in , , , ,

“10 yıl sonrasına yatırım yapıyoruz”

Hanzade Doğan, Türkiye’de internetin geleceğini gören ilk girişimcilerden… Hepsiburada ile girdiği e-ticaret sektörüne, Türkiye ve Avrupa’da teknoloji ağırlıklı yatırımlarıyla devam ediyor. Kendi deyimiyle, “Türkiye’nin potansiyeline, teknolojinin geleceğine ve yapay zekayla gelecek büyük dönüşüme” inanıyor.

hanzade-dogan-10-yıl-sonrası

YAZI: M. RAUF ATEŞ

Yaklaşık 11 yıl önce, 2013 yılının Ekim ayında dünyanın önde gelen perakende liderleri Paris’te önemli bir buluşma için bir araya gelmişti. Dünya Perakende Kongresi’nde (World Retail Congress), Türkiye’den tek bir Türk konuşmacı vardı. O kişi, ünlü iş insanı Martha Stewart ile birlikte birkaç kadın konuşmacıdan biri olan Hanzade Doğan idi.

Konuşmasında kurucusu olduğu Hepsiburada için çok iddialı rakamlar paylaşmış, hedefini Türkiye ötesi olarak açıklamıştı. Henüz yıllık ciro 1 milyar TL’yi biraz aşmıştı. Türkiye’de teknolojinin, özellikle e-ticaretin geleceğine yönelik inancı ve verdiği rakamlar çok etkileyici idi. O dönemde Avrupa’da e-ticaretin perakendede yüzde 5, Türkiye’de ise yüzde 1 pay aldığına dikkat çekmiş ve eklemişti: “Gelecek 5 yılda Avrupa seviyesini yakalayacak, belki de geçeceğiz.”

Aradan geçen 11 yıl Hanzade Doğan’ı haklı çıkardı. Türkiye’de e-ticaretin payı yüzde 20’ye ulaştı. Ticaret Bakanlığı’na göre e-ticaret hacmi 2023 yılında 1.7 trilyon TL’yi aştı. Hepsiburada’nın cirosu 100 milyar TL’ye yaklaştı. Hanzade Doğan’ın liderlik ettiği Nesine.com ile birlikte iki şirketinin 2023 yılı cirosu 300 milyar TL’ye ulaştı.

2013 yılında teknolojinin ve e-ticaretin geleceği için bu önemli saptamaları yapan Hanzade Doğan’a, bu kez önümüzdeki dönemi sorduk. Türkiye’de e-ticaretin ilk yıllarından, yapay zeka ve yeni teknolojilerin geleceğine, çeşitli konulara yönelik değerlendirmelerini aldık:

2000 YILINDA FIRSATI GÖRDÜM

Aslında ben iş hayatına teknoloji sektöründe başladım. Her ne kadar medya dünyasına doğsam ve medya sahibi bir ailenin mensubu olsam da iş hayatıma Goldman Sachs’ta başladım. Bu yatırım bankasındaki işim teknoloji şirketlerine danışmanlıktı. Onların şirket satın almaları ve halka arzları üzerinde çalışıyordum.

Benim bu bankada çalıştığım dönem tam teknoloji devriminin başlangıcıydı. Henüz hayatımıza Google ya da sosyal medya girmemişti. Bugünkü çok büyük teknoloji şirketlerinin önemli bölümü henüz kurulmamıştı. Böyle bir ortamda çalışmanın kariyerime büyük etkisi oldu.
Yaklaşan “teknoloji devrimini” işe ilk başladığım zaman gördüm, hissettim ve inandım.

Teknolojinin hayatımızı çok önemli şekilde değiştireceğinden de hiç şüphe duymadım.
Bir sonraki dönemde ise ‘geleneksel medyayı 21’inci yüzyılın iletişim platformu haline nasıl getirebiliriz’ konusu üzerine çalıştım. Aile bünyesindeki şirketlerde bu kapsamda değişiklikler yapmaya odaklandım.

