in , ,

Neden arayışı

İş dünyasında son zamanlarda başarılı şirketlerde hayata geçirilen her projenin, yapılan her işin arkasında kâr etmenin ötesinde bir “neden” olduğu görüşü hakim. Mars’ta yaşamı mümkün kılmak, gezegenin nabzı olmak, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek gibi farklı uçlarda var olabilen bu “neden”ler, Türkiye’nin iş dünyasında nasıl karşılık buluyor?

neden-arayis

YAZI: BESTE GÖKSEL

Cumhuriyet’in kuruluşundan çok önce, 1911’de, İzmir’deki ilk Türk eczanesi olarak bilinen Kemeraltı Şifa Eczanesi’ni satın aldı. Eczane her geçen gün daha tanınır hale geldi ve zamanla tüm Türkiye’de üne kavuştu. İzmirli genç eczacı, halk için daha önce benzeri görülmemiş, yenilikçi hizmetler sunuyordu. Eczanede doktorlar hasta muayene ediyor,  çeşitli tahliller yapılıyor, imalathanelerinde geliştirdiği ilaç, vitamin, kolonya gibi çeşitli ürünler satılıyordu.

Süleyman Ferit Eczacıbaşı’nın, “şifa dağıtan insan” olarak bilinmesinin temelinde bu fark yatıyordu: O güne kadar hastayı bu kadar önemseyen başka bir eczane görülmemişti. Öyle ki Ferit Eczacıbaşı’nın anılarının yer aldığı “Bir Kent Bir İnsan” başlıklı biyografiyi kaleme alan Yaşar Aksoy, Şifa Eczanesi’nden, “İzmir’in tıp tarihinde, sosyal yaşamında, hayırseverlikte, hemşehri kaynaşmasında eşsiz bir sembol olan bu aziz kişinin her eylemini, girişimini oluşturan mübarek çatının ismi” diye söz ediyordu.

Çünkü, Süleyman Ferit Bey topluma ihtiyaç duyduğu ürünleri sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda toplumdan aldığını geri vermek için de çabalıyordu. “Çok çalıştım. Kazandığımı artık kentime iade edeceğim” diyerek 1950’lerden itibaren İzmir’e çeşitli eğitim ve sağlık tesisleri armağan etmeye başlamıştı.

Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’nın cümleleri, bu eylemlerin arkasındaki “Neden”i açıkça ortaya koyuyor:

“Aile hikayemizde dedemiz Süleyman Ferit Bey’e heyecan veren neden, ‘insanın yurdundan kazandığını yeniden yurduna vermesi’ydi. Yaratıcı insanın girişimci de olduğuna inanırdı. Girişimcilik sadece akçeli işlerle sınırlı olamazdı: Bilim, teknoloji, kültür, sanat ve hatta spor da insanın varlık nedenini arayabileceği alanlardı.”

Süleyman Ferit Eczacıbaşı, bir “girişimci” olarak, sahip olduğu vizyon ve topluma sorumluluk bilinci ile geleceğe açılan kapıyı aralamıştı. Oğlu Dr. Nejat F. Eczacıbaşı, devraldığı bu değerli miras ile bugün bildiğimiz Eczacıbaşı Topluluğu’nu yarattı. 1951’in sonlarında temeli atılan ilk modern Türk ilaç fabrikasının açılış konuşmasında, Nejat Eczacıbaşı şu cümleleriyle, vizyonunu ortaya koyuyordu:

“İsim ve firmalar, nesilden nesle intikal eden varlıklardır. Bu varlıkları teslim alan nesil, bu emaneti şahsi menfaatlere hizmet eden bir varlık olarak kabul etmemeli; çevresine daha faydalı olmak yolunda her zaman daha ileriye doğru götürmekle mükelleftir.”

Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, babası Nejat Eczacıbaşı için, “özel girişimde gerçek ölçünün, toplumun varlığını artırmaktaki başarı düzeyi” olmasının hiç de şaşırtıcı olmadığını ifade ediyor ve ekliyor:

“Hayırseverlik, yardımda bulunmak, bağış yapmak elbette değerliydi ama daha fazlasına ihtiyaç vardı. Belirli bir amaca yönelik çalışan, sağlam, geleceği güvenceye alınmış kurumlar oluşturmak ve bu kurumlar aracılığıyla ülkeye yeni ufuklar açmak; yeni uygulamalar, yeni yaklaşımlar getirmek için hayatı boyunca heyecanla çalıştı.”

