in , , ,

Global rekabetin yeni gerçekleri

Yapı Merkezi, Türkiye’nin önde gelen uluslararası şirketlerinden… Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Başar Arıoğlu, pandemiyle birlikte sektörün de şekillendiğini, rekabet, büyüme ve kârlılıkta yeni gerçeklerin ortaya çıktığını söylüyor. En önemli gelişmenin ise “muazzam şekilde gelen Çinliler” olduğuna dikkat çekiyor.

global-sirketin-yapi-tasi

YAZI: MEHTAP DEMİR

Ginger Rogers, Amerikan sinemasına damgasını vurmuş “ikon” sanatçılardan biriydi. Çok sayıda genç kuşak aile bireyi gibi o da henüz 12 yaşında babasının işiyle tanıştı. Okul tatil olduğunda soluğu Yapı Merkezi’nin şantiyelerinde alıyordu.

Sonraki yıllarda işi eğitimine göre şekillendi. O dönemlerde Yapı Merkezi’nde İngilizce bilen çalışanlar yoktu. O da Robert Koleji’nde okuyordu. Hazırlık sınıfını takip eden yıllarda bütün tercümeleri yapmak ona kaldı. “Öyle ki binlerce sayfa tercüme yapmak zorunda kalıyordum” diye anlatıyor o günleri…

Üniversite yıllarında yaz tatillerini şantiyelerde geçirdi. Üniversite sonrasında, 1993-94 yıllarında, İstanbul Metrosu M1 hattının Bakırköy-Şirinevler tünelinin inşaatında şantiye şefi yardımcısı olarak görev aldı. Bu, onun ilk hakiki mühendislik görevi idi. O günden bu yana aynı kurumda çalışıyor.

Yapı Merkezi İnşaat ve Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Başar Arıoğlu’ndan bahsediyoruz. Türkiye’de ve dünyada pek çok başarılı projeye imza atan Arıoğlu, zorlu geçen bir yılın ardından sektörün durumunu ve rekabette değişen dengeleri Fast Company ile paylaştı…

PANDEMİDEN NASIL ETKİLENDİK?

Pandemi tüm dünyayı çok derinden etkiledi. Doğal olarak bundan biz de nasibimizi aldık. Ancak, şantiyelerimizi kapatmadık. Sadece Etiyopya’daki şantiyeyi, hükümetin talebi üzerine durdurmuştuk. Henüz pandeminin başlarıydı ve biz bir müddet çekildik. Bir grup çalışanımızı Türkiye’ye getirdik, orada güvenliği ve düzeni sağlayacak kadar arkadaşımızı bıraktık. Şimdi Etiyopya açılmaya başladı. Projenin kalan kısmını da yakında tamamlayacağız. Tanzanya ve Senegal’deki işlerimiz hiç durmadı. Katar’daki işimiz zaten tamamlanmıştı. Şimdi bakım dönemindeyiz, küçük bir varlığımız ve az sayıda arkadaşımız var.

Suudi Arabistan’da pandemiye rağmen önemli bir gelişme kaydettik ve oradaki işlerimizi tekrardan başlattık. Politik sebeplerden etkilenen bazı konularımız vardı ama çözüldü. Şu anda orada son sürat devam eden iki projemiz var. Türkiye’deki projelerimiz ise zaten hiç durmadı. Tüm bunlarla birlikte, elbette her sektör gibi biz de pandemide zorlu bir yıl geçirdik, ciro kaybı yaşadık…

1 YILLIK KAYBIN FATURASI

2020’yi, sene başında yaptığımız plana göre yüzde 15 daha düşük bir ciroyla kapattık. Sektörün dünyadaki performansı da bizim büyümemize çok paralel oldu. Elbette daha iyi ya da kötü rakamlarla kapatanlar vardır, ancak sektör ortalaması yüzde 15-20 civarındadır. Çalışanlarımızı Covid-19’dan korumaya çalışmak bu yıl yaşadığımız en büyük zorluklardan biriydi. Çok güzel çözümler ürettik, ancak bu çözümlerin yarattığı maliyet de ciromuzda düşüşe sebep oldu.

