YAZI: TALAT YEŞİLOĞLU
FOTOĞRAF: HÜSEYİN ALSANCAK
Sivas’tan yola çıkan Zeki Özen’in yolu, o dönemde İstanbul’a gelen hemşerilerinin çoğu gibi Sultanhamam’a düşmüştü. Yıl 1965’ti ve o yıllarda Sultanhamam, İstanbul’un kumaş merkezlerinden biriydi. O da bir süre çalışıp deneyim kazandıktan sonra kendi markasını yaratmayı başardı. “Özcanlar” markasıyla yola çıktığında, 1980’lerde “Türkiye’nin en büyük örme kumaşçılarından biri” konumuna ulaşmıştı. Ardından da büyümeye devam etmiş, ‘fasoncu’ olarak triko üretimine girmişti.
Ancak 1990’lara gelindiğinde başkasına üretim yapmanın, yani ‘fasonculuğun’ anlamsız olduğunu fark etmişti. Fason üretimin kazancı marka sahibine gidiyordu. Bu nedenle bir an önce katma değerli üretime yönelmenin planlarını yapmaya başladı.
Tam bu arayışların olduğu dönemde markalara danışmanlık veren İhsan Ateş ile yolları kesişti. Ateş, LC Waikiki’in kuruluşunda yer almış, Vahap ve Mustafa Küçük ile 10 yıl kadar çalışmıştı. Hatta şirketin kuruluşundaki ilk 4 kişi arasında yer almıştı. LC Waikiki’nin büyüme sürecine onun da büyük katkısı olmuştu.
Ancak 10 yılın sonunda Londra’ya gitmeye karar vermiş, dönüşte ise marka danışmanlığına yönelmişti. 2000’li yılların başında yaklaşık 30-35 şirkete danışmanlık yapmıştı. Zeki Özen’le bu süreçte bir araya geldiğinde, ondan marka kurmak istediğini öğrendi ve teklif aldı. Özen’in “Destek ol, birlikte marka yaratalım” önerisi üzerine, DeFacto isminden ekibine, stratejiden ürüne kadar her şeyi İhsan Ateş tasarladı. Böylece 2004 yılında DeFacto markası doğdu.
İhsan Ateş, o dönemi hatırlarken, “Akdenizli bir marka olarak konumlanarak yola çıktık. O dönemde reklam olarak, ‘Amerikan jean’ine karşılık Akdenizli olarak chino giymenizi öneririz’ dedik. Barselona’da oynarken Arda Turan’a, kırmızı chino pantolon giydirdik” diye konuşuyor. Bu tanıtım sayesinde yüzbinlerce Türk erkeğine de kırmızı pantolon giydirmeyi başardıklarını hatırlatıyor.
Aradan 20 yıldan fazla zaman geçti. Bugün Türkiye sınırlarını aşan bir marka var. Türkiye ve yurt dışındaki satışlarla cirosu 50 milyar TL’ye, çalışan sayısı ise 15 bine ulaştı. Cironun yüzde 35’i ihracattan geliyor.
Kuruluşun 21’inci yılında İhsan Ateş, teknoloji ve yapay zeka destekli çözümlerle “DeFacto 5.0” adını verdikleri yeni dönem stratejilerini paylaştı:

GLOBAL MARKA YOLCULUĞUMUZ
Biz DeFacto’yu başından beri global marka olacak şekilde kurguladık. Dünyanın önde gelen markalarından transfer ettiğimiz üst düzey yabancı yöneticilerle beraber çalıştık. Amacımız, global markaların yöneticileriyle beraber çalışarak bir marka ve kültür oluşturmaktı. Mağaza mimarımız Zara’dan, tasarımcımız da Topshop’tan gelmişti. 2012’de İspanya’da tasarım ofisimizi açtık. Zara ve Mango’dan tasarımcılar aldık ve tasarımlarımızı 5 yıl boyunca oradan yaptık.
İlk yurt dışı açılımını 2011’de Kazakistan’da gerçekleştirdik ve orada ilk mağazamızı açtık. Ardından Türki Cumhuriyetler, Mısır, Irak, Fas, Suudi Arabistan, Körfez Bölgesi ve Balkanlar’da mağazalarımızı açtık. Yani 5-6 yıllık bir süreçte Osmanlı’nın egemen olduğu coğrafyalarda açılıma öncelik verdik ve mağazalarımızla yayıldık.
