in , , ,

Yeni bir aşamaya geçiyorum

Kurucusu olduğu şirketten 21 yıl sonra ayrıldı. Önce CEO’luk görevini Mert Baki’ye devretti. Ardından yönetim kurulundan ayrılarak “sade” bir girişimciye dönüştü. Şimdi yatırım şirketi ve 9 kişilik ekibiyle ‘Yeni Dönem’e hazırlanıyor. Yemeksepeti’nin kurucusu Nevzat Aydın, yatırımcı, mentor ve bağışçı kimliği ile sürdürdüğü yeni hayatını anlatıyor.

Yeni-bir-aşamaya-geçiyorum

YAZI: TALAT YEŞİLOĞLU

University of San Francisco’da yüksek lisans eğitimine başlamıştı. Kendi deyimiyle, büyük bir şans ya da tesadüf eseri, internetin çok hızlı büyüdüğü ve sonrasında da beklentileri karşılayamadığı için çöktüğü döneme denk gelmişti. Büyük paralar yatırılan çok büyük iş modelleri ardı ardına batıyordu. Bu, ona başarısızlıkları anlama, neyi, nasıl yapmak gerektiğini görme olanağı vermişti. Yüksek lisans eğitimi için böyle bir dönemde orada bulunması büyük bir fırsatın da kapısını açmıştı. Kafasında Türkiye’ye döndüğünde hayata geçireceği 3-4 model oluşturmuştu. Bunlardan birini hayata geçirip, girişimcilik yolculuğuna çıkacaktı. Gerçekten de Nevzat Aydın, Türkiye’ye döndüğünde, Boğaziçi Üniversitesi’nden arkadaşlarıyla bu fikirlerden biri olan Yemeksepeti.com’u hayata geçirecekti.

İlginç olan, master eğitimini, bitirmeye 6 ay kala bırakıp gelmesiydi. Babasının, “Acelesi mi var oğlum!” diye uyarmasına rağmen, hayatını bir sonraki evreye hazırlamak için dönmüş, startup macerasını başlatmış ve artık yeni bir “aşamaya” geçmişti.

Nevzat Aydın, 21 yıl önce başladığı Yemeksepeti’nden, benzer bir şekilde, “yeni aşamaya” geçmek için ayrıldı. Yeni ajandasında girişimcilik yerine yatırım, mentor/danışman ve bağışçılık yer alacak. En önemlisi de şimdiye kadar 70 şirkete yaptığı 30 milyon dolar yatırıma daha fazla zaman ayırmayı planlıyor.

Türkiye’nin önde gelen girişimcilerinden Nevzat Aydın, Fast Company dergisine, “Güzel işlere imza atacağız” dediği yeni dönemini anlattı:

CEO’luğu bırakmaya neden, nasıl karar verdiniz?
Birincisi, ofise artık eskisi kadar büyük bir keyifle gitmediğimi hissettim. Eskiden, her gün “Bugün ne var, kimlerle toplantı yapıyorum” heyecanıyla, o yoğunluktaki “kavga dövüş” çok hoşuma gidiyordu. 21 yılın ardından bu yoğunluğun bana eskisi kadar büyük heyecan vermediğini fark ettim.

Bence bu duygular içerisinde olmak Yemeksepeti’ne büyük bir haksızlık. Çünkü, Yemeksepeti’nin başındaki kişinin 24 saatini bu işe vermesi, onunla yatıp kalkması gerektiğine inanıyorum. Ben 21 yıl boyunca hep öyleydim.

İkincisi, 70’ten fazla girişime yatırım yaptım. Onlara da zaman ayırmak istiyorum. Çünkü, bir startup’a yatırım yapıp, ona zaman ayırmamak o çocuklara haksızlık. Ayda bir kez toplantı yapsam, zaten bütün zamanını bitirmiş oluyorum. Bunu yapamamak, Yemeksepeti’ne 24 saat zaman ayırmamak gibi haksızlık. Benim bir denge kurmam gerekiyordu. Bu yüzden de Yemeksepeti CEO’luğu için “artık yeter” diye düşündüm.

Benim kararım oldu. Delivery Hero’ya kalsa hep beraberdik. Onlar hep girişimcinin işin başında olmasını destekliyor. Bu kararıma üzüldüler ama benim de başka bir yöne gitmem gerekiyordu.

