in , , ,

Tasarımla İnovasyon 2021

Tasarımla İnovasyon (Innovation by Design) ödülleri, 10. yılında, bu yılın yeni kazananlarını öne çıkarıyor.

Tasarımla-İnovasyon-1

Fast Company’nin 2012’de başlattığı Tasarımla İnovasyon Ödülleri’nin (Innovation by Design Awards) ilk kazananlarından biri biyokütleyi; yemek pişirebilen, cihazları şarj edebilen ve daha az toksik emisyon üreten bir ısı kaynağına dönüştüren taşınabilir cihaz BioLite CampStove’du. Başka bir kazanan tasarım ise, yolculuk yapma alanındaki kullanıcı deneyimini yeniden tasarlayan Uber oldu. Üstelik bir jüri üyesi Uber’i “sistemi hacklediği” için övmüştü.

İki etkili tasarım ve birbirinden uzak, apayrı iki sonuç… BioLite, 2020’de 25 milyon dolardan fazla gelir elde etti ve CampStove ve diğer tüketici ürünlerinden sağladığı geliri, şebekeye erişimi olmayan aileler için yeşil enerji çözümleri geliştirmeye yatırdı. BioLite bugüne kadar Asya ve Afrika’da 2.9 milyon kişiye temiz ocaklar ve aydınlatma imkanları sağladı. Uber, 2019’da dudak uçuklatan 82.4 milyar dolarlık bir değerlemeyle halka arz oldu, ancak bu süreçte, yarattığı “yıkım” ile taksi şoförlerini neredeyse yok etti, şehirlerde sokakları ve yolları tıkadı, kirliliği artırdı ve işçileri sık sık sömüren bir gig ekonomisinin yaratılmasına yardımcı oldu.

Bir tasarım, içinde faaliyet gösterdiği ekosistemi göz ardı ettiğinde işte bunlar oluyor. Etkili tasarım her zaman iyi tasarım demek değildir. İyi tasarım, her daim kullanıcılarına, topluma ve gezegene karşı sorumludur. BioLite iyi tasarıma güzel bir örnek.

Bugün, Tasarımla İnovasyon listesinin 10. yılını kutluyor ve listeye yeni katılan etkileyici isimlere “Hoş geldiniz” diyoruz. Bu vesileyle, geriye dönüp bakar ve kazanımları kutlarken, geçmişin hataları üzerine düşünme fırsatına da erişiyoruz.

Çok sayıda hata var. Ağustosun başlarında bu satırları kaleme alırken, Pasifik Kuzeybatı’da yüzlerce insanın ölümüne yol açan korkunç sıcaklık dalgasının etkilerinden arınma süreci devam ediyor. California şiddetli kuraklık ve orman yangınlarıyla mücadele ediyor ve (Küresel Ayak İzi Ağı’nın hesapladığı gibi) Dünya kaynaklarının bu yıl için ayrılan kısmını çoktan tükettik.

Amerika’nın ilk günahı olan sistemik ırkçılık hâlâ kurumlarımıza işliyor ve kültürümüzü zehirliyor. Aşıyla ilgili yanlış bilgiler internet aleminde dolaşıyor ve ardında, ölenlerin izini bırakıyor. Bunlar varoluşsal sorunlar. Ve her gün kullandığımız ürünleri ve deneyimleri yaratan tasarımcılar, bu sorunun suç ortağı; tıpkı sorunlu tasarımları öne çıkaran editörler gibi…

Her birimiz, bundan daha iyisini yapmalıyız. “The Design of Everyday Things” kitabının yazarı Don Norman’ın Fast Company’ye söylediği gibi, “Bizi bu noktaya tasarım getirdiyse, bizi buradan çıkaracak olan da yine tasarım olabilir.”

Bu yılki Tasarımla İnovasyon Ödülleri’nin kazananları, bu yola rehberlik ediyor. Oklahoma’da, deneyimsel tasarım stüdyosu Local Projects’in yeni müzesi, ziyaretçileri, Tulsa Irkçı Katliamı’nın tarihi ve kalıcı mirasıyla yüzleşmeye teşvik ediyor. Wisconsin’de mimarlık firması Studio Gang, terk edilmiş bir kömür santralini bir spor salonu ve öğrenci merkezine dönüştürdü.

Bu tasarımıyla, inşaat yapmanın en yeşil yollarından birinin, halihazırda var olanı yeniden kullanmak olduğunu gösterdi. California’da Cue Health, insanların evde ellerinden yapabileceği ve 20 dakikada doğru sonuçlar veren bir cihaz geliştirerek COVID-19 testinin önündeki engelleri kaldırdı.