Grubun yönetim kurulu başkanı Bülent Eczacıbaşı, bu heyecanın, hep devam edeceğine dikkat çekiyor. Eczacıbaşı, iş hayatında kendisini her sabah ayağa kaldıran “neden”ini sorduğumuzda, “Şu anda farklı bir dönemde yaşıyoruz. Toplumların binlerce yıldır çözmeye uğraştığı en temel sorunların gerçekte hâlâ çözülmemiş olduğunu görüyoruz” diyor ve ekliyor:

“Cumhuriyetimizin kurucu kuşaklarının hayallerini ve geleceğe dair umutlarını devralan bizim kuşağımız da yapay zeka, akıllı robotlar, küresel ısınma, iklim değişikliği, doğal afetler, gelir dağılımı adaletsizliği gibi doğal olmayan afetlerle sınanırken, bizden sonraki nesillere daha ileri bir ülke ve daha güzel bir dünya bırakma heyecanını yaşatmaya gayret etti.”

Eczacıbaşı, topluluğun gerek özel sektörde gerek sivil toplum tarafında kurduğu ya da parçası olduğu her girişimde hep çağdaş, kaliteli ve sağlıklı yaşamın bir öncüsü olma yolunda değer üretme heyecanı ile her yeni güne başladığını, varlık nedenini aradığını ve aramaya devam ettiğini söyledi.

“ÖNCE ‘NEDEN’ İLE BAŞLAYIN!”

Ünlü yönetim uzmanı Simon Sinek, bir organizasyonun, insanları harekete geçirmek için verebileceği en iyi şeyin bir “neden” olduğunu söylüyor. Sinek’e göre, şirketin amacı, var oluş sebebi, aksiyonlarına yol gösteren neden ve arkasındaki tutkunun, insanlara doğru şekilde verilmesi limbik beyni harekete geçiriyor ve davranışa etki ediyor.

İş hayatındaki nedeni, “markanızı diğerlerinden ayrıştıracak güçlü değer teklifinin temeli” olarak tanımlayan Sinek, “Neden ile Başla” (Start with why) kitabında, “Her şirket, ne yaptığını biliyor, bazıları bunu nasıl yaptığını biliyor. Ancak çok azı, yaptıklarını neden yaptığını biliyor. Kâr etmek için değil, o sonuç” diyor ve “Organizasyonunuz ne için var? Her sabah ne için uyanıyorsunuz?” sorularını soruyor. Ona göre insanlar ne yaptığınızı değil, neden yaptığınızı satın alıyor. Başarılı şirketler ise, “Neden?” sorusunun yanıtını bilenler.

Araştırmalar da bunu doğruluyor. McKinsey’in 2021 yılında yaptığı bir ankette, ABD şirketlerinden binden fazla katılımcının yüzde 82’si, yaptıkları işte amacın “çok önemli” olduğunu paylaştı.

“Firms of Endearment” adlı kitapta yazarlar, bir amaca yönelik şirketler endeksi oluşturdu ve 10 yıl boyunca bu şirketlerin finansal performanslarını izledi. Çalışmaları sonucunda, amaç odaklı 18 şirketin yıllık ortalama yüzde 13.1 özsermaye getirisi sağladığını buldular. Bu, S&P’den yüzde 9 daha yüksekti. Yazar ve profesör Raj Sisodia’nın araştırması, amacı olan şirketlerin 1996 ve 2011 yılları arasında S&P 500 şirketlerinden önemli ölçüde daha iyi performans gösterdiğini ortaya koydu.

Dünyanın başarılı şirketlerinin çoğu da organizasyonlarının var oluş nedenini açıkça ortaya koyuyor. Örneğin Google, var oluş nedenini “dünyadaki bilgiyi organize etmek, evrensel olarak erişilebilir ve faydalı kılmak” olarak tanımlıyor. LinkedIn, dünyadaki profesyonelleri bir araya getirip daha üretken ve başarılı olmalarını sağlamak için faaliyet gösteriyor. Uber ulaşımı herkes için her yerde ulaşılabilir kılmayı, Tesla dünyanın sürdürülebilir enerjiye geçişini hızlandırmayı amaçlıyor. Twitter, gezegenin nabzı olmak için var. Bir organizasyonun var oluş nedenini belirlemesi ve faaliyetlerini bu yönde şekillendirmesi, başarıya giden yolun zeminini oluşturuyor.

