in , , ,

Gizli potansiyel peşinde

Herkes içindeki potansiyelin dışarı çıkmasını, iş dünyasındaki yükselişine katkı yapmasını ister… Ancak, bunu yapmak çok da kolay değil. Ünlü bilim insanı Prof. Adam Grant, ‘Hidden Potential’ adlı kitabında, bunun önündeki engelleri anlatırken, çözüm için önerilerde bulunuyor.

gizli-potansiyel-peşinde

YAZI: M.RAUF ATEŞ

Muhtar Kent, 2010’lu yıllarda dünyanın 500 şirketi içinde CEO’luk görevi yapan iki Türk’ten biri idi. Coca-Cola’nın CEO’luğunu üstlenince bu “ünvanı” alan ilk Türk vatandaşı oldu. Onu Western Union CEO’su Hikmet Ersek izledi. O tarihte konuştuğum Muhtar Kent, bu sayının artacağını paylaşmış ve ardından da önemli bir uyarıda bulunmuştu:

“Türk yöneticilerde büyük özgüven eksikliği var. Dışarıda yeterince rahat değiller. Kendilerini, diğerlerinden daha üstün görüyor, bu nedenle de rahat ilişki kuramıyorlar. Bu özgüven eksikliğinin bir bölümü belki lisan eksikliğinden kaynaklanıyor. Kendilerine ve yetkinliklerine güvenmeleri, eşit olduklarını anlamaları gerekiyor.”

ADAM GRANT

Muhtar Kent’in altını çizdiği bu sorunu, ‘Hidden Potential’ (Gizli Potansiyel) kitabında Adam Grant de ele alıyor. Ona göre, gerçek potansiyelini kullanamayan çalışan ve liderlerde, kendini diğerlerinden küçük görme sorunu var. Belki de çocukluk döneminden kaynaklanan bu sorun, onları bazı konularda geri kalmaya, yetkinliğini sergilememeye yöneltiyor.

Sadece bu da değil. Çok sayıda “çok satan” (Best seller) kitaba imzasını atan Wharton Business School profesörü Adam Grant, ‘Gizli Potansiyel’de önemli değerlendirmeler yapıyor.

Çok kimsede görüldüğünü savunduğu “gizli potansiyeli” ortaya çıkarma konusunu, araştırma ve örneklerle ortaya koyan Grant’ın görüşlerinden öne çıkanlar şöyle:

KARAKTER ÇOK KRİTİK!

İki tür ‘yetkinlik/yetenek’ var. Birincisi, beceriler ve öğrenilenlere dayalı ‘bilişsel’ yetkinlikler. Diğeri ise ‘karakter’ yetkinlikleri ya da özellikleri… İş dünyasında finans, insan kaynakları, teknoloji, fiyat koyma gibi sonradan öğrenilebilir yetkinlikler, ‘Cognitive’ (Bilişsel) özellikler arasında sayılıyor.

Karakter ise öğrenilmiyor, ancak geliştirilebiliyor. Batı Afrika’da bilim insanlarının 1500 girişimciyle yaptıkları araştırma da bunu ortaya koydu. Bir grup ‘finans, pazarlama, teknoloji’ gibi alanlarda eğitim alırken, diğer bölüm ise proaktif olabilme, liderlik ve disiplin konusuna odaklandılar. Karakter ağırlıklı programa katılanlar, pazardaki gelişmelere daha hızlı tepki verdiler, daha yaratıcı ürünler geliştirip, hızlıca piyasaya sundular.

KİŞİLİKTEN DAHA FARKLI

Karakter yetkinlikleri, çalışanları olağanüstü başarılara iter. Sanıldığı gibi ‘plaster’ gibi insana yapışık kalmaz, esnekliğini korur.

Karakter çoğunlukla kişilikle karıştırılır. Fakat aynı değildir. Kişilik, sizin yatkınlığınızı, temel içgüdülerinizi ifade eder. Nasıl düşünür, nasıl tepki verir, nasıl hissedersiniz, onu ortaya koyar. Karakter ise sizin içgüdü ve değerlerinize öncelik verme kapasitenizdir.

Kişilik, sizin kaderiniz değil, eğiliminizi gösterir. Karakter yetkinlikleri ise sizin ilkelerinize sadık kalma eğiliminizi güçlendirir. Hangi özelliklere sahip olduğunuzla değil, onlarla ne yapacağınızla ilgilidir.

