bağın en kilit noktası bu başlıklar…

Kısa vadeli günlük satış artışları, aylık bütçe tamamlama çabaları, yoğun olarak bizleri fiyat-promosyon iletişimine yöneltse de, toplum ile marka arasındaki kalıcı bağ diğer taraftan, yani “sosyal marka” olmaktan geçiyor.

O halde artık yeni bir bakış açısı, hatta yeni bir stratejik yapılanma gerekiyor. Bu noktada cesur, orta ve uzun vadeli stratejilere ihtiyaç duyuluyor. Bugüne kadar dünyadaki birçok büyük marka, özellikle zor dönemlerde attıkları büyük adımlar ve toplumsal fayda adına yaptıkları sayesinde, tüketicilerle sonsuz bir bağ kurmayı başardılar; sattıkları üründen ziyade topluma sağladıkları fayda ile anılarak çok sağlam ve kopyalanamaz bir duygusal ilişki kurdular.

Elde edilen bu başarı, ya çok ciddi bir inovasyonla bir soruna çare olarak ya da önemli toplumsal konulara dikkat çekip çözüm önererek olabilmektedir. Örnek olarak Migros, cirosunun yüzde 77’si tarıma dayalı bir şirket olarak, tarımın geleceğimiz ve ülkemiz için önemini ilk plana çıkaracak birçok yeni adım atmaktadır. İTU ve Anadolu Lezzetleri de bu adımlardan bazılarıdır.

Bu yıl hayata geçirdiğimiz “Tarım Bizim Geleceğimiz” belgeseli ile ülkemizin tarım konusunda, dünyanın sürdürülebilirlik sorununun çözüm merkezlerinden biri olduğunu ortaya koyduk. Yaşadığımız muazzam coğrafyada, sahip olduğumuz cevherin farkında olmamız gerektiğine dikkat çektik.

Özellikle yaşadığımız pandemi dönemi, dünyanın varolan sürdürülebilirlik sorununun tüketici kitleleri tarafından en kuvvetli şekilde hissedilmesini sağladı. Uluslararası platformlar da öncelikle OP2B (One Planet Business for Biodiversity) ve CGF (Consumer Goods Forum), tarım bilincinin geliştirilmesi yönünde öncülük etmeyi başardı. Ancak bu alanda hep birlikte katedeceğimiz daha çok yolumuz var.

Sosyal marka olmak, ancak marka stratejimizde, samimiyetle, kalıcı ve uzun vadeli bu tip projelere katkı sağlamakla mümkün olabilir. Gelecekte eğitim, eşitlikçi politikalar gibi başlıklar gündemimizde daha fazla yer alacak. Eğitim, kadının iş yaşamındaki yeri ve tarım farkındalığı olan ve bu konularda gelişme kaydetmiş toplumlar, kanımca her daim sürdürülebilir bir büyüme gerçekleştirir. Bu başlıklarda hepimize büyük görevler düşüyor. Tüm marka yöneticilerinin de gündemlerini bu bakış açısıyla değiştirmesini ümit ediyorum.

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arda-Bestas

Benim işletim sistemim: Enerya Genel Müdürü Arda Beştaş

CMO’nun-ideal-gorevi-kac-yildir-

CMO’nun ideal görevi kaç yıldır?