YAZI: MEHTAP DEMİR
“Teknolojinin baş döndürücü hızla geliştiği bir çağda ‘10 yıllık vizyon’ bile artık kısa vade bir hedef. Biz de vizyonumuzu bu hızla güncelliyoruz… Amacımız, sürdürülebilir dünya denizciliği için ileri teknoloji çözümler sunan, küresel ölçekte öncü bir tersane olmak. Mevcut durumda 200 metre uzunluğa ve 30 bin ton ağırlığa kadar gemi inşa edebiliyoruz. Hedefimiz, aynı anda üretebildiğimiz gemi sayısını artırarak bu kapasiteyi iki katına çıkarmak. 10 yıl içinde robotik sistemlerle donatılmış üretim hatları sayesinde bu hedefe ulaşmayı planlıyoruz. Dolayısıyla ticari ve askeri gemi üretim kapasitemizi aynı anda 4 gemiden 8 gemiye çıkarabileceğiz. Bu artış, hem büyük gemilerde hem de yatlarda geçerli olacak.”
Gemi inşa sanayi, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde köklü bir dönüşüm geçirirken, Türkiye’nin öncü tersanelerinden RMK Marine bu dönüşümün liderliğini üstleniyor. Yenilikçi teknolojilere yaptığı stratejik yatırımlar, çevre odaklı vizyonu ve güçlü kurumsal yapısıyla şirket, yalnızca bugünü değil, sektörün geleceğini de şekillendirme iddiasını her geçen gün daha da güçlendiriyor.
Robotik sistemlerden yapay zekaya, LNG teknolojilerinden rüzgar enerjili gemilere kadar geniş bir inovasyon yelpazesi sunan RMK Marine, üretim süreçlerinden sürdürülebilir denizcilik anlayışına kadar pek çok alanda dönüşüm yaratıyor. Yeni vizyonuyla global pazarda daha güçlü bir oyuncu olmayı hedefleyen şirket, teknolojik gelişmeleri çevresel sorumluluklarla birleştirerek denizcilikte yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.
Bu dönüşümün kaptan köşkünde ise, görevinin henüz 10. ayında olan CEO Utku Alanç yer alıyor. “Bir değişim hedefiyle geldim ve RMK Marine adına kendime koyduğum hedefler var.” diyen Alanç, Rahmi Koç ile yakaladıkları sinerjinin bu süreci daha da ivmelendirdiğine inanıyor.
Utku Alanç, RMK Marine’in dönüşüm yolculuğunu ve gelecek vizyonunu Fast Company ile paylaştı…

DÖNÜŞÜM SÜRECİ BAŞLIYOR
RMK Marine, Haliç’te çelik ve alüminyum işleriyle faaliyetlerine başlayan köklü bir tersane. 1984 yılında, Haliç’teki yoğunluk ve alan yetersizliği nedeniyle daha stratejik bir konum arayışıyla Tuzla’ya taşındık. O dönemde Tuzla, gemi inşa sektörü için hızla gelişen ve büyük potansiyel sunan bir bölgeydi. Bu adım, bizim için yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda vizyoner bir dönüşümün de başlangıcıydı.
1997 yılında Koç Holding’in bünyesine katılmamızla birlikte RMK Marine, ileri teknolojiyle buluştu ve uluslararası arenada rekabet edebilecek bir yapıya kavuştu. Bu süreçte hem altyapımız hem de vizyonumuz köklü bir şekilde yenilendi.
Bugün, Tuzla’daki 100 dönümlük alanda, 30 dönümü kapalı üretim sahası olmak üzere yüksek kapasiteli bir tersaneye sahibiz. 200 metre uzunluğunda ve 30 bin DWT’ye kadar gemiler inşa edebiliyor, motorlu ve yelkenli yatlarda 100 metreye kadar projelere imza atabiliyoruz.
ASKERİ İNŞAYA GEÇİŞ
Şirketimiz uzun süre yalnızca gemi inşaatı ile faaliyet gösterdi. Koç Holding çatısı altına katılmamızla birlikte, ürün yelpazemiz de hızla genişlemeye başladı.