Nasıl ki ‘bilişsel’ yetkinlikler insanı hayvanlardan ayırıyorsa, ‘karakter’ yetkinlikleri de makinelerden farklı kılıyor. Şu anda robotlar ve makineler, yapay zekanın da etkisiyle araba ve uçak yapabilir, kanseri tedavi edebilir, kalp ameliyatını organize edebilir. Teknolojinin bu şekilde hızlı ilerlemesiyle ‘bilişsel yetkinlikler’ giderek daha fazla otomatize edilecek. Bu da bize ‘Karakter devriminin’ ortasında olduğumuzu gösteriyor.

YAZMAK VE DİNLEMEK

Bir araştırmada öğrencilere bilimsel makaleyi okumaları için 20 dakika verildi. Yarısından makaleyi okumaları, diğer yarıdan ise dinlemeleri istendi. Dinleyenler, bundan büyük zevk aldıklarını paylaştılar. Ancak, sonraki gün yapılan sınavda, dinleyenlerin daha az başarılı olduğu görüldü. Dinleyenler yüzde 59, okuyanlar yüzde 81 başarılı oldular. Dinlemek, her ne kadar eğlenceli görünse de öğrenmek için okumak daha yararlı sonuç veriyor.

Deniz süngerleri 2000 yıldan fazla yaşarlar. Bedenlerinin yumuşak olmasına rağmen, iskeleti dayanıklı ve güçlüdür. Güçlü akıntılar ve yırtıcı havyanlar nedeniyle hasar görseler bile ölmezler, yaşama tutunurlar. Hayat kapsülleri ve gelişmelerine katkı sağlayan hücreleri vardır. Bu kapasite onlara adapte olma, hayata tutunma ve gelişme olanağı verir.

Bu insanlar için de önemli bir kapasitedir. Sünger olmak bir metafordan daha fazlasıdır. Bir karakter yetkinliğidir. Proaktif olup, yaşam için çok kritik olan ‘gizli potansiyeli’ ortaya çıkarabilmektir.

EVELYN GLENNIE

ARA VERMENİN ÖNEMİ

Evelyn Glennie, dünyanın önde gelen solo perküsyonistleri arasında yer alıyor. Onun bu başarısında, uzun süren çalışmalarına ‘ara vermenin’ rolü büyüktür. ‘Fazla çalışmanın’ verimini azalttığını fark ettiğinde, düzenli ‘aralar vermeye’ başladı. Bunun da müzik hayatında büyük yararını gördü.

‘Ara vermenin’ 3 önemli yararı var. Birincisi, çalışmadan/uygulamadan uzak geçirilen zaman, tutkunun gelişimine katkıda bulunuyor. Araştırmalar, 5-10 dakikalık ‘minik’ araların bile enerjiyi yükselttiğini ortaya koyuyor.

İkincisi, ara vermek, yeni fikirlerin kapısını açar. Örneğin, ünlü kompozitör Lin-Manuel Miranda, Hamilton adlı dünya çapındaki müzikalini bir tatil sırasında hayal etmişti. Bu da Beethoven ve Tchaikovsky’nin niye çalışma günlerinde ara verip, uzun yürüyüşler yaptığını açıklıyor.

Son olarak ara vermek, öğrenmeyi derinleştirir. Bir deneyimimde, 10 dakikalık aranın, öğrencilerimin hafızasını yüzde 10-30 arasında iyileştirdiğini gözlemledim.
Dinlenmek bir zaman kaybı değil, esenlik için yatırım niteliğindedir. Aralar, dikkat dağıtıcı değil, dikkati resetlemek ve yeni fikirleri yüklemek için şanstır.

KENDİNİ AŞAĞI GÖRMEK

Bugün ben ‘impostor’ sendromunun (kendini aşağı görme, başarı ve yeteneklerinden şüphe duyma) gizli potansiyelin işareti olduğuna inanıyorum. Bu, başkalarını kendinizden üstün görme, kendi becerilerinizi aşağıda görme duygusudur. Ancak, başkaları size inanır ve bir kapasite görürlerse, sizin de onlara inanma zamanınızın geldiğini gösterir.

Brezilya’daki spor psikologları, genç oyuncuların yalnızca geleneksel beceri geliştirme antrenmanlarına odaklanmak yerine çeşitli uydurma oyunlar (örneğin pas atmasına izin verilen ancak şut atmayan bir takım arkadaşına sahip olmak) oynadıklarında basketbolda daha fazla gelişme gösterdiklerini buldu. Gizli potansiyeli ortaya çıkarmanın en iyi yolu günlük eziyetlere katlanmak değildir. Günlük eziyetleri günlük neşe kaynağına dönüştürmektir.

