in , , ,

Necat Altın: “Tekstilin ajandası teknoloji ve startup’lar”

Tekstil, Türkiye’nin lokomotif sektörlerinin başında geliyor. Sektörün öncü isimlerinden Zorlu Holding Tekstil Grubu Başkanı Necat Altın, pandemiyle geçen bir yılı, yeni trendleri, startup’larla işbirliklerini ve gelecek hedeflerini anlattı…

nejat-altin

YAZI: MEHTAP DEMİR

“Türkiye, hem küresel ekonomiye sağladığı katkı hem de yarattığı istihdam bakımından tekstilde önemli bir ülke. En büyük avantajımız ise, köklü bir tekstil geçmişimizin, kültürümüzün olması. Kısacası: Bu ülkenin genlerinde tekstil var.” Bu sözler, üretim gücü, ihracat potansiyeli ve sağladığı istihdam bakımından sektörün öncü isimlerinden Zorlu Holding Tekstil Grubu Başkanı Necat Altın’a ait.

Elektronikte, gayrimenkulde, finansta, madencilikte ve enerjide aktif rolü olan Zorlu Grubu, aslında kurucu atalarından tekstilci; işe bu alanda başlamış, büyümüş ve bir süre sonra yatırımlarını başka sektörlerde de devam ettirmiş bir grup. Özellikle son yıllarda yaptığı inovasyonlarla, Ar-Ge çalışmalarıyla sektörü daha da ileriye taşıyan Zorlu Holding Tekstil Grubu Başkanı Necat Altın, sektör için özellikle iki kritik konu olduğunu vurguluyor: İhracat ve teknik tekstil…

İHRACATIN ÖNEMİ

Pandemiyle beraber tekstil sektörünün ağırlığı ve önemi bir kere daha ortaya çıktı. Türkiye’de ihracat ağırlıklı olan bu sektör, pandemiye rağmen büyümesini sürdürdü. Geçen yıl, 7.3 milyar dolarlık tekstil ve hammaddeleri ihracatı oldu. İhracat hem Türkiye hem de bizim grubumuz için çok önemli. Burada büyümeyi, dünya tekstil pazarından aldığımız oranı artırmayı hedefliyoruz.

Biz, geçtiğimiz yıl pandemi ve düşen hammadde fiyatlarına rağmen ihracatta yüzde 10 büyüdük. Bu yıl ekstra yüzde 10 hedef koyduk, fakat ilk çeyrek sonuçlarını gördükten sonra daha fazla büyüyeceğimizi tahmin ediyoruz. Ciro hedefimiz 650 milyon dolardı, ama onu da aşacağımızı düşünüyorum.

Direkt ihracatımız ise 200 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ancak, 650 milyon dolarlık cironun 350 milyonu iplikten gelir. Bunun sebebi de ürettiğimiz ipliğin niteliği ve kalitesidir.

Direkt ve endirekt ihracatımızla, iplik tarafını da katarsak, tüm ciromuzun yüzde 60-65’inin ihracata gittiğini çok rahat söyleyebilirim. İhracat ağırlıklı olmaya devam edeceğiz ve ciromuzu en az iki katına çıkarmayı hedefliyoruz.

İHRACATTA 10 YILLIK DEĞİŞİM

Tekstil ve ev tekstilinde Türkiye, 2000-2010 arasında çok hızlı bir sıçrama yaptı. 2000’li yılların başında bizim tekstilde hammadde ihracatımız kilogram başına 2.8 dolarmış. 2010’da biz bunu 4.5 dolara kadar çıkarmışız. 2010’dan sonraki dönemde ise biraz da hammaddeye bağlı olarak bu sürekli inip çıkmış, hâlâ da -hammaddeye bağlı olarak-yaklaşık dört dolar seviyesinde olduğunu söyleyebiliriz. Maalesef son yıllarda kilogram başına olan ihracat değerimizi çok artırmayı beceremedik.

Bizim Zorlu Tekstil olarak, kilogram başına ihracatımız ortalama 8.5 dolar. Üst segmentli ürünlerimizi Amerika’ya satıyoruz; bunlar, şimdi Çin’in de gözdesi oldu, çünkü çok zenginleşen bir pazar var. Asya ve Orta Doğu, ciddi bir alıcı. Bizim ihracatımız, sektörün ortalama olarak iki katından fazla ve iplikte de durum benzer.

