in , , ,

Koronavirüs savaşçıları

Anatolia Geneworks’ün kit üretme mücadelesi.

Elif-Alper Akyüz çifti, 10 yıl önce Anatolia Geneworks’ü küçük bir girişim olarak kurdular. Yola çıktıklarında 5 kişiydiler. Ar-Ge’ye önem verdiler, moleküler tanı ve dianostik alanına yoğunlaştılar. Sıtma, Hıv, Corona gibi sorunlara yönelik kitler, cihazlar ürettiler. Geçen yıl 1 milyon kit üretimini yakaladılar. Çin’de başlayan salgının yayılabileceğini öngörüp, koronavirüs savaşına hazırlıklı girdiler. şimdi dünyaya ve Türkiye’ye büyük mücadele için kit üretiyorlar.

Yazı: İpek Koşan

İstanbul’daki merkezlerine girince, bizi maskeleri ve dezenfektanlarıyla karşılıyor Elif-Alper Akyüz çifti. Etrafa bakınca herkesin maskeyle çalıştığını görüyoruz. Elif Akyüz, bizim için de maske uzatırken, “Tedbiri elden bırakmamak lazım” diyor. Hijyenik şartlar altında sohbetimize başlıyoruz.

Kurucu ortağı olduğu Anatolia Geneworks’ün aynı zamanda Ar-Ge direktörü olan Elif Akyüz, Boğaziçi Üniversitesi’nde Moleküler Biyoloji alanında lisans, yüksek lisans ve doktora yapmış. Eşi Alper Akyüz ise pazarlama, tanıtım, reklam ve mühendislik alanlarıyla uğraşmış. “İkimizin bir araya gelmesi iyi bir bileşim” oldu diyerek konuya giriş yapıyorlar.

Günümüzün konusu tabii ki yeni tip koronavirüs (Covid-19). Türkiye’nin karışık bir gen yapısı olduğunun, herkesin bu virüsü taşıyabileceğinin altını çiziyorlar. Koronavirüs test kitlerini kısa sürede hazırlayıp, 10’dan fazla ülkeye ihraç eden Anatolia Geneworks, yılda 20 milyon test kiti üretebilme kapasitesine sahip.

Daha fazlasını ve şirketlerinin öyküsünü ise Elif-Alper Akyüz çiftinden dinleyelim:

Koronavirüs için bir kit geliştirdiniz. Hem de çok hızlı bir şekilde. Geliştirdiğiniz bu ürünün detaylarını paylaşır mısınız?
Kasım ayının sonlarında Çin’de yaklaşık 10 kişi gizemli bir virüs ile enfekte oldu. Bu haberi yabancı basından görmüştük. Hemen takibe aldık. Önce solunum yollarıyla ilgili bir hastalık olduğu, daha sonra koronavirüsün bir alt tipi olduğu ortaya çıktı. Bütün bunlar bizi alarma geçirdi.

Solunum yolu hastalıkları paneli olarak geçen, 30’u aşkın virüs ve bakteriye aynı anda bakan ve baktığı patojenlerin arasında koronavirüsün dört alt tipinin de olduğu bir ürünümüz zaten var. Dolayısıyla koronavirüs de tanıdığımız, üzerinde çalışmalar yaptığımız genomik bir yapıydı.

O zamanlar hem Çin’in yılbaşı tatiliydi hem de tüm dünyada yılbaşı yaklaşıyordu. Milyonlarca insanın seyahat edip yer değiştireceğini ve enfeksiyon yayılma riskinin çok fazla olacağını biliyorduk. Bunun global bir krize döneceğini tahmin ettik. Bütün bunlar uç uca eklenince zaten aralık ayında daha büyük bir problem çıkacağı belli oluyordu.

Kitin tasarımı iki hafta kadar sürdü. Önce virüsün genomik bilimsel database’leri yüklendi. Sonra Dünya Sağlık örgütü’nün standartlarına göre en iyi performans gösterenini seçtik.

Dünyada benzer geliştirmeyi yapan şirketler var. Siz nerede fark yaratıyorsunuz?
Real-Time PCR kiti olup yeterince hassas olmayan ürünler de çıkabiliyor. Mesela CDC (Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri) bu kriz ortamı çıktığında, aceleyle bir formülasyon hazırladı. Daha sonra bu formülasyonun yetersiz olduğunu kendileri de kabul edip tasarımda revizyona gittiler. ‘Bu kiti üretiyoruz’ diyerek ortaya çıkan çok sayıda şirket, bu formülasyonu kopyalayarak piyasaya çıktı. Bunun sonucunda dünyanın pek çok yerinde soru işaretleri doğdu. Özellikle Çin, sonuçların hatalı olduğunu anladı.

İnterdisipliner bir firma olmamız bizim açımızdan büyük bir avantaj. Burada sadece genetik çalışmalar yapılmıyor. Yaklaşık 10 kişilik bir mühendis ekibimiz var. Kit dışında, donanım da geliştirip üretiyoruz. İki tane CNC atölyemiz var. Tasarlanan cihazlar hızlı bir şekilde CNC’den elde edilebiliyor.