“HİÇ BİTMEYEN YOLCULUK”

Fark Labs Kurucusu Ahu Büyükkuşoğlu Serter, iş hayatındaki nedenini sorduğumuzda, tek cümle ile yanıt veriyor: “Birlikte daha iyi bir gelecek için…”

Tanıştığı her yeni insanda, okuduğu her yeni kitapta, gezdiği, gördüğü her yeni yerde güzel olanları biriktiriyor. Serter için, “sürekli öğrenmek ve keşfetmek” hiç bitmeyen bir yolculuk.

“Bir gün geliyor ve bu güzelliklerin hepsi birbirine öyle sağlam ve güçlü bağlanıyor ki; yarattığımız bu birliktelik zekası ile daha iyi bir geleceğe bir adım daha yaklaşıyoruz” diyen Serter, şirketlerinde bu “nedeni”, yani birlikte daha iyi bir gelecek inşa etme arzusunu hem yukarıdan aşağıya hem de aşağıdan yukarıya bir ağ gibi ördüklerini söylüyor.

Serter, son zamanlarda dünyanın değişim hızını görerek ülkemizde de bu hızla hareket edebilmek, geleceğin daha iyi bir versiyonuna ulaşabilmek, kısacası “Birlikte Daha İyi Bir Gelecek” için Fark Labs’i kurmuş. “Bu hedefteki en önemli yapıtaşı ise, bu geleceği, insanlarla şekillendirmek” diyen Serter, bunu şu sözleriyle açıklıyor: “Dönüşümün en önemli öncülerinden biri, bizim için her zaman insan. Bu sebeple birliktelik zekası ağı, sahip olduğumuz en büyük değerlerden biri. Bu çeşitliliği ve insan ağını geliştirmek adına her geçen gün farklı adımlar atıyoruz.”

SOSYAL FAYDA YARATMAK

Milton Friedman’ın 1970’lerde savunduğu, yöneticilerin tek sorumluluğunun hissedarlara karşı olduğu düşüncesi, günümüzde geçerliliğini çok büyük ölçüde yitirmiş durumda. “İyi Şirket” kitabında yer verilen, Michael Porter ve Mark Kramer’dan alıntıdaki gibi, şirketler içinde bulundukları toplumlardan izole bir şekilde faaliyet göstermez; hatta içinde bulunduğu şartlar, şirketin rekabet gücünü belirler.

Türkiye’de farklı alanlarda faaliyet gösteren Kale Grubu, insanlar ve toplum için sosyal fayda yaratmaya odaklanan şirketlerden. Grubun misyonu “özgün işler yapmak, yaratıcı ve ilham verici işlerin içerisinde olmak ve buna hevesli olan kişileri cesaretlendirmek.” Kale Grubu Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay, sanayici ve iş insanı kimliğinin ötesinde yalnızca duyarlı bir birey olarak, Türkiye’nin, hatta tüm dünyanın da bu misyona ihtiyacı olduğuna inanıyor. Yaşadığımız son doğal felaketler, bu inancı kuvvetlendiriyor. Bu bağlamda Okyay, herkesin elinden geleni yapmasının önemine değiniyor:

“Bir kahraman olmak değil ama belki küçük bir taşı yerinden oynatarak farkındalık yaratmak, çevredekileri harekete geçmeye çağırmak gerekli diye düşünüyorum.”

Zeynep Bodur Okyay, işte bu nedenle her sabah, iyi işler üretmek, insanlara dokunmak, içinde bulundukları toplumda ve dünyada bir iz bırakmak için uyanıyor; tüm bunları gerçekleştirmek üzere başlattıkları ‘İyi Bak Dünyana’ hareketinin altını anlamlı ve faydalı projelerle doldurmayı hedefliyor.

BAŞARININ GERÇEK TANIMI

TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Üyesi Sani Şener, sosyal fayda yaratmanın, başarının tanımı olduğuna inanıyor. “Sosyal fayda yaratmayan finansal kazançların anlamlı olmadığına inanıyorum” diyen Şener, bir önceki kuşağın hayatını savaş alanlarında, sonrasında da bir ülkeyi yoktan var etmekle geçirdiğine değiniyor ve ekliyor: “Bizim kuşağımızın sorumluluğu da çok çalışarak bu kazanımları ileriye taşımak. Dolayısıyla çok çalışmamız gerekiyor, durmak gibi bir lüksümüz yok.”

