in , ,

Benim İşletim Sistemim: Ayşem Ertopuz

Ayşem Ertopuz, Türkiye’de başladığı iş hayatını yurt dışında geçirdi. Turkcell’deki görevinden sonra Digicell Group ve Verizon’da önemli pozisyonlar üstlendi. Yakın zamanda kariyerine “ara” verdi, kitap yazmaya odaklandı. Global bir lider olarak “iş ve yaşam” dengesi formülü ile liderlik sırlarını paylaştı.

benim-isletim-sistemim-Ayşem-Ertopuz

AYŞEM ERTOPUZ

En iyi ve en kötü alışkanlıklarınız nedir?
En iyi alışkanlığım yoga yapmak. Fiziksel olarak çok aktif bir insanım. 2009 yılından beri düzenli olarak yoga yapıyorum. Seyahatler ve hastalık gibi özel durumlar dışında, her gün, mutlaka en az yarım saat yoga matımın üzerine çıkarım, terlerim, sakinlerim; aklımı susturur, güncel yaşamın akışında aklımın gürültüsünden duyamadıklarımı duymaya çalışırım. Ayrıca her gün mutlaka yürürüm. Bir yerden bir yere giderken, mümkünse yürümeyi tercih ederim. Kötü alışkanlıklara gelince; insanın en kötü alışkanlıkları, kendi fiziksel veya ruhsal sağlığına zarar verenlerdir. Bende bu alışkanlıkların hiçbiri yok diyebilirim. Yoga yapmaya başlamadan önce, her şeyden çok endişelenen, geçmişi, geleceği, olmuş-olmamışları çok düşünen, kaygılanan bir insandım. Yogadan sonra kendi iç dünyamı da bu açıdan rahatlatmayı başardım.
Her anı doya doya yaşamaya çalışan, sadece o andan tat almaya çalışan bir insanım. Ama yine de illa ki bir kötü alışkanlık söylemem gerekirse, tatlıyı çok sevdiğimi söylemek zorundayım. Çikolata, şekerin yanı sıra, yurt dışında yaşadığım için memleketimizin binbir çeşit tatlılarına karşı zaafım var.

Bir mantranız/felsefeniz var mı?
Esasen birkaç tane çok önemsediğim felsefem var. Ama burada hepsini paylaşamayacağım için bir kişisel, bir de profesyonel yaşam felsefemi paylaşayım. Özel yaşamımda insanlara karşı kibar davranmanın bir seçim olduğuna inanıyorum. Hiçbirimizin, bir başkasına kaba davranmak, saygısızlık göstermek için geçerli bir sebebi yok. Tanıdığımız herkes bir hayat mücadelesi veriyor ve kimin kalbinde hangi yaraları taşıdığını, hangi hayat mücadelelerini verdiğini bilmiyoruz, bilemeyiz. O yüzden de, başkalarına yapabileceğimiz en büyük iyilik, onlara kibar davranmaktır.
Profesyonel yaşamda ise insanların büyük hayaller kurmasına, o hayale giden yolculuğa kendilerini yüzde 100 adamalarına inanırım. Disiplinli bir şekilde, yılmadan çalışarak başarıya ulaşılacağına inanıyorum. Bunun için geliştirdiğim ve İngilizce’de “5D’s of Success” (Başarının 5D’si) diye ifade ettiğim formülüm var: “Dream (Hayal), Dedicate (Adanma), Drive (Devam etmek), Be Disciplined (Disiplin), Be Determined (Kararlılık).”

Yaratıcılık açısından tıkandığınızda ne yaparsınız?
Tek kelimelik kısacık bir cevabım var bu soruya: Yoga.

Hayran olduğunuz/etkilendiğiniz bir iş insanı var mı?
Çok var. Ama son yıllarda benim için iki isim öne çıkıyor. Simon Sinek ve Sir Ken Robinson.

Şimdiye kadar yaptığınız en büyük hata neydi?
Sanıyorum “Yok” desem kimse inanmaz! Geçmişte yaptığım hatalardan hep ders almaya, bu hataların ileride karşıma çıkacak zorlu durumlara hazırladığına inanırım. Gerçi öyle yakıp yıkan, geri dönüşü olmayan büyük trajik hatalarım da olmadı. Kararlarımı verirken, ince ince ve derin düşünür, mutlaka araştırırım. Güvendiğim insanlara danışırım. Her şeyi enine boyuna değerlendirir, elimdeki bilgilerin en iyisini kullanarak adım atarım. Sonuçları negatif olursa da ders çıkarmaya çalışır, geriye bakmadan ilerlerim. Genel olarak şunu söyleyebilirim: 30’lu yaşlarımda her şey için çok endişelenirdim. O “gereksiz endişelenmelerim” hataydı diye düşünüyorum. Sonuçta insan aslında her şeyi, hesap da edemiyor, kontrol de edemiyor.