Hatta bu kriz karşısında, kendi imkanlarımızla gerekli aparatları da ürettik. üretim kapasitemizi artırmak için de Ar-Ge merkezimizi kullanıyoruz. Bu da farklı bir yaklaşım getiriyor. Çünkü kit üreticileri genelde cihaz üretmez. Bunları bir araya getirmek şirketin düşünce yapısını farklı bir noktaya taşıyor. Bu özellik ile dünyadaki birkaç firmadan biriyiz.

– İNOVASYON Ar-Ge merkezimizde yaklaşık 35 çalışanımız var. Toplamda 70 kişiye yaklaştık. Kısa sürede böyle yüksek kaliteli bir kit üretebildik, çünkü bunu yapabilecek beyin gücüne sahiptik.
– ÜRETİM Haftada 200 bin kit ürettiğimiz de oldu. Salgından önce yılda 1 milyonun üzerinde üretim yapıyorduk. şu sıralar üretimimiz giderek artıyor.
– HEDEF DÜNYA şu anda Türkiye’de yüzde 15, dünyada ise binde 5 civarında pazar payına sahibiz. Bunu bir parça daha büyütmeyi öngörüyoruz.

Ülkeler kit seçimlerini hangi kriterlere göre yapıyorlar?
Bir şirketin daha önce hangi kitleri ürettiğine bakıyorlar. Bizim farkımız burada ortaya çıkıyor. çünkü, 10 yıldır, Hepatit ve HIV gibi en yüksek risk grubunda olan testleri bile üretebilen birkaç şirketten biriyiz. Birçok ülke yeni koronavirüs kitlerimizi test etmeden aldı.

ALPER AKYÜZ Kurucu Ortak

Bizim kitler Real-Time PCR (Gerçek zamanlı PCR) denilen bir teknik ile çalışıyor. PCR tekniğiyle çalışan kitler, çok küçük miktardaki dinamik yapılardan, yani az miktardaki patojen örneklerinden de tespit yapabiliyorlar. Bu da beraberinde yüksek bir hassasiyet getiriyor.

Bir de bunların reaksiyona girdiği Real-Time PCR cihazımız var. Aslında bu konuda sonsuz seçenek var. Bunlar arasından öyle bir optimum performans sağlamanız gerekiyor ki, hem çok az patojenden saptama yapabilsin hem de başka bir mikro organizmaya bağlanabilsin. Bütün bunları da en kısa sürede yapsın. Bizim PZR (Polimera Zincir Reaksiyonu) kitimizin tanı işlemi 1 saat 40 dakika kadar sürüyor.

Bu kiti geliştirmek, ortaya çıkarmak maliyetli ve teknolojisi zor/yüksek bir iş mi?
İçindeki hammaddeler ya da kutuları diye düşünmemek lazım. Ar-Ge merkezimizde yaklaşık 35 çalışanımız var. Toplamda 70 kişiye yaklaştık. Kısa sürede böyle yüksek kaliteli bir kit üretebildik, çünkü bunu yapabilecek beyin gücüne sahiptik.

2010’da kurulduğumuzda bizimle beraber çalışmaya başlayan 5 kişi hâlâ bizimle birlikte. Bu devamlılığı sağlayabilmek için insanlara, altyapıya, Ar-Ge’ye sürekli yatırım yapıyorsunuz. Bunun sonucunda ortaya tecrübeli bir ekip, tecrübeli bir firma ve ürün çıkıyor.

Bu başarı hikayesinin başına gidelim. Anatolia Geneworks’ü ne zaman, hangi amaçla kurdunuz?
2010 yılında 5 kişi ile başladık. ilk beş ürünümüzü geliştirdik. 5-6 yılımız büyük oranda Ar-Ge çalışmalarıyla geçti. Sonra ilk satışımızı ihracatla yaptık.

Ardından Türk piyasasında da ürünlerimiz görülmeye başlandı. Türk piyasasında olabilmek için sadece Real-Time PCR kitleri geliştirmek yetmiyor. Bunun yanı sıra ilgili cihazları ve izolasyon kitlerini bütün bir ekipman portföyü olarak oluşturmamız gerekiyordu.

ilk günden itibaren buna odaklandık. Bazı cihazları yurt dışında yaptırdık. Yani en baştan, sadece kiti oluşturmayı değil, optimum sonuç verecek bir sistem oluşturmayı hedefledik.

Kitler zaten her zaman yerli üretimlerdi. Mühendis kadrosu sayesinde cihazları da büyük oranda yerleştirdik. 2010 sonrasında kadromuz artmaya başladı. ürün grupları gelişti. Serbest bölgedeki çalışma alanımız devreye girdi. 2017 yılında ise Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın tanımladığı çok az sayıdaki Ar-Ge merkezlerinden biri haline geldik.

