Ceran, ürün odaklı yaklaşımını, girişimcilik yolculuğunu ve hukukun yapay zeka ile nasıl dönüşeceğini anlattı.
İş dünyasına önemli yenilikler getirmek üzere yola çıktı: Birincisi, her zaman güvenebileceğiniz bir yapay zekanın mümkün olduğunu göstermek oldu. Hukuk, en küçük bir hatanın bile çok büyük sonuçlar doğurabildiği bir alan. Yapay zeka ise hata yapabilen, teknik ifadeyle halüsinasyon üretebilen bir teknoloji. Farkımız, verdiği her cevabı gerçek kaynaklara dayandırabilen ve doğrulanabilir sonuçlar sunan güvenilir bir yapay zeka asistanı geliştirmek oldu. İkinci yeniliğimiz, “önce ürün” felsefemiz. Neredeyse tüm zamanımı Jupytr’i mükemmelleştirmeye adadım. Harvey ve Legora gibi milyarlarca dolar değerlemeye sahip dünyanın en büyük legal-tech oyuncuları rakibimizdi. Ama ürün iyi olursa, rakipler ne kadar büyük olursa olsun başarılı olabileceğimize inanıyordum.
Üçüncüsü ise yeni bir girişimcilik modelinin mümkün olduğunu göstermek istedim. Klasik startup büyüme sürecinde önce bir ortakla başlarsınız, sonra yatırım alırsınız ve turlara çıkarsınız. Biz bunun tersinin de mümkün olduğunu gösterdik. Yatırım almadan, tek başına yola çıktım. Yalnızca yapay zekânın sunduğu verimlilikten yararlanarak kârlı ve büyüyen bir şirket kurmanın mümkün olduğunu kanıtladık.
KIVILCIMI ÇAKAN DAVA SÜRECİ
Ben de birçok kişi gibi ev sahibimle davalık oldum. O süreçte ilk kez “içtihat” gibi terimlerle tanıştım. Hukuki süreçleri içeriden, çok yakından gözlemleme fırsatım oldu. Bir kullanıcı ve müvekkil olarak yaşadığım o deneyim bende bir kıvılcım çaktı.
Benim işim yıllardır gözlemlemek, problemi keşfetmek ve ona çözüm bulmaktı. P&G’de bir tüketicinin, McKinsey’de ise büyük kurumların ihtiyaçlarını anlamaya ve bunlara çözüm üretmeye odaklandım.
Teknolojiye yakın, yapay zekadaki gelişmeleri yakından takip eden biriyim. İşte o zaman kendime şu soruyu sordum: “Hukuk süreçlerini kolaylaştırıp hızlandırabilir miyim?” Hukukun geleceğinin nasıl şekilleneceğini düşünmeye başladım ve gördüğüm tablo oldukça netti. Bu alan büyük bir dönüşümün eşiğindeydi. Yapay zeka ile çok daha verimli hale gelecekti. Ben de bu dönüşümün bir parçası olmak istedim.
6 AYDA 600 MÜŞTERİ
Jupytr tek bir kişiyle başladı. Ürünü tasarlayan, kodlayan ve müşterilerle iletişime geçen kişi ilk başta sadece bendim. Bugün ise büyümeye devam eden 4 kişilik bir ekibimiz var. Ürünü yayına aldıktan sadece 6 ay sonra 600 düzenli ödeme yapan kullanıcıya, 50 bin dolar aylık tekrarlayan gelire (MRR) ve 600 bin dolar yıllık tekrarlayan gelire (ARR) ulaştık. Üstelik bunu, çoğu startup’ın aksine kârlı ve pozitif nakit akışıyla başardık. Belki de en sevdiğim kısım şu: Mart 2026’ya kadar tamamen kulaktan kulağa büyüdük. Pazarlamaya ayırdığımız ilk 5 bin dolar, yalnızca ilk ayda 10 bin dolar abonelik geliri getirdi. Üstelik buna müşterilerin ömür boyu değeri dahil değil. Martta başlayan o kartopu etkisi büyüyerek devam ediyor. Ama hâlâ yolun çok başındayız. Türkiye’de yaklaşık 200 bin avukat var, ancak Jupytr’i duyup deneyen kişi sayısı henüz 3 binin biraz üzerinde. Beni asıl heyecanlandıran ise müşterilerimiz. Garanti BBVA, Türkiye Finans, Alternatif Bank, Hayat Finans, Hergüner Hukuk, Ernst & Young, Allianz ve Eczacıbaşı gibi kurumlar bizim tercih ettiler. Üstelik bunu Harvey ve Legora gibi global markaların bulunduğu bir pazarda yaptılar.
SIRA YATIRIMA GELDİ
Bugüne kadar hiç yatırım almadık. En güçlü yanlarımızdan birinin de bu olduğunu düşünüyorum. Çok iyi bir ürünümüz var ve kurumsal müşterilerle kârlı bir iş modelinin dışarıdan sermaye almadan da mümkün olabileceğini gösterdik. Elimizde artık bir teori değil, kanıtlanmış bir model var. Bu nedenle yatırımın tam zamanı olduğunu düşünüyoruz. Bugün sektördeki oyuncuların çoğu avukatları bireysel seviyede daha verimli hale getirmeye çalışıyor. Daha hızlı okusun, daha hızlı taslak hazırlasın, daha hızlı incelesin…
Bizim hedefimiz ise farklı. Bireysel avukatlara yardımcı olan bir araçtan, hukuk departmanlarının iş süreçlerini uçtan uca yönetebilen otonom bir yapay zeka hukuk iş gücüne geçişi tasarlıyoruz. Rutin işlerde sınırsız kapasiteyle çalışabilen dijital ekipler yaratmayı hedefliyoruz. Bu yaklaşım pazarın boyutunu da değiştiriyor. Üyelik bazlı abonelik modelinde yaklaşık 5 milyar dolarlık bir pazar bulunurken, uçtan uca hizmet modelinde bu rakam 200 milyar dolara kadar çıkıyorlar.
ZORLUKLARI NASIL AŞTIK?
TEK KİŞİYLE BAŞLAMA tek başıma bir irade ve disiplin savaşı vermek, ilk büyük zorluğum oldu. Kurumsal hayatta yüksek standartlara alışkındım, ancak bir yöneticiye ya da takvime bağlı olmadan çalışmak bambaşka bir kararlılık gerektiriyordu. Bu nedenle hayatımı adeta bir kampa dönüştürdüm; bir yıl boyunca tüm odağımı Jupytr’e vererek sıfırdan yazılımı, yapay zekayı ve teknik altyapıyı öğrendim.
KONFOR ALANINI TERK İkinci büyük zorluk, yıllardır sahip olduğum güvenceyi, statüyü ve konforu geride bırakmaktı. İyi şirketlerde ve iyi pozisyonlarda geçen 15 yılın ardından bilinmeze adım atmak kolay değildi. Bunu ancak gördüğüm fırsata duyduğum güçlü inanç sayesinde aşabildim. Bir kez karar verdikten sonra geri dönüşü düşünmedim.
BEŞ FARKLI ŞAPKA Bu dönemde 1 günde 5 farklı rol üstlenmem gerekti. Sabah satış görüşmeleri yapıyor, öğlen ürün kararları alıyor, akşam müşteri talepleriyle ilgileniyor, gece ise yazılım geliştiriyordum. Zamanla bunları ayrı işler olarak görmekten vazgeçtim. Her müşteri görüşmesini bir öğrenme fırsatı, her geri bildirimi ise ürünü geliştirecek bir veri olarak değerlendirmeye başladım.