İşlerimizin bir kısmını Çanakkale Köprüsü’nde olduğu gibi, hastalıktan oldukça iyi izole edebildik. Karayolu tarafını halkla iç içe yapıyorsunuz ama şantiyedeki işçilerin etraftaki nüfusla ilişkisi çok az oluyor. Şantiyeler o nedenle yoluna devam etti.

Beyaz yaka çalışanlarımızın izolasyonu daha kolay. Mart-Nisan aylarında onlar da şantiyeye taşındılar, yatakhaneleri büyüttük, karantina için oteller kiraladık. Tatile giden çalışanlar, döndüklerinde önce 14 gün karantinada kalıyordu. Sonradan testler bollaşınca, karantina süresini 5 güne kadar indirdik. Gelen kişi, 5 gün yatakhane veya otelde kalıyor, test oluyor, ertesi gün testi negatifse aramıza katılıyor. Şayet hasta ise izolasyon için de farklı otellerde kalmasını sağlıyorduk. Tüm bunların yarattığı ilave masraflar ve istediğimiz gibi hareket edemememiz ciro kaybına sebep oldu.

SEKTÖRÜN GLOBAL ANALİZİ

Bize göre sektördeki esas sıkıntı, inşaat yaptığımız coğrafyalarda genelde finansman problemlerinin yaşanmasıydı. Bu sorun büyük ölçüde devlet harcamalarının sağlık sektörüne kaydırılmasından kaynaklandı. Dolayısıyla, Mart-Nisan-Mayıs dönemini oldukça verimsiz geçirdik. Fakat pandemiyle yaşamayı öğrendikçe bir miktar normalleşme sürecine de girildi. Bir başka önemli sıkıntımız ise karar verme süreçlerindeki yavaşlama oldu. Şu andaki “yeni iş sıkıntısının” en önemli nedenlerinden biri de budur. “Mevcut işlerden sonra hangi işler gelecek?” sorusunun yanıtı henüz belirsiz. Çok az sayıda yeni proje geliyor.

Ancak, biz yine de yeni projeler almayı başardık. Örneğin, TOGG’un fabrikasını aldık. Daha önce bulunmadığımız bir Afrika ülkesinde büyükçe bir projeye imza atacağız…

Avrupa’da projeler almaya da gayret ediyoruz. Türk müteahhitlerin Avrupa’da şansı olduğunu düşünüyorum. Örneğin, Slovenya’da devam eden bir ihalede rakip olan üç grup da Türk… Ukrayna’daki rakiplerimizin hepsi Türk şirketlerinden oluşuyor. Romanya’da çekişme tamamen Türklerin arasında geçecek gibi gözüküyor. Avrupa’nın kenar mahallelerini biraz istila etmiş durumdayız diyebilirim.

Avrupa’nın diğer ülkelerine çok az yatırım yapılıyor. Yatırım olan ülkelere ise yatırımlar az. Olanlarda da Türkleri sokmamaya çalışıyorlar. Buralarda dayanışmaya ve uzlaşmaya dayalı iş yapmak gerekli. O nedenle biz Ukrayna ve Slovenya’da yerli ortaklarla iş yapmayı tercih ediyoruz.

YENİ REKABET ORTAMI

Uluslararası müteahhitlikte Çin rekabeti büyük bir gerçek… Çinli firmalar muazzam bir şekilde akın akın geliyorlar. Örneğin, Tanzanya’da geçmişte bir ihale kaybettik. Çinliler, bizden yüzde 30-35 daha ucuz fiyat vererek kazandı.

Özellikle bazı ülkelerde finansman temin ederek, bazı yerlerde ise ucuz fiyat vererek projeyi elimizden alıyorlar. Büyük gayret içindeler. O kadar çok sayıdalar ve o kadar fazla imkana sahipler ki, her yerde her şekilde karşınıza çıkabiliyorlar. Bu da çemberi daraltıyor.

Bu gerçekten dolayı, Avrupa şu anda Çinlilere karşı aktif bir direnç gösteriyor. Fakat bu nereye kadar sürebilir, belli değil… Çinli firmalar gelip Avrupa firmalarını satın aldıklarında ne yapacaklar? Zira, buna “hayır” diyemeyecekler.