TEKNİK TEKSTİL YOLCULUĞU

Zamanla tekstilin, birçok farklı sanayi dalının kesişim noktasında olduğunu öğrendik. Bugün tekstil, otomotivden sağlığa pek çok farklı alanda çok önemli bir rol üstleniyor. İşin moda tarafının üzerine bir de fonksiyonellik eklersek, buna “teknik tekstil” diyoruz. Örneğin, örtünmemizi, nefes alan bir kumaşla yaparsak hem ısınıyoruz hem vücudumuz terlemiyor. Üstelik sporcuysak performansımız da artıyor. Antibakteriyel bir kumaş yaparsak, kumaşın üzerine bir özellik daha katmış oluyoruz. Şimdi yaptığımız gibi, maske yapımında kullanıyoruz.

Ayrıca teknik tekstili de akıllandırabiliyor, çevre şartlarına veya istediğimiz konulara tepki vermesini sağlayabiliyoruz. Örneğin, belirli bir sıcaklıktan sonra haber veren, renk değiştirebilen kumaşlar yapıyoruz. Veya sensör/aktivatör teknolojisiyle birlikte nabzı, kalp atışını takip edebiliyoruz. Biz tekstilin bu yanını ne yazık ki biraz geç fark ettik.

2020’de teknik tekstilin payı hemen hemen iki kat arttı, yani yaklaşık 3 milyar dolara ulaştı. Bunda pandeminin büyük etkisi oldu. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği’nde yaptığımız değerlendirmelerde, Türkiye’nin bu 3 milyar dolarlık tekstil ihracatı için 4 milyar dolarlık hedef koyduk. Toplam tekstil hammaddeleri ihracatında da 10 milyar dolarlık bir hedef belirledik.

HAMMADDE VE ÜRETİM GÜCÜMÜZ

Tekstilde iki ana üretim konumuz var: Hammadde ve bitmiş ürün. Bursa’daki fabrikamız, sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da en önemli polyester üreticisi. Polyester iplikleri önemlidir, çünkü dünyada tekstil için hammadde olarak kullanılan ipliklerin çok büyük bir kısmı polyester ipliklerden oluşuyor. Yani dünyada 20 küsur milyon ton pamuk ipliği varsa, bunun 3-3,5 katı kadar polyester ipliği kullanılıyor. Bunun da iki sebebi var: Birincisi, ihtiyacımız olan hammaddenin tamamını doğal kaynaklardan karşılayamıyor oluşumuz. İkincisi de, gelişen teknolojiyle birlikte insan yapımı liflerin, ipliklerin -en başta da polyesterin – teknolojinin getirdiği özelliklerle birlikte çok daha fonksiyonel hale gelebiliyor oluşudur.

Doğal olan bir şeyi değiştirme şansımız yok, tarladan toplandığı gibidir. Ancak polyester gibi ipliklerde bir mühendislik aşaması vardır. Lifin kesitini ve içindeki komponentleri değiştirebiliyorsunuz. Nanoteknoloji sayesinde içerisine bir şeyler gömebiliyorsunuz. Bilgi ve enerji akışını sağlayabildiğiniz tekstil materyalleriyle hem çok estetik hem de çok etkili ürünler elde edebiliyorsunuz. Otomotiv ve sağlıkta çok önemli bir yeri olan iletken iplik yapıyoruz. Bu sayede, nabzınızı veya ateşinizi ölçen, hatta tüm davranışlarınızı ölçebilen tişörtler üretebiliyoruz.

Kısacası, bu sektörde hammaddeden başlamak önemli… Biz iplik tarafında polyesterden başlıyoruz. Orada da inovasyon ve teknik gücümüz öne çıkıyor. Avrupa otomotiv sanayiindeki iplik ihtiyacının yüzde 15’ini biz sağlıyoruz. Sadece polyester iplik tarafında yıllık 50 milyon dolarlık bir ihracatımız var. Bunun yarısını da otomotiv sektörüne yapıyoruz.