O süreçte, 2012’de kendi teknoloji şirketimizi kurduk. Halen bu şirkette 300’den fazla yazılımcımız var. O günden beri kullandığımız yazılımların tamamını DeFacto Teknoloji şirketi geliştiriyor. 2013’te Çerkezköy’de 20 bin metrekarelik alanda Türkiye’nin ilk otomatik lojistik merkezini kurduk.
Bu yatırımlar bize hem esneklik kazandırdı hem de büyüme sürecini daha iyi yönetmemizi sağladı. Bunun yanı sıra teknoloji giderlerimize yılda 1-1.5 puanlık maliyet avantajı sağladı. Sektörde teknoloji giderlerinin toplamdaki payı yüzde 2.5-3.5’larda iken, bizde bu oran yüzde 1.5 seviyesine indi.
Benzer şekilde lojistikte sektörün yüzde 3’lere ulaşan maliyetine karşılık, biz bunu -kendimiz yaptığımız için- yüzde 1.3’lere çekebildik.
Bu yatırımlar maliyet avantajının yanı sıra verimlilik de sağladı. Bu 2 alanda sağladığımız maliyet düşüşüyle ürünlerimizi yaklaşık yüzde 7-8 daha uygun fiyata satabilme olanağını yakaladık.
100 ÜLKEYE YAYILIM
Pandemi döneminde çok güçlü bir online atak yaptık. Amerika’dan Latin Amerika’ya, Uzakdoğu’dan Avustralya’ya kadar çok sayıda ülkeye online satış yapmaya başladık.
Mağaza olarak ise şu anda 44 ülkedeyiz. Diğer ülkelerde de online ticaret yapıyoruz. 44 ülkedeki mağazaların büyük bir bölümü bize ait. Çok az miktarda franchise mağazalarımız var ve bunların ciro içerisindeki payı yüzde 2 gibi düşük bir düzeyde. Örneğin, Kuveyt gibi bir ülkede en fazla 3 mağaza açabilirsiniz. Oraya girmek yerine franschise mağazamızın olmasını tercih ediyoruz. Ama Mısır’da 30 mağazamız var. 56 ülkede de online olarak satış yapıyoruz.
Pandemi bize online ticaret açısından çok büyük bir kapı açtı. Globalleşme maliyet ve riskler getiriyor. Mağaza açmadan, küçük ekip ve yatırımlarla bir ülkeye girmek bizim için çok büyük bir avantaj oldu.
2025 PERFORMANSI
Yılın ilk 10 aylık döneminin rakamlarından hareket edersek yılı yüzde 36-37 düzeyinde bir büyümeyle kapatacağımızı söyleyebilirim. Kârlılıktaki büyüme oranımız ise yüzde 42 düzeyine yaklaştı.
Bununla birlikte metrekare bazında da büyümeye devam ettik. Bunun önemli bir büyüme olduğunu söyleyemem. Ancak 2026’da metrekare bazında da büyümenin devam edeceği şeklinde planlama yapıyoruz. İç pazarda ve globalde ciro bazında büyümeye devam edeceğiz. Fakat henüz bütçeler kesinleşmediği için oransal bir bilgi paylaşamıyorum.
Adana’da açtığımız deneyim mağazası bizim için çok önemli. Bunu hem Türkiye hem de yurt dışında yaygınlaştırmak istiyoruz. Adana gibi 10 yeni deneyim mağazası açacak, 50 mağazamızı da dönüştüreceğiz.
Yeni ülkelere açılım planlamıyoruz, ancak Mısır gibi var olan ülkelerde daha fazla derinlik kazanacak ve etkinliğimizi büyüteceğiz. Sahra Altı Afrika bölgesinde franchise olarak 6-7 ülkeye daha gireceğiz.
Bu dönemin en önemli yeniliği, DeFacto 5.0’ı başlatmamız oldu. Bu stratejinin içinde hız, yapay zeka, müşteri, organizasyon, tedarik zinciri ve yeni nesil mağazalar var.

PAZAR NASIL ŞEKİLLENDİ?
Ipsos raporlarına göre, 2001’de Türkiye’de hazır giyim pazarında zincir mağazaların ve markaların payı yüzde 15 düzeyindeydi. Pazarın yüzde 85’i ise isimsiz markalardan oluşturuyordu. O dönemde ‘açık pazarların’ piyasa payı yüzde 27 civarındaydı.
