YAZI: MICHAEL GROTHAUS
Son yıllarda yapay zekanın yükselişi, yapay zeka tarafından üretilen çevrimiçi içerik patlamasının yanında, Ölü İnternet Teorisi olarak bilinen onlarca yıllık komplo teorilerine daha fazla inandırıcılık katıyor. Karşımıza çıkan çevrimiçi içeriğin büyük kısmının canlı insanlar tarafından değil de cansız botlarca üretildiği artık bir gerçek. Yapay zeka, bir zamanlar uç bir fikir olan bu teoriyi giderek gerçeğe dönüştürüyor. Yine de bugün, internette gezinen kullanıcıların en azından bir kısmı hâlâ canlı, düşünebilen insanlar. Ama bu da yakında değişebilir. Yapay zeka sistemlerinin “headless browsing” adı verilen bir teknolojiye giderek daha fazla dayanmasıyla birlikte, interneti tüketen ana varlık artık insanlar değil, yapay zekanın kendisi olmaya başlıyor. Eğer bu durum yaygınlaşırsa, internet gerçekten de “yaşayanların değil, cansızların ülkesi”ne dönüşebilir. İşte önümüzdeki yıllarda adını sıkça duymanız muhtemel olan “headless browsing” yani başsız/arayüzsüz tarama hakkında bilmeniz gerekenler.
ASLINDA YENİ BİR DURUM DEĞİL
Google Chrome, Apple Safari, hatta Microsoft’un eski Internet Explorer’ı… Şimdiye kadar kullanmış olduğunuz hemen her internet tarayıcısı, klasik bir “görsel” tarayıcıdır. Bu tarayıcılarda düğmeler, sekmeler ve kaydırma çubukları ve tabii ki görüntülediğiniz içeriği (yani web sitesini) gösteren geniş bir pencereden oluşan bir grafiksel kullanıcı arayüzü olur. Bir görsel tarayıcıda, temel olarak bir web sayfasındaki bağlantılara veya diğer düğmelere tıklayarak gezinirsiniz. İnternet sayfası, bir alana girmenizi gerektiriyorsa, oraya tıklarsınız veya harfleri yazmak için klavyeyi kullanırsınız.
Ancak onlarca yıldır başka bir tarayıcı türü daha var: Headless browser. Yani başsız tarayıcı. Bu tarayıcının grafiksel kullanıcı arayüzü (GUI) bulunmuyor. Bir internet sayfasını görüntüleyen penceresi de yok ve bir alanı seçip tıklamayı da desteklemiyor.
Bunun yerine, bir internet sitesinin kodunu doğrudan okuyarak o internet sitesinin içeriğini işliyor. Tıpkı sonraki sayfaya gitmek için bir bağlantıya “tıklamak” veya bir forma metin girmek gibi, tamamen kodlarla doğrudan etkileşim yoluyla siteyle etkileşime giriyor.
İnsanlar görsel varlıklar olduğu için dünyanın büyük kısmının internete erişmede birincil yolunun GUI tarayıcılar olmasının nedeni gayet açık. O halde, grafik arayüzü olmayan tarayıcılar neden kullanılıyor?
Tarihsel olarak bu tarayıcılar, web geliştiricilere yönelik araçlardı. Kurumsal proxy sağlayıcısı Oxylabs’in açıkladığı gibi, bir web sayfasındaki her grafik arayüz öğesinin bir kod karşılığı vardır. Bu nedenle, geliştiricilerin web sitesindeki hataları bulmasına yardımcı olmak için tasarlanmış otomatik bir program, ‘headless’ bir tarayıcı üzerinden siteyle tıpkı bir insan gibi etkileşime girebilir. Üstelik bunu çok daha hızlı yapar, çünkü herhangi bir görsel arayüzün görüntülenmesine gerek yoktur.
Grafik ara yüzü olmayan tarayıcıların geleneksel avantajı, web sitelerini daha kararlı ve güvenilir hale getirmeleri. Çünkü bu yöntem, hataların daha kısa sürede bulunmasını sağlıyor. Ancak artık ‘headless’ tarayıcıları yalnızca insanlar kullanmıyor.
YAPAY ZEKA ÇAĞINDA TARAMA
Bir zamanlar web geliştiriciler ve diğer programcılara yönelik bir araç olan bu tarayıcılar artık insan olmayan yeni kullanıcılar tarafından da kullanılıyor. Giderek artan oranda, yapay zeka sistemleri ‘headless’ tarayıcıların birincil “kullanıcıları” olmuş durumda.
Perplexity’nin Comet’i gibi yapay zeka tarayıcılar, isteklerinizi hızlıca yerine getirmek üzere internet sitelerini taramak için grafik arayüz kullanmıyor. Mesela, bir yapay zeka tarayıcıdan 50 ABD eyaletinin başkenti listesini istediğinizde, tarayıcının yapay zekası, cevaba hızlıca ulaşmak için ‘headless’ tarama vasıtasıyla bir dizi internet sitesinin içeriğini “okuyor”.