“HAMMADDE ENTEGRASYONUMUZ ZAYIF”

Pandemi döneminde sektöre dair hayal kırıklığımız ise hammadde konusunda entegrasyonumuzun yetersiz olduğunu görmemiz oldu. Özellikle bu yılın ilk çeyreğinde, dünyanın geneliyle birlikte Türkiye’de sektörün sayabileceğiniz tüm hammaddelerinde sadece fiyatlar artmadı, miktar olarak da büyük bir sıkıntı oluştu. Çünkü, geçen yıl talep daralmasıyla birlikte büyük hammadde üreticileri, çok hızlı adapte olamayarak üretime ara verdi ya da kapattı.

Hammaddenin ciddi bir bölümü Asya’dan geliyordu, bizim zayıf tarafımızın bu olduğunu gördük. O nedenle, şimdi Türkiye’de çok ciddi hammadde yatırımları yapılmaya başlandı. Hammadde entegrasyonumuzun zayıf olması sadece bugüne has bir problem değil, Türkiye’nin her zamanki sorunudur. Bizim de hep şikayetçi olduğumuz bir konu var: Merdiven altı üretim veya kayıt dışı ekonomi. Bunlar zaman zaman çok haksız rekabet yaratabiliyor.

DÖNGÜSEL EKONOMİ DÖNEMİ

Sektörde şu anda en büyük gereklilik ve trend, döngüsel ekonomi. Dünyanın kaynaklarıın sınırlı olduğunu hepimiz biliyoruz. Tekstil, dünyanın kaynaklarını tüketmek açısından ilk sıralarda gelen sektörlerden biri…

Dolayısıyla, sektörde geri dönüşüm teknolojileri ön plana çıkıyor. Örneğin, biz şu anda ev tekstili tarafında ürettiğimiz her ürünün karbon ve su ayak izini hesaplayabiliyoruz.
Peki, bu bize ne gibi imkanlar sağlıyor? Biz H&M, Marks&Spencer, IKEA ve Zara gibi global markaların tedarikçisiyiz. Bu şirketler, trendleri ve sürdürülebilirlik konusunu ciddi biçimde takip ediyor. Biz de bu markalara, kullandığımız karbon ve su ayak izimizi en az yüzde 50 azaltacak bir ürün gamı planlıyoruz.

Maalesef tekstilde belirli bir estetiğe ulaşmak adına kimyasalların kullanılması gerekiyor. Bunları ne kadar az kullanırsanız o kadar az zarar vermiş oluyorsunuz. Ancak, nihai hedefimiz bunların tamamını doğa dostu olacak şekilde değiştirmek. Avrupa genelinde dört adet pilot tesisten biri bize ait.

İplik tarafında ise su kullanımı çok önemli değil ama enerji yoğun bir sektör olduğu için karbon ayak izimizi azaltmamız gerekiyor. 10 milyon dolarlık yeni bir geri dönüşüm tesisi devreye aldık. Buradaki amaç, doğaya atılan pet şişeleri toplayıp tekrar iplik haline getirmek. Aşağı yukarı 110 tane pet şişeden 1 kg iplik elde ediliyor. Yani 1 kg iplik ile 110 tane pet şişeyi geri kazanmış oluyoruz.

TEKNOLOJİYE YATIRIMA DEVAM

İplik fabrikamızda üretim tamamen el değmeden, robotlarla yapılıyor. Hem iplik hem ev tekstili fabrikalarımızda, bütün üretim aşamalarını anlık olarak görebiliyoruz. Her iki fabrikamızda da yaklaşık dört yıl önce Endüstri 4.0 projelerine başladık. Bütün makinelerimiz, bütün süreçlerimiz yapay sinir ağlarıyla birbirlerine bağlı… İstediğimiz veriyi alarak sürecin ne aşamada olduğunu takip edebiliyoruz.

İplik fabrikasına 50 milyon dolarlık yeni bir teknoloji yatırımı yapıyoruz. Ev tekstili fabrikamızda ise yeni bir dijital baskı yatırımı gerçekleştiriyoruz. Geleneksel baskı teknolojilerinde çok fazla kimyasal ve su tüketimi vardır. Ancak dijital baskı makineleri, gelişen teknolojiyle beraber, su ve kimyasal tüketimi olmadan, yazıcı mantığıyla, kumaşlara istediğiniz desenleri verebiliyor.