Zincir markalar, yüzde 15’ten geçen yıl sonu itibarıyla paylarını yüzde 45’e yükseltti. Geçen yıl, isimsiz markaların payı 4 puan düştü. Hazır giyim pazarı ise toplam adet bazında yüzde 5 daraldı. Ama bu küçülme markalardan değil, isimsiz markalardan kaynaklandı. Bunun da farklı nedenleri olabilir.
Biz ise adet bazında yüzde 5 civarında büyümeyle yılı kapatacağız. Mağazaların adet bazında pozisyonlarını 2026’da koruyacağını tahmin ediyorum. Ayrıca şunu da belirtmem gerekiyor, şu anda biz, isimsiz markalardan daha iyi fiyatlar önerebiliyoruz.
Dünyaya bakıldığında ise birkaç önemli eğilim var. Giyim perakendeciliğindeki en önemli dönüşüm, ‘athleisure giyim’ dediğimiz, spor kıyafetlerinde kullanılan kumaşların günlük yaşamdaki kıyafetlerde de kullanılabiliyor olmasıdır. ABD’de bu ürünlerin yer aldığı pazarın oranı yüzde 30’a, Avrupa’da yüzde 20’ye yükseldi.
Biz de bu amaçla pandemi döneminde DeFacto Fit markasını kurduk. Herkes kapalıyken biz, Bursa’da bu markanın mağazasını açtık. Şu anda ciromuzun yüzde 9’unu bu ürünlerden elde ediyoruz. Ancak biz 10 yıl geriden geldiğimiz için, 2030’da Türkiye’de bu pazarın payının yüzde 20’lere çıkmasını bekliyoruz.
“LIKE” EKONOMİSİ
Büyüme oranlarına baktığımızda, özellikle gelişmiş pazarlarda sıkıntı olduğunu görüyoruz. Avrupa ve Amerika’da küçülme gözlemleniyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise alışveriş önemli bir motivasyon kaynağı. Gençler, “Bugün ne giyeceğiz, nereye gideceğiz, ne yiyeceğiz?” sorularını yöneltiyor. Bir yere gitmek, “selfie” çekmek ve onu sosyal medyadan paylaşarak “beğeni” almak üzerine kurulu bir trend dikkati çekiyor.
Genç kitle için dünyada gündem “like ekonomisi”ne döndü. Biz de bu “like ekonomisi”nin bir miktar peşinden koşuyoruz. Gençler ne yapıyor? Bir giydiklerini bir daha giyemiyorlar. Çünkü fotoğrafını, videosunu paylaşıp beğeni aldıktan sonra o giysileri tekrar giymeleri halinde “Senin başka kıyafetin yok mu, neden aynı kıyafetleri giyiyorsun?” sorularıyla karşılaşıyorlar.
Bununla birlikte yeni nesilde “old money” denilen bir yaklaşım, yani olduğundan daha varlıklı görünme kültürü de gözlemlenmeye başladı. Örneğin, Rahmi Koç gibi veya Prenses Diana gibi giyinmek, bu görüntülerle zenginlik algısını vermek yönünde bir eğilim var.
Gençler de bu algı ile sürekli kendilerini yenileme ihtiyacı duyuyor. Bu eğilim özellikle bekârlar ve kadınlar arasında daha belirgin. Zaten doğal olarak kadınlarda yenilenme alışkanlığı ve eğilimi, erkeklere göre daha yüksektir.
DEFACTO 5.0’IN HIZI
Sabah şirkete gelip masamıza oturduğumuzda, kimin en çok neyi beğendiğine ilişkin verilere bakıyoruz. Bu verileri, trendlerin doğduğu merkezler olan Güney Kore, New York, Londra gibi yerlerden izliyoruz. Bu like’lar doğrultusunda da “gerçek zamanlı” üretim yapmaya çalışıyoruz.
Ürünün dağıtımını 1 günde yapıyor ve 2 hafta boyunca test ediyoruz. İki haftada aldığımız sonuçlara göre de çoklayacağımız ürünün üretimini gerçekleştiriyoruz. Zaten DeFacto 5.0’la yapmak istediklerimizden biri bu ‘hızı’ yakalamak. Gerçek zamanlı müşteri verisiyle hızlı tedarik, hızlı tasarım, hızlı üretim ve dağıtım sağlamak.
Bu ürünlerin satış performansına bakıldığında, stok çevrim süreleri normal ürünlere göre 2 kat daha hızlı dönüyor. Yani “gerçek zamanlı” müşteri verilerini alarak üretimimizi yapıyor ve diğer ürünlerden iki kat daha hızlı satıyoruz.
