
Anlatılan bir hikâyeye göre, Isaac Newton’a bir gün yer çekimini nasıl bulduğu sorulduğunda, “Mütemadiyen onu düşünerek” diye cevap vermiş.
Birçok yönden, hepimiz bugün o aynı gerçekliği yaşıyoruz. İşte, bilimde, toplumda bu yeni yüzyılın liderleri “mütemadiyen” yapay zeka ve kuantum teknolojilerini düşünmek zorunda. Çünkü bu kuvvetler, sadece sektörleri değil; liderlik etmenin ne olduğuna dair tanımı da yeniden şekillendiriyor. Bu bağlamda da şu basit ama derin soru öne çıkıyor: Zekanın artık insanın tekelinde olmadığı bir çağda liderlik ne anlama geliyor?
YAPAY ZEKA ÇAĞINDA MARKA!
Konuya, her zaman inandığım, bana göre işte ve liderlikte yıllara yenik düşmeyen bir sözle başlayacağım: “Bir marka, bir vaattir. İyi bir marka ise tutulmuş bir vaattir.” Görüyorsunuz, bir marka yalnızca bir logodan, bir renkten ya da bir reklam müziğinden ibaret değil. Bu kanlı canlı bir vaat, bunu deneyimleyen herkesin aklında ve kalbinde bulunan bir yükümlülüktür.
Büyük bir marka bunu yapar; vaadini tekrar tekrar yerine getirir. Şimdi verilerin, algoritmaların ve kestirim modellerinin yönettiği bir dünyada, bu ilke, yani güven, her zamankinden çok daha değerli. Çünkü yapay zeka, yazabiliyor, kodlayabiliyor, analiz edebiliyor, hatta taklit edebiliyor. Ama vaatte bulunamaz ve vaadini yerine getiremez. Bunu yalnızca amaç ve dürüstlüğün rehberlik ettiği insanlar yapabilir.
İyi bildiğim bir marka olan Coca-Cola ile başlayayım. Şirket, yaklaşık 140 yıldır çok basit bir fikri temsil ediyor: ‘Canlanma ve iyimserlik.’ Sadece içeceğin ferahlığı değil, ruhun da canlanmasını anlatıyor. Bu marka savaşlardan, buhranlardan, ekonomik durgunluklardan, pandemilerden ve sosyal devrimlerden sağ çıkmış, yine de tadı, tonu ve duygusu aynı kalmış bir marka. İşte bu yerine getirilmiş bir vaadin, yani istikrarlı olmanın gücüdür. Yapay zeka çağında ise istikrarlı olmak durağan değil.
Bu, kendini yeni yollarla ama o duygusal merkezi asla kaybetmeden göstermek demek. Coca-Cola şimdi yapay zekayı tüketici tercihlerini tahmin etmek, kampanyalar tasarlamak, hatta çok kısa zamanda yeni aromalar üretmek için kullanıyor. Ama kilit nokta şu: Yapay zeka yaratıcılığı güçlendirir, ama yerini alamaz. Şirketin daha yüksek ses çıkarmasına değil, daha iyi dinlemesine olanak verir.
İNSANLIĞI KAYBETMEDEN UYUM!
İşte bu da büyük liderlerin yaptığı şey: İnsanlığı kaybetmeden ona ayak uydurmak. Şimdi bir diğer zamansız lideri ele alalım: Procter & Gamble (P&G) her gün milyarlarca eve giriyor. Peki vaadi ne? Günlük yaşamı, basitçe, güvenle ve sorumlulukla iyileştirmek. P&G’yle ilgili dikkat çekici olan, onun nesiller boyu güven oluşturmuş olması.
Bir anlık parlamaya veya modaya bel bağlamıyor. Ürünleri her zaman çalışıyor. Bu güvenilirlik, hiçbir yapay zekanın kodlayamayacağı bir şey meydana getiriyor: Duygusal güven. Tüketiciler “P&G” diyorsa, vaat ettiği şeyi sunacağına güveniyor. Şirket, şimdi YZ çağında insan yaşamını tanımlayan küçük alışkanlıkları anlamak için kestirimsel analizlerden faydalanıyor. Ama sadakati kazanan, algoritma değil; arkasındaki vaat. Evinize giren ürünün güvenli, etkili ve sözüne sadık olduğuna dair vaat. Bu anlamda P&G bize teknolojinin güveni ikame edecek bir şey değil, güveni sunması gerektiğini hatırlatıyor.
Bir başka örneği ise büyüleyici marka liderinden biri olan L’Oréal oluşturuyor. L’Oréal, 100 yıldan fazla süredir kusursuzluk değil, güçlenme vaadini sunuyor. İkonik sloganı “Çünkü, siz buna değersiniz” ürün satıyor, kendine güven satıyor. O tümce kadınların kendilerine bakışlarında ve yaşamlarında güzelliğin rolünü görüşlerinde dönüşüm meydana getirdi.
Günümüzde L’Oréal her bir birey için cilt bakımı ve makyaj deneyimleri oluşturmak için yüz tanıma ve veri analizleri yoluyla YZ destekli kişiselleştirme konusunda öncü konumda bulunuyor. Ancak önemli olan L’Oréal’in bu süreçte ruhunu kaybetmemiş olması.
MEKANİKLEŞMEDEN İNSAN OLMAK!