Şener, havacılık endüstrisinin yarattığı sosyal faydayı, havacılığın, küreselleşmenin iki ana itici sektöründen biri olduğuna dikkat çekiyor. Başta turizm olmak üzere birçok sektörü destekleyen bir iş olduğunu belirtiyor ve ekliyor:

“Her 1 milyon yolcu artışı doğrudan ve dolaylı olarak 3 bin kişiye istihdam yaratıyor. Yer aldıkları bölgelerin kalkınmasına ciddi katkı sunuyor.”

Şener, bu bağlamda stratejiyi uygulamanın önemini vurguluyor. TAV’da strateji belirleniyor, doğru koltuklara doğru insanlar getiriliyor ve sonra da stratejinin uygulanmasına odaklanılıyor. Şener için en önemli olansa, TAV’da çalışan 30 bine yakın çalışan ve aileleri, yatırımcılar, ortaklar ve faaliyet gösterdikleri coğrafyalardaki topluluklar için en yüksek faydayı yaratmak. “Her sabah bunu en iyi şekilde yapabilmek için uyanıyorum” diyor.

GİRİŞİMCİNİN VAROLUŞ NEDENİ

Günümüzde 74 milyar dolar değerlemeye ulaşan SpaceX, “insanlığın yıldızları keşfedeceği bir geleceğin, bunun olmadığı bir gelecekten daha heyecan verici olduğu” inancıyla kuruldu. Şirket, var oluş nedeni olan Mars’ta insan yaşamını mümkün kılmak için oyunun kurallarını değiştiren, ezber bozan teknolojiler geliştiriyor. Organizasyonların var oluş nedenine bağlı kalması, başarı da getiriyor: The Business Case for Purpose başlıklı raporda, performans ve kârlılığı artırmak için amacın gücünden yararlanabilen şirketlerin, belirgin bir rekabet avantajı elde ettiği ortaya koyuluyor.

Türkiye’den dünyaya açılarak önemli başarılar elde eden Insider’da da durum farklı değil. Şirketin kurucularından Hande Çilingir, girişimcilerin önemli varlık sebepleri olduğuna inanıyor: “Birincil varlık sebebimiz, ülkemizin teknolojisine ve dolayısıyla ekonomisine etki etmek, bir şeyleri geliştirmek ve değiştirmek.”

Insider bunu, yazılım ihraç ederek yapıyor. Ancak bu hedef, asıl varoluş amaçları ya da her sabah yataktan kalkmalarını sağlayan neden değil; sadece bu nedene hizmet eden bir araç. Çilingir, Insider kurucuları olarak, iş hayatında şu an varoluş sebeplerinin Türkiye olduğunu söylüyor: “Insider, Türkiye var olduğu, böyle bir ülke olduğu için var.” Onun için, girişimcileri startup’lar kurmaya yönlendiren asıl sebep, “ülkemizi; yüksek teknoloji mallarının üretiminde, teknoloji ihracatında ve bununla bağlantılı birçok ekonomik konuda ya da eğitim ve kodlama alanında, tarım teknolojilerinin geliştirilmesinde, daha fazla mühendis yetiştirilmesinde, toplumsal sorunlar konusunda daha ileriye götürmek.”

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker ise iş hayatında kendisini her sabah ayağa kaldıran nedenini, kısaca “mecbur olduğum için” diyerek açıklıyor. Ancak ürün/hizmet sunarken tüm şirketlerine rehber olan nedenin, “Mutlu Et, Mutlu ol” olduğunu söylüyor.

“Bu bizim kurumsal misyonumuz, yani var oluş nedenimiz: İnsanlara bir iyilik yapmak. Niye? Çünkü iyi bir iş işlerseniz, iyi bir insan olursanız bunun karşılığı var” diyen Ülker, hayatın bir felsefesi olması gerektiğine inanıyor. “Onun için biz de diyoruz ki başkalarını mutlu ederseniz ancak siz de mutlu olabilirsiniz. Yoksa siz beklerseniz ki başkaları sizi mutlu etsin, size sıra gelmeyebilir.”

% 4.4

  • Gallup’ın araştırmasına göre, çalışanların misyon veya amaç hissiyle bağlı hissetmesi, şirket kârlılığını yüzde 4.4 artırıyor.