Genç nüfusun yoğun olduğu ülkelerde hazır giyim satışları daha yüksek. Asya’da bunu görüyoruz. Türkiye’nin yanı sıra Mısır, Fas, Irak, Kazakistan’da da benzer bir performans var. Ancak yaşlanan AB bölgesinde hazır giyim tüketimi düşüyor.
AB bölgesine ihracattaki sıkıntıların 2026’da da devam edeceğini öngörüyoruz. Buna karşın diğer ülkeler daha fazla potansiyel taşıyor. Dolayısıyla biz, ülke olarak daha çok markalaşacak ve markalarımızı güçlendireceğiz. Katma değerli ürünleri dünyaya pazarlayacağız.

MÜŞTERİ HIZ İSTİYOR
Müşteri artık sosyal medyada viral olan, öne çıkan ürünleri anında giymek istiyor. Sosyal medyadaki trend ürünlerin sokağa inme hızı arttı. “Yavaş moda” gerilerken, “hızlı moda” büyüyor. Bu da önemli bir trend haline geldi.
Bizim DeFacto 5.0’ın ilk aşamasına “hız” dememizin nedeni de budur. Hızlı tasarlamak, hızlı sipariş girmek, hızlı üretmek, hızlı test etmek ve hızlı dağıtmayı hedefliyoruz. Müşterisine en hızlı ürünü ulaştırabilen, o yeniliği, beklediği ürünü ulaştırabilen marka olmak istiyoruz.
Ayrıca mağazadaki alışveriş deneyimini de hızlandırıyoruz. Bunun için “kendin öde” (self checkout) kasaları oluşturmaya başladık. Tek hedefimiz, ne yaparsak yapalım, “dünden hızlı” yapmak.
Örneğin, yapay zeka mankenler kullanmaya başladık. Böylece ürünü geçmişe göre 15 gün önce satışa çıkarabiliyoruz. Ürün depoya girmeden önce ürünle ilgili rating topluyor ve satışını yapabiliyoruz. Hem maliyeti düşürüyor hem de süreci hızlandırıyoruz. Aksi durumda talebi kaçırma riski var. “Hızlı modada” talep ve ürün ilgisi 2 haftada değişebiliyor. Hızlı olmazsanız satışı kaybediyorsunuz ve ürününüz stokta kalıyor.
Hız tarafında hedefimiz, “Nakde Dönme Süresi”ni (Cash Conversion Cycle) sıfıra indirmek. Yani ürünü finanse etmeyeceğiz. Ürettirdiğimiz bir ürünü 30 gün vadeli aldıysak, 30 günde satacak ve onun için sermaye bağlamayacağız. Bu şekilde negatif işletme sermayesiyle işi büyütebileceğiz.
Hızla birlikte daha doğru ürün yapabildiğimiz için hem ciromuz artacak hem de daha az indirim yaptığımız için indirim maliyetlerimiz düşecek ve bu da kârlılığa olumlu yansıyacak. Aslında global markaların yakaladığı bu döngüyü biz de uygulayarak şirketi dönüştürmeye çalışıyoruz.
2030 HEDEFLERİ
En temel hedefimiz, pazar payımızı artırmak. Rakam ya da oran vermek pek doğru olmayabilir ancak şunu söyleyebilirim: Şirketin ürün adedi olarak her yıl ‘çift haneli’ büyümesini istiyoruz. Bu da 10 yıl sonra, aynı mağaza sayısıyla pazar payımızın 2 katına çıkması anlamına geliyor.
Geçen yıl piyasa küçülürken biz büyümeye devam ettik. Bu eğilim önümüzdeki yıllarda da devam edecek. Adet bazında ve piyasa ortalamasının 2-3 puan üstünde büyüyeceğiz. Şu anda piyasada ikinci büyük markayız ve stratejimizi aradaki makası kapatmak gibi özetleyebiliriz.
Geliştirdiğimiz modelle müşterinin alışveriş sıklığını artıracağız. Bize 6 ayda bir değil, üç ayda bir, hatta belki de ayda bir kez gelmesini sağlayacak bir model oluşturduk. ‘
“Yenilik” algısı çok kritik. Müşteri takıntılı bir organizasyonsanız ve müşteri verisinden yola çıkarak mağazanızı yeniliyorsanız, müşteri her zaman aradığını bulabilecek. Bizde 19 milyon müşterinin verisi bulunuyor. Dolayısıyla tercih ve eğilimlerini anlık olarak görebiliyoruz. Yapay zeka çözümlerini bu alanda da aktif biçimde kullanıyoruz.