Teknolojideki değişimin boyutunu hissediyordum ve bu değişimin içerisinde, hatta önünde olmak için teknoloji alanına yatırımcı olarak girmeye karar verdim, kendim yatırımlar yapmaya başladım. Hâlâ da devam ettiğim bu kararım sayesinde online turizmden alışverişe, seri ilanlardan yapay zekaya çok farklı alanlardaki şirketlere yatırım yaptım. Bunların bir kısmı büyüdü, başarılı oldu ve satıldı.

2000’lerin başında teknolojiye duyduğum inanç ve heyecan hâlâ devam ediyor. Çünkü o dönüşüm yapay zekayla birlikte daha da hızlanarak değişmeye devam ediyor.

E-TİCARETE YATIRIM KARARI

Bu heyecanla, dünyada ve Türkiye’de internetin yaygınlaşacağından hiç şüphem yoktu. Teknolojinin hayatımızdaki birçok alışkanlıkla birlikte alışveriş alışkanlığımızı da değiştireceğini görüyordum. İşte bu aşamada e-ticarete yatırımı gündemime aldım.

Hepsiburada da o dönemde yatırım yaptığım şirketlerden biriydi. Şirketi satın aldık, sonra ismini değiştirmeye karar verdik. ‘Hepsiburada’ ismini çok tartışmıştık. Bu ismi koyuyorduk ama ‘Gerçekten her şeyi satabilir miyiz?’ diye aramızda çok konuştuk. ‘İsmimizin arkasında durabilir miyiz?’ diye düşünmüştük.

Ağırlıklı olarak elektronik ürün satıyorduk ve ‘Satamayacağımız ürünler neler olabilir’ diye akıl yürüttük. En sonunda ‘Her şeyi satabiliriz’ dedik ve ‘Hepsiburada’ isminde karar kıldık. Gerçekten de şirket, isminin hakkını verdi. Bugün her şeyin satıldığı bir platforma dönüştü.

BÜYÜME GETİREN STRATEJİ

O dönemde çok sayıda şirket kurulmuştu. Bunların bir bölümü yok oldu, bir bölümü ise büyüyemedi. Biz ise büyük bir şirkete dönüştük. Bana göre yarattığımız başarıdaki en büyük pay “şirket kültürüne” ait. Teknolojiniz olmazsa kolayca satın alabilir, pazarlamayı yapabilirsiniz. Ancak, onlarca yıl yaşayan, sürekli büyüyen bir şirket yaratmak istiyorsanız, bunun yegâne şartı, doğru “şirket kültürü” oluşturmaktır. Çünkü krizler oluyor, teknolojiler gelişiyor, sektöre yeni oyuncular giriyor. Bütün bu zorlukları atlatabilmek için doğru kültüre sahip olmak gerekiyor. Hepsiburada, tam böyle, doğru kültüre sahip bir şirket.

Bence doğru kültürün 3 vazgeçilmez özelliği var. Birincisi, girişimci ruha sahip olmak, işini sahiplenmek, benimsemek ve her detayıyla onu yapmak. İkincisi, yaratıcılık ve inovasyon. Mutlaka dünyadaki trendlerin önünde olmak, sürekli yenilikçiliği takip etmek önemli. Nesine ve Hepsiburada’ya baktığınızda sektörde ‘ilkleri’ yapan şirketler olduğunu görürsünüz.

Üçüncüsü de dayanıklılık. İçinde bulunduğumuz dönemde ‘dayanıklı’ olmaktan başka çare yok. Çünkü iş dünyası hiçbir zaman düz bir çizgi halinde ilerlemiyor, iniş ve çıkışlar yaşanıyor. Bunları özümsemiş bir kültüre sahipseniz uzun yıllar devam edebilen bir kurum haline geliyorsunuz.