21 yıldan sonra CEO olmamak nasıl hissettiriyor?
Artık yeni bir rutinim var. Yatırımlara daha çok zaman ayırmam gerekiyor. Bir bakıma, bayağı zor olduğunu söyleyebilirim. Şirkette birtakım işlerin ters gittiğini fark ediyorsun ki bizim yeni platforma giriş sürecinde bazı sıkıntılar yaşandı. Bu sıkıntılar karşısında müdahale etmek istiyorsun ama etmemen lazım. Çünkü, artık bu sıkıntıları yeni ekibin göğüslemesi gerekiyor. Arada kaldığım anlar oldu ama yapacak bir şey yok. Yemeksepeti artık emin ellerde…

Bütün ekip, benim yetiştirdiğim ya da yetişmesine katkı yaptığım ve yıllardan beri beraber çalıştığım insanlardan oluşuyor. Yeni CEO Mert Baki, benim çok güvendiğim, 11-12 yıl beraber çalıştığım bir arkadaşım. Yemeksepeti’nin gelecekteki 5 yıllık vizyonuyla ilgili ortak düşüncelerimiz var. Yemeksepeti emin ellerde ve bu tarafta bir sıkıntı olmayacak.

Yemeksepeti’nin yönetim kurulundan da geçtiğimiz temmuz itibarıyla istifa ettim. Zaten aktif bir görev değildi. Yemeksepeti’ne acayip bir gönül bağım var ama resmi olarak bir ilişkim kalmadı.

Yeni CEO seçimini nasıl yaptınız?
Direktör ve üst pozisyonlarına ben “içeriden” yönetici getirme tarafındayım. Zeki, öğrenebilen insan bulabiliriz ama Yemeksepeti kültürünü o kadar çabuk benimseyip, hareket edecek birisini bulamayabiliriz. Bu nedenle yönetici atamalarında hep içeriden tercihlerde bulundum. Mert, öncesinde yurtdışı girişimlerinin, iş geliştirmenin, ardından Banabi’nin başındaydı. Dolayısıyla yeni geliştirdiğimiz işleri yönetti. Bu yüzden ekip ilişkileri ve yetenek yönetimi konusunda üst düzey bir arkadaşımızdır. Benden daha analitik bir yöneticidir. Açıkçası CEO olacağı belliydi ve aslında benim için net bir seçim oldu. Delivery Hero da Mert’i tanıyordu ve kimseden de bir itiraz gelmedi.

Linkedin profilinizde ‘CEO’ penceresi kapanmış görünüyor. Şu anda ne yapıyorsunuz, Linkedin’de “pozisyon” yerine ne koyacaksınız?
Herhalde bir yatırım şirketi kuracağız ve o yönde kartvizit oluşacak. Öncelikle yatırımları toparlamayı düşünüyorum. Önümüzdeki bir yıl bu çalışmalarla geçecek.

Bu yatırımlar arasında fark yaratabileceğimiz bir sürü girişim var. İnsan kaynağı, vizyon, uluslararası pazarlara açılma ve pazaryeri yönetme anlamında bayağı bir deneyimim var. Bu deneyimi genç arkadaşlara aktarmak gerekiyor. Bunun için de 1 yıla ihtiyacım var. Bir yıl sonra da ne yapacağıma hep beraber bakacağız.

Şu anda 9 kişilik bir ekibim var ve yeni ofise taşınıyoruz. O ekiple güzel işlere imza atacağımızı tahmin ediyorum. Bu ekipte benden daha iyi finans ve muhasebe bilen arkadaşlar var. Fintech ve analist tarafında çalışan arkadaşlar var.

Adını şimdi vermek istemiyorum, bir kişiyi de partner olarak almayı planlıyorum. Onunla birlikte hem var olan girişimlere hem de yeni yatırımlara bakacağız. Türkiye’nin durumu pek iyi değil, yatırımlar durmuş gibi ama ben durmadım. Son bir yıl içerisinde 10’dan fazla yatırım yaptım ve bekleyen yatırımlar da var.

Sizin gibi bazı girişimciler, işi bırakıyor ve başka bir aşamaya geçiyor.
“Yatırımcı-danışman-mentor” gibi bir çerçevede yapılar kuruyor. Sizin de öyle mi olacak?
Çok benzer bir yapıya geçiyorum. Biraz da filantropiye bakmak istiyorum. Özellikle girişimcilik alanında filantropiyle ilgili zaten bir şeyler yapıyorum. Kız çocuklarının okumasıyla ilgili bayağı efor sarf ediyorum. Boğaziçi Üniversitesi’nin mütevelli heyetindeyim. Mavi’de bağımsız yönetim kurulu üyesiyim. Girişimcilikle ilgili hemen her yerde varım. Ama filantropi tarafında biraz sanatla, biraz da insanlara yardım için zaman ayırmak istiyorum.