GİYİM PERAKENDECİLİĞİNDE MARKALARIN GÜCÜ
- İSİMSİZ MARKALAR 2001’de Türkiye’de hazır giyim pazarında zincir mağazaların ve markaların payı % 15 idi, % 85’i ise isimsiz markalardan oluşturuyordu.
- AÇIK PAZAR 2000’li yılların başında Türkiye’de ‘açık pazarların’ (Semt pazarı) piyasa payı % 27 gibi önemli düzeylerdeydi.
- ZİNCİRİN GÜCÜ 2024 sonunda zincir markalar paylarını % 45’e yükseltti, isimsiz markaların payı 4 puan düştü.
- GİYİM DARALIYOR Hazır giyim pazarı ise toplam adet bazında % 5 daraldı. Bu küçülme önemli ölçüde isimsiz markalardan kaynaklandı. Bunun da farklı nedenleri olabilir.
- DEFACTO Biz adet bazında % 5 civarında büyümeyle yılı kapatacağız. Mağazaların adet bazında pozisyonlarını 2026’da koruyacağını tahmin ediyorum.
ÖNE ÇIKAN 4 ÖNEMLİ MÜŞTERİ TİPİNİN PROFİLİ
Defacto CEO İhsan Ateş, araştırma ve gözlemlerine dayanarak tüketiciyi 4 grupta analiz ediyor.
- DÜŞÜNMEDEN HARCAYANLAR
Türkiye’deki ekonominin siyasetle ilgisi yok ve bu alandaki gelişmelerden etkilenmiyor. Cebindeki parayı takılmadan harcayan, “Vur patlasın, çal oynasın” diyen bir müşteri grubu var. Bu grup, Türkiye’nin yüzde 10-15’ini oluşturuyor. - NAKİT SİMYACILAR
Bu gruptakiler pandemi döneminde çok iyi para kazandı. Ucuz kredi alıp, konuta ve dövize yatırdılar. Bazıları altın ve faize yatırıp iyi kazandılar. Pandemi onlara yaradı ve şu anda da iyi tüketiyorlar. “Bu ülkede sorun, sizin kafanız çalışmıyor, biz köşeyi döndük” diyorlar. Bu grubun toplamdaki payı da yüzde 12-15 aralığındadır. - EVRENİN KADIN KORUYUCULARI
Paylarının yüzde 40 civarında olduğunu tahmin ediyoruz. Burada da lider kadın ve evin bütçesini yönetiyor. Çünkü, erkek yönetemediği için kadın yönetmeye başladı. Sık fiyat kontrolü yapıyor. Örneğin, bir ürünü alacaksa mağazaya bakıyor, online tarafıyla kıyaslıyor. Marka kıyası yapıyor ve sürekli olarak bütçeyi en iyi şekilde nasıl kullanacağına odaklanıyor. Daha akıllı ve hesaplı alışveriş yapıyor. - EL FRENİNİ ÇEKENLER
Bu grupta yer alan tüketicilere, “direnenler” de diyebiliriz. Alışverişi kesmiş ve zorunlu olmadıkça bir şey almak istemiyorlar. Bu grubun payı da yüzde 20’lerde.
ONLINE TİCARET STRATEJİMİZ
- MÜŞTERİNİN DEĞİŞİMİ E-ticaretin şu anda ciromuzdaki payı yüzde 17 düzeyinde. Ben yüzde 25 civarında olmasını bekliyordum. Ancak, pandemi sonrasında müşteri eski DNA’sına dönüş yaptı ve mağazaları terk etmedi.
- YAPAY ZEKA DESTEĞİ Bu alanda önemli değişim bekliyoruz. Şu anda yapay zeka mankenine ürünü giydiriyoruz. Bir yıl sonra o ürünü siz online olarak giyecek ve sanal da olsa dokunmaya başlayacaksınız. Dolayısıyla online alışveriş trendi yine yükselme eğilimine girecek. Çünkü müşteri kendi avatarıyla o ürünü üzerinde görecek, sanal asistandan öneriler alabilecek.
- İADE ORANI DÜŞMEYECEK İade oranıyla ilgili bazı eleştiriler var. İade oranı, bütün bu yeniliklere rağmen düşmeyebilir. Örneğin, Almanya’da iade oranı yüzde 40 civarında. Diğer Avrupa ülkelerinde ise yüzde 20-30 arasında değişiyor. Türkiye’de de yüzde 10-15 arasında. Ürünün fiyatı artıkça, iade oranı yükseliyor.