Şu anda en büyük makine parkı bizde… Değişik özelliklerde yedi yazıcı makinemiz var. Şimdi içlerine, en modern olan sekizinci yazıcıyı da kattık.

Teknoloji yatırımlarımız hep devam ediyor. Hiç yapmadığımız yılda bile her iki fabrikamıza da mutlaka 10-15 milyon dolarlık yatırımı mutlaka yapıyoruz.

% 50

“En yenilikçi ve güçlü kasımız olan akıllı ve teknik tekstil alanındaki çalışmalarımızın temelinde de sürdürülebilirlik yer alıyor. Yaptığımız bu yatırımlarla, halihazırda ciromuzun yaklaşık yüzde 20’sini sürdürülebilir ve akıllı ürün kategorisi oluşturuyor. Bu oranı 2025 yılında yüzde 50’ye yükseltmeyi hedefliyoruz.”

“KARBON AYAK İZİNİ YÜZDE 50 AZALTAN ÜRÜN GELİYOR”

  • Önümüzdeki dönemde karbon ayak izinin en az yüzde 50 azaltıldığı bir ürün gamı oluşturmayı hedefliyoruz. Karbon salımının azaltılmasına yönelik adımlarımızın somut çıktılarını da görmeye başladık.
  • Örneğin, 2020 yılında üretim miktarımız artmasına rağmen karbon yükümüz bir önceki yıla göre yüzde 4 azaldı. 2019 yılı toplam karbon salımı miktarımız 84 bin ton iken, 2020 yılında 80 bin 635 tona düştü.
  • Ayrıca, sıfır atık projemizle su tüketimini sıfırlamayı, kullandığınız suyu tekrar tekrar kullanmayı amaçlıyoruz. Dünyanın ilerlediği yön de bu zaten. Biz de dünyadan önce oraya gitmeliyiz ki başarılı olalım.

TEKSTİLDE KRİTİK RAKAMLAR

  • 4 dolar

2000’li yılların başında Türkiye’nin kilogram başına ihracatının değeri, üç doların altındaydı. 2010’da 4.5 dolara çıktı. Şimdi hammadde fiyatları ve TL değeri nedeniyle dört dolar düzeyinde.

  • 8.5 dolar

Zorlu Tekstil olarak kilogram başına ihracatımız ortalama 8.5 dolara yükseldi. Bunda ürünlerimizin üst segmentten olmasının katkısı büyük.

  • 3 milyar dolar

2020 yılında Türkiye’nin teknik tekstil ihracatı neredeyse 2 kat arttı ve 3 milyar dolara ulaştı.

  • %50

Hedefimiz, 2025 yılına kadar ciromuzun yüzde 50’sini teknik tekstilden elde etmek.

TEKSTİL SEKTÖRÜNE YÖNELİK STARTUP’LARLA İŞBİRLİĞİNE AÇIĞIZ

  • STARTUP’LARA İLGİMİZ VAR Tekstil sektöründe girişimcilik önemli. Bizim de ikinci aşamasında ilgilendiğimiz bir girişim var. Fikir, zeytin çekirdeğinde veya mısır nişastasında bulunan yağlardan polimer elde ederek plastik ve ardından bunlardan iplik yapmak.
  • ABD’DEKİ ÖNEMLİ GİRİŞİM Amerika’daki Türk bir hocanın şirketiyle de görüşmelerimiz sürüyor. Bir cins kalamarın kıskaçlarındaki polimerlerin lif ve plastik yapımına uygun olduğunu ve bunun kendi kendini tamir edebildiğini keşfetmişler. Bundan yapılan bir gömlek, kesildikten sonra iki ucu bir araya getirilince polimerleşmeye devam edip kendi kendini tamir edebiliyor, bu yüzden de hiçbir zaman yırtılma, kopma olmayacak. Yanlış anlaşılmasın, bunun için kalamarlar kesilmiyor. Onlardaki protein yapısını bakterilere ürettiriyorlar.
  • KAYSERİ’DEKİ ÖRNEK STARTUP Erciyes Üniversitesi’nde bir startