in , ,

Değer yaratmak değil ‘Net Kâr’ mühimdir

Yıldız Holding YKÜ Murat Ülker sorularınızı yanıtlıyor.

murat-ülker-yazi

Fotoğraf: Pixabay

murat-ulker
Murat Ülker

İş dünyasında ‘hızlı olmak’ üzerine çeşitli görüşler var. Siz hız tarafında nerede yer alıyorsunuz?
Rahmetli babam trafik konusunda bana iki kaide öğretmişti. Öncesinde bizim trafik kurallarına uymakta mükellef olduğumuzu hatırlatır, “Tedbir alın, karşıdaki kurallara uymazsa ne yapacaksınız” derdi.
İkincisi ise sürat, zaman ve mekana bağlıdır. Sadece yolun ve arabanın elverişli olması size sürat yapma hakkını vermez, sokak aralarında meskun mahallerde hız sınırlarına uymak gerekir. Fakat bizim evin önünde de 30 yazan bir tabela vardı ve yolun genişleyip 4 şerit olduğu tek yerdi. Polis de virajda bekler her gelene ceza yazardı. İş hayatı da böyledir. Hızlı olmak; yanlış yapmak, kaos oluşturmak, verimsizlik sebebi değil; tam tersi olmalıdır.

Aile şirketlerindeki bir önemli konunun ‘ücret’ olduğu söylenir. Siz aile şirketlerinin ücret konusunu nasıl yönetiyorsunuz?
Bizde aile bireyleri şirketteki herkes kadar maaş alır. Mesela ben prim bile almam. Çocukların sair ihtiyaçlarının görülmesi eğer arzulanıyorsa aşırıya kaçmadan ebeveyn tarafından karşılanmalı. Zaten aile üyelerinde okumak isteyenler için genel geçer masrafları biz ailecek karşılıyoruz.

İş hayatında “hayır” diyebilme konusunda görüş ayrılıkları var. Sizin bu konudaki yaklaşımınız nasıldır?
Nasıl “evet” denebiliyorsa “hayır” da denebilmeli. Yoksa bu samimiyetsizlik ve sadakatsizlik olur. Hatta bazen hainlik addedilebilir. Ama “selamünaleyküm kör kadı” yaklaşımını da tasvip ederim. Bilmeyenleriniz için açıklayayım. Bir kasabanın birine vakti zamanında yeni bir kadı tayin edilir. Kadı herkesle tanışmak ister. Eşraf ve ayan gelir kendilerini takdim ederler. Esnaf ve zanaatkarlar dahi gelirler. Kadı der “Kimse kaldı mı?”, “Efendim bir doğrucu Davud Efendi var görüşmek istemezsiniz” derler. “Olur mu ya” der, “çağırın gelsin.” Velhasıl Davud Efendi gelir. Kapının eşiğinde ayakkabılarını çıkarırken kadı ile göz göze gelir. Gözü kadının şehla bakışına takılır ve “Selamünaleyküm Kör Kadı” der. İrrite olan kadı, “Tamam tamam anladım, görüştüm saydım” der. Yani lisanı münasiple çok kıymetli olan menfi görüşlerinizi aktarmazsanız kıymeti olmaz, hatta sizin ayarınızı düşürür.

İçinde bulunduğumuz dönemde en çok hangi 3 konunun şirketleri zorladığını düşünüyorsunuz?
Bu kendine münhasır ekonomik ve sosyal dönemde iş hayatı gerçekten zor. Şükür, biz göreceli olarak daha iyiyiz diye düşünüyorum. Çünkü, Sayın Cumhurbaşkanım da sorduğunda arz etmiştim. Hükümet pekala, ne tedbir alacağını, yani sıkı para politikasını, enflasyonun düşeceğini bildirdi. Bu tabii ithalat düşüklüğünü, nakit azlığını, rant gelirlerinin yükselmesini beraberinde getirdi hatta dövizdeki artış hatta Türk Lirası da eskisine göre daha değerli yani enflasyondaki artış miktarının azalmasından daha az oldu devalüasyonun artışı. Bütün bunlar hükümetin politikasının da zaten piyasaya yansımalarıdır. Bekliyoruz. Hoşumuza gitmese de bu acı ilacın içilmesi şarttı ve bu ilan edilmişti. Şirketler karar vericilerin politika niyetlerinin aksiyonlarını ve piyasaya yansımalarını takip ve tahmin etmek zorundalar.
İkincisi buna istinaden kendi piyasaları nasıl etkilenecek, yani alacak ve ödemelerin kârlılık oranına nasıl etkisi olacak, bunları da öngörerek hazırlık yapmak zorundalar.
Üçüncüsü şu anda dünyada bile geçerli olan bir sistem, nakit kraldır. Değer yaratmak değil “Net Kâr” mühimdir. Bunu defalarca hem burada verdiğim cevaplarda hem de yazılarımda belirttim.

Okuduğunuz kitaptan yola çıkarak, “Teknoloji bizim için mi çalışır yoksa bize karşı mı?” diye sormuşsunuz. Bu konudaki görüşünüzü paylaşır mısınız?
Rahmetli hocam bize ders anlatırken hangi kitabın hangi sayfasından alıntılanmış, istifade etmiş bizi bilgilendirirdi. Ben de aynısını yapmaya çalışıyorum. Okuduğum kitapları size özetlerken yerine göre anılarımı, tecrübelerimi, düşüncelerimi arz ediyorum. Sözünü ettiğiniz, Nicole Kobie’nin “The Long History of the Future” yani “Geleceğin Uzun Tarihi” adlı kitabı. Teknoloji hakkında sorduğum sorunun cevabı ise kitapta aslında, “At sahibine göre kişner” özdeyişiyle cevaplandırılabilir.

YAPAY ZEKANIN ÖNCE ‘REŞİT’ OLMASI GEREKİYOR

  • ŞU AN BİRAZ ‘YALAKA’ Affınıza mağruren Yapay Zeka “şu anda” biraz “yalaka” geliyor bana. Bu nedenle de yanıltabiliyor. Hemen bir örnek vereyim. Yukarıda anlattığım Kadı kıssasını sordum, bilmiyormuş. Geveledi başka şeyler söyledi. Sonra anlatınca “Ve Aleykümselam..” diye söze başladı. Her türlü yalakalığı yaparak hatta kalmaya çalıştı. Ben sinirlenince de yediği azarlara rağmen davranışı ‘yarabbi şükür’ modundaydı.
  • ARAŞTIRMADA YARARLI Onun için YZ’nin önce reşit olması ve büyüyüp sorumluluk sahibi olması gerekiyor. YZ’yi araştırmalarınızda bir asistan gibi kullanabiliyorsunuz. 7/24 çalışıyor. Pek yetenekli. Sanırım artık doktoralar 6 ayda tamamlanabilir, tabii konuya hakim olan biriyle çalışmak ve doğru kaynağı yanlıştan ayırmanıza yardımcı olacak bir danışmanla.
  • SADECE ONUNLA OLMAZ Ama YZ’ye dayanarak bir proje baştan sona yapılamaz. Sadece gerektiği yerlerde kullanmak gerekir bu haliyle. Bugün her yerde çok veri var, YZ de ona ne sorarsanız modelliyor, yorumluyor, tahmin ediyor bu da ne araştırdığınızı he zamankinden çok “yöntem” bilmenizi ve bilgili olmanızı gerektiriyor.

Bize yazın: [email protected]

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cağatay-özdoğru

Oyun değişiyor

Hamdi Ulukaya’nın Chobani’si 20 Milyar Dolar değeri yakaladı