in , ,

İnsan hafızası gerçekten dolar mı?

Bilgisayarınız açık, kahveniz yanınızda… Çalışmaya hazırsınız. Ama birkaç saniye sonra şu soruyla duraksıyorsunuz: “Ben şimdi ne yapacaktım?” Ekranda açık sekmeler, telefonda bekleyen mesajlar, zihinde yarım kalmış onlarca düşünce… Acaba gerçekten “kafamız dolu” mu, yoksa zihnimiz iyi organize edilemediği için mi bu karmaşa yaşanıyor?

insan-hafızası-gerçekten-dolar-mı

YAZI: İPEK KOŞAN

Harvard Üniversitesi’nden Prof. Jeff Lichtman ve ekibi, insan beyni konusunda çok önemli bir araştırmayı tamamladı. İnsan beyninin kapasitesini göstermesi açısından kritik bir dönem noktası olarak değerlendirilen bu araştırma, dikkat çekici rakamları da ortaya koydu. Buna göre insan beyninde yaklaşık 86 milyar nöron var. Bu nöronlar arasında yüz trilyonlarca bağlantı (sinaps) bulunuyor. Bu nedenle beyin için “süper bilgisayardan daha güçlü” tanımlaması yapılıyor.

Prof. Lichtman’ın araştırması, hafıza ve öğrenmenin beyindeki bağlantıların güçlenmesi, zayıflaması veya yeniden düzenlenmesiyle ilgili olduğunu vurguluyor: “Hafıza, yeni nöron üretiminden çok sinaptik bağlantı ağının yeniden yapılandırılmasıyla ortaya çıkıyor.”

İzmir Medicana Hastanesi’nde görev yapan Doç. Dr. Armağan Uysal da bu alandaki önemli isimlerden biri. Aynı zamanda tiyatro ile de ilgilenen ve araştırmalar yürüten Doç. Dr. Uysal, Amerika’daki Dünya Beyin Sağlığı Örgütü’nde 1 yıl boyunca tam burslu olarak çalışmalar yaptı. Bu süreçte tiyatro faaliyetlerine de devam etti.

2024’te Türkiye’ye dönen Armağan Uysal, bugüne kadar 500’den fazla tiyatro oyununda görev aldı. Alzheimer hastalığına yönelik hazırladığı profesyonel filmler Türkiye’de sahnelendi. Zihin üzerine bilimsel çalışmalarını sanatla birleştiren Uysal, beynimizi daha verimli nasıl kullanabileceğimize dair değerli bilgilerini Fast Company Türkiye okurları için paylaştı:

HAFIZANIN SINIRLARI VAR MI?

NASA’nın Hubble teleskobunu düşünün… Bu uzay teleskobu bugüne kadar evrende trilyonlarca galaksinin sayısız fotoğrafını çekerek uzayın derinliklerini keşfetmemize olanak sağladı. Ancak beynimizin kapasitesi, Hubble’ın çektiği fotoğraflardan çok daha büyük, adeta kendi içinde bir evren barındıran devasa bir yapı gibidir.

Beynimizde 86 milyar sinir hücresi bulunuyor ve bu hücreler arasında 10 üzeri 27 adet bağlantı var. Bu büyüklükteki bir sayıyı hem hayal etmek hem de tam olarak kavramak oldukça zor. Hafıza ise beynin bu devasa sinir ağı içinde evrenden daha büyük bir alan kaplıyor. Bu büyüklüğe rağmen zaman zaman insanlar, “hafızam dolu” hissine kapılabilir.

“KAFAM DOLU” HİSSİ NEDİR?