Zamanla askeri ve ticari gemilerden lüks yatlara ve özel projelere kadar uzanan geniş bir portföy oluşturduk. Bu çeşitlilik, RMK Marine’i hem yerel hem de küresel ölçekte çok yönlü, güçlü ve anahtar teslim projeler sunan güvenilir bir oyuncu haline getirdi.
Son dönemde hayata geçirdiğimiz yeni projeler ve yatırımlarla bu büyümeyi hızlandırdık. Önümüzdeki dönemde özellikle yat inşası ve askeri gemi üretiminde yeni atılımlar gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.
RMK MARINE’İN BÜYÜK GÜCÜ
Bugün RMK Marine, ticari ve askeri gemilerin yanı sıra, motorlu ve yelkenli yat üretiminde geniş bir ürün portföyüne sahip nadir tersanelerden biri. Sektörde çoğu tersane tek bir alanda uzmanlaşırken, biz yüksek kapasitemiz, güçlü proje yönetimi ve tasarım yetkinliğimiz sayesinde bu 3 alanda da başarılı şekilde faaliyet gösteriyoruz. Örneğin, Türkiye’de LNG Bunker Gemisi üretebilen tek tersaneyiz. Bu alandaki deneyimimiz sayesinde güçlü bir talep görüyor ve yeni bir sözleşmeyle üretime kesintisiz devam ediyoruz.
Ayrıca, rüzgar destekli gemiler kategorisinde de ülkemizdeki tek üreticiyiz. Şu anda, dünyada ilk olacak bir yelkenli ro-ro gemisi inşa ediyoruz. 80 metre yüksekliğindeki yelken direklerinin montajı, dünya çapında ilk kez uygulanacak bir operasyonla 2 gün sürdü.
Aynı anda 4 büyük ticari gemi ve 4 yat projesini yürütebilecek kapasiteye sahibiz. “Büyük” derken, 90 metre üzerindeki ticari gemilerden bahsediyoruz. Şu anda inşası süren 5 ticari gemi, 1 askeri gemi ve 1 megayat projesiyle toplam 7 aktif projemiz bulunuyor.

ÜRETİMDE TEKNOLOJİ FARKI
Teknoloji, gemi inşa sektöründe büyük bir dönüşüm yarattı. Üretim süreçleri hızlandı, ürünlerin jenerasyon süresi kısaldı. Haliç’teki ilk yıllarımızda düşük teknolojiyle ve yoğun iş gücüyle üretim yapılıyordu. Ancak, 1997 sonrası dönemde bu tablo kökten değişti.
O yıllarda, yüksek teknoloji gerektiren ürünlerde büyük ölçüde dışa bağımlılık söz konusuydu. Biz ise müşteri odaklı, anahtar teslim çözümler sunarak farklılaştık. Tasarım süreçleri daha uzun sürse de, üretime geçtiğimizde verimliliğimiz ve hızımız dikkat çekici şekilde arttı.
2024’te tamamladığımız 135 metrelik bir LNG tankeri 2 yılda inşa edildi. Aynı yıl, 37 metrelik motor yatın üretimini gerçekleştirdik. 2025’te bir askeri gemi ve bir ticari gemi, 2026’da ise iki büyük ticari gemi ve bir yat projesi teslim etmeyi planlıyoruz.
1997’den bu yana 30 ticari gemi ve 6 askeri gemi ürettik. 30 metre üzerindeki motor ve yelkenli yatlarla birlikte 65 projeyi başarıyla tamamladık. Bu, yılda ortalama 2.5 proje demek.
Ancak, yat ve 136-140 metre uzunluğundaki LNG gemisinin üretim süreçleri arasındaki farkı göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yalova’daki yeni yat tersanesi yatırımımız devam ediyor. Bu adımla, yat üretimimizi Yalova’ya taşıyacak, Tuzla’daki ticari ve askeri gemi inşa kapasitemizi ise iki katına çıkaracağız.