TÜRKİYE’NİN TEKNOLOJİ PERFORMANSI

2000’lerden bu yana baktığımda Türkiye’nin teknolojide aldığı yolu çok iyi buluyorum. Ülkemizin şanslı olduğu çok alan var. Örneğin, mühendislik kalitemiz çok iyi. Niceliğin yeterli olduğunu söylemek mümkün mü? Hayır, ama nitelik çok iyi. Daha fazla mühendis yetiştirmemiz gerekiyor. Mühendislerimizin toplam nüfusumuza oranı yüzde 2 civarı. Avrupa Birliği ortalaması yüzde 5’in üzerinde. Bazı Kuzey Avrupa ülkelerinde bu oran yüzde 7 ila yüzde 8’in üzerine çıkıyor. Bilim ve teknolojide daha ileri gitmek istiyorsak, mühendislikte yetiştirdiğimiz insan sayısı artmalı.

Bu dönemde mühendis ve girişimcilerimizin dünyaya entegre olma düzeyleri ciddi oranda arttı. Türkiye’ye gelen yatırım yükseldi. Türkiye’deki yerel yatırımcıların teknoloji şirketlerine yatırımları arttı. 2023 yılında teknoloji şirketlerine 1 milyar dolara yakın yatırım yapıldı. Eskisine oranla mühendis ve girişimcilerimiz de büyük düşünmeye başladı. Rahatlıkla dünyaya açıldıklarını görüyoruz. 20 sene önce bunlar yoktu.

2023’te Avrupa’da fikir aşamasında yatırım almış startup sayısında ilk 10’dayız. 2024’ün ilk çeyreğindeki tohum yatırımı sayısına baktığımızda bu yıl ilk 5’e girmemiz bekleniyor. Bu çok sevindirici bir gelişme. TÜBİTAK’ın Ar-Ge yatırımları bütçesi son 20 senede dolar bazında 10 kat artmış. Ben bu konuda çok iyimserim. Bana göre Türkiye, girişimcilik ruhunu teknolojide de gösteriyor.

GELECEK 10 YILIN PLANI

Hepsiburada’da ana işimiz e-ticaret ama bununla beraber son yıllarda finansal hizmetler sektörüne çok ciddi yatırım yapıyoruz. Hepsipay ile birlikte müşterilerimize farklı kredi imkânları sunuyoruz. Kendi içimizde geliştirdiğimiz yetkinlikleri tüm e-ticaret ve perakende sektörüne açıyoruz.

Hepsipay’in çok büyük bir müşteri kitlesi var. 15 milyon müşteri, kredi kartı bilgilerini bizim şirkette saklıyor. Hepsipay, başka perakendecilerin sitelerinde tek tıkla alışveriş olanağı sunuyor. Aynı şekilde cüzdanlarına kredi alabiliyorlar. Bu krediyle başka yerde harcamalar yapabiliyorlar.

Bir başka önemli yatırımı HepsiJET ile lojistikte yaptık. Lojistik gücümüzü sadece kendimiz için kullanmıyor, dışarıdaki iş ortaklarımızın da lojistik yetkinliklerimizden faydalanmasını sağlıyoruz. HepsiJET, artık tüm perakende sektörüne hizmet veriyor.
Dolayısıyla Hepsiburada Grubu olarak baktığımızda bugün itibarıyla 3 ana alan oluştu: E-ticaret, fintech ve lojistik.

E-TİCARET BÜYÜYECEK Mİ?

Dünyada e-ticaretin büyümesine yönelik değişik beklentiler, tereddütler var. Ancak ben büyümenin devam edeceğini düşünüyorum. Biliyorsunuz, sektörde Covid19 salgınıyla birlikte çok büyük ve hızlı bir büyüme yaşandı. Sokak perakendesi durunca dijital ticaret çok hızlı büyüdü. O büyümenin ardından zaten bir normalleşme süreci bekleniyordu. Büyümenin her sene 2 kat artarak gitmesi mümkün değildi.

Bu normalleşme sürecine rağmen sağlıklı bir büyüme yaşanıyor. Bugün Türkiye’de e-ticaretin perakendeden aldığı pay yaklaşık yüzde 19 seviyesinde. Avrupa ortalaması ise yüzde 25 seviyelerinde. Dolayısıyla Türkiye’nin de önümüzdeki dönemde yüzde 25’lere gelmesini bekliyoruz.