70 yatırımın içinde bayağı umut vaat edenler vardır. Bu girişimlere toplamda ne kadar yatırım yaptınız?
Bu yatırımların hepsinin iyi durumda olduğu söylenemez ama 10 tanesi gayet iyi görünüyor. Bu yatırımlar için 30 milyon dolar civarında yatırım yaptım. Bayağı iyi yatırım yaptığım şirketler oldu.

Yeni dönemde ise 250 bin dolardan daha düşük yatırımlarla girmeyi pek düşünmüyorum. Küçük hisse alıyorsun ama onlara da ciddi anlamda zaman harcaman gerekiyor. Bu yüzden artık yüzde 5’ten daha düşük hisseyi kabul etmiyorum.

Bu yatırımlarınız için nasıl bir hedefiniz var?
30 milyon dolar yatırım yaptım. Hedefim, bu rakamla 120 milyon dolara ulaşmak. Enflasyona, kurlardaki yükselişe rağmen dolar bazında 3-4 kat kazanma olasılığı var. Bunu yapabilir miyim bilemiyorum ama 70 yatırımın 10 tanesi iyi gittiği zaman, gerideki 60 tane yatırımın zararını çok rahatlıkla çıkartabiliyor. Doğru startup’lara yatırım her zaman çok daha avantajlıdır bence…

Geriye dönüp baktığınız zaman geçmiş yatırımlarda ne tip hatalar yapmışsınız?
Birincisi, modelin ne olduğunu fazla önemsemişim. Ben hayatım boyunca hep girişimciye destek oldum ama modele fazla önem vermişim. Oysa, eğer iyi bir girişimciyseniz, zaten model iyi değilse değiştirir, yeni bir yapıya dönüştürürsünüz. Modeli değil, girişimciyi öncelikli olarak görmek gerekiyormuş.

Aslında bunun farkındaydım ama yaptığım ilk yatırımlarda öyle olmadı. Örneğin Almanya’da Helix adlı kripto işine yatırım yaptım ama başarılı olmadı.

Garajyeri ve BuldumBuldum, mobil oto servis vardı, araçlara yerinde servis veriyordu. Bunlar da olmadı. Buradaki yanlış, girişimcilik profili idi… Girişimcinin bu işi ne kadar hayatına, merkezine koyduğu çok önemli. Şunu da yapayım, bunu da yapayım kafasında olanlar var. Bir de modelini değiştirmeyecek kadar aşık olanlara yatırım yaptım. Bunların sonu da hüsranla bitti.

Pivot yapmayı da becermek ve erkenden de bunu yapmak gerekiyor. Öbür türlü model yapışıyor ve modelden ayrılamıyorsunuz.

Bu işin birkaç ayağı var. Örneğin finans. Bu şirketlere, girişimcilere haksızlık etmek de istemem. Ülkedeki koşullardan kaynaklı para bulma konusunda zorlandıkları zamanlar da oldu.

Ayrıca, yurtdışında yaptığım yatırımlar, Türkiye’deki yatırımlara göre çok daha iyi gidiyor. Örneğin Dubai’de yatırım yaptığım Just Life, çok iyi gidiyor. Benimle çalışan eski arkadaşlar, ilk yatırımlarını da ben sağlamıştım. Tuğçe’nin kurduğu Street Biz var, o da unicorn’a doğru gidiyor.

Yeni dönemde hangi tip girişimlere öncelik vermeyi düşünüyorsunuz?
Aslında her sektör olabilir. Benim bildiğim alan ise pazaryeri. Pazaryeri, app tech, fintech olabilir. Kripto, NFT ve metaverse tarafından biraz uzak duruyorum. Ne olup bittiğinden haberdarım ama bu alanlarla ilgili iş modellerini bir türlü kafamda oturtamıyorum. Burada çok acayip bir şey kaçırdığımı da düşünmüyorum.

Var olanları değil, yeni ‘pazaryerleri’ için konuşuyorum. Dünyada nişleme arttıkça, pazaryerlerinin nişleri de ortaya çıkıyor ve bu iş başka yerlere gidiyor. Bu, etkinlik ve spor organizasyonlarına yönelik bilet pazaryeri de olabilir, mobilya pazaryeri de olabilir. Alıcı ve satıcının buluştuğu ve onların ihtiyaç ve kazançlarını sunabilen her türlü pazaryeri modeliyle ilgiliyim. Ama niş bir alan olacak. Çünkü, yeni bir Amazon yaratmak mümkün değil. Ama niş alanlara girdikçe orada fırsatlar artıyor.