“Hafızam doldu” hissi, çoğu zaman gerçek bir kapasite sorunundan değil, işlem yoğunluğundan kaynaklanıyor. İnsan, zihinsel olarak bir eşik noktasına, “tamam” dediği yere ulaştığını hisseder. Şöyle örneklendirelim: İskoçya’nın meşhur kütüphaneleri vardır. Bu kütüphaneler, hem enine hem boyuna, devasa ahşaplarla örülü, yüzbinlerce kitabın bulunduğu yerlerdir. Hafızamız da böyle bir kütüphaneye benzer. Gün içinde edindiğimiz bilgiler bu kütüphaneye taşınır, sınıflandırılır ve raflara yerleştirilir. Ancak yoğunluk arttığında, bu düzenleme süreci aksayabilir. Çok sayıda işlem yapan bir bilgisayarın geçici olarak donması gibi… Beyin de duraksama sinyalleri verir ve ara vermek ister.

Gün içinde beş duyunuzla aldığınız bilgileri beyin işler ve daha önceki hatıralarınızla birleştirir. Yoğun iş temposunda, önceki hafıza kayıtlarınız ile o anda öğrendiklerinizi harmanlamak beyni yorar. Bilgisayar uzun süre açık kaldığında ve birçok sayfayı aynı anda açtığınızda, bazen fare imlecinin kaybolduğunu fark edersiniz, çünkü ekran donmuştur. İşte beyin de benzer şekilde “Biraz mola vermem lazım, hafızamda yer kalmadı” der. Aslında hafızanızda yer vardır, ancak bu bilgilerin önce işlenmesi gerekir.

UNUTMAK, DOĞRU DEĞİL!

Çoğu unutkanlık, bilginin kaybolmasından değil, doğru şekilde işlenmemesinden kaynaklanır. Beynin bu “düzenleme” sürecinin en önemli aşaması ise uykudur. Uyuduğumuzda, o gün yaşadığımız olaylar, aldığımız bilgiler ve yaşadığımız deneyimler işlenip, “önemli, önemsiz ve çok önemli” şeklinde sınıflandırılır. Hafızadaki tüm deneyimlerimiz—kitaplar gibi—raf sistemine düzgün bir şekilde yerleştirilir. Yetersiz uyku ise bu sistemi bozarak, bilgilerin “rafına kaldırılamamasına” neden olur. Sonuç olarak, “Dilimin ucunda ama hatırlayamıyorum” hissi ve bilgiyi bulamama durumu ortaya çıkar.

ZİHİN NASIL GÜÇLENİR?

Kaliteli uyumak, düzenli egzersiz yapmak, dengeli beslenmek, sevdiğiniz işi yapmak ve sosyal etkileşimde bulunmak, beyinde yeni sinir ağları oluşturur. Bir bilginin kalıcı hale gelmesi için tekrar edilmesi gerekir. Ortalama olarak bir konuda ustalaşmak için yaklaşık 40 saatlik tekrar gerektiği ifade ediliyor. İş dünyasında buna “deneyim” deniliyor.

Ancak burada önemli bir risk vardır: Rutin. Bir kişi, sürekli öğrendiği işi tekrarladığında, yeni sinir bağlantısı oluşmuyor ve kişiye yeni bakış açısı getirmiyor. Dolayısıyla hafıza aslında açık ama işleyen demiri parlatacakken, onu tek bir kanala sokup burada köreltiyor. Kişi bunu kendisi fark etmeli. “Ben gerçekten istediğimde neler yapabiliyorum?” sorusu sorulmalı.

Beyin, yenilikle beslenir. Farklı alanlara yönelmek, yeni insanlarla iletişim kurmak ve alışılmışın dışına çıkmak hafızayı aktif tutar. Bu durum çoğu zaman konfor alanını zorlar; ancak zihinsel gelişimin anahtarı tam da burada yatar.

DİNLENDİRMEK MÜMKÜN MÜ?

Bazı insanlar meditasyonla, bazıları da doğa yürüyüşleriyle hafızasını dinlendirir. Gitar çalanlar ve spora gidenler de vardır. Kimileri ise işini bir kenara bırakıp, başka bir profesyonel işle meşgul olarak bunu sağlar. Örneğin, ben 08.00–17.00 çalışıp, sonrasında tiyatroya provaya gidiyorum. Herkes “Yorulmuyor musun?” diye soruyor; hayır, yorulmuyorum. Çünkü, bu tamamen farklı bir iş. Yeni bir ortama geçtiğimde önceki işi özlüyorum, bu da zihnimi taze tutuyor. Dolayısıyla, hafızayı “boşaltmak” süreci kişiden kişiye değişse de bunun doğru ifadesi, hafızayı dinlendirmek ve olgunlaşmamış hafızaya olgunlaşması için süre tanımaktır.

