in , , ,

Ali Ülker’in ikinci kariyeri

Ali Ülker, 28 Nisan 2025’e kadar Yıldız Holding’in yönetim kurulu başkanıydı. 14 yaşında başladığı iş hayatındaki temposunu 42 yılın sonunda değiştirmeye karar verdi ve emekli oldu. Kısa bir aradan sonra mayıs ayında “yatırımcılık” ve “pasif ortaklık” içeren yeni dönemini başlatıyor.

ali-ülkerin-ikinci-kariyeri

YAZI: M. RAUF ATEŞ

Calışma hayatına çok erken, 14 yaşında başladı. 1984 yılından itibaren yaz aylarında tatil yapmayı bıraktı. Dedesi rahmetli Sabri Ülker, “Artık büyüdün, gel bakalım” diyerek onu iş hayatına davet etmişti. Yazın çalışmanın ona fayda sağlayacağını, deneyim kazandıracağını söylemişti.

O dönemde bir haftada 5,5 gün çalışılıyordu, cumartesi günleri yarım gündü. O, dedesi ile haftada 4 gün üzerinden anlaşma yapmıştı. Yaz aylarında pazartesiden perşembeye 4 gün işe gidiyor, cuma sonrası tatili başlıyordu. Tatil bitip okullar açıldığında ise çalışma takvimi değişiyordu. Kış döneminde ise “15 tatil” dönemlerinde ve ara tatillerde şirkete gidiyordu.

O dönemde Almanya’da çok büyük gıda fuarları düzenleniyordu. Almanca bildiği için dedesi tercüman olarak bu fuarlara katılmasını sağlıyordu.

Bunu fabrika içindeki görevler izledi. Üniversite döneminde ise hafta sonları ve yaz aylarında ders aralarında işe gidip gelme dönemi başladı. Üstelik yaptığı iş “ofis boy” gibi bir görev değildi. O yıllarda Sabri Bey, üretimde bir kalite kontrol birimi oluşturmuştu. Bu birimde rutin testler yapılıyor, numuneler alınıyor, laboratuvar dahil testler gerçekleştiriliyordu. Varsa uygunsuzluklar saptanıp, önlemler alınıyordu. Yani Ali Ülker, merhum Sabri Ülker’in yönlendirmesiyle gerçekten işe yarayan bir görev yürütüyordu.

Üstelik Sabri Bey, torununu departman müdürüne zimmetliyordu. Böylece bir anlamda görev başındaki performansının kontrolünü de sağlıyordu. Sabah geleceği ve akşam gideceği saat belli idi. Müdürden gidiş-gelişini takip etmesini isterdi. Geriye dönüp o günleri hatırladığında, “Yoğun ama güzel bir başlangıç olmuştu benim için” diyor.

Ortaokul öğrencisi olarak 14 yaşında iş hayatına dahil olan Ali Ülker, 42 yıl aralıksız çalıştı. Geçen yılın mayıs ayında ise yönetim kurulu başkanı olarak Yıldız Holding’deki görevinden ayrıldı. Kendi deyimiyle “ikinci kariyerine” yönelik bir süreci başlatmış oldu.

Aile şirketlerinde çok görülmeyen bir karar ile günlük işlerini profesyonellere bırakan Ali Ülker, yeni kariyerini ve onunla birlikte oluşturduğu yeni düzenini Fast Company Türkiye’ye anlattı:

42 YILLIK YOĞUN TEMPO

Geride bıraktığım çalışma dönemi, eğitim ve dersler de dahil çok yoğun geçti. Çok büyük öğrenimlerim ve kazanımlarım oldu.

İş hayatında aile üyeleri için istisnalar hiç olmazdı. Sabah 8.30’da mesai başlardı, biz aile üyeleri olarak genelde daha erken gitmeye özen gösterirdik. Örnek olmak adına çalışanlardan önce işyerinde olurduk. Sonrasında mesai biter, herkes işyerinden ayrılır, servisler çıkar, otopark boşalırdı. En son çıkan bizim araçlarımız olurdu.

İlk genel müdürlüğüm 1998 yılında oldu. Ülker’in satış şirketi Atlas Gıda Pazarlama’da genel müdür olarak başladım. O dönemde yeni distribütörlükler oluşuyor, yeni bir düzen kuruluyordu. Bu yeni düzen için çok önemli hamlelerimiz ve dikkat çeken büyümelerimiz oldu. O dönemde günde 14-16 saat çalışmak bize normal geliyordu.

Sadece ben değil, Murat Bey de günde 18 saate varan çalışma temposuyla devam ederdi. Sabri Bey’in yavaş yavaş kendisini arka plana çektiği, Murat Bey’in devreye girdiği dönemdi. Murat Bey çıtayı sürekli yukarı koyardı, icra kurulunu yeni oluşturmuştu. Bazen toplantılar 12 saat sürerdi. Herkes yaptığı işi icra kuruluna sunardı. Böylece bütün katılanların birbirinin işini bilmesini, aynı hizaya gelmesini sağlardı.

Bu yoğun tempo içinde zaman hızlı aktı, yıllar sonra Ülker’de başkanlık yaptım. Öncesinde atıştırmalık grubunun da başkan yardımcılığını üstlenmiştim. Son görevimden önce yönetim kurulu başkan vekili olarak bazı temsili rollerde Murat Bey’e yardımcı oldum. Sonrasında yönetim kurulu başkanlığı geldi.

BAŞKANLIKTA 5 YILIN SONRASI

2025 yılının Mayıs ayında Yıldız Holding’de yönetim kurulu başkanlığımda 5 seneyi doldurunca ayrılma kararı aldım. Herkes bu sürenin sonrasında ayrılmanın planlı olup olmadığını soruyor. Tabii ki planlıydı.

Biliyorsunuz, herkesin işe ve hayata bakışı farklı… Bazı insanlar geçmişe takılı kalıyor, adeta geçmiş zamanda yaşıyor. Bazıları ise günü yaşayıp, keyfini çıkarıyor. Bir de sürekli geleceği düşünen, tahmin etmeye çalışan ve endişe taşıyanlar var.

Geçmişte ben hep bu son grupta olduğumu düşündüm. Geleceği kurgulamak ve tahmin etmek için kafa yorardım. Sabri Bey de 2000 yılına kadar çok aktif çalıştı ve çok yoruldu. Açıkçası ben Sabri Bey gibi olmak istemedim.

Bunun yanı sıra Yıldız Holding’in büyüklüğü de çok daha fazla kurumsallaşmayı gerektiriyordu. Sabri Bey sadece işin patronuydu, çok çalışır ve her şeyle ilgilenirdi. Murat Bey’den sonra yönetime bakış değişti, Yıldız Holding’in daha kurumsal bir yapıya kavuşmasını hedefledi. Ben de bu kurumsal yapının gerektirdiği gibi bir kariyer yolu izledim.

COVID DÖNEMİNDE LİDERLİK

Yönetim kurulu başkanı olduğumda Covid-19 pandemisi başladı. Yurt içi ve yurt dışı ziyaretlerimi planlarken bir anda evlere kapanmak zorunda kaldık. Bir süre boyunca bütün dünyaya kapalı kaldık.

Bu dönemde çalışmaları sürdürdük ve Yıldız Holding’in kurumsal yapısına odaklandık. Ayrıca ben yönetim kurullarının yapısı ve işlevine de odaklandım. Hatta Harvard’da bunun eğitimini aldım. “Yönetim kurulu başkanlığı nasıl yapılmalı” ve “İdeal durumlar nasıl olmalı” gibi konularda eğitim gördüm.

Böyle geçen 5 yıla baktığımda çok güzel işler yaptığımı görüyorum. Mesela sendikasyon kredilerini çok makul seviyelere indirdik. Stratejik planımızı uygulamaya geçirdik. Odaklanma açısından bazı işlerden çıkmamız, bazılarını dahil etmemiz gerekiyordu ve bunu başarıyla yürüttük.

Bunlarla birlikte perakende ve atıştırmalık dahil bütün işlerimizde beklenen büyümeler de gerçekleşti. En önemlisi de kârlılıklarımızı iyi bir seviyeye getirebildik. Geriye baktığımda, ‘Demek ki kitaplarda yazılanlar, Harvard’da öğretilenler doğruymuş’ diyorum. Daha az işe odaklanarak yüksek verim almak mümkünmüş. Çok fazla dağıldığınız ve parçalandığınızda başarıya ulaşmak da zor oluyor. Bunun en iyi örneğini de çok sayıda iş birimi olan General Electric (GE) yaşadı.

YENİ İŞ HAYATI

Ben Murat Bey’in de anlayış göstermesi ile geçtiğimiz mayıs ayında Yönetim Kurulu Başkanlığı görevimi bıraktım ve emekli oldum. 28 Nisan’da paydos dedim ve Ege sahilleri ile Akdeniz’de dostlarla vakit geçirdim, yazlıkta vaktimi çok iyi değerlendirdim.

Fakat çok yoğun çalışanların şöyle bir sorunu var; tatilleri de aktif dinlenme şeklinde geçiyor. Benim sporcu geçmişim de olduğu için sabah 6’da güne başlarım. 6:30 civarı sahilde yürümeye başlar, 10 kilometreyi bitirdikten sonra biraz stretching ve yoga ile vücudu dinlendirip sonra denize giriyor, 10’da kahvaltıya yetişiyordum.

Kahvaltıdan sonra biraz da yüzme ve kano yapardım. Böylece üst gövdeyi de çalıştırmış oluyordum. Ondan sonrada uyku… Hayatımda ilk kez öğle uykusu denedim, yorulduğum için de iyi uyudum. Ancak, kışın pek ihtiyaç olmuyor. Akşamüstü ise bazen balıkçılık yapıyor, oradaki balıkçı arkadaşlara yardımcı oluyordum. Urla civarında olta atıyor, taze balık çıkarıyorduk. Sonrasında da yorgunluktan sızıp kalıyordum. Aslında çok yorularak tatil yaptım, kafayı dinlendirdim. Demek ki beynimin de buna ihtiyacı vardı.

Sonbaharda İstanbul’a döndüğümüzde ufak bir bocalama yaşadım. Ama İstanbul aynı zamanda arkadaşlarım, dostlarım da demek, haliyle takvimim yine doldu.

İstanbul’un keyfini de çıkardım. İstanbul yürüyerek gezmek için mükemmel bir şehir. Zaten çok merkezi var ve her merkezin ayrı özellikleri var. Mesela, Üsküdar’ın çarşısı çok farklı. Kadıköy çok daha eğlenceli, gençlerin takıldığı bir semt. Eminönü daha çok turistik. Aksaray başka bir dünya haline geldi. Buraları yeniden yaşadım. Farklı yeme içme mekanları keşfettim. Bazen de oturup bir bankın üzerinde denize boş boş bakmanın bile ne kadar keyifli olabileceğini gördüm.

MAYISTA YENİ DÖNEM

Ramazan Bayramı sonrasında çalışmaya başlamayı düşünüyorum. Bu dönemde işle ilgili aldığım kararlar şöyle: Öncelikle 42 sene çok yorucu geçtiği için artık operasyonel, beni gerçekten yoracak bir iş düşünmüyorum. Yani bir şeye başlamak, günlük bir operasyonu yürütmek veya takip etmek bana keyif vermez. Yeni dönemin birinci kuralı bu oldu.

Aslında bu dönemle ilgili yapmayacaklarımın listesini de yaptım. Birincisi, operasyonel işlere geri dönmeyeceğim. Ancak oğlumun bir kahve işi var, ona destek oluyorum. Çevreden bazen arkadaşlar fikir soruyor, onlara da destek veriyorum. Fahri danışmanlık yapıyorum ve bu da güzel bir iş.

Bunun yanında panel ve konuşmalarla üniversitelerden davetler alıyorum. Üniversitelerin işbirliği önerilerini değerlendiriyorum ve onlarla çalışıyorum.

Yeni dönemde şirket kuracağım ancak operasyonel bir şirket olmayacak. Üretim işine girmeyi düşünmüyorum. Yeni dönemde kendim iş yapmak ya da kurmaktan ziyade başkalarının işlerine iştirak edeceğim, yani yatırım yapacağım.

Bunları da kendim yürütmeyeceğim ama çok fazla insanla da çalışmayacak, geniş kadrolar oluşturmayacağım, çekirdek bir kadroya delege edeceğim. Belki içeriden ve dışarıdan kişilerle bir “yatırım komitesi” oluşturacağım. Dolayısıyla nereye ve nasıl yatırım yapacağıma kendim değil, bu komite ile karar vereceğim. Çünkü yeni bir dünyaya, yeni bir sahaya giriyorum. Benim için çok önemli ve doğrusunu yapmak istiyorum.

3 ALANA ODAKLANIRIM

Bugüne kadar birçok şirkette çalıştım, topluma katkı sağlayan ekonomik faaliyetlerde bulundum. Ama ekonomik manada artık “kendime” çalışmak istiyorum. Bu kapsamda yeni dönemde 3 alana yatırım için odaklanacağım. Kendi kafamda belirledim ama henüz istişare etmedim. Çekirdek kadromu kurduktan sonra onlardan ve danışmanlardan da görüş alacağım.

Bu alandan birincisi “Girişim sermayesi fonları” olacak. Fonlara yatırım yapacağız. Diğeri ise “Gayrimenkul geliştirme” alanı olacak. Son olarak “Emtia ticareti” gibi konular ilgimi çekiyor. Ben kendimi yatırımcı değil, başkalarının yatırımcısı olarak nitelendiriyorum.

Fakat henüz nereye ne kadar ağırlık vereceğimi saptamadım. Bunun bir matematik ve stratejik finans işi olduğunu biliyorum. Şirket yönetiminde bu araçları kullansak bile bire bir ben hayata geçirmedim. Bir yerlere şoförle gidersiniz ama direksiyona geçmek gerektiğinde durum farklı olabilir. Böyle bakınca, ben her yere şoförle gittim ve şimdi direksiyona geçiyorum. Bu alanlarda bir miktar pratik eksiğim olabilir. Onu da ekiple birlikte halledeceğiz.

PASİF HİSSEDAR DÖNEMİ

Yıldız Holding’de aktif bir rolüm kalmadı. Orada artık hissedar olarak bulunuyorum ve çok zaman ayırmam gerekmiyor.

Türkiye’de en çok karıştırılan kavramlardan biri de “hissedarlık” konusu. Şirkete ortak olmak, orada çalışmayı gerektirmez. Bizde “pasif hissedarlar” var. Ben de artık kendimi “pasif” hissedar olarak konumlandırıyorum.
Bu kapsamda artık şirkete gitmem, işleri takip etmem gerekmiyor. Tabii ilgi duyduğum ve sunulduğu ölçüde bilgileri analiz edebilir ve değerlendirebilirim. Genel kurullarda ve gerektiğinde aile içinde bazı konuları istişare edebiliriz.

Dolayısıyla Yıldız Holding’e, iş için ayıracağım yüzde 20’nin içinde önemli bir zaman ayırmama gerek yok.
Artık günümüzde çıkan sonuçları yapay zekaya yüklediğinizde, size çok güzel analizler veriyor. Şirketin gidişatı veya durumuyla ilgili 5 dakikalık özeti, 30 saniyede çıkarıyor.

Bir de benim Yalova’nın sırtlarında bir Ceviz Çiftliği yatırımım var. Çiftliği çok güzel bir ceviz çiftliği olarak dizayn ettim ve 4 bin ağacım var. Aslında çok büyük bir ölçek değil ancak hobinin biraz üzerinde ufak bir ticari işletme. İşlenecek ve satılacak ama satmasak da bizi üzmez. Büyük bir pazarlama faaliyeti de gerekmez. Araziyi boş olarak tutmaktansa ekonomiye katkı vermek de güzel bir şey. Bu nedenle cevizleri ektim. Bu sene beşinci senemiz. Biraz ceviz yeriz diye ümit ediyoruz.

PASİF HİSSEDAR Türkiye’de en çok karıştırılan kavramlardan biri de “hissedarlık” konusu. Şirkete ortak olmak, orada çalışmayı gerektirmez. Bizde “pasif hissedarlar” var. Ben de artık kendimi “pasif” hissedar olarak konumlandırıyorum.

İDEAL GÖREV SÜRESİ

  • 4-8 YIL Harvard Üniversitesi dahil aldığım eğitimlerde yöneticilerin görevi sürelerine yönelik ideal durumlar anlatıldı. Çünkü, belli bir süre sonra konsantrasyon düşüyor, toparlanmak zor olabiliyor. Aldığım eğitimlerde 4 ila 8 yıldan söz ediliyor, 5 yılın ideal olduğu vurgulanıyordu. Ben de 5 yılı dikkate aldım ve iyi bir konuma gelince bırakmayı istedim.
  • ÖNEMLİ FAKTÖR Bırakmamda etkili faktörler oldu. Bunlardan ilki çok yorulmuş olmamdı, çünkü kolay bir dönem geçirmedik. Covid-19 ile başladım, sonra Türkiye’yi derinden etkileyen bir deprem oldu. Sonrasında ise halletmemiz gereken bir sendikasyon vardı. 5 yıl dediğimiz dönem, takvim olarak 5 yıl olsa da içerik ve yoğunluk açısından çok daha uzun ve zorlu bir sürece karşılık geldi.

NELER YAPMAYACAĞIM?

  1. Yeni iş/şirket kurmayacağım.
  2. Üretim işine girmeyeceğim.
  3. Yönetim kurulu üyeliği yapmayacağım.
  4. Danışmanlık benzeri bir rol düşünmüyorum.
  5. Mesuliyet taşıyan işlerden uzak duracağım.

YENİ ÇALIŞMA TEMPOM

  • %20
    İş için ayıracağım. Az zamanda verimli işler çıkarmayı daha çok önemsiyorum.
  • %30
    Özel yaşantıyı da bölüyorum. Bu kadar deneyimden sonra öğrenilenleri insanın kendinde tutmasını doğru bulmuyorum. Bunu bir şekilde topluma vermek gerekiyor. Ben de sivil toplum örgütleri ve üniversitelerle işbirlikleri yapacağım. Belki makaleler yazacağım.

Yazar: Rauf Ateş

Fast Company Türkiye Kurucusu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

e-ticarette-yapay-zeka-dönemi-başlıyor

E-ticarette yapay zeka dönemi başlıyor

5 Milyon Dolar değerleme üzerinden yatırım aldı