Ne zaman “kâr etmesi gerekir” diye bakmak gerekiyor?
Modelin ne olduğuna ve kadar para yatırıldığına göre değişir. 3 tur yatırım almış olduğu halde hâlâ pozitif EBİTDA’sı olmayan bir şirkete ben yatırımcı olarak girmeyi tercih etmiyorum. Veya günde 1 milyon sipariş aldığı halde şirkette kâr yoksa, bunu da sorgulamak gerekiyor.

Kaç milyon sipariş alacaksın ve kârlı olacaksın? 1 milyon sipariş aldığınız halde kârlı olmayabilir veya Yemeksepeti gibi günde 10 bin sipariş ile de kârlı olabilirsiniz.

Hangi tip girişimlerin şansının azaldığı, modasının geçtiğini ve cazip olmadığını düşünüyorsunuz?
Bulut hala popüler. Saas iyi gidiyor. E-ticaret artık çok kolay değil. E-ticaret 25 yıldır yaşantımızda ve bugüne kadar çıkmayan bir model, bugün neden çıksın ve popüler olsun? Bu işe kalkışacak olanın çok ciddi bir karşılığı olması gerekiyor.

Oyun, pek anladığım ve yakın olduğum bir sektör değil. Türkiye’nin iyi olduğu, kaslarının güçlü olduğu bir sektör. Ama benim hiç oyun yatırımım yok.

Teknolojinin geçtiği ve özellikle ölçeğin yakalandığı her modelde varım. Teknoloji ayağı ve belirli bir süre zarfında ölçeklendirilebilir olacak. Dolayısıyla baştan söylediğim gibi, insan, teknoloji ve ölçeklendirme yatırımlarımda ana kriterler olacağını söyleyebilirim.

Sizce yatırım yapmak için doğru bir dönemde miyiz?
Enflasyonun yüzde 150 olduğu yerde, şirket yüzde 70 büyüyor ve enflasyonun gerisinde kalıyor. Şu anda ne yazık ki, yatırım için doğru bir dönem değil. Enflasyonun toparlanması için biraz daha beklemek gerekiyor.

Yatırımcı yabancı ve raporlama sistemi dolar bazında ise ciddi oranda büyüme yakalamanıza rağmen, enflasyonun altında kalıp küçülüyorsunuz demektir. Bu çok kötü bir durum. Biz son 20 yılda yüksek enflasyonun ne olduğunu unuttuk. Umarım yüksek enflasyonlu dönemlere dönmemişizdir. Çünkü, bu yatırım ve girişimciliğin çok kötü etkilenmesi anlamına geliyor.

NEVZAT AYDIN’DAN STARTUP’LARA 7 ÖNERİ

  1. Hayal Bir kere kesinlikle hayallerini açık tutsunlar ve etraftan gelen moral bozucu sözlere kulak asmasınlar. Tabii ki fikir alsınlar ama kendi bildiklerini yapsınlar.
  2. Teknoloji Kesinlikle ve kesinlikle teknolojiyle daha iyi yapabilecekleri sektörlere yönelsinler. Bunu yaptıkları takdirde para bulma sorununun çözüleceğini düşünüyorum.
  3. Ekip Mutlaka çok iyi ekip kursunlar. Ekip arkadaşlarını, en iyi arkadaşlarından değil de, o işi en iyi yapabilecekler arasından seçsinler. Ekip, bu işin her şeyi.
  4. Ortak Şimdiye kadar benim tek girişimciye yatırımım yoktur. Hep 2-3 ortaklı girişimleri seçiyorum. Çünkü, her girişimcinin mutlaka düştüğü anlar olur. Böyle durumlarda kaldıracak biri gerekiyor.
  5. Danışma kurulu Çoğu girişimci, ‘Danışma Kurulu” kullanmıyor ama bana göre çok önemlidir. O yolculuğun tamamını bilen, kurumsal hafızaya sahip insanlara güveniyor olmak gerekiyor. Bu gruptaki insanlar hem yolu hem de hikayeyi bilir.
  6. Şüphe İş modeliyle ilgili şüphe etmekten, ne olabileceğini araştırmaktan korkmamaları gerekir. Beraber iş yapacaklarınızla ilgili mutlaka şüpheci yaklaşın. Modelinizi daha iyiye götürmek için mutlaka kafanızda bir soru işareti olsun.
  7. Araştırma Projeleri hakkında ne yazık ki çok iyi araştırma yapmıyorlar. Dünyada, geçtikleri süreçleri, benzer projelerle yaşamış çok sayıda girişimci var. Onların karşılaştıkları sorunlara, çözüm yollarına bakmıyorlar. Bakmadıkları için de her şeyi baştan keşfetmeye çalışıyorlar.