3 kat

  • Deloitte’un raporuna göre, amaç odaklı şirketler daha yüksek pazar payına sahip ve rakiplerinden 3 kat daha hızlı büyüyor.

DÜNYADA AMAÇ ARAYANLAR

VAR OLUŞ VE İŞ SONUÇLARI
“Eğer organizasyonunuzun amacı yoksa, sonuçlar açısından başarınız düşecektir.”
Dan Schulman – PayPal CEO

 

ŞİRKET İÇİN PUSULADIR
“Amacınıza sadık kalırsanız ve bu, şirkette çalışan herkes için açıksa; gittiğiniz çok net bir yön, pusula, bir yıldız var demektir. Bu da organizasyonu birleştirir, birlik yaratır ve sonuçlara olumlu yansır.”
Albert Bourl – Pfizer CEO

 

YENİ NESLİN TERCİHİ
“Yeni nesil çalışan ve müşteriler ‘neden’leri ile motive oluyor. Şirketlerden de organizasyonlarımıza amacı entegre etmemizi istiyorlar.”
Penny Pennington – Edward Jones Yönetici Ortak

 

CEM BOYNER
Boyner Grup CEO’su

BOYNER’İN “CESARET DİREKTÖRÜ”

  • CÜRET VE CESARET “Neden”ini genç yaşlarında keşfedenlerden Boyner Grup CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner için de, etrafındaki insanlarla birlikte ortak hedeflere kol kola yürüyebilmek en büyük mutluluk. Boyner Grup’taki ana rolünü CCO, yani “Chief Courage Officer” (Cesaret Direktörü) olarak görüyor. Farkın, her zaman deneme cüret ve cesareti göstererek yaratıldığına inanan Boyner için her sabah uyanmasının iki nedeni var: Fark yaratmak ve çevresindeki insanlara cesaret vermek.
  • GÜZELLEŞTİRMEK “Çok uzunca bir süredir yaşama nedenim, her güne heyecanla başlama sebebim, ‘fark yaratmak’. Dünyaya bunun için geldiğime inanıyorum. Zaman doldurmadan, insanlara farklı, iyi ve güzel işlerle dokunup, hayatlarında fark yaratabilmek ve değer katabilmek, çevremdeki insanların hayatını iyileştirmek ve güzelleştirmek için geldiğime inandırdım kendimi.”
  • EZBER BOZMAK Boyner, yıllardır da bu doğrultuda çalışıyor. Boyner Holding’de çalışmaya başladığı ilk yıllarda Türkiye’de farklı bir ayakkabı üretim ekosistemi hayal etti, ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte Çarşı, Boyner ve Beymen’de farklı ve yapılmamış mağazacılık uygulamalarını hayata geçirdi; Advantage Card, Morhipo ve Hopi gibi yenilikçi işleri kurdu. Tüm bunları yaparken hep fark yaratmanın peşinde koştuğunu söyleyen Boyner, “Halen de her sabah yapılmamışları yapabilme, ezberleri bozabilme, yenilikçi iş ve projelerimizi daha da geliştirme, daha farklı ve yenilerini üretme heyecanıyla uyanıyorum” diyor.

 

BÜLENT ECZACIBAŞI
Eczacıbaşı Holding YKB

 

“Kişiyi heyecanlandıran ve harekete geçiren şey her ne ise, ‘neden’ sorusunun yanıtı da muhtemelen hemen yanındadır. Bu ‘nedenler’ kişilere, kurumlara, uluslara göre zaman içinde elbette çeşitlenir. ‘Nedenler’, ortak değerleri paylaşanlarca üretildiğinde ise birikir, zenginleşir ve geleceğe de taşınabilir. Ailelerimizden parçası olduğumuz kurumlara ve uluslara kadar bu nedenler bir zincirin halkaları gibi eklenerek varlık nedenimizi de oluşturur.”

 

 

ZEYNEP BODUR OKYAY
Kale Grubu Başkanı ve CEO’su

“Her yeni günde bir yenilik, bir zindelik vardır. Bir önceki gün nasıl tamamlanmış olursa olsun, her yeni gün bize yeniden başlama şansı verir. Tıpkı Nina Simone’nin de seslendirdiği Feeling Good şarkısında çok güzel ifade edildiği gibi: ‘Bu yeni bir şafak, yeni bir gün, yeni bir hayat.’”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

yeni-calisma-formulleri

Yeni çalışma formülleri

ahmet-umit-kapak

Her kitap bir fabrika