Birden fazla kişiden rehberlik isteyin. Farklı bakış açılarından daha iyi tavsiyeler alacaksınız. Araştırmalar, bazen uzmanların, yeni başlayanlara eğitim verme konusunda daha az yetenekli olduğunu gösteriyor. Bu gibi durumlarda farklı kişilerden mentorluk, danışmanlık almak iyi olur.

KENDİNİ ZORLAYANIN FARKI

Mets beyzbol takımının eski atıcısı RA Dickey, hocasının isteklerine karşı geldi ve 2012 yılında, sezon dışı bir dönemde Kilimanjaro Dağı’na tırmandı. Daha sonra beyzbol kariyerinin en iyi sezonunu geçirdi ve bunu tırmanışın sağladığı güven artışına borçluydu.

Zamanının yüzde 5 ila yüzde 10’unu ekiplerinin işini yaparak geçiren liderler (örneğin, doktor olarak çalışmaya devam eden bir hastane yöneticisi) daha yüksek performansa sahiptir. Bu, sahada olup bitenlerle bağlantıda kalmanın ve altımızdaki insanların yaptıklarının bizim altımızda olmadığının sinyalini vermenin güçlü bir yoludur.

Mahsur kalan Şilili madencileri kurtarmaya çalışan ekip, dünyanın dört bir yanından fikir aldı ve ekipmanı teslim etmek için sahada bulunan genç bir mühendisin önerdiği yeni bir yaklaşımı uyguladı. Eğer sadece odadaki en zeki kişiyi dinlersek, odanın geri kalanının sunduğu zekaları keşfetme fırsatını kaçırırız. Bunun için çok fazla kişiye kulak vermek gerekiyor.

ÖZERK OLMANIN GÜCÜ

Finlandiyalı öğrencilerin uluslararası sınavlardaki en iyi sonuçları, 1970’lerde başlatılan, öğretmenlere daha iyi ücret ödenmesini ve onlara daha fazla özerklik verilmesini içeren bir reform çabasının sonucudur. Finlandiya’daki okullar, öğrencilerin kişiselleştirilmiş ilişkiler kurmasına, kişiselleştirilmiş destek almasına ve kişiselleştirilmiş ilgi alanları geliştirmesine olanak tanıyarak fırsat kültürleri yaratıyor. Sonuç olarak, ‘Gizli Potansiyel’, meslektaşların fikirlerini paylaşmaları ve daha iyi olmak için hata yapmaları için güvenli ekip ortamları oluşturmak gibi sürdürülebilir performansa ulaşmak için iyi uygulamaların yararlı bir şekilde desteklenmesini sağlar.

CEO’LARIN POTANSİYEL YAKLAŞIMI

MURAT ERKAN
  • BAKIŞ AÇISINI DEĞİŞTİRMEK 30 yıl kesintisiz çalışan biri olarak ‘kısa süreli araların’ çok faydalı olduğunu gördüm. Bu sayede bir konuya takılı kalmadan, alan çeşitliliği sınırsız olarak bakış açısını değiştirme zenginliğine ulaşıyorsunuz. Mutlaka spor ve hobilere vakit ayırmak gerekiyor. Bunun yanı sıra ertelenen özel işlere (hep ertelenen) kaliteli vakit ayırmak da inanılmaz zihinsel rahatlık veriyor.
    MURAT ERKAN Turkcell eski CEO

 

CEMAL KİŞMİR
  • KENDİNİ AŞABİLMEK ‘Benden nasıl daha iyi ben olunur’ kafa sesinin üzerine giderek hep ‘barı’ yukarı çekmeye çalıştım. Bu sendromun en iyi örnekleri de sanatçılardır. Kendilerini beğenmedikleri için, hep daha çok beğeni yaparak kendilerini aşmaya yönelik eser üretmeye çalışırlar. Danışman konusunda ise Akın Öngör’ün seçtiği belli kişilere bir İngiliz danışman getirmesini örnek verebilirim. Bana, ‘Potansiyelin çok yüksek ama kendi sesinizin efendisi olun’ demişti. Hep bu yoldan gitmeye çalıştım.
    CEMAL KİŞMİR BNP Cardif Emeklilik CEO

 

GALYA MOLİNAS
  • MEDİTASYON GİBİ Özellikle çok odaklanmayı gerektiren yoğun dönemlerde verdiğim küçük molalar bana çok iyi geliyor. İçimden nasıl geliyorsa öyle yapıyorum. Bazen kısa bir şekerleme, bazen küçük bir yürüyüş ya da hızlı bir yemek hazırlamak… Bulaşık yıkamak ve ev toplamak gibi rutin olan, ancak zihni yormayan işler yaparım. Bunlar bende meditasyon etkisi yaratır. Bir ara sonrasında kendimi çok daha iyi hissediyorum, âna dönmüş oluyorum.
    GALYA MOLİNAS YKÜ