Bir şekilde her perakendeci e-ticarette var olmak zorunda ve olacak. Böyle baktığımızda rekabetin yoğun olduğu bir sektör. Bu rekabet de devam edecek. Müşterisine iyi hizmet veren, müşterisine farklılık sunabilen, büyümeye ve ayrışmaya devam edecek.

YAPAY ZEKA DEVRİMİ GELİYOR

Yapay zekanın büyük bir fırsat olduğunu görüyorum. Büyük bir fırsat, çünkü verimliliği tahmin bile edemeyeceğimiz oranda artırabiliriz. Bugün, müşteri hizmetlerinden kodlama yapmaya kadar sunduğumuz birçok hizmeti yapay zekayla verebiliriz.

Günümüzde hukuk firmalarındaki daha az tecrübeli avukatlardan daha standart kodlama yapan yazılımcılara kadar birçok kişinin işi tehlike altında. Bununla birlikte yapay zekanın bu alanlarda büyük verimlilik getireceği de açık.

Bunların yanı sıra farklı tehditler, riskler de var. Peki, bunlar neler? Bana göre birinci tehdit, yapay zekanın üzerinde çalıştığı büyük dil modellerinin 3-4 büyük şirketin tekelinde olmasıdır. Bu tekelleşme üzerine düşünülmesi gerekiyor. Buna karşı önlemler alınıyor. Politika yapıcılar bir şekilde çözecekler diye varsayıyorum.

Bunun dışında önemli gördüğüm bir başka tehdit ise az önce değindiğim verimlilik artışından kaynaklanacak. Bu doğrultuda çok sayıda mesleğin ortadan kalkma riski dünyada ciddi bir işsizlik doğurabilir. İnsan gücüne ihtiyacı ortadan kaldıracak tehlikeye karşı nasıl önlemler alınacağını toplum olarak düşünmemiz gerekiyor.

Ben bunu o kadar kökten bir değişim olarak görüyorum ki, toplumsal kontratımızı yenilemek zorunda kalabiliriz. İşsizliğe bakış açımız değişebilir, işsizlik primleri değişebilir, burada önemli bir değişim öngörüyorum.

Bir diğer risk de, toplumun güven anlayışı ve güven algısının sarsılması. Sözgelimi iş yaptığımız kişiler için “Güvenilir” ya da “Güvenilmez” deriz. Fakat birçok işi robotlar yaptığı zaman güveni nasıl ve neye göre tesis edeceğiz? Hatalar, kim tarafından, nasıl düzeltilip telafi edilecek? Bunun gibi çok sayıda önemli sosyal ve hukuki sorun da var.

E-TİCARETE YAPAY ZEKA ETKİSİ

Tehdit ve risklere dikkat çektim. Ancak yapay zekanın e-ticarete olumlu anlamda çok büyük etkisi var. Biz şu anda birçok alanda makine öğrenmesi ve yapay zeka teknolojilerini kullanıyoruz.

Örneğin, HepsiJET’in TÜBİTAK’tan patent almış olan bir uygulaması var: Yapay zekaya dayalı rota optimizasyonu. Bütün yol optimizasyonlarını yapay zeka tabanlı bir uygulama ile gerçekleştiriyoruz. Aynı araçla taşınacak çok sayıda siparişin hangi adresten başlanarak ne şekilde dağıtacağını bu uygulama ile şekillendiriyoruz. Bu bize hem teslimat sürelerinde kısalma, hem verimlilik hem de çevre ve sürdürülebilirlik açısından fayda sağlıyor.

Yine platformda kullandığımız kişiselleştirme uygulamasının arkasında da yapay zeka var. Şu anda müşteri hizmetlerinde bunu nasıl uygulayacağımıza bakıyoruz. Verdiğimiz birçok hizmetin arkasına yapay zekayı ya getirdik ya getirme üzerinde çalışmalarımız var. Yapay zeka ile müşterilerin alışveriş deneyimini son derece akıcı, zengin hale getirmek mümkün. Bunun üzerine kafa yoruyor, yapay zeka ile müşteri odaklı yaklaşımımızı daha da ileriye götürmeyi hedefliyoruz.

