YAZI: M. RAUF ATEŞ

Bundan yaklaşık 10 yıl önce açıklanan PwC Global CEO araştırmasında CEO’lara, “Sizi strese sokan etkenler nelerdir?” sorusu yöneltilmişti. 77 ülkeden 1322 CEO ile gerçekleştirilen araştırmada, gelecek 12 ayı kapsayan görüşler talep edilmişti. CEO’lar, 2015 yılının ilk günlerinde yapılan araştırmada ilk sıraya yüzde 78 ile “Aşırı düzenleme” (Regülasyon) konusunu koymuşlardı. Ardından yüzde 73 oranıyla “Kritik yetenek eksikliği” ve yüzde 72 ile “Kamu borçları” gelmişti.
2026 yılının ilk aylarında açıklanan yine aynı kurum tarafından açıklanan araştırmada ise ilk 5’te “Aşırı düzenleme” yer almadı. Bunun yerine “Hedefleri yakalama”, “Maliyet kontrolü” ve “Yönetim kurulunun talebini karşılamak” gibi başlıklar öne çıktı. “Düzenleme” konusu ise ilk 10 içerisine bile giremedi.
TÜRKİYE’NİN STRES KAYNAĞI
Sıralama farklı olsa da Türkiye’nin büyük şirket ve banka CEO’larının stres kaynakları da benzerlik gösteriyor. Ancak ilk sırada farklı bir stres kaynağı var: “Maliyet baskısı.”
Tekstil ve hazır giyim alanının önde gelen şirketlerinden Yeşim Group’un CEO’su Şenol Şankaya, “Maliyet yönetimi ile kârlılık dengesi, özellikle son dönemde daha fazla hassasiyet gerektiriyor” sözleriyle en önemli stres kaynağına dikkat çekiyor. Ona göre enerji, iş gücü ve hammadde maliyetlerindeki dalgalanmalar, üretim tarafında verimliliği doğrudan etkiliyor. Bununla birlikte, petrol fiyatlarındaki artışa bağlı olarak lojistik maliyetlerindeki yükselişler de şirketleri zorluyor:
“Ortadoğu’daki jeopolitik gerilimlerin tedarik zincirine etkileri de bu tabloyu daha dinamik hale getiriyor. O nedenle operasyonel disiplinimizi korumak her zamankinden daha kritik.
İhracat tarafında ise talep değişkenliği ve bölgesel riskler öne çıkıyor. Ana pazarlarımızda zaman zaman yaşanan yavaşlama, sipariş akışlarını etkileyebiliyor. Bu noktada esnek üretim kabiliyetimizin önemli bir avantaj sağladığını görüyoruz.”
3 KRİTİK ALAN
Brisa CEO’su Vecih Yılmaz, içinde bulunduğumuz dönemde bir CEO için en büyük üç stres alanını şöyle ortaya koyuyor: “Maliyet baskısını yönetmek, bölgesel risklerin yarattığı belirsizlik ortamında doğru kararları almak ve teknolojik dönüşümü doğru zamanda yakalamak.”
Ona göre “Maliyet” tarafında artan girdi fiyatları ve finansal oynaklık, kârlılığı sürdürülebilir şekilde yönetmeyi her zamankinden daha da zorlaştırdı. Yılmaz, “Özellikle enerji maliyetleri, hammadde fiyatlarındaki dalgalanmalar ve küresel tedarik zincirindeki belirsizlikler, maliyet yönetimini çok daha stratejik bir öncelik haline getiriyor” diyor:
“Bölgesel ve yerel riskler tarafında ise belirsizlik, operasyonel sürekliliği doğrudan etkiliyor. Değişen talep koşulları, ticaret akışları ve regülasyonlar; planlama ve karar alma süreçlerinde daha çevik ve çok senaryolu bir yönetim yaklaşımını zorunlu kılıyor.
Teknolojik dönüşüm ise artık rekabet gücünü ve verimliliği belirleyen temel unsurlardan biri. Doğru yatırımları doğru zamanda iş modeline entegre edebilmek, bu dönüşümden değer yaratmanın anahtarı.”