 

FUAT ORHONOĞLU

“İŞTEN KOPABİLMENİN YARARINA İNANIYORUM”

FUAT ORHONOĞLU
Unilever Türkiye CEO

  • TUTKULARA VAKİT Bu yoğun dünyada işten tamamıyla kopabilmek çok kolay olmasa da, ben de bu konunun yararına inanıyor ve disiplinli şekilde kendime “aralar” yaratıyorum. Burada tutkularıma ve kendimi iyi hissettiren şeylere zaman ayırmanın faydası olduğunu düşünüyorum.Benim için de bunların en başında ailem geliyor, ilk önceliğim onlarla kaliteli ve yeterli zaman geçirmek. Özellikle 2 oğlumun büyüme sürecindeki her anıyı, ailece biriktirmeyi değerli görüyorum.
  • SPOR ÖNEMLİ Diğer bir ara verme ve nefes alma aracım da tutkuyla bağlı olduğum spor. Sporu hem seyirci olarak çok yakından takip ediyor (hatta büyük organizasyonları yerinde canlı izlemek için fırsatlar yaratıyorum), hem de kendim aktif olarak yapıyorum. Düzenli olarak yaptığım orta/uzun mesafe koşularımın bana hem fiziksel, hem mental, hem de duygusal olarak çok fayda sağladığına inanıyorum.

 

MELİKE KOÇOĞLU

“YOLA DEVAM ETMEK LAZIM”

MELİKE KOÇOĞLU
Alarko Tarım Genel Müdürü

“Aslında konfor alanımızdan her çıkış bir meydan okuma. Ben konfor alanına her girdiğimde; bulunduğum şirkette görev değiştirmek, sektör değiştirmek ya da şirket değiştirmek konusunda hep cesur oldum. Yeni şeyler, yeni bir iş alanı öğrenmek, yeni kişiler ile çalışmak sürekli kendimi geliştirmemi, kendimi zorlayarak mücadele gücümü, esnekliğimi ve dayanıklılığımı artırmamı sağladı. Ben her yeni meydan okumayı seviyorum, çünkü farklı rol veya şirketlerde öğrendiklerimi sentezleyerek her seferinde yeni yetkinlik ve yeteneklerimi keşfediyorum. Bir lider, yönetici, takım arkadaşı olarak daha ileriye gittiğimi görüyorum. İçimizdeki potansiyeli ortaya çıkarmak için sürekli öğrenmeye, hata yapmaktan korkmamaya, hata yaptığında yola devam etmeye ve rutinde kaybolmamaya çok inanıyorum.”

BAHAR UÇANLAR

“Bütün kariyerim boyunca değişen ihtiyaçlara göre farklı mentor ve koçlar ile çalıştım. Hâlâ çalışmaya devam ediyorum ve çok yararlanıyorum.”
BAHAR UÇANLAR Mey|Diageo CEO

 

GEREKTİĞİNDE GERİ ÇEKİLMELİ

  1. Beceriler/yetkinlikler sabit bir hızda gelişme göstermez. Onları geliştirmek, tıpkı bir dağa tırmanma gibidir. Dağa çıkarken, sürekli tırmanırsınız ve giderek yükseğe çıkarsınız. Bir süre sonra adımlar yavaşlar, alınan mesafe küçülür.
  2. Belli bir tempoyu kaybedince, durma noktasına gelinir. Böyle durumlarda gaza basmak yeterli olmaz, çünkü lastikler debriyaj yapmaya başlar, hareket edemez hale geliriz.
  3. Bilim insanı Wayne Gray, uzun süren araştırmalarında önemli bir saptama yaptı. Buna göre, insan performansı bir yerde ‘durağan’ hale geldiyse, yeniden hareket etmek yerine, geri çekilip, güç toplamak daha verimli olacaktır.
  4. Gray’in saptadığı gibi, ‘çıkmaz sokak’ ile karşılaşıldığında ideal olan dağdan biraz aşağıya inmektir. İş dünyasında da potansiyeli açığa çıkarmak için zorluğu kabul edip, biraz geri çekilmeyi göz önüne almak gerekir.

Yazar: Rauf Ateş

Fast Company Türkiye Kurucusu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünyayı-değiştiren-fikirler

Dünyayı değiştiren fikirler