İlerleyen sayfalarda 2021 yarışındaki parmakla gösterilecek tasarım fikirlerini göreceksiniz. Aynı zamanda, tasarımcıların son 10 yılda sürdürülebilirlik, erişilebilirlik ve bu tür alanlarda attığı en büyük adımları da okuyacaksınız.

Peki, gelecek nasıl olacak? Bizim pek de mütevazı olmayan umudumuz, gelecek 10 yılın tasarım inovasyonlarına ilham vermeye yönelik… -Suzanne LaBarre

Sürdürülebilirlik x Tasarım

Beloit Powerhouse, Studio Gang

Wisconsin’in güneyinde bulunan Beloit College’ın yanındaki tarihi elektrik santrali, kapanmasının üzerinden 10 yıldan uzun süre geçtikten sonra 2010’da, hiç beklenmedik bir şekilde hayata döndü. Studio Gang mimarları tarafından uyarlanarak yeniden tasarlanan, bir zamanlar kullanılmayan bu tesis, şimdi Powerhouse adlı çok amaçlı bir fitness merkezi ve öğrenci birliği olarak faaliyet gösteriyor. Ancak kömür yaktığı o eski günleri, kesinlikle unutulmuyor. Endüstriyel geçmişinin fiziksel ögeleri, artık bu eşsiz binanın birçok yüzeyini destekliyor. —NB

Fotoğraf: Claudia Lucia
İllüstrasyonlar: Mariano Pascual
  1. Baca Tesisin bacası, Beloit’te bir sembol. Baca, santralde yakılan kömürün dumanını onlarca yıl boyunca havaya saldı, şimdiyse binanın konferans merkezine ışık sağlıyor.
  2. Kömür Bunkerleri Eskiden kömürü fırınlara döken, oda büyüklüğündeki bu ters çevrilmiş piramitler, tırmanmaya olanak sağlayan eğimli iç duvara sahip bir barı destekleyecek şekilde yenilendi.
  3. Koşu parkuru Santralin portal vinçleri için kullanılan çelik armatürler, artık asıl binanın içindeki ve bazen dışındaki hava akımı ve rüzgar nedeniyle yüzüyormuş gibi görünen bir koşu parkurunu destekliyor.
  4. Ek Alan COVID-19 açısından güvenli bir alan olan büyük, kapalı eğitim alanında üniversitenin mezuniyet töreni düzenlenebileceği gibi, aynı zamanda bir çiftçi pazarı da kurulacak.

Sürdürülebilirlik x Tasarım

ZZ Driggs

Fotoğraf: Philip Vukelich
İllüstrasyon: Emil Wikström

ZZ Driggs’in kurucusu Whitney Frances Falk, hızlı mobilya sektörü ile karşı karşıya…

Whitney Frances Falk, tıpkı kendisi gibi, birçok insanın pazarda baskın olan ucuz ve tek kullanımlık mobilyalardan sıkıldığına inanıyordu. 2014 yılında, tasarımcıların antikalarını ve sağlam üretilmiş çağdaş mobilyalarını derleyen ve kiralama veya satma seçenekleriyle sunan çevrimiçi platform ZZ Driggs’i kurdu. Startup ilk olarak, ofislere mobilya seçmek için şirketlerle ortaklık kurdu, ancak 2020’de tüketiciye yönelik bir iş başlattı. —ES

ZZ Driggs’i kurmanızı sağlayan evreka anı neydi?
Belirli ürünler satan perakendecileri inceledim. Birçok perakendeci, kasıtlı biçimde, yalnızca üç ila beş yıl kadar sağlam kalabilen mobilyalar üretiyordu; bu sayede, tüketicinin mobilya alışverişini bir daha ne zaman yapacağına dair en iyi finansal tahminleri ortaya koyabiliyorlardı. Arkadaşlarımla konuşurken, daha iyi mobilyalara yatırım yapmak isteyeceklerini duyuyordum. İşte o an şunu fark ettim: Çok yüksek kalitede mobilyalar üreten, çok sayıda muhteşem tasarımcı vardı. Teknolojiyi kullanarak bu ikisi arasında bir köprü yaratmak istedim.