TEKNOLOJİ-SİYASET İLİŞKİSİ

Dünyada siyasetçiler ile teknoloji liderleri arasında tartışma var. Ben bunu sağlıklı görüyorum. İzlediğim kadarıyla bu tartışmaların iki boyutu var. Birinci boyutunda soğuk savaşın bitmesiyle birlikte başlayan “teknoloji savaşı” var. Bunu bir tür jeopolitik savaş olarak görüyorum.

Çin ve Amerika, kendi teknolojik güçlerini kullanarak, diğer ülkelere bir nevi “tarafınızı seçin” diyor. Bazı şirketlerin ürünlerini ve teknolojilerini yasaklama yoluna bile gittiler.

Bugün Çinli bir şirket Avrupa’da herhangi bir teknoloji yatırımı yapamıyor. Bu kadar katı kurallar koydular. Biz ve bizim gibi diğer ülkeler ise iki uçta da yer almak zorunda değil. Kendi teknolojik bağımsızlığımızı istiyoruz. Eşit şartlar altında ve adil bir şekilde ortak refaha ulaşmamız gerekiyor. Bu yeni kurulan dünya düzeninde ülkelerin teknolojik bağımsızlıklarını, teknolojik stratejilerini ellerinde tutmalarını çok önemsiyorum.

D4 İLE 10 YIL SONRASININ FİKİRLERİNE YATIRIM YAPIYORUZ

  • D4’UN VİZYONU D4 Ventures şirketini 2020 yılında kurduk. D, Doğan’dan; 4 ise dört kız kardeşten geliyor. Ağırlıklı olarak Avrupa’da yatırım yapıyoruz. Türkiye’de de yaptığımız yatırımlar var. En son Craftgate ve Ruby adlı şirketlere yatırım yapmıştık. Ama portföyün ağırlığı Avrupa ülkelerinden oluşuyor.
  • DOĞRU GİRİŞİMCİ Aslında stratejimiz ‘doğru girişimciyi bulup’ desteklemeye dayanıyor. Şu anda aldığımız hizmetlerin 10 sene sonra ne şekilde değişeceğini ve yeni teknolojilerle nasıl iş modelleri ortaya çıkacağına kafa yoran girişimcilere yatırım yapıyoruz.
  • YATIRIM TUTARI Ortalama yaptığımız yatırım 500 bin ile 1 milyon dolar arasında değişiyor. Daha sonra takip yatırımlarımız da oluyor.

“NESİNE, TEKNOLOJİ İHRAÇ EDECEK”

  • LİDER ŞİRKET
    Nesine bambaşka bir hikaye, ayrı bir sohbet yapmak gerekir. Nesine.com, 2006 yılından bu yana Spor Toto Teşkilatı’nın yasal elektronik bayisi olarak hizmet veriyor. Bugün 8 milyon üye ile Türkiye’nin şans oyunları sektöründeki öncü ve lider markası konumunda.
  • GÜVEN
    Şans oyunları sektöründe ‘güven’ çok önemli. Nesine de tüm çalışmalarını güven üzerine inşa ediyor. Her yıl müşterilerimizin ve sistemlerimizin performans ve güvenliği için büyük teknoloji yatırımları yapıyoruz. O nedenle Türkiye’nin en büyük teknoloji şirketlerinden biri haline geldi. Türkiye’deki yüksek hacimli bankalarla yarışacak rakamlarda işlem sayısına sahip.
  • YÜKSEK TEKNOLOJİ
    Artık teknoloji ihraç edecek noktaya geldik. Ürün çeşitliliği, güvenlik uygulamaları özelinde yapay zekayı en üst seviyede kullanıyor. Kendi alanında sadece Türkiye’de değil, dünyada da ilkleri gerçekleştiriyor. Son 2 yıldır Türkiye’nin en büyük internet şirketi olması da bana gurur veriyor. Artık bu başarıyı yurt dışına taşıma zamanı da geldi diye düşünüyorum. Yurt dışında önemli bir projeyi yakında açıklayacağız.

