in ,

Su krizi büyüyor: Her bir damla için mücadele zamanı

Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu’nun kaleminden iklim krizi için çözümler

su
Hakan Bulgurlu

Otomobiller, oyun konsolları, mobil telefonlar veya akıllı beyaz eşyalar… Günlük yaşamımızın vazgeçilmez parçası haline gelen bu cihazlar küçük birer işlemciye, o işlemci de bir mikroçipe ihtiyaç duyuyor.

Tayvan, dünya mikroçip piyasasının ana üretim merkezi. Taiwan Semiconductor Manufacturing Company, küresel üretim kapasitesinin yaklaşık yarısına sahip. Yaşadığı süper tayfunlar ve yıkımlarla ismini duymaya alıştığımız Tayvan’da, uzun yılların ardından ilk kez 2020’de tayfun yaşanmadı. Adanın havzalarını besleyen yoğun yağışların gerçekleşmemesi, son 50 yılın en kurak günlerini beraberinde getirirken, su rezervleri alarm veren seviyelere geriledi.

Pandemi ve kapanmaların etkisiyle yarı iletken üreticilerinin de öncelikleri değişti. Evden çalışma ve eğitim ihtiyacıyla zirveye çıkan akıllı cihaz talebine yanıt vermekte zorlanan sektörün sorunları, yaşanan su kriziyle daha da derinleşti. Dünyada her yıl 1,4 milyar akıllı telefon ve 275 milyon kişisel bilgisayar üretilirken, bir mikroçipin üretiminde 37 litre su kullanılıyor. Bir başka deyişle, bu minik ama bizim için hayati olan parçaların küresel tedariki önemli bir riskle karşı karşıya.

Global su krizi, sadece günlük ihtiyaçlarımızı veya lüks alışkanlıklarımızı tehdit etmiyor. Su kıtlığı, ekonomik sistemin işleyişi için de risk oluşturuyor. İhtiyacımız sadece içme suyu ile sınırlı değil; sanayi, hayvancılık ve tarımsal faaliyetler de suyun yaşam kaynağına köklerinden bağlıyız. Bir fincan kahve için 140 litre, 1 tişörtün üretiminde kullanılan pamuk için 2 bin litre, 1 kg biftek için 15 bin litre su harcanıyor.

Dünyanın 5’inci büyük riski

Su krizleri, Dünya Ekonomik Forumu’nun her yıl hazırladığı Küresel Riskler Raporu’nda 2012’den bu yana 8 yıl üst üste en büyük 5 risk arasında gösterildi. Rakamlar da bu tabloyu teyit ediyor. Birleşmiş Milletler’e göre, 2 milyardan fazla insanın içme suyuna güvenli erişimi yok. 785 milyonluk bir kesim, temel suya erişim hizmetlerinden yoksun yaşıyor. Hijyenin ne kadar kritik olduğunu çok daha iyi kavradığımız pandemi günlerinde, dünya nüfusunun yaklaşık yarısı her yıl en az 1 aylık dönemde su kıtlığı ile yüzleşiyor.

Gezegenimizin büyük kısmı su ile kaplı. Ancak, bu suyun yüzde 1’den azı temiz veya tatlı su kategorisinde. Dünya su haznesinin yüzde 97’si tuzlu sudan oluşuyor ve bu suyu tuzdan arındırmak ciddi bir maliyet gerektiriyor. Kalan yüzde 2’lik kısım da küresel ısınmanın tehdit ettiği buzullarda saklanıyor. Geçtiğimiz Aralık ayında, Chicago Ticaret Borsası’nda su fiyatları vadeli sözleşmeler ile işleme açıldı ve su; altın, petrol gibi bir emtia olarak işlem görmeye başladı. Eskiden mal ve hizmetlerin uygun maliyetli olduğunu anlatırken, “sudan ucuz” ifadesini kullanırdık, ancak son gelişmeler yaşam kaynağımızın geleceğini kestirmenin ne kadar güçleştiğini gösteriyor.