- PAZARYERİ OLMAYACAĞIZ E-ticaret tarafında sadece kendi ürünlerimiz olacak, başka marka olmayacak. Bir pazaryeri değiliz.
HAZIR GİYİM ÜRETİMİNİN KİLİT ÜLKELERİ
- MISIR TESLİMATTA ZAYIF
Hazır giyim üretiminde iş gücü maliyetlerinin önemli bir payı var. Bu nedenle Mısır’ın bu alanda önemli bir avantajı var. Ama bu ülkenin bir tasarım gücü ve hızlı teslimat yeteneği yok. Onlarda bu süre 5-6 ay civarında. Yani bir ürün için 5-6 ay önce sipariş vermeniz lazım. Üretim kaliteleri de bizim seviyemizde değil. - ÇİN’DE UCUZA GİDİYOR
Yaklaşık 20 yıldır global tedarik yapan bir şirketiz. Çünkü global bir markayız ve rekabet edebilmek için farklı ülkelerin güçlerini kullanmamız gerekiyor. Çin’e gittiğimizde “Bu pantolonu kaça yaparsınız?” diye soruyoruz. “Burada 5 dolar, Kamboçya’da 4 dolar, Myanmar’da isterseniz 3 dolara yaptırırım” diyorlar. - AVANTAJLI ÜLKELER
Örneğin teknik kumaşı en iyi alabileceğimiz yer Mısır’dır. Dolayısıyla ben Mısır ve Çin ile iş yapmazsam, bu kaliteli kumaşı ve fiyat avantajını tüketicime sunamayacağım. - BANGLADEŞ, SURİYE GELİYOR
Bana göre 2 yıl sonra Suriye, Türkiye’nin en büyük tekstil tedarikçisi olacak. O zaman bir İspanyol, Suriyeli ile değil, yine bize gelip hangi ürünü istediğini söyleyecek. Biz de Suriye’de ürettirip teslim edeceğiz. Burada da en kritik konu, kumaş gücünü elimizde tutabilmemizdir.
ÖNE GEÇİREN VERİLER
- %1.3
Teknoloji şirketi ve otomatik lojistik merkezi büyük maliyet avantajı sağladı. Teknoloji giderlerinin payını %2.5-3.5’den %1.5’a indirdik. Lojistikte sektör ortalaması %3 iken, biz %1.3’e çektik. - 15 GÜN
Yapay zeka mankenler kullanmaya başladık. Böylece ürünü geçmişe göre 15 gün önce satışa çıkarabiliyoruz. - % 8
Lojistik ve teknolojide sağladığımız maliyet düşüşüyle ürünlerimizi yaklaşık %8 daha uygun satabilme olanağını yakaladık. - 1 GÜN
Ürünün dağıtımını 1 günde yapıyor ve 2 hafta boyunca test ediyoruz. Aldığımız sonuçlara göre de çoklayacağımız ürünün üretimini gerçekleştiriyoruz. - 2 KAT
Gerçek zamanlı müşteri verisiyle tedarik, tasarım, üretim ve dağıtımda hızlandık. Bu sayade stok çevrim süreleri normal ürünlere göre 2 kat daha hızlı dönüyor.
TÜRKİYE’NİN HAZIR GİYİMDEKİ 4 AVANTAJI
- HIZLI ÜRETİM Türkiye, dünyada en kısa sürede hazır giyim üretimi yapan ülkedir. Üstelik üretimle birlikte, tasarımı da hızlı yapabilen nadir ülkelerdeniz.
- TASARIM ÜSSÜ Birçok markamızın hem Türkiye’de, hem de İspanya’da tasarım ofisleri var. Tasarımlarını da gidip markalara satabiliyor.
- MÜŞTERİ DOSTU Müşterilerimizle, markalarla iyi anlaşabiliyoruz. Bu da önemli bir faktör. Batılı markalar, Çinli bir üreticiyle kolay anlaşamıyor.
- ENTGERE ÜRETİM Bizim güçlü yönlerimizden biri de entegre yapımız. İpliği, kumaşı, tasarımı, kumaş kesimi, dikimi dahil her şeyi burada yapabiliyoruz. Tasarımı dahil olmak üzere 2-3 haftalık süre içinde üretimi yapıp, 24 saat içerisinde İspanya’ya ürün teslim ediyoruz.