İşte bu yeni çağda markalaşmada liderlik tam da böyle bir şey: Teknolojiyi, markayı mekanikleştirmek için değil, insanileştirmek için kullanıyorsunuz.
Son olarak, hemen hemen tamamıyla bu yüzyıla ait bir marka hakkında konuşalım: Tesla. Şirket sadece araba satmıyor, aynı zamanda ‘cesaret’ satıyor. Farklı türde bir geleceğe inanma cesareti sunuyor. Vaadi, rahatlık veya gelenek değil. Bu dönüşümdür.
Tesla bu vaadi, elektrikli araç teknolojisinden kendi kendine sürüş sistemlerine, enerji depolamasına ve daha fazlasına kadar, mümkün olana amansızca kafa tutarak yerine getiriyor. Bugün Tesla mükemmel değil, hatta bundan çok uzak. Ama liderliği YZ ve Kuantum çağında her markanın öğrenmesi gereken bir şeyi temsil ediyor: Liderlik etmek, önce hareket etmek, riskler almak, dünyayı olduğu gibi değil olabileceği gibi hayal etmek anlamına geliyor.
Tesla verileri izlemiyor. Onu yaratıyor. İşte bu da zamanımızda liderliğin sınırlarını tanımlayan cesaret türüdür.
YENİ DÖNEM LİDERLİK
Şimdi daha büyük soruya gelelim: Bu yeni zeka çağında liderlik ne anlama geliyor? Sezgiler dünyasından içgörü dünyasına, varsayımlardan tahminlere gidiyoruz. Yapay zeka artık liderlerin bir zamanlar imkansız olduğu düşünülen kararlar almalarına yardımcı oluyor: Kaynakların nasıl tahsis edileceği, ürünlerin nasıl kişiselleştirileceği, hatta sosyal eğilimlerin nasıl öngörüleceği. Çok yakında, kuantum hesaplama bunu katlanarak hızlandıracak. Kuantum sistemleri milyarlarca değişkeni aynı anda modelleyebilir, mevcut hesaplama gücümüzü güneşin yanında adeta bir mum gibi görünmesini sağlar.
Ama paradoks şu: Makinelerimiz ne kadar akıllı hale gelirse liderliğimiz o kadar ‘insani’ olmalıdır. Çünkü her şey bilinebilir olduğunda, halen önemli olan seçimlerimizin nedenidir. Algoritmalar optimize edebilir. Yalnızca insanlar önceliğini belirleyebilir ve tanımlayabilir: Doğru olanı, adil olanı ve anlamlı olanı.
Yani sizi bu düşünceyle baş başa bırakayım. Teknoloji değişmeye devam edecek. YZ daha hızlı, daha akıllı, daha fazla aynı anda aynı yerde bulunur bir hale gelecek.
Kuantum hesaplama bizi hayal bile edemeyeceğimiz karmaşıklık boyutlarına taşıyacak. Ama liderliğin –ve büyük markaların- özü şaşırtıcı biçimde basit kalacak. Bir marka, bir vaattir. İyi bir marka ise, tutulmuş bir vaattir.
Bunu hatırladığınızda, yapay zeka ve kuantum çağında yalnızca sağ kalmayı başarmayacak, ayrıca onu ‘tanımlamaya’ da yardımcı olacaksınız. Çünkü insanlar her zaman ne inşa ettiğinizi değil, neyi temsil ettiğinizi hatırlayacak. Sistemlerinizin ne kadar akıllı ve verimli olduğu değil, vaatlerinizin ne kadar ‘doğru’ kaldığı önemli olacak.
YENİ ÇAĞIN LİDERLERİ NASIL OLMALI?
- Yarının en iyi liderlerinin global bir dünya görüşü ve farklı insanlar, yerler ve kültürler arası gezinme kabiliyeti olmalı.
- Başarılı liderler, birbirlerine vakar ve saygıyla yaklaşan, ana ilişki kurucular olmalıdır. En iyileri ise devlet, işletme ve medeni toplum altın üçgeninde canlı ilişkiler kurabilecektir.
- Liderlik başarısını, daima nakit paraya karşı güçlü ve bitmez bir saygıyla birlikte, girişimci ve esnek kalmak getirecektir.
- Başarılı liderler, şirketlerinin, ofislerinin, sektörlerinin, şehirlerinin ve ülkelerinin dışına çıkanlar olacaktır. Çünkü bu gerçekleştiğinde her zaman daha fazla şey öğrenmek mümkündür.
- Güvenilecek bir lider, vaat ettiği şeyi yerine getirmelidir. En nihayetinde iyi bir lider güvenilmek için güvenilir olmalıdır.
“Kuantum ve YZ çağında liderliğin özü, üstün zeka değil, üstün ‘güven’ yargısı ve oluşumu olacaktır. Sadece bilgiyle değil, ilhamla da liderlik yapmak gerekiyor. Böylece ‘kâr ve amaç’ kusursuzca harmanlanır. Burada da markanın kalıcı değeri devreye girer. Çünkü, büyük bir marka vaadini yerine getirdiği gibi, sınırsız olasılıklar dünyasında bir etik pusula sağlar.”
Not: Muhtar Kent, bu yazının geniş bir versiyonunu Oxford Üniversitesi’ndeki konuşmasında öğrencilerle de paylaşmıştır.
Sorularınızı iletmek için: [email protected]