ROBOTLAR İŞ BAŞINDA!
Gemi inşa sektörü, küresel ölçekte teknolojik bir dönüşüm sürecinden geçiyor. RMK Marine olarak bu dönüşümün öncülerinden biriyiz. Sektörde robotik kaynak teknolojisini kullanan ilk tersanelerden biri olarak, çelik ve alüminyum gibi malzemeleri robotik sistemlerle işleyerek üretim verimliliğimizi önemli ölçüde artırıyoruz.
Tüm kurumsal kaynaklarımızı ERP sistemleri üzerinden dijital olarak yönetiyoruz. Malzeme takibinden personel performansına kadar her süreç dijitalleşmiş durumda. Koç Holding bünyesinde yer almak, bu dijital dönüşüm yolculuğumuzda bize büyük bir ivme kazandırıyor.
Endüstri 4.0, yapay zeka ve robot teknolojileri; üretim sürelerini kısaltırken iş gücü ihtiyacını optimize ediyor. Robotik çözümler sadece üretimde verimlilik sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda nitelikli insan kaynağı açığını da kısmen telafi ediyor. Elbette bu teknolojilerin sektörde tam anlamıyla entegre edilmesi sürecinde hâlâ bazı zorluklarla karşılaşıyor. Ancak biz, bu zorlukları aşmak için ciddi yatırımlar yapıyoruz.
YAPAY ZEKANIN KRİTİK ETKİSİ
Robotik sistemler sayesinde eş gemi (sister ship) üretiminde yüzde 30’a varan verimlilik artışı sağladık. Yakın gelecekte bu oranın yüzde 50’ye ulaşmasını bekliyoruz. Bu verimlilik yalnızca üretimi değil, tedarikçi süreçlerini de etkiliyor. Robotik kaynak istasyonları blok imalat süresini azaltırken, tedarik zincirinde hızlı işbirliği sağlandığında teslimat süreleri daha da kısalıyor.
Yatların teslim süresi ise boyutlarına ve tasarım özelliklerine göre değişiyor. Örneğin, 136 metrelik bir yelkenli yatın üretimi yaklaşık 1.5 yıl sürdü, toplam teslim süresi ise 2 yıl oldu. 50 metre boyutundaki bir yatın üretimi ise ortalama 2 yıl alıyor. Ancak eş gemi üretiminde tasarım süreleri çok daha kısa sürdüğü için teslim süreleri ciddi oranda azalabiliyor.
Şu anda RMK Marine’de çalışan sayısı 210, bunun büyük çoğunluğu beyaz yaka. Robotik sistemlerin yaygınlaşmasıyla birlikte mavi yaka ihtiyacı azalacak; alt yüklenici iş yapıları da dönüşüme uğrayacak.
Yapay zeka ve robotik teknolojilerin etkisiyle gemi ve yat üretiminde yüzde 30 ila yüzde 50 arasında zaman tasarrufu sağlanabiliyor. Ancak bu süreler, geminin boyutu, tasarım özellikleri ve tedarikçi performansları gibi birçok faktöre bağlı olarak şekilleniyor.

GLOBAL ŞİRKET YOLCULUĞU
RMK Marine, uluslararası alanda tanınan bir Koç markası olarak globalleşme sürecine girdi. Bu dönüşüm, yalnızca kurumsal kimliğimizden değil, aynı zamanda gerçekleştirdiğimiz başarılı uluslararası projelerden de kaynaklanıyor.
Bugün yürütmekte olduğumuz 7 aktif projeden 5’inin müşterisi yurt dışında, 4’ü ise Avrupa menşeli. Geçmiş projelerimiz de ağırlıklı olarak ihracat odaklıydı ve bu eğilim artarak devam ediyor. Tamamen ihracata odaklanan bir şirket olma yolunda ilerliyoruz.