YEMEKSEPETİ’NDEKİ 3 BAŞARISIZLIK

  • GİRİŞİM Yemek dikeylerine bakalım dedik ve 3 marka oluşturduk: “Lokum.com, irmik.com ve papyon.com.” Üç dikey de çalışmadı. Papyon.com, rezervasyon sistemiydi. Lokum.com ise yöresel lezzetlere odaklanmıştı. İrmik.com, restoranlara B2B hizmet vermek üzere kurgulanmıştı. Üçü de kağıt üzerinde çok iyi proje olarak görülüyordu. Yemeksepeti’nin gücünü arkasına alarak çok büyüyebilecek projelerdi. Ancak başarıya ulaştıramadık.
  • NEDEN OLMADI? B2B için erken yola çıktık diye düşünüyorum. Rezervasyondaki yüzde 50’lik uymama oranını aşağı çekmeyi hedefliyorduk. Restorandaki ‘Ece Ajandası’nın yerini tutan bir şey koyamadık. Koyduk ama her nedense kabullenmediler. Belki de teknolojiye hazır değillerdi.
  • Lokum.com iyi gidiyordu. Klasik e-commerce çalışıyordu, “pazaryeri yapmayalım” dedik. Bence hatayı orada yaptık. Pazaryeri yapsaydık daha iyi olurdu. Kapandığında günde 200-300 arasında sipariş alıyorduk, kötü değildi.

24 SAATİM NASIL GEÇİYOR?

  • 8-9 SAAT
    Bu rutin henüz yeni olduğu için zaman yönetimini çok iyi yaptığımı söyleyemem. Günde 8-9 saat civarında uyuyorum.
  • YENİ YATIRIMLAR
    Günün geri kalanında hep ayaktayım. Yeni modellere bakıyorum. Yeni firmalar ne kadar yatırım almış, onlara bakıyorum…
  • BIO-TECH
    Son dönemde biraz bio-tech ile ilgileniyorum. 10 yıl önce erkendi ama şimdi hem cihaz hem de yazılım tarafında ilginç şirketler çıkıyor. Sektör startupların yatırım yapabileceği hale geldi. Eskiden acayip pahalıydı.
  • KENDİME ZAMAN
    Biraz da kendime zaman ayırıyorum. Oğlumla, ailemle zaman geçiriyor, tatil yapıyorum.

GEÇMİŞE BAKTIĞIMDA KENDİME ELEŞTİRİLERİM

  • GLOBAL AÇILIM
    Yurtdışına daha çabuk çıkabilirdik. Buna ilişkin General Atlantic ile birkaç toplantımız olmuştu. Dünyada bizimle aynı işi yapan, satın almak istediğimiz birkaç şirketi çıkarmıştım. Tam o sırada FETÖ’nün yargıdaki darbe girişimi oldu ve Türkiye’nin nereye gideceğine ilişkin oluşan belirsizlik yüzünden General Atlantic yatırım yapmaya çekindi. Şimdiki aklım olsa, çok daha fazla ısrarcı olur, yatırım yapmaları için ittirirdim.
  • SATIN ALMA
    Ürdün, Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan’da yatırım yaptık. Yemeksepeti’ne eğer o fonu alabilseydik 4 değil, 14 tane satın alma yapardım O zaman da dünyada bir numara olurduk.
    Ancak, bana bu işi öğreten kimse yoktu. Kendi başıma öğrenerek yol aldım. Geriye dönüp baktığımda deneyimin ne kadar önemli olduğunu görüyorum.

En büyük eksiklik fon

  • Türkiye’de girişimciliğin önündeki en önemli sorun için ilk sıraya “Fona ulaşmayı” koyarım. İki yıl önce olsa, “Yeteri kadar kaliteli girişimci çıkmıyor” derdim. Ama şu anda canavar gibi gençler var. Maalesef Türkiye’nin içinde bulunduğu durumdan dolayı Türkiye’ye yatırım çok azaldı. Bunun geçmesi gerekiyor. Küresel girişimcilik ağı (gen) olarak da bununla uğraşıyoruz.

BEĞENDİĞİM GİRİŞİMCİLER

  1. Hüsnü Özyeğin
  2. Steve Jobs
  3. Sidar Şahin
  4. Demet Mutlu
  5. Kaan Karamancı

Yazar: Talat Yeşiloğlu

Fast Company Türkiye Genel Yayın Yönetmeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

etki-alanı

Etki alanı

Seo-Council--Açılış-Konuşması-Engin-Aksoy

Ceo Council: Açılış Konuşması Engin Aksoy