Uzmanlar 2050’ye dek 6 milyar insanın temiz suya erişim sorunu yaşayacağı uyarısında bulunuyor. 2040’a geldiğimizde her 4 çocuktan biri sert kuraklıkların gözlendiği bölgelerde yaşıyor olacak. İklim değişikliğinin tetiklediği su kıtlığı, 2030’a kadar 700 milyon insanı yaşam alanından göç etmeye zorlayabilir.

Ne yapabiliriz?

Bu veriler, distopik bir filmin senaryosunu çağrıştırsa da çözüm için geç kalmış değiliz. İlk adım farkındalık yaratmak. İş dünyası iki ana başlıkta sorumluluk üstlenebilir. Küresel ekonomi, üretim operasyonlarında yüksek miktarda su kullanıyor. Şirketlerin verimliliğini artıracak çözümleri hayata geçirmesi şart. İkinci adım ise tüketicilere ulaşan nihai ürünlerin su ayak izini azaltmak.

Arçelik olarak bu iki başlığa odaklanmış durumdayız. Üretimde su verimliliğini artıracak ve su tasarrufu sağlayacak çözümler için küresel kurumlarla çalışıyoruz. Bugüne kadar 2,5 milyon hanenin günlük tüketimi kadar su tasarrufu sağladık. Hedefimiz 2030 yılına kadar üretimde ürün başına su kullanımımızı 2018 baz yılına oranla yüzde 45 düşürmek. Üretimde verimlilik çalışmalarının yanı sıra tüketici tarafında su verimliliği sağlamak da bir öncelik. Performanstan taviz vermeden, optimum miktarda su kullanan ürünleri tasarlamak ve hane halkının su tüketimini azaltmak için inovasyonlara odaklanıyoruz. Tüketim alışkanlıklarımızı yeniden ele almak ve dönüştürmek zorundayız.

Küresel su tüketimi 100 yıl öncesine göre 6 katına çıktı ve bu rakam artmaya devam ediyor. İsviçre gibi refah seviyesi yüksek bir ülkede kişi başı günlük su tüketimi (doğrudan ve dolaylı) 4 bin 200 litreye, ABD’de ise 7 bin 800 litreye ulaşmış durumda. Su kaynaklarımızı hızla kirletirken, tüketimimizi de her yıl kontrolsüzce artırıyoruz. İklim krizi, manevra alanımızı ve önümüzdeki zamanı sınırlarken, biz yaşayabileceğimiz sorunların farkında değiliz. İstanbul’da barajlarımız geçtiğimiz Aralık ayında son 15 yılın en düşük seviyelerini gerilerken, sorunun ne kadar hızlı şiddetlenebildiğini görmüş olduk. Tüm bu tabloyu tersine çevirmek mümkün.

Küresel ölçekte bilinç yaratarak, düzenleyici kurumlar, devletler ve iş dünyası yapısal değişiklikleri temel alan projeler geliştirmeli, iklim kriziyle daha çok mücadele etmeli, inovasyon ve teknolojiyi kılavuz alarak bireysel tüketimde tasarruf sağlayan çözümlere odaklanmalıyız. İnsan vücudunun yüzde 70’i sudan oluşuyor. Su molekülleri her bir hücremize yaşam kaynağı taşıyor ve gezegenimizdeki tüm yaşam su üzerine kurulu. Eğer bu krizi doğru yönetemezsek su krizi ayrım gözetmeden tüm insanlığı etkileyecek.

Suyumuz ısınıyor. Her damlanın değerini bilelim. Hemen. Bugün.

Sorularınızı iletmek için: info@fastcompany.com.tr

Fotoğraf: Pixabay

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benim-işletim-sistemim--Didem-Duru

Benim işletim sistemim: Cisco Türkiye CEO’su Didem Duru

anlamak

“Anlamakta zorlanıyoruz”