Geçtiğimiz yıl Avrupa’nın en büyük LNG tankeri projesini teslim ettik. Ayrıca, dünyada ilk kez inşa edilen yelkenli ro-ro gemimiz, yüzde 90 oranında rüzgar enerjisiyle çalışmasıyla sürdürülebilirlik açısından önemli bir adımı temsil ediyor.
Bu tür yenilikçi projeler sayesinde Avrupa’da tanınan ve güvenilen bir çözüm ortağı haline geldik. Artık doğrudan RMK ismiyle görüşmeler gerçekleştiriyor, Avrupa’nın 10 ülkesine 30’dan fazla büyük gemi teslim etmiş bulunuyoruz. Kalitemizden ödün vermememiz en büyük gücümüz. Özellikle insan sağlığı ve çevre konularına gösterdiğimiz özen, Avrupalı müşteriler tarafından takdir görüyor. Sürdürülebilirlik vizyonumuz, rekabet avantajı yaratıyor.
YENİ 10 YIL VİZYONU
Teknolojinin baş döndürücü hızla geliştiği bir çağda “10 yıllık vizyon” bile artık kısa vade bir hedef. Biz de vizyonumuzu bu hızla güncelliyoruz… Amacımız, sürdürülebilir dünya denizciliği için ileri teknoloji çözümler sunan, küresel ölçekte öncü bir tersane olmak.
Mevcut durumda 200 metre uzunluğa ve 30 bin ton ağırlığa kadar gemi inşa edebiliyoruz. Hedefimiz, aynı anda üretebildiğimiz gemi sayısını artırarak bu kapasiteyi iki katına çıkarmak. 10 yıl içinde robotik sistemlerle donatılmış üretim hatları sayesinde bu hedefe ulaşmayı planlıyoruz. Dolayısıyla ticari ve askeri gemi üretimi açısından mevcut kapasitemizi iki katına çıkarabileceğiz. Bu artış, hem büyük gemilerde hem de yatlarda geçerli olacak.
Yeni yat tersanemizle birlikte 50 metre üzeri mega yatlar inşa etmeye başlayacağız. İnsan denetiminde çalışan insansız üretim hatlarıyla yapısal inşaları tamamen robotlarla gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz.
RMK Marine’e geldiğimde ilk önceliğim, ürün gamını geliştirmek oldu. Gemi inşa eden çok sayıda tersane var; fark yaratmak için katma değerli ürünlere odaklanmamız gerekiyor. RMK Marine’in sıradan bir tanker üreticisi olmasını istemiyorum. Her ürün segmentinde ihracatı hedefliyor ve 2025 yılı sonuna kadar bu hedefin ilk adımlarını atmayı planlıyoruz. Yat inşasında ise RMK Marine, 10-15 yıl önce oldukça aktifti, ancak COVID öncesinde yaşanan ekonomik istikrarsızlıklar ve 2007-2008 yıllarındaki resesyon gibi faktörler nedeniyle bir süre duraksadı. RMK Marine’i, her coğrafyada güçlü bir temsilci olarak konumlandırmak istiyoruz. Bayrağımızı küresel pazarlarda dalgalandırmak ve marka bilinirliğimizi artırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
YEŞİL YAKITLI GEMİ
Asya ülkeleri, özellikle Çin, büyük tonajlı gemileri yüksek adetlerde ve düşük maliyetle üreterek fiyat odaklı rekabet avantajı sağlıyor. Bu koşullarda standart üretimle rekabet etmek mümkün değil.
Biz ise sürdürülebilirlik, ileri teknoloji ve katma değer odaklı projelerle farklılaşıyoruz.
Yeşil yakıtla çalışan yelken destekli ro-ro gemisi projemiz, başlangıçta riskli görülse de sonunda büyük bir başarıya dönüştü. Şimdi ise yelkenli konteyner gemileri üzerinde çalışıyoruz. Bu tarz çevreci ve yenilikçi projeler, sektördeki konumumuzu daha da güçlendiriyor. Yat inşa sektöründe ise Türkiye, dünya sıralamasında İtalya’nın ardından ikinci sırada. RMK Marine olarak bu alandaki büyümemizi sürdürüyoruz. Yalova’daki yeni tersanemizin devreye girmesiyle üretim kapasitemizi artıracak ve global pazardaki konumumuzu pekiştireceğiz.