Ama ‘headless browsing’, yapay zekanın sadece web sitelerini tarayıp bilgi toplamasının ötesine geçiyor. Yapay zeka sistemleri basit yanıtlayıcı botlardan kişisel asistanlara yani yapay zeka ajanlarına dönüştükçe, bu ajanlar da başsız tarama teknolojisini kullanarak sizin adınıza web siteleriyle etkileşime girmeye başlıyor. Artık bağlantılara tıklayabiliyor, kutucukları işaretleyebiliyor, hatta alışveriş sepetine ürün ekleyebiliyorlar.
Bir yapay zeka ajanının sizin istediğiniz işleri bu kadar hızlı yapabilmesinin nedeni büyük ölçüde ‘headless’ taramadan kaynaklanıyor. Mesela, diyelim bir yapay zeka tarayıcıdan bir Şükran Günü yemeği yapmak için gereken malzemeleri birkaç marketin internet sitesinden sipariş etmesini istediniz. O tarayıcının yapay zeka ajanı esasen marketlerin internet sitelerini herhangi bir görsel arayüz vasıtasıyla inceleyip, sonra malzemeleri bularak alışveriş sepetinize eklemek için “Satın Al” düğmelerine tıklamıyor. Bu ajan ‘headless’ tarama yoluyla doğrudan internet sitesinin koduyla etkileşime geçiyor.
Yapay zeka bu şekilde daha etkin ve çok yönlü hale gelirken, bunun kullanmasının özellikle internet sitesi sahibi veya reklam verenler açısından olumsuz bir tarafı var…
İNSAN ARTIK ANA KULLANICI OLMAYABİLİR
Giderek daha fazla kişi, yapay zeka ajanı ve yapay zeka tarayıcılarına yönelirken, bu yapay zeka sistemleri, grafik arayüzü olmayan taramayı internet sitelerini ziyaret etmek ve insanlar tarafından atanan görevleri gerçekleştirmek için kullanacak. Yani yapay zekanın bir internet sitesini ziyaret eden birincil “kullanıcı” tipi olma potansiyeli var. Hem bunun gerçekleştiğine dair şimdiden bazı emareler var.
Yapay zeka parasallaştırma platformu TollBit’in geçen ayki raporu, son 3 aylık dönemde, internet sitelerine giren insan trafiğinin yüzde 9.4 azaldığını, yapay zeka trafiğinin ise artmaya devam ettiğini gösterdi. Hem de çok büyük bir ivmeyle… İlk üç ayda, TollBit izlediği sitelerin her 200 ziyaretçisinden birinin yapay zeka olduğunu saptadı. İkinci üç aylık dönem itibariyle, yapay zeka ziyaretçileri her 50 ziyaretçiden biri olmuştu bile. Bu da bir yıldan az zamanda dört kat artış demek.
TollBit’in raporunun devamında, yapay zeka ajanları bir internet sitesini ziyaret ettiğinde internet sitesinin sıklıkla bu ziyaretçinin yapay zeka mı yoksa insan mı olduğunu bilmesinin hiçbir yolu olmadığı belirtiliyor. Bu da internet reklamlarına bel bağlayan şirketler için korkunç bir haber. Reklam verenler ürünleri insanlara satar ve reklam verenler artık bir internet sitesinin kesin olarak onu kaç gerçek insanın ziyaret ettiğini bilip bilmediğine güvenemezse, sınırlı reklam bütçelerini o siteye yatırmazlar.
Bir anlam ifade eder mi bilinmez ama ismini vermek istemeyen “büyük bir dijital yayıncı”nın yöneticisi, Digiday’e, insansız taramanın şu anda yayıncılar için çok ciddi bir sorun teşkil etmediğini söylemişti. Bununla birlikte, yapay zeka alanındaki OpenAI veya Google gibi büyük oyuncuların bu teknolojiyi yapay zeka ajanları olarak benimsemeleri halinde, ‘headless’ taramanın ciddi bir kaygı kaynağı olabileceğini dile getirdiler. Ayrıca, grafik ara yüz kulanılmayan tarama standart hale gelirse, bu, Ölü İnternet Teorisinin daha genişletilmiş bir anlama kavuşabileceği anlamına da geliyor. Artık bu ifade yalnızca insanoğlunun içeriğin büyük kısmını üretmediği, aynı zamanda taramanın büyük kısmının da artık insanlar tarafından yapılmadığı bir interneti ifade etmek için kullanılacak.
KRİTİK RAKAMLAR
- %9.4
New York merkezli bir girişim olan TollBit’in raporu, son 3 aylık dönemde, internet sitelerine giren insan trafiğinin yüzde 9.4 azaldığını, yapay zeka trafiğinin ise artmaya devam ettiğini gösterdi. - 50
2025’in ilk üç ayında, TollBit’in izlediği sitelerin her 200 ziyaretçisinden birinin yapay zeka olduğunu saptadı. İkinci üç aylık dönem itibariyle, yapay zeka ziyaretçileri her 50 ziyaretçiden biri olmuştu bile. Bu da bir yıldan az zamanda dört kat artış demek. - %51
Thales Cyber Security Solutions’ın raporuna göre 2024 yılında, otomatikleşmiş bot trafiği tüm internet trafiğinin yaklaşık yüzde 51’ini oluşturdu. Bu trafiğin yaklaşık yüzde 37’si ‘kötü niyetli’ botlardan geliyor.