ZZ Driggs’i farklı kılan nedir?
Dünyanın farklı yerlerinden ve ABD’den seçtiğimiz antika mobilyaları derlediğimiz bir web sitemiz var. Ayrıca insanlara, onarıcı üretim yöntemleri kullanan 12 farklı Amerikan stüdyosu tarafından üretilen modern mobilyalar da sunuyoruz. Müşteriler bu parçaları kiralayabiliyor veya satın alabiliyor. İş modelimiz, ürünlerimizin en az 50 yıl ve daha uzun süre sağlam kalması üzerine kurulu.

Startup’ı kurduğunuz 2014’ten bu yana pazar nasıl değişti?
ZZ Driggs’i kurduğumuzda, sürdürülebilir mobilyalar, tüketicilerin çok kafa yorduğu bir şey değildi. 2020’deyse, paylaşım ekonomisi ve Airbnb ile Rent the Runway gibi markalar sayesinde, tüketiciler değişti.

Tasarımın Sesleri

Fotoğraf: Jarren Vink
İllüstrasyon: Emil Wikström

Martha
EDU

Ürdün’de işitme güçlüğü çeken veya sağır öğrencilerin sahip oldukları eğitim fırsatları oldukça sınırlı. Ürdün merkezli Martha EDU, çocuklara işaret dilini öğretmek amacıyla artırılmış gerçeklik teknolojisi ve flash kartlar kullanan; çocuklara, etkileşimde bulunabilecekleri çeşitli yollar sunan illüstrasyonlar ve videolara sahip bir akıllı telefon uygulaması geliştirdi. Aileler uygulamayı evde kolayca, internet bağlantısına ihtiyaç duymadan kullanabiliyor. Uygulama, aynı zamanda işitme engelli çocukların işaret dilini öğrenmelerine yardımcı olurken ebeveynlere de iletişim kurabilecekleri araçlar sunuyor. Kurucu ortak ve CEO Ehab Kahwati, Arapçada aynı nesne için birden fazla kelime olabileceğine dikkat çekerek, “Asıl zorluk, ortak dili belirlemekti” diyor. Bu nedenle, ortak bir kelime dağarcığı oluşturmak çok önemliydi. Üstelik farklı bölgeler aynı kelime için farklı işaretler kullanıyor, dolayısıyla tüm kullanıcıların anlayabileceği bir dil tasarlamak kritikti. —Aimee Rawlins

“Tasarım, bilgiye erişimi mümkün kılabilir ve bunun sonucunda da, tüm toplulukları kalkındıran fırsatlar yaratılmasını sağlayabilir.”

—Catherine Courage, Google’da Kullanıcı Deneyiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

 

Tasarım, önümüzdeki 10 yılda, erişilebilirliği artırarak ve dolayısıyla güçlendirici bir araç haline gelerek, en büyük etkiyi yaratabilir.”

—Toshiko Mori, Toshiko Mori Architect’in Kurucu Başkanı

 

“Kentsel gayrimenkulü; topluluğa, erişilebilirliğe ve kapsayıcılığa odaklanarak, farklı amaçlarla, çeşitli şekillerde kullanmaya yönelik benzersiz bir fırsat var [önümüzde].”

—Paul Priestman, PriestmanGoode’nin Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı

 

Kapsayıcılık x Tasarım

Nike Go
FlyEase

Birçok insan için ayakkabı giymek acı vericidir. Ayakkabılarımız biraz el becerisi gerektirir. Ve bu, artritten kısmi felce kadar farklı engelleri olan insanlar için yalnızca sorun yaratmakla kalmaz. Nike Go FlyEase, eğilmeden veya ellerinizi kullanmadan giyebileceğiniz ilk spor ayakkabı.

Eskiden Paralimpik oyunlarında yarışan, şimdilerde FlyEase İnovasyon Ekibi’nin yöneticisi olan Sarah Reinertsen, “Bu ayakkabılar, insanların hayatlarını iyileştiriyor” diyor. Tasarımın temelinde, ayakkabının esnek dış tabanına yerleştirilmiş, çığır açan iki yönlü dayanak noktası yer alıyor. Bu dayanak noktası, ayakkabıyı ikiye ayırıyor (Nike tasarımcıları, bir ayakkabıyı ikiye ayırarak ilk Go prototipini taklit etmiş oluyor). Dayanak noktası açıkken ayağınızı parmak bölmesine sokuyorsunuz; ardından, ağırlığınızı aşağıya verdiğinizde, ayakkabı çıtçıtları birbirine yapışıyor. Gergin bir bant, ayakkabının bütün halinde durması için ayakkabının tamamını sarıyor.

