in , ,

Algoritma dünyasında marka yaratmak kolay mı?

Lovemarks’ın yaratıcısı Kevin Roberts sorularınızı yanıtlıyor.

Algoritma-dünyasında-marka-yaratmak-kolay-mı-

Fotoğraf: Pixabay

Kevin Roberts

Yapay zekanın özellikle yaratıcı işlerde başlangıç seviyesindeki pozisyonların çoğunu ortadan kaldıracağı söyleniyor. Bu gelişme, geleneksel “çıraklıktan yetişme” imkânını ortadan kaldırır mı? Size göre bu durum, yeni yeteneklerin gelişimine büyük bir darbe vurur mu?
Bu konu, tüm sektörleri kapsayan ve aslında insanlığın genelini ilgilendiren bir mesele. Yapay zeka, hız, verimlilik ve üretkenlik açısından çok şey yapabiliyor. Ancak makine öğrenimi, insanın duygusal öğrenmesini, empatiyi, gerçek yaşam deneyimini, yaşanmışlıkların bıraktığı izleri ve deneme-yanılma yoluyla edinilen bilgeliği gerçekten ikame edebilir mi?

Eğitimciler, bugün ilk kez 11-18 yaş arasındaki gençlerin önceki nesillere kıyasla daha az şey öğrendiğini ifade ediyor. Bunun nedenini ise, derinlemesine ve emek gerektiren araştırmalar yerine yüzeysel ve yapay zeka destekli öğrenmenin yaygınlaşmasına bağlıyorlar.

Bu durum, pazarlama da dahil olmak üzere pek çok alanda kendini gösteriyor. Benim umudum, eksik kalan bu eğitim ve mentorluk sürecinin, hayal gücü ve risk alma kültürüyle beslenen, daha girişimci ve yenilikçi startup’lar aracılığıyla telafi edilebilmesidir. Şirketlerin de zamanla şunu fark edeceğine inanıyorum: Bilgi, veri ve yapay zeka, hız ve verimlilik sağlar. Ancak inovasyon ve yaratıcılık, her zaman insan içgüdüsü ve duygularından beslenmeye devam edecektir.

İçinde bulunduğumuz dönemde “Aşk Markası” olmak, şirketler ve müşteriler için anlamını koruyacak mı?
VUCAA bir dünyada yaşıyoruz: Değişken (Volatile), Belirsiz (Uncertain), Karmaşık (Complex), Muğlak (Ambiguous) ve Hızlanan (Accelerating). Türkiye, bu dünyanın tam merkezinde yer alıyor. Tüm bu dinamikleri en yakından ve en canlı haliyle deneyimliyorsunuz. Böylesi bir dönemde “sevgi” hiç olmadığı kadar önemli.

Nick Lowe’un dediği gibi: “Barış, sevgi ve anlayışta bu kadar garip olan ne?” Eğer daha fazla marka, gerçek anlamda kapsayıcılığı, birlikteliği ve uyumu yaygınlaştırmaya katkı sağlasa, dünya çok daha güzel bir yer olmaz mıydı? Bugünün gerilimli ve parçalanmış dünyasında ülkeler, liderler, ekipler ve ürünler için “Lovemark” yaratma ihtiyacı hiç olmadığı kadar büyük.

Algoritmaların etkisiyle duyguların azaldığı, yapay davranışların öne çıktığı bir dönemde aşk markası yaratmak zorlaşıyor mu?
Sürdürülebilir ve başarılı bir marka inşa etmek her zaman zordu. Bir “Lovemark” yaratmak ise çok daha zor. Ama bugün, bundan 20 yıl öncesine göre daha zor değil. Hatta ben daha kolay olduğunu savunuyorum. Çünkü artık tüketicinin dünyasına dahil olmak ve onun günlük yaşamının bir parçası haline gelmek için dört kritik fırsatınız/temas noktanız var. Ben buna 4S diyorum: “Görmek (See), Aramak (Search), Satın almak (Shop) ve Paylaşmak (Share).”

Tüketici markayı nerede görüyor? Fiziksel ortamda mı, dijitalde mi? Markayı ya da rakiplerini çevrim içi aradığında, ona ne kadar yakınsınız? Fiziksel ya da dijital alışveriş anında nasıl öne çıkıyorsunuz? Ve en önemlisi, onunla duygusal bir bağ kurarak markanın bir elçisi ve savunucusu haline gelmesini nasıl sağlıyorsunuz?

Şu anda stratejisini çok beğendiniz markalar hangileri?
Bu yıl beni etkileyen birçok marka oldu. Bunlardan biri, misafirlerinin otele “misafir” olarak gelip “arkadaş” olarak ayrılmasını ve tekrar “aile” olarak dönmesini hedefleyen favori otel grubum Raffles Hotels & Resorts. Ayrıca, temel farklılaştırıcı unsurlarını vurguladıkları “the butler did it” kampanyasını da oldukça başarılı buluyorum.

Bir diğer örnek ise, dinleyiciyi her şeyin merkezine koyan ve sürekli inovasyonu odağına alan yaklaşımıyla Spotify. Bu yıl sundukları yeni özelliklerin çeşitliliğine bakmak bile bunu anlamak için yeterli. Son olarak, Guinness 0.0, bir Lovemark markasının başarılı bir genişleme örneği olarak öne çıkıyor.

MÜŞTERİ GERÇEK “AMAÇ” SAHİBİ ŞİRKETİ ANLAR MI?

  • Tüketici aptal değildir. O, sizin eşinizdir. Bir markanın ne zaman “rol yaptığını” çok iyi anlar.
  • Bir markanın söyledikleriyle yaptıkları arasındaki farkı ayırt edebilir. Çünkü o, sözlerden çok eylemlere inanır.

Sorularınızı iletmek için: soru@fastcompany.com.tr

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapay-zeka-çağında-yazarlığın-sonu-mu-

Yapay zeka çağında yazarlığın sonu mu?

Turizmin-yeni-sigortası--Yapay-zeka1

Turizmin yeni sigortası: Yapay zeka