
Fast Company Türkiye Kurucusu
MUSTAFA KOÇ’U HATIRLAMADAN OLMAZ!
Son yıllarda Ocak ayında çok sayıda önemli iş, sanat ve kültür insanının kaybını yaşadık. Bunlar arasında iş dünyası için hiç tartışmasız en önemlisi, Koç Holding’in o dönemki Yönetim Kurulu Başkanı merhum Mustafa Koç idi.
Sanıyorum kendisiyle en son soru-yanıt etkinliğini, Yenibirlider Derneği’nin organizasyonuyla Özyeğin Üniversitesi’nde ben yapmıştım. Ondan önce de ünlü aile şirketleri uzmanı David Bork ile düzenlediğimiz bir etkinliğe konuşmacı olarak katılmış, aile şirketlerinin dönüşüm süreçlerinden söz etmişti. O dönemdeki konuşmasını arşivimde saklıyorum. Şunları söylemişti:
“Biz Koç Ailesi olarak, Koç Holding ve grup şirketlerinin büyüme ve kârlılıklarının devamını sağlamak için bazı tedbirler almamız gerektiğini ve uzun vadede bunların sistematiğe bağlanması ihtiyacını fark ettik. Bu amaçla, 7-8 sene önce bu alanın en iyilerinden biri olan Sayın David Bork ile çalışmaya başladık. Çalışmalarımız 3 sene kadar sürdü.”
Etkinlik, aile şirketi bireylerine yönelik bir eğitim programıydı ve rahmetli Mustafa Koç, katılımcılara David Bork’tan öğrendiklerini şöyle anlatmıştı:
“İş, insanlar ve kazançla ilgili ortak değerler önemlidir. Bireysel beceri ve kabiliyetlere saygı duyulmalıdır. Aileyi birbirine bağlayan, geleneklerdir. Aile ilişkilerini güçlendirmek için mutlaka ortak aktiviteler planlayın. Karşılıklı sevgi, saygı ve destek gerekiyor. Bireysel sınırlara ve özel hayata saygıya önem verin.”
HAYATINI DOLU DOLU YAŞADI
Yıllar sonra Mustafa Bey vefat ettiğinde özel bir kapak çalışması hazırlamış ve David Bork’tan da görüş istemiştim. Rahatsızlığı nedeniyle görüşünü geç göndermişti, bu nedenle dergide yer verememiştik. Bir Ocak ayında hem Mustafa Bey’i rahmetle anmak hem de David Bork’un görüşünü paylaşmak istedim:
“Mustafa Koç, sevgi dolu bir baba, bir vatansever ve Koç Holding’i dünyanın en büyük şirketlerinden biri olma yolunda yönlendiren vizyoner bir liderdi. Rahat ve sıcak üslubu, Koç Topluluğu şirketlerini yöneten profesyonellerle güçlü ve samimi ilişkiler kurmasını kolaylaştırıyordu. Şirketin sürdürülebilir biçimde büyüyebilmesi için sorumluluğun yetkin profesyonellere devredilmesi gerektiğini çok iyi biliyor; bu yaklaşımıyla onların derin saygısını ve bağlılığını kazanıyordu.Ailesi, dünyanın dört bir yanındaki dostlukları ve tutkuyla bağlı olduğu hobileriyle hayatı dolu dolu yaşadı…
Sayısız hayırseverlik girişimini destekleyerek dünyayı daha iyi bir yer hâline getirme konusunda sarsılmaz bir kararlılığı vardı. Dokunduğu hayatlar sayesinde, Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında onu tanıyan pek çok insanın değerli anılarında yaşamaya devam edecektir.”
MÜZİK DEĞİŞİNCE DANS DA DEĞİŞİR
Geçtiğimiz sayılarda yayınladığımız bir araştırmada, iş dünyasındaki hızın altını çizmek için “1 Yapay Zeka Yılı” gerçeğine dikkat çekmiştik. Çeşitli araştırmalar ve uzman görüşleri, 4 ve üzeri takvim yılının bir yapay zeka (YZ) yılına eşit olabileceğini ortaya koyuyordu. Ocak ayı içinde Güral Group Yönetim Kurulu Başkan Vekili Esin Güral Argat ile sohbetimizde paylaştıklarını dinlerken “takvim yılı” kavramı yeniden aklıma geldi. Argat da değişime, hıza ve adaptasyona dikkat çekiyordu. O sohbetten bu konuyu destekleyen bazı cümlelerin altını çizmiştim. Paylaşmak istedim:
- Geçen yıl değişimi anlatan bir cümle kurmuştum: ‘Müzik değişince dans da değişir.’ Şimdi bir adım daha ileri gidiyorum: ‘Müzik sadece değişmedi, ritim de sertleşti.”
- Sertleşen bu ritim, bizi yepyeni bir sahneye, Teknopolitik Çağ’ın sahnesine sürüklüyor. Artık teknoloji bir araç değil; gücün kendisi. Mesele hız değil, yön tayin edebilme kapasitesi.
- Artık bu çağda ayakta kalmak, teknolojiyi satın almakla değil; onu yönetecek kurumsal DNA’ya sahip olmakla mümkün.
YENİ DÜNYA DÜZENİ
- İçinde bulunduğumuz bu çağda teknoloji artık tarafsız bir verimlilik aracı değil; devletlerin, şirketlerin ve blokların iktidar kurma, yönlendirme ve denetim kapasitesinin merkezinde yer alan stratejik bir güç…
- Bu yeni dünyada “kaynaklar silahlaştırılıyor.” Bunu söylerken şunu kastediyorum: Kaynaklar ve kritik girdiler artık ekonomik aklın “arka planı” değil; pazarlığın “ön cephesi.”
- Yeni stratejik yetkinlik sınavının merkezinde ise her alana nüfuz eden teknoloji kapasitesi yatıyor. Kimin ayakta kalacağını belirleyen asıl güç ise teknolojiyi kimin yönettiği olacak.
- Uluslararası Robotik Federasyonu’na göre küresel imalatta robot yoğunluğu 2023’te 10 bin çalışan başına 162 birime yükseldi. 7 yıl önce yalnızca 74’tü.
Bu tablo bize, otomasyonun ideolojik bir tercih değil; bir dayanıklılık meselesi olduğunu gösteriyor.


