
Fast Company Türkiye Kurucusu
TRUMP’IN KADERİNİ DEĞİŞTİREN AN
Trump Ailesi’nin ilginç bir geçmişi vardı. Büyük babası Frederick Trump (Almanca’da Friedrich Drumpf), 1885 yılında Baden’den (Almanya) Amerika’ya göç etmiş ve 1892 yılında vatandaşlık almıştı. 1902’de Almanya’da Elisabeth Christ ile evlenmiş, üç çocukları dünyaya gelmişti. Donald Trump, 14 Haziran 1946 yılında bu üç çocuktan Fred Trump ile eşi Mary Anne’in çocuğu olarak Queens, New York’ta dünyaya geldi. Dört kardeşi daha vardı. Diğer kardeşleri gibi o da The Kew Forest School’a gitti. Ancak 13 yaşına geldiğinde okulla ilgili bazı sorunlar yaşamaya başladı. Gitmek istemiyor, gittiğinde ise mutlu olamıyordu. Buna bir çözüm olarak babası Fred Trump’ın aklına askeri okul geldi. “Askeri hayatın disiplini onu hayata hazırlar” düşüncesiyle New York Askeri Akademisi’ne kayıt yaptırdı. Gerçekten de Cornwall-on-Hudson’daki yeni yaşamı genç Trump’ı hem başarılı bir öğrenci hem de iyi bir sporcu yaptı.
Bir yandan eğitimini sürdürürken, diğer yandan da futbol oynuyordu. Öğretmenleri ve arkadaşları tarafından sevilen, başarılı bir askere dönüşmüştü. Öyle ki, son sınıfta yüzbaşılığa terfi edip şeref muhafızları sorumlusu olmuştu. Hatta 17 yaşındayken yüzbaşı rütbesiyle Columbus Günü’nde yürümüştü.
Hayatının en mutlu anlarını burada yaşamıştı. Ancak 1964’de askeri okuldan mezun olunca subay olmak konusunda aklı karışıktı. Kafasında iki seçenek daha vardı: Çocukluğundan beri düşündüğü gibi Hollywood’da film yapımcısı olmak ya da üniversite eğitimine devam etmek. Sanatçı ve film yönetmenlerini çok seviyor, onlara yakın olmak istiyordu. Bu nedenle Güney California Üniversitesi’ndeki sinema okuluna gitmeyi kafasına koymuştu.
ARKADAŞININ KRİTİK SORUSU!
Tam bu hesapları yapıyordu ki bir gün eski arkadaşlarından biri kafasını karıştıran bir soru sordu. Arkadaşı bir daire satın almayı planlıyordu ve Trump’ın görüşünü almak istemişti. Sohbet sırasında şu kritik soruyu yöneltti: “Donald, sen emlak işinden herkesten daha fazla anlıyorsun. Neden emlak işine girmiyorsun? Bu alanda büyük para var.” Trump’ın verdiği yanıt kısa olmuştu: “Ben film yapmak istiyorum.”
Kafasında bu hesaplar varken, 1964 yılının Kasım ayında inşaat işiyle uğraşan babası onu alıp bir köprü açılış törenine götürdü.
Köprünün açılış töreni, inşaat sektörünün dinamizmi ve mimariyle ilgili gördükleri Trump’ı çok etkilemişti. Artık tercihini yapmış sayılırdı. Hollywood rüyasını unutmuştu. Emlak işine daha yakın görünüyordu. Sonraki 2 yılını Bronx, Fordham’da geçirdi. Fordham’daki 2 yıldan sonra, Philadelphia’daki Pennsylvania Üniversitesi Wharton Business School’da iki yıl eğitim gördü. Okuldaki günlerinde bir yandan da ne yapacağını düşünüyordu.
BABA İŞİ YA DA EMLAK!
Önünde babasının yürüttüğü inşaat işi zaten vardı. Bir yandan da arkadaşının önerdiği emlak sektörünü düşünüyordu. Biraz araştırma ve soruşturmadan sonra emlaktan hoşlandığına karar verdi. Wharton mezunu birkaç ünlü müteahhit vardı ve okulun emlak ve inşaat bölümü çok güçlüydü. Tam da Trump’a göre bir yerdi burası. Üstelik emlak dersinin tek hocası vardı ve öğrenciler topu topu 6 kişiydi. Hemen bu dersi aldı ve yakından takip etti. Arkadaşlarının tamamına yakını emlak ve inşaat işi yapan ailelerden geliyordu. Dersler tahmininden daha eğlenceli geçiyordu ve arkadaşlarıyla kısa sürede kaynaşmıştı. Artık kendini gerçek bir inşaat ve emlak girişimcisi olarak görüyordu. Mezun olur olmaz da babasının da desteği ve teşvikiyle emlak işine girmeye karar verdi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bu öyküsünü, yıllar önce yayınlanan kitabından esinlenerek bir kitap çalışması için hazırlamıştım. Başkan Trump’ın ‘kritik tercihini’ ortaya koyması açısından önemli bulduğum için bu sayfada yer vermek istedim. Hayalini kurduğu mesleğe yönelseydi, belki bugün dünya daha farklı olurdu!
GETİR’İN İKİNCİ 10 YILI
Dünyada bir kategori yaratan Getir, 10’uncu yılını kutluyor. “10 dakikada teslimat” sloganıyla fark yaratan Getir’in CEO’su Batuhan Gültekin, CEO Council buluşmasında 10 yılda alınan mesafeyi anlattıktan sonra, sonraki 10 yıla yönelik planlarını paylaştı. Önemli bulduğum birkaç görüşünü aktarmak istedim:
- Getir, bir startup olarak doğdu, çok afacan ve yaramaz bir çocuk oldu. Ardından yurt dışına açıldı, ergenlik dönemini yaşadı. Şimdi yetişkin oluyor, olgunlaşıyor.
- Bu nedenle önümüzdeki 10 yıl daha “oturaklı” geçecek. Artık sürdürülebilir büyüme, nakit akışı ve kârlılık çok önemli olacak.
- Artık yüksek basamaklı büyümeler gündemimizde olmayacak. Ancak müşteriyi mutlu ederek, sakin ve dengeli büyüdüğümüz bir dönem olacak.