SEKTÖRDE KÂRLILIK DÜŞÜYOR

Bu sektörde, Bayındırlık Bakanlığı’nın belirlediği fiyatlar ve bu birim fiyatların analizleri vardır. İşin içinde ne kadar kum, ne kadar çakıl, ne kadar işçilik, makine, ekipman varsa yazarsınız, bu yüzde 25 eder. Bunun içinde “genel gider + müteahhit kârı” da vardır. Bu oran, 30 yıl önce de şu an olduğu gibi yüzde 25 idi. Şantiyenin genel giderleri, yönetim giderleri, finansman giderleri, merkezindeki giderleriniz, sonrasında da ne kalıyorsa size kârdır…

Yüzde 25’in içerisinde hakiki kâr ise yüzde 3 ile yüzde 8 arasındadır. 20 yıl evvel “Yüzde 10’un altında iş yapmayız” diyorduk. Şimdi ise özellikle Avrupa’ya baktığımız zaman yüzde 3-5’ler ile hesap yaptığımız yerler oluyor.

Eskiden genel giderler daha azdı, haliyle kârlar daha fazlaydı. Şimdi hâlâ o yüzde 25’in içinde kalmış durumdayız ama kâr kısmı gitgide azalıyor, iş yapmak zorlaşıyor. Projelerde dokümantasyon ve kalite ihtiyaçları, mühendislik ihtiyaçları çok arttı. İş güvenliği adına da çok fazla tedbir almanız gerekiyor. Elbette tüm bunları uygulayabilirseniz de yüksek kaliteli işler çıkıyor.

YARINA YÖNELİK PLANLAR

Önümüzdeki dönemde prefabrikasyonda yeni bir startup yapmayı düşünüyoruz. Endüstriyel inşaat alanında yeniden bir deneme yapmak istiyorum. İkincisi, sinyalizasyon şirketimizi geliştirmek istiyoruz. Bu alanda teknoloji içinden teknoloji çıkıyor. Bunu ayrıca karayollarına da adapte etmek istiyoruz, çünkü karayolları da bu elektronik bilgi işlem teknolojilerinden çok yararlanabilecek bir ortam.

Üzerine çok titrediğimiz, karayollarıyla alakalı bir projemiz var. Bununla, HGS-OGS’ye alternatif yaratmak mümkün, onun üzerinde de çalışıyoruz. Bir şeyler olması için çok çaba harcıyoruz ve aslında olay artık, normal işinizi yaparken bu normal işinizin içerisinden yeni açılımlar, yeni teknolojiler, dikey-yatay entegrasyonlar bulup oralarda bir değer yaratmaya çalışmaya doğru gidiyor. Dolayısıyla olaylar hep daha sofistike hale geliyor, bizim çağımızın özelliği bu. Basit bir şey kalmadı, her şey çok sofistike, her şey çok “kişiselleştirilebilir”. Müşterilerimize kendimizi beğendirebilmek için değer yarattığımızı ispat etmemiz gerekiyor… Bunu gösterdiğinizde karşılıklı fayda da sağlanıyor.”

GLOBAL BAŞARININ 3 YENİ KURALI

DOĞRU ZAMAN VE YER
Öncelikle, doğru yerde, yani işlerin aktif olduğu, olayların çabuk hallolduğu doğru coğrafyada bulunmak gerekiyor. Bu da biraz şans, biraz da takibe bağlıdır.

LOJİSTİK
Lojistiğinizi iyi oturtmanız ve iyi plan yapmanız lazım. Çünkü, bu işte lojistikte çok para kaybediliyor.

COĞRAFYAYI TANIMAK
Girdiğiniz ülkede başarılı olmak için işi nasıl ele almak gerektiğini iyi incelemek gerekiyor. Yerli taşeronlarla mı çalışmalı, Türkiye’den mi çalışanları getirmeli? Bunların yanıtı çok önemlidir. Ülkenin vergi kanunları, sosyal güvence kanunları, gümrük vergileri… Bunlar da çok önemli. Çok iyi planlamanız lazım.

SEKTÖRÜN 2021 AJANDASI

4 MİLYAR DOLAR
Yürüttüğümüz projelerin toplamı 4 milyar dolar civarındadır. Bunun bir kısmını yaptık, yaklaşık 2,5 milyar doları devam ediyor. Dolayısıyla elimizde 2 yıllık ciromuza denk gelecek kadar iş var. Afrika’daki 1 milyar dolarlık projeyi imzaladığımızda, rezervimize 1 yıl daha eklemiş olacağız.

