in , ,

Aile şirketi tanımını doğru bulmuyorum

Yıldız Holding YKÜ Murat Ülker sorularınızı yanıtlıyor.

Aile-şirketi-tanımını-doğru-bulmuyorum

Fotoğraf: Pixabay

murat-ulker
Murat Ülker

Aile şirketlerinin görünmeyen en büyük riski sermaye mi, yönetim mi, yoksa kuşaklar arası vizyon farkı mı? Bugün, geçmişte aldığınız hangi kararı yeniden düşünürdünüz?
Aile şirketleri konusuyla ilgili yapılan en büyük yanlışı, tanımlamanın kendisi oluşturuyor. Bana göre, şirket şirkettir. Aile ailedir. Aile şirketi demek, ailenin sahip olduğu şirket anlamına gelmektedir. Yoksa Türk Ticaret Hukuku’nda da “aile şirketi” diye bir kurum yoktur.

Şirketin kurumsallaşıp performans odaklı çalışması esastır. “Sermaye, yönetim, kuşaklar arası vizyon farkı”, risk olarak düşündüğünüzde tabii bunların hepsi geçerlidir ama kurumsal bir yapı olursa mesela sermaye ihtiyacı için şirket karar verecektir. Ya ortak alır ya geçici süre ile bir finans kurumu ile ortak olabilir veya halka açılabilir.

Yönetim zaten ehil ellerdeyse ve aile tarafından denetleniyorsa, yönetimin dediklerini uygulamak en doğru sonuçları verecektir. Kuşaklar arası vizyon farkı kaçınılmazdır. Bundan istifade etmek daha doğru olur. Bu da şirketi sıçramalar halinde ileriye taşır.

Türkiye’den küresel ölçekte “ikonik” markalar çıkmasının önündeki en büyük zihinsel bariyer nedir? Sorun ölçek mi, özgüven mi, yoksa uzun vadeli düşünememek mi?
Bu konuda tüm bu söylediklerinizin payı var. Türkiye’de halen yeni teşebbüslere yer var. Türkiye’nin ticaret payı şimdiye kadar hep büyüdü ve bu bir avantaj.

Ancak biz Türkler olarak Batılıların sahip olduğu ekosisteme sahip değiliz. Osmanlı İmparatorluğu Misak-i Milli sınırlarına çekildiğinde oradaki insanlarımız da ana vatana iltica ettiler. Onun için ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’nin anlayışı ve ekonomik sistemi de bunu hiç kolaylaştırmadı.

Orta Doğu ve Balkanlardaki “glokal” olma avantajımızı yitirdik. Halbuki Batı dünyası Portekiz, İspanyol, Almanlar, Latin Amerika, İngilizler, Commonwealth dünyası, bütün Avrupa, Amerika’da önceki göçmenlerin oluşturduğu ekosistemin üzerine eklemleyerek ekonomik varlıklarını büyüttüler.

Geleceğe bakarken, kaçınılan riskler mi, yoksa kaçırılan fırsatlar mı sizi daha fazla düşündürüyor?
Ben hayatımda hiç ‘keşke’ demedim. Riskleri de hep hesaplayıp yaparım. Ölçemediğimiz bir riski almak cesaret değildir. Bu yüzden attığım her adımda, ihtimalleri tartar, sonuçlarını öngörür ve daha sonra da sonucu ne olursa olsun sorumluluğunu alırım.

Anı yaşayarak yaşadığım andan memnun olmaya çalışırım. Sürdürülebilir başarı, bulunduğun noktadan, riskleri de hesaba katarak değer üreterek ilerlemekle mümkündür.

Yapay zeka ve otomasyon, Türkiye merkezli büyük holdingler için bir verimlilik aracı mı yoksa iş yapma kültürünü kökten değiştirecek bir liderlik sınavı mı? Sizce en büyük tehdit teknoloji mi, yoksa değişime direnç mi?
Ben Türklerin örflerine, geleneklerine bağlı olduğunu fakat yaşamlarında muhafazakâr olmadıklarını düşünüyorum. Türkiye’deki büyük değişiklikler hep “ben muhafazakârım” diyen partiler tarafından yapıldı. Onun için değişime süratle adapte olup değişeceğimizi düşünüyorum.

Türkiye gibi endüstriyel gelişmesini sürdüren ülkelerde bu değişimlerin, yeniliklerin asra yetişmeleri için büyük avantaj sağladığını düşünüyorum. Hindistan’ın dijitalde gösterdiği uyum ve başarı, bunun en iyi örneğini oluşturuyor.

BORÇLANACAK ŞİRKETLERE ÖNERİLERİM

Yakın zamanda borç yapılanması ve ödenmesi konusunda bir yazı yayınlandı. Bu dönemi başarıyla yönettiğinizi görüyoruz. Çeşitli nedenlerle borçlanan şirketlerin liderlerine ne öneriyorsunuz? Siz bu dönemi nasıl yönettiniz, uykularınız kaçtı mı?
Öncelikle teşekkür ediyorum. Şükür olsun, Rabbim bizi muvaffak kıldı. Ama halen yurt içi sendikasyonunda 2030’a kadar ödenecek yarım milyar dolar borcumuz var. Ülker Bisküvi’nin dahil olduğu yurt dışı sendikasyonlarımızda da 1 milyar dolarlık bir ödeme planlıyoruz. Aslında benim tavsiyem, ihtiyaç olmadıkça borçlanılmaması. Esas olan, işin tamamını riske atacak kadar borcun büyümesine izin verilmemesi ve hesaplanabilir risk alınmasıdır. Benim için bu eşik, borçlarımın tutarının, bütün cari varlıklarımın ve iş harici varlıklarımın toplam değerini aşmamasıdır. İnsanın uykusunu kaçıran bir sürü şey olabilir. Mühim olan elinizden geleni yapmış olduğunuza inanmanızdır. Ben uykum gelince yatar uyurum, herhangi bir standart ritüelim yoktur. Onun için de oturduğum hal neyse o durumda uyur hale gelince gider yatarım.

“Aslında benim şirketlere tavsiyem, ihtiyaç olmadıkça borçlanılmaması. Esas olan, işin tamamını riske atacak kadar borcun büyümesine izin verilmemesi ve hesaplanabilir risk alınmasıdır.”

Bize yazın: [email protected]

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gerçek-zenginlik-topluma-geri-vermektir

Gerçek zenginlik topluma geri vermektir