Go FlyEase, evrensel tasarımın (yani engellilik durumuna uyum sağlamak üzere oluşturulmuş tasarım), herkes için daha iyi olan bir ürün yaratabileceğinin bir kanıtı. Nike’nin, şubat 2021’de gerçekleştirdiği lansmanında, Go büyük bir hızla satılarak tükendi ve şirket, engelli topluluklarından gelen bazı eleştirilerle yüzleşmek durumunda kaldı. Ayakkabı koleksiyoncuları Go’yu anında kapıyor ve yeniden satış (“resale”) sitelerinde, önerilen perakende satış fiyatının iki katına satıyordu.

Reinertsen, “Bunu insanlardan uzak tutmaya ya da bulunması zor bir ayakkabı haline getirmeye çalışmıyoruz” diyor. “İstediğimiz kesinlikle bu değil.”

Nike, ayakkabının bu şekilde yapay yöntemlerle tükenmesini amaçlamamıştı (lansman için on binlerce çift tedarik etmişti). Ancak şirket, çok daha fazla envanter (ve renk çeşidi) ile, ortaya çıkan bu kıtlığı tatil sezonuna kadar giderecek. —Mark Wilson

Tasarımın Sesleri

  • “Haritaya bakarsanız -fark etmemiş olabilirsiniz ama- sürekli olarak kendi kendini yeniden çizer.”
    —Felipe Memoria, Work & Co’nun Kurucu Ortağı, MTA Live Subway Map’in Tasarımcısı
  • “İnsanların scooter’ları, düzenli olarak kullanabilecekleri bir şey olarak görmelerini istiyoruz.”
    —Carson Brown, Taur’un Eş Kurucusu ve Ürün Başkanı
  • “Bir Porsche 911’e hissettiğiniz tutkuyu hissedebileceğiniz bir araba olmasını istiyorum.”
    —Thomas Ingenlath, Polestar’ın CEO’su

Ulaşım x Tasarım

  • MTA Canlı Metro Haritası
    Sorun: Sık sık yaşanan kesintiler, New York’ta metro kullanmayı bir maceraya dönüştürüyor.
    Çözüm: Metropolitan Transportation Authority (Metropolitan Ulaşım Otoritesi) dijital ajans Work & Co ile çalışarak mevcut statik haritadan coğrafi ayrıntıları elde eden ve Massimo Vignelli’nin ikonik 1972 versiyonunun netliğini korurken aynı zamanda metro hatlarını gerçek zamanlı olarak güncelleyen bir uygulama geliştirdi.
  • Taur E-Scooter
    Sorun: Elektrikli scooter’lar, kısmen kötü tasarlandıkları için tehlikeli olabilir.
    Çözüm: İngiliz startup Taur, her iki ayağınızı da öne koymanıza müsaade edecek ve bu sayede denge kurmanıza yardımcı olacak kadar geniş tabana sahip bir e-scooter geliştirdi. Kevlar ile güçlendirilmiş tekerlekler yumuşak bir sürüş sağlıyor ve bir LED ışık, sürücünün sırtını aydınlatarak trafikteki diğer sürücülerin, onu daha iyi görmesini sağlıyor.
  • Polestar 2
    Sorun: Otomobil üretiminin yol açtığı karbon ayak izi inanılmaz büyük.
    Çözüm: Polestar 2 adlı elektrikli sedan, iç tasarımında geri dönüştürülmüş plastik ve yüzde 100 vegan malzemeler kullanıyor. Ayrıca blockchain teknolojisi ile, tüm tedarik zincirinde bataryanın kobaltını takip edebiliyor. Araç, Euro NCAP’in (Avrupa Yeni Araba Değerlendirme Programı) güvenlik derecelendirmesinden beş yıldız aldı.
  • Zoox Otonom Araba
    Sorun: Kentlerde araçların yol açtığı tıkanıklık kontrolden çıktı.
    Çözüm: 2020’de Amazon’un satın aldığı yedi yaşındaki Zoox, robotaksisini geçtiğimiz aralık ayında San Francisco’da test etmeye başladı. Çift yönlü şarj teknolojisine sahip elektrikli araçlarda, dört tekerleği de yönlendiren bir direksiyon, 360 derece görüş sağlayan sensörler, kolay erişim sunan sürgülü kapılar, karşılıklı oturma düzeni ve beş hava yastığı sistemi bulunuyor.
    —SLB

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

CFO

CFO’nun dijital ajandası

Yeni yılda veriminizi ve hızınızı artırın