TÜRKİYE’DE ÇİN REKABETİ
Çinli firmaların projeleri alması hakikati, Türkiye için de geçerli. Türk müteahhitlerin sayısını geçebilen bir tek Çinliler vardır. Ancak kendi ülkemizdeki projeleri Çinlilere kaptırmaya başlarsak o zaman rekabet şansımız tamamen silinir. Bu nedenle, Türkiye’nin bu konuda bazı tedbirler alması lazım. Çünkü, artık ortada bir “Çin’den önce, Çin’den sonra” gerçeği var.

EN KÂRLI COĞRAFYALAR
Coğrafyalardaki kârlılık hep değişiyor. Örneğin, bizim için Etiyopya işi kârlıydı, orada oluşmuş bir boşluğu yakaladık. Aynı şekilde Cezayir iyi bir pazar oldu. Ancak, orada da bürokrasi ve uzayan ödeme sorunları yaşanıyor.

SEKTÖRE YÖN VEREN ÖNEMLİ GÖSTERGELER

%15

Yapı Merkezi, 2020’de, yıl başında koyduğu hedefin yüzde 15 gerisinde kaldı. Sektörün dünyadaki küçülmesi de ortalama yüzde 15-20 arasında gerçekleşti.

%3-8

Yüzde 25’in içerisindeki hakiki kâr ise yüzde 3 ile yüzde 8 arasındadır. Yurt dışında oranlar yüzde 3-5 arasında seyreder.

%10

20 yıl evvel “Yüzde 10’un altında iş yapmayız” diyorduk. Eskiden genel giderler daha azdı, haliyle kârlar daha fazlaydı. İş yapmak zorlaşıyor.

%30

Çinli şirketler akın akın geliyorlar. Bizden yüzde 30-35 daha ucuz fiyat vererek kazandığı projeler oluyor.

%50

Teknoloji, işlerin tamamlanma sürelerini neredeyse yarı yarıya düşürdü. Örneğin, 10 yıl olarak düşünülen Çanakkale Köprüsü’nü 5 yılda tamamlayacağız.

%50

Teknoloji ve yapım alanındaki gelişmeler maliyete de katkı yapıyor. Tahminen köprü yüzde 30 kadar daha az malzeme kullanarak yapılmış olacak.

MÜTEAHHİTLİK SEKTÖRÜNDEN STARTUP’LARA 3 FIRSAT

BETON PREFABRİKASYON
Öncelikle konuya dikkat çekmek isterim. Bizim beton prefabrikasyon konusunda çok ciddi tecrübemiz var. Ancak, bunu ekonomik olarak büyük bir değer haline getiremedik. Binaların parçalara ayrılıp, bu parçalar halinde fabrikalarda üretilmesi ve yerinde birleştirilmesi konusu bence gelecek vadeden bir konu olacak.

MOBİL FABRİKA
Beton dediğimiz şey pahada hafif ama yükte ağır bir malzeme. Taşımak ekonomisini çok bozuyor. O yüzden bu fabrikaları şantiyeye taşıyıp, geçici olarak fabrikaları şantiyede kurup, gereken parçaları üretip, tekrardan dağıtıp başka yere götürmek gerekiyor. Yani prefabrik anlamında mobil fabrikaların geleceği olacağını düşünüyorum.

SİNYALİZASYON
Bundan 5-6 sene önce programlama, yazılım üzerine çalışan bir demiryolu iletişim teknolojileri şirketi kurduk. Amacımız, kendi sinyal sistemlerini geliştirmekti. Bunu büyük ölçüde başardık, örneğini de kurduk. Sistem işliyor ve TCDD da deniyor. Demiryolu ve sinyalizasyon konusunda fırsatlar olduğunu düşünüyorum.

Yazar: Mehtap Demir

Fast Company Türkiye Yazı İşleri Müdürü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

yeni-donem-sirketler-nasil-buyur

Yeni dönem şirketler nasıl büyüyecek?

mehmet-kalyoncu

Şimdi sırada “Proptech” var