KÜRESEL RİSK FAKTÖRÜ
Türkiye’deki liderlerin birbirini destekleyen iki stres kaynağını “Bölgesel riskler” ve “Belirsizlik” oluşturuyor. Eczacıbaşı Yapı Grubu CEO’su Hasan Pehlivan’a göre en önemli stres kaynağını bu iki gelişme oluşturuyor. Çünkü bölgesel ve küresel riskler artış iş sonuçlarını çok daha hızlı etkileyebiliyor:
“İhracat yapan bir sanayi kuruluşunu yönetiyorsanız, kurdan lojistiğe, tedarikten talep daralmasına kadar birçok değişkeni aynı anda okumak, risklerin etkisini azaltmaya çalışıp hedefte kalmak zorundasınız.”
Hasan Pehlivan’ın ikinci sıraya koyduğu sorun ise “artan maliyet baskısı.” Bu baskı altında “rekabetçilik ve kârlılık dengesini” korumanın zor olduğuna dikkat çeken Pehlivan şöyle devam ediyor:
“Zor tercihler yapmanız ve yaratıcı çözümler üretmeniz gerekiyor. Bu yüzden artık büyümek de yeterli değil; doğru pazarda, doğru ürünle, daha yüksek katma değer yaratmak gerekiyor.”
Bence 2026 ve sonrasında CEO’ların gücü, belirsizliği tamamen ortadan kaldırmaktan değil; belirsizlik içinde daha hızlı ve isabetli karar alıp bunları hayata geçirebilmekten gelecek.”

ABD FAKTÖRÜ VE AB
Tatko CEO’su Vedat Özçelik, küresel riskler kapsamında ABD’nin dış politikasının yaratacağı risklere dikkat çekiyor. Ona göre ABD, kendi kıtası dışındaki coğrafyaların, özellikle de AB, Çin ve Japonya’nın azami sıkıntıya girmesini arzuluyor. Bu durum da önemli bir stres kaynağı olarak işleri etkileyebilir.
Bunun yanı sıra, kendi işleri açısından Avrupa Birliği’nin dünya konjonktürüne ayak uyduramamasına dikkat çekiyor ve ekliyor: “İsrail’in pervasızca ‘yansın bu dünya’ politikasına devam etmesi de bölge için risk olmaya devam ediyor.”
Deceuninck Türkiye CEO’su Alp Günvaran ise, “Açıkçası beni doğrudan strese sokan bir konu olduğunu söyleyemem” diyor. Ona göre bir CEO’nun başını yastığa rahat koyabilmesinin en önemli şartı, güçlü ve deneyimli bir ekiple çalışmak:
“Aynı hedefe inanan doğru bir takımınız varsa, en zorlu süreçleri bile soğukkanlılıkla yönetebiliyorsunuz. Küresel dalgalanmalara alışkın bir coğrafyada faaliyet gösteriyoruz. Bu nedenle çevik olmak, anında uyum sağlamak, kriz dönemlerini fırsata çevirmek ve esnek davranabilmek iş kültürümüzün doğal bir parçası.
RİSKLER
“Uzun vadede sürdürülebilirlik ve teknolojiye adaptasyon süreci belirleyici olmaya devam ediyor. Hem çevresel hedeflerimize ilerlemek hem de dijitalleşmeyi doğru hızda
yönetmek, bugünü ve geleceği birlikte ele almayı gerektiriyor.”
ŞENOL ŞANKAYA
Yeşim Group CEO’su
BENİM 3 STRES KAYNAĞIM
1. Ekonomi ve iş dünyasındaki belirsizlik.
2. Yeterli donanıma sahip olmamak.
3. Önceden çalışılmış alternatif stratejilerin olmaması.
ALİ HAYDAR BOZKURT
Toyota Türkiye CEO
“Belki de en kritik konuyu organizasyonun dayanıklılığı oluşturuyor. Teknolojiye uyum sağlarken ekiplerin motivasyonunu yüksek tutmak ve değişimi günlük iş yapış biçiminin parçası haline getirmek kolay değil.”
HASAN PEHLİVAN
Eczacıbaşı Yapı Grubu CEO