YATIRIMDA NELERE DİKKAT EDİYORUZ?

Öncelikle girişimcinin getirdiği fikri etraflıca düşünmesi önemli. Bazen yeni fikirle gelen girişimcilere ‘Çözmek istediğin bir problem var mı?’ diye soruyorum. Doğru yanıtı alamıyorum. Satmak istediği ürünü, hedef kitlesine sorup sormadığını öğrenmek istiyorum. Sormadığını anlayınca benim hevesim kaçıyor. Dolayısıyla fikrini her açıdan düşünmüş, incelemiş olması benim için önemli.

  • YAPAY ZEKAYA DOKUNMAK
    Şu anda yurt dışında 25’e yakın yatırımımız var. Bu yatırımların ortak özelliği hepsinin bir yerde “yapay zekaya” dokunması.
  • SORUNU ÇÖZMEK
    Yatırım yaptığım şirketlerin bir başka özelliği ise ‘gerçek’ anlamda bir sorunu çözmeye odaklanmış olmaları. “Zaten var olan bir işi daha iyi yaparım” değil, “Şu anda yapılmıyor ve bu bir sorun, ben bunu çözerim” diyen yatırımlara odaklanıyoruz.
  • ÖNE ÇIKAN ALANLAR
    Önümüze baktığımız zaman dünyada yapay zeka büyük bir değişim getirecek. Enerji ve biotech alanında çok büyük bir değişim olacak. Biz daha çok tüketici odaklı ve yapay zeka etrafında kurulan şirketlere yatırım yapıyoruz.

BABAM AYDIN DOĞAN’DAN İŞ HAYATI İÇİN ÖĞRENDİKLERİM

  1. Babam “En ağır fırtınalarda bile değerlerini bırakma” der. Çünkü ona göre sadece başarı değil, başarıya nasıl ulaştığın da önemli.
  2. “Bir işi yaparken kurallarına her zaman uyacaksın” sözüne çok özen gösteririm.
  3. ‘Vicdan rahatlığı’ çok önemli. Babam, bu konuya dikkat çekerdi. Ben de ‘vicdanlı liderliğin’ çok mühim olduğuna inanıyorum.
  4. Bir başka öğüdü ise “Asla vazgeçme, bildiğin yolda git, zorluklar seni engellemesin” olmuştu.
  5. “Ekip arkadaşlarını aile gibi gör” der. Ben öyle bir ortamda büyüdüm. Bugün ben de ekip arkadaşlarımı ailem gibi görüyorum.

GİRİŞİMCİLERİN ‘SEBAT ETMELERİ’ GEREKİYOR

Ben çok başarılı bir girişimcinin kızıyım. Girişimcilik genlerimi babamdan aldım. Benim gözümde girişimci, hayal edebilen, hayaline inanabilen, vizyonu etrafında bir ekibi toplayabilen ve vazgeçmeyen insandır. Bazen gençlerle tanışıyorum. Bir fikirleri oluyor. Deneyip, olmayınca bırakıyorlar. Biraz sebat etmek gerek diye düşünüyorum. Gerçek girişimcilerin dayanıklılığa ve sabra sahip olduklarına inanıyorum.

BAŞARISIZ STARTUP’LARIN 3 ÖZELLİĞİ

  1. En çok gördüğüm “üründeki” sorun oluyor. O ürün pazarın ihtiyacına tam yanıt vermiyor.
  2. İhtiyacı analiz etmeden pazara giren şirketler var. Yanlış ihtiyaca yönelik yanlış ürün çıktığında o iş iyi gitmez.
  3. İlk başarısızlıklarda yaşanan direnç eksikliği, inançta azalma ya da vazgeçme eğilimi başarısızlığı beraberinde getiriyor.

Yazar: Rauf Ateş

Fast Company Türkiye Kurucusu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bimin-yeni-donem-strateji

BİM’in yeni dönem stratejisi

Her 10 çocuktan 5’i düzenli spor yapıyor