Kariyerinizdeki en önemli dönüm noktası nedir?
2001 yılında Arthur Andersen’den Cisco’ya geçiş yapıp, bunun için Brüksel’e taşınarak dünyaya açılmam, çok kritik idi. Bugün geri dönüp baktığımda, bazen planlayarak, bazen de hayatın akışına kendimi bırakarak, gerçekten üzerinden çok az geçilmiş, kendine has, değişik bir yoldan ilerlediğimi görüyorum. İş hayatıma, bir bulaşık makinesi fabrikasında kalite mühendisi olarak başladım. Çok şanslıydım, çünkü Türkiye’nin en seçkin, en yenilikçi şirketlerinden birisinde başlamıştım. Orada öğrendiklerim ve kazandığım disiplinler bana her daim ışık tuttu ve bugünkü beni ben yaptı diyebilirim.

Üretim sahasında çok yoğun 4 yıldan sonra merak etmeye başladım. Bütün iş hayatımı bir şirkette geçirmek yerine dünyaya bakmaya odaklandım. Bu merakım beni dünyanın en büyük danışmanlık şirketlerinden Arthur Andersen’e götürdü. Orada da işimi çok severek yaptım, yönetim danışmanlığını öğrendim. Endüstri mühendisliği eğitiminin kazandırdığı en büyük yetenek olan ‘problem çözme’ kasımı geliştirme şansım oldu. Bu danışmanlık şirketi beni Amerika’ya, Avrupa’ya yollamaya başladı. Büyük saygım ve sevgim olan birisinin beni tanıştırması sonucunda kendimi bir kasım günü, iş görüşmeleri yapmak üzere Brüksel’e giden uçakta buldum. Ertesi gün, Cisco’nun Brüksel ofisinde arka arkaya 7 iş görüşmesi yaptım. Ardından da iş teklifi aldım. Gerisi çok renkli bir ömür hikâyesi oldu.

Bir takvime/ajandaya uygun gününüzü/zamanınızı yönetir misiniz?
Yine tek kelimelik, kısacık bir cevap: Kesinlikle. Zaman hepimize eşit ve adil olarak verilmiş, belki de sahip olduğumuz en önemli kaynak. Zamanımızı nasıl geçireceğimiz hayatta verdiğimiz en önemli kararların başında geliyor. Bu yüzden de ben de tabii ki çok disiplinli bir insan da olduğum için, zamanımı çok dikkatli bir şekilde planlarım ve bir takvimle yönetirim.

Yurt dışında uzun zamandır çalışıyorsunuz. Sizin yolunuzdan gitmek isteyen genç liderlere neler önerirsiniz?
Beni yurt dışına, kariyerimle ilgili aldığım kararlar götürdü. Hayalim vardı, hayalimin peşinde koşarken, yollar yurt dışına çıkardı. Hiçbir zaman yurt dışında yaşamayı hedef olarak görmedim. Her zaman o bir sonuç oldu. Ama ruhumu çok çok zenginleştirdi. Ayrıca öyle bir çağda yaşıyoruz ki, aslında bütün dünya artık tek bir ülke haline geldi. Çünkü insanoğlu her yerde aynı motivasyonları taşıyor. Hangi ülkeden olduğunuz ihtiyaç ve beklentilerinizi değiştirmiyor. Bu yüzden ben kendimi hep ‘dünya insanı’ olarak gördüm ve gittiğim her yerde öyle davranmaya çalıştım. Ama yine de yurt dışında yaşamayı hedef olarak belirlemiş arkadaşlara önerilerim şöyle: Gittiğiniz ülke her neresi olursa olsun, orayı, oradaki insanları, kültürü anlamaya gayret edin. Eleştirel bakmayın. İnsanın her yerde insan olduğunu hatırlayın. Kibar davranın. Gülümseyin ve tadını çıkarmaya çalışın. Dünyada öyle güzel renkler var ki, onları görmeye çalışın. Farklılıklara kucak açın.