TEHLİKE İŞARETİNE DİKKAT

Unutkanlıkla birlikte akla hemen ‘demans’ gelmemeli… Bu, en son ihtimal olarak düşünülmeli. Günlük stres, endişe bozukluğu veya depresyon gibi duygu durumları sizi unutkanlığa itiyor olabilir. Ayrıca tiroid bozukluğu, B12 veya folik asit gibi vitamin eksiklikleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Eğer bunların hiçbiri söz konusu değilse, bir uzmana başvurarak organik bir sorun olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Çoğu zaman kişiler, etrafa yansımadan, unutkan olduklarını kendileri fark eder. Örneğin bir beyaz yakalı, saat 12’de ofis dolabını açıp ne alacağını hatırlamayabilir. “Ben ne yapacaktım?” diyerek dolabı kapatır. Arka tarafta onlarca pencere açıktır ve bu pencereleri kapatmadığı için dolapta neye baktığını hatırlayamaz. Çünkü o anda daha öncelikli işleri vardır.

Bunun yanı sıra günlük yaşam aktivitelerinin aksaması ise ciddi bir problemdir. Kişi yer veya yön kaybı yaşıyor, yanlış duraklarda iniyor, evinin yolunu bulamıyor, yakın dönemde konuşulanları unutuyor, iş yerinde ciddi hatalar yapıyor veya para sayarken hata yapıyorsa, bu durum organik bir patolojiye işaret eder. Herkes zaman zaman unutkanlık yaşasa da, bu tür sorunlar genellikle 65 yaş ve üzeri kişilerde daha sık görülür.

İNSAN HAFIZASININ MÜTHİŞ GÜCÜ

  • 3 MİLYON Prof. Paul Reber’e göre beynin hafıza kapasitesi yaklaşık 2,5 petabayt/2,5 milyon gigabayt. Bu da 3 milyon saatlik yüksek çözünürlüklü video depolamaya eş değer.
  • 86 MİLYAR Doç. Armağan Uysal, “Beynimizde 86 milyar sinir hücresi ve bunların arasında 10 üzeri 27 adet bağlantı var. Bu büyüklüğü hayal etmek bile zor” diyor.
  • 1 MİLYAR Scientific American’a göre insan beyni 1 milyar nörondan oluşur. Her nöron, diğer nöronlarla 1.000 bağlantı kurar; bu da toplamda 1 trilyondan fazla bağlantı anlamına gelir.
  • %50 Psikolog Hermann Ebbinghaus’ın araştırması, yeni öğrenilen bilginin %50’sinin ilk 1 saat, %70’inin 24 saat ve %90’ının da birkaç gün içinde unutulduğunu ortaya koydu.
  • 800 KELİME İnsan beyni dakikada 400-800 kelime işleyebilir, günlük 10-100 arası görseli algılayabilir.

UNUTMAK DA SAĞLIKLIDIR

“Her şeyi hatırlamak mümkün olmadığı gibi gerekli de değildir. Beyin, gereksiz bilgileri eleyerek sistemi verimli tutar. Bu durum ‘sağlıklı unutkanlık’ olarak tanımlanır. Ancak unutkanlık günlük yaşamı etkilemeye başladığında, dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Stres, endişe ve vitamin eksiklikleri gibi birçok faktör bu durumu tetikleyebilir.”

BEYİN SAĞLIĞI İÇİN 5 ÖNERİ

  1. Düzenli egzersiz
  2. Kaliteli uyku
  3. Dengeli beslenme
  4. Sevilen işi yapmak ve anlam bulmak
  5. Sosyal etkileşim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

hızlı-duruş-riski-var1

Hızlı duruş riski var

yağmuru-kim-yağdırcak

Yağmuru kim başlatacak?