İLHAM KAYNAĞIMIZ RAHMİ BEY
SAYIN RAHMİ KOÇ’UN DENİZE VE DENİZCİLİĞE OLAN TUTKUSUNU BİLMEYEN YOKTUR. KENDİSİ ENDÜSTRİYEL ALANDA OLDUĞU KADAR DENİZLERİMİZİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ ANLAMINDA DA BİR ÖNCÜDÜR. SAYISIZ SOSYAL SORUMLULUK PROJESİNDE İMZASI OLAN, BİR DENİZ MÜZESİ KURARAK İNSANLIĞA ARMAĞAN EDEN RAHMİ BEY’İN BU TUTKUSU BİZLERİ DE MOTİVE ETMEYE DEVAM EDİYOR.

RMK MARİNE’İN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VİZYONU
- VİZYON Türkiye’de ve dünyada denizcilikte çevreci dönüşümün öncülerinden olduğumuza inanıyoruz. Denizlerin korunması ve gelecek nesillere temiz bir çevre bırakılması en önemli hedeflerimiz arasında. Yeni marka kimliğimizin somut yansımalarından biri de ocak ayında denize indirdiğimiz, rüzgar enerjisiyle çalışan Yelkenli RORO Gemisi oldu.
- EMİSYONLARI AZALTAN GEMİ Rüzgar enerjisiyle çalışan yelkenli gemimiz, Atlantik Okyanusu’nu rüzgar gücüyle geçecek şekilde tasarlandı. Fosil yakıt tüketimini yüzde 80, sera gazı emisyonlarını ise yüzde 90 oranında düşürüyor. 5 bin ton taşıma kapasitesine sahip olan bu gemide, 80 metreye kadar yükselen katlanabilir karbon direkler kullanılıyor.
- BIO-LNG PROJESİ Bir diğer önemli adımımız ise LNG Bunker Gemisi projemiz. 2027 yılında teslim edilmesi planlanan bu gemi, LNG ve bio-LNG ile çalışacak. Sülfür oksit emisyonlarını sıfıra indirecek, azot oksit emisyonlarını yüzde 85 oranında ve karbondioksit salınımını yüzde 23 oranında azaltacak. Bio-LNG ise yaşam döngüsü boyunca sera gazı salımını yüzde 90 oranında düşürecek ve yenilenebilir yapısıyla deniz taşımacılığını çevreci hale getirecek.
PAZARIN YÜZDE 95’İ 3 ÜLKENİN
- 3 ÜLKE ETKİSİ Dünya ticari gemi inşa pazarı uzun süredir Çin, Güney Kore ve Japonya’nın hakimiyetinde. Bu üç ülkenin toplam pazar payı yüzde 95 seviyesinde.
- %2’DEKİ TÜRKİYE Türkiye’nin de içinde yer aldığı Avrupa grubu ise yalnızca yüzde 2’lik bir paya sahip. Bu yüzde 2’lik dilim içinde Türkiye’nin payı yüzde 14 civarında.
- YAT ÜRETİMİ Bu alanda ise İtalya, maliyet-fayda dengesi bakımından oldukça güçlü bir konumda. Türkiye ise hızlı hareket ederek fiyat-performans açısından önemli bir rekabet avantajı yakaladı. Ancak Hollanda gibi yüksek kaliteli üretim yapan ülkelerle rekabet devam ediyor. Özellikle Polonya, 30 metre altı yat segmentinde Türkiye için güçlü bir rakip haline geldi.
TİCARİ GEMİ İNŞASININ ZOR YILI
- 2024 yılı, ticari gemi inşa sektörü açısından oldukça zorlu geçti. Şu ana kadar büyük çaplı yeni projeler imzalayan çok az sayıda tersane mevcut. Bu sınırlı sayıda tersane arasında yer aldığımızı söyleyebilirim.