Yeni dönemde, 2024 yılında öncelik listesine yeni bir konu alacak mısınız?
Uzun yıllardır yazmak istediğim üç konu ve üç kitap var. 2024 benim için adım adım, kelime kelime, sayfa sayfa bu kitapları yazmaya çalışarak geçecek. Ömründe hiç kitap yazmamış biri olarak bir yıl içinde üç kitap birden yazabileceğimi çok da düşünmüyorum. Ama burada hayat felsefeme, inanarak yola devam etmeme güveniyorum. İki ay kadar önce kurumsal hayata ara verip işimden ayrıldım ve ilk kitabımı yazmaya başladım. Bugün itibarıyla 80’inci sayfadayım. Bu ilk kitabı bitirince, ikinci ve üçüncüye de geçeceğime eminim. Çünkü, bu işi çok sevdim.

Önümüzdeki dönem için kariyerle ilgili ne gibi planlarınız var?
Tabii ki kariyerimle ilgili de büyük planlarım var. Ama isterseniz onları da bir başka söyleşiye bırakayım. Sadece şunu söyleyeyim: 50’li yaşlarımdayım. 30 yıldır iş hayatındayım, indim çıktım, başardım başaramadım, ama halen bugün dahi bir kariyer planım var; önümüzdeki 3, 5 ve 10 yılda neler yapmak istediğimi çok iyi biliyorum. Ve o yönde yürümeye devam ediyorum, edeceğim.

2024 yılı verimlilik formülünüzü birkaç cümle ile nasıl paylaşırsınız?
2023 başında yola çıkarken kendime hep yaptığım gibi, yılın temasını ifade edecek kilit kelimeler seçtim. 2023 yılı için seçtiğim kelimeler: Persist, Persevere, Prevail… Hedefe giden yolda, dayanıklılık göstererek, ısrar ederek her şeyin üstesinden gelmek. 2023’e yaklaşımım bu şekilde oldu. 2024’ün kelimeleri neler olacak göreceğiz.
Önümüzdeki dönemde öncelik listesine yeni bir şey/konu alacak mısınız?
ESG (Environment, Social, Governance), bu dönem üzerinde en çok çalıştığım ve konuştuğum konu olacak.

VAZGEÇMEDİĞİM 3 İLKEM

  1. Bir gün, bir problem, bir sorun çözmek Daha önce değindiğim gibi, büyük hayallerin, büyük hedeflerin peşinde koşan bir insanım. Bunu yaparken de, asla yılmadan, bir gün, bir problem, bir sorun çözerek, adım adım adım ilerlerim.
  2. İnsanlara nazik ve saygılı davranmak Her zaman karşımdaki kim olursa olsun, kibar davranırım. İnsanlara gülümserim. Ve herkesten bu şekilde davranmalarını beklerim.
  3. İyi gözlem ve dinlemek İnsanların özellikle iş hayatında birbirlerine yaptıkları en büyük kabalıktan biri de onları gerçekten dinlememektir. Ben çok dikkatli dinler, not alır, söylenenleri de söylenmeyenleri de anlamaya, özümsemeye çalışır, sonuçlar çıkarırım. İyi dinlemenin, iş hayatındaki en önemli başarı kriterlerinden birisi olduğuna inanırım.

HAYATIM BOYUNCA BANA IŞIK TUTAN ‘3P’

  1. Persistence Israr etmek, kararlılık göstermek
  2. PerseverancE Sebat etmek
  3. Prevail Üstesinden gelmek.

VAZGEÇİLMEZLERİM

  • ÇANTAMDA OLUR Benim taşıdıklarımın herkesten farkı olmadığını düşünüyorum. Çok özel, çok farklı bir şey taşıdığımı düşünmüyorum. Ancak, 20’den fazla yıl yurt dışında çalıştığım ve çok seyahat ettiğim için, ortalama bir kişiye göre çantamda her daim taşıdığım en önemli şey, pasaportlarım olabilir.
  • OFİSTEKİ FAVORİ OBJE Ofis ortamımı çok özenli bir şekilde, ruhumun renklerini yansıtan şeylerle dekore etmeye çalışırım her daim. Burada amacım, başkalarını etkilemek değil. İçinde çok uzun saatler geçirdiğim ortamımı kendim için güzelleştirmek istiyorum. Küçük biblolar, çiçekler, birkaç tablo ve sevdiklerime ait birkaç fotoğrafı ‘favorilerim’ arasında sayabilirim.
  • DUVAR YAZISI Ofislerime Amerika’dan aldığım çerçevelenmiş bir duvar yazısını asarım. Hatta en sevdiğim obje o olabilir. Üzerinde şöyle yazıyor: “I have to warn you I say what I think’ yani ‘Sizi uyarmalıyım, düşündüğümü söylerim.’

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

“Kayıtlı İstihdam Yaratma Projesi” ile Norm Holding’in istihdama katkısı artıyor

ucretin-en-zor-yili

Ücretin en zor yılı