Yola çıktığınızda bugünkü durumu mu hede iyordunuz, yoksa zamanla şirket bugünkü iş modeline mi dönüştü?
Tüm öngörülerimiz gerçekleşmiş durumda. Yola çıkarken, “10 yıl sonra yıllık 1 milyon test üreteceğiz” demiştik. Dokuzuncu yılımızda bu hedefe ulaştık. ürün kalitesi ve performansıyla fark yaratan bir şirket olmak istiyorduk. Dünyada pazar payımız küçük olmasına rağmen, marka tanınırlığımız iyi düzeyde.

Biz hiçbir zaman belli bir gruba yakınlıkla, tanıdıklarla iş yapmaya odaklanmadık. Yüksek kaliteli ürün üretmeye ve sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada satabilmeye odaklandık. 200’e yakın kitimiz oldu. Bunların birçoğu Türkiye’de Sağlık Bakanlığı hastanelerinde, özel laboratuvarlarda, çeşitli gıda test laboratuvarlarında kullanılıyor.

ELİF AKYÜZ Kurucu Ortak

Haftada 140 bin adet kit üretir duruma gelmişsiniz…
200 binlerde olduğumuz da oldu. Salgından önce yılda 1 milyonun üzerinde üretim yapıyorduk. şu sıralar üretimimiz giderek artıyor. Bunun yanı sıra bir yandan devam eden, büyüyen bir işimiz de var. çok daha kritik hastalıklar için biz zaten yıllardır kit hazırlıyoruz. Koronavirüs salgını ortaya çıktığından beri Amerika’da gripten 20 bin kişi ölmüş. Pakistan’da 20 bin adetlik bir ihale kazandık.

Global ölçekte bakıldığında farklı ülkelerin farklı problemleri var. Mesela Afrika ülkeleri için sıtma çok önemli. Hepatit ve HIV’leri saymıyoruz bile. şu anda en çok, italya, Fransa, ingiltere, Polonya, Romanya, Bulgaristan, Türkmenistan, Bosna Hersek, Ukrayna, Gürcistan, Irak, Güney Afrika, Umman, Azerbaycan’da bekleyen siparişler var. Yaklaşık 50 ülkede ürünlerimiz mevcut. Temelde çok yüksek bir kapasitemiz var. Resmi üretim kapasitemiz yıllık 20 milyon test. Geçen yılki toplam üretimimiz 1 milyon test kiti civarında.

Bizim gibi şirketlerin büyüme stratejisi içerisinde belirli dönemlerde A grubu yatırım, B grubu yatırımlar almak, bunları tekrar Ar-Ge’ye yatırıp büyüme planları içerisinde değerlendirip kendilerini daha üst pozisyonlara taşımak gibi planlamalar vardır.

Bizim büyüme planlarımız içerisinde, ilk 10 yıl herhangi bir yatırımcıyla münasebete girmemek vardı. Her şeyden önce ürünlerimizin ortaya çıkması, olgunlaşması, pazarda kendini kabul ettirmesi, biz buyuz diyebileceğimiz bir noktaya ulaşması gerekiyordu.

Startup olarak, Türkiye’de yatırım almanın çok anlamlı olduğunu kendi sektörümüz için düşünmedik. çeşitli başvurular oldu. Ancak, bu aşamada konuşmaya başlanabilir.

Anatolia Geneworks için hede eriniz nedir? Bu olanlar sizin için itici güç olacak mı?
şu anda Türkiye’de yüzde 15, dünyada ise binde 5 civarında pazar payına sahibiz. Bunu bir parça daha büyütmeyi öngörüyoruz. Türkiye pazarında ne kadar ilerlersek ilerleyelim global anlamda hiçbir şey yapmamış olacağız. O yüzden baştan beri temel düşüncemiz yurt dışında da satış yapabilmekti. Zaten rmalar da bu şekilde büyüyor.

Bu anlamda birtakım gelişmelerimiz oldu. italya ve Pakistan’da kendi sahip olduğumuz rmaları oluşturduk. Satış ve destek merkezlerinin sayılarını zaman içerisinde artırmayı, giremediğimiz pazarlarda kendi satış merkezlerimizi artırmayı planlıyoruz. Endonezya ve Hindistan gibi düzgün bir bayilik oluşturamadığımız ülkeler var. Asya’da büyük hareketlenmelerimiz olacak. İşin finalinde hem Kuzey hem Güney Amerika’da faaliyetlerimizi sürdürmek var.

Şu anda yaptığımız işin ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşıldı. Dünyaya kendimizi kabul ettirdik. Dünyanın dört bir yanından, son kullanıcılardan, hastanelerden o kadar güzel geribildirimler geliyor ki… Geçen gün İngiltere’deki bir doktor sevinçten ağladı. Çünkü, kendi kullandıkları yönteme göre bizim kitimizin 30 bin kat daha hassas olduğunu fark etmişler. İtalya’dan da çok güzel dönüşler var. Bunları duymak bizi gururlandırıp motive ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Açık ofislerin yavaş ölümü

Yapay zekayla fark yaratmak!