- Bunun yanı sıra yat sektörü büyümesini sürdürüyor. Yeni sipariş almamış olsak da önceki yıllardan gelen sözleşmeler doğrultusunda üretimlerimiz devam ediyor. 2025 yılında yeni bir yat projesi imzalamayı hedefliyoruz.
- 2024 yılında yaklaşık 480 milyon dolar ile yük gemileri sektör ihracatında ilk sırada yer aldı. Onu 442 milyon dolar ile yatlar takip etti.
- Türkiye’nin mega yat imalatında dünya genelinde büyük bir sıçrama yaptı ve 146 mega yat siparişiyle dünyada yüzde 12.9’luk pazar payına ulaştı. Toplam yat uzunluklarına bakıldığında ise bu oran yüzde 14’e yükseldi.
KRİTİK RAKAMLAR
- %95: Ticari gemi inşasında Çin, Güney Kore ve Japonya üçlüsünün pazar payı, tüm dünyada üretilen ticari gemi pazarının %95’ini oluşturuyor.
- %2: Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa’nın payı ise %2 düzeyinde. Bunun içinde Türkiye’nin payı ise yaklaşık %14’e ulaşıyor.
- 85 TERSANE: GİSBİR verilerine göre 2002 yılında 37 adet olan faal tersane sayısı, 2008’de 58’e, 2021’de 84’e ulaştı. Şimdi ise 85 faal tersane var.
- 13 TERSANE: Türkiye’de 13 adet tersane alanı belirlenmiş durumda ve bunlardan 7’si yatırım aşamasında.
- 200 METRE: Tuzla’daki 100 dönümlük alanda, 30 dönümü kapalı üretim sahası olmak üzere yüksek kapasiteli bir tersaneye sahibiz. 200 metre uzunluğunda ve 30 bin DWT’ye kadar gemiler inşa edebiliyoruz.
- 7: Aynı anda 4 büyük ticari gemi ve 4 yat projesini yürütebilecek kapasiteye sahibiz. Şu anda toplam 7 aktif projemiz bulunuyor.
REKABET GİDEREK SERTLEŞİYOR
- COVID ETKİSİ Son 5 yılda küresel rekabetin giderek sertleştiğine şahit oluyoruz. COVID-19 pandemisi bu dönüşümde kritik bir eşik oluşturdu. Bu durum, denizcilik sektörünün önemini küresel ölçekte bir kez daha ortaya koydu.
- YAT İLGİSİ Aynı dönemde, bireysel yaşam alanlarına yönelik talebin artmasıyla birlikte yat sektöründe dramatik bir yükseliş yaşandı. Bu yükseliş, büyük tersanelerin yeniden canlanmasını ve daha önce küçülmeye gitmiş üreticilerin tekrar piyasaya dönmeye sağladı.
- TÜRKİYE’DE YAT SAHİPLİĞİ Pandemi sonrası dönemde yat sahipliğinde küresel çapta ciddi bir artış gözlemlendi. Türkiye de bu trendden olumlu şekilde etkilendi. Son 5 yılda ülkemizde yat sahipliği düzenli bir artış gösterdi.
- YERLİ ÜRETİCİLER GELİYOR Bu artan talep, yerli üretici sayısında da artışa neden oldu. Tecrübeli üreticiler genellikle 40 metre ve üzeri mega yatlara yönelirken, yeni üreticiler daha küçük boyutlu motor yatlara odaklandılar. Ancak üretici sayısındaki artışa rağmen toplam üretim kapasitesi halen çok yetersiz
- TESLİM SÜRESİ İtalya’da sipariş teslim süreleri 5-6 yıla kadar uzarken, Türkiye’de 1-2 yıl gibi kısa teslimat süreleri artık çok nadiren teklif edilebiliyor. Artan bu talep yalnızca üretimi değil, aynı zamanda bakım, onarım ve refit (yenileme) hizmetlerini de kapsıyor. Yatların sürdürülebilir bir şekilde faaliyet göstermesi için bu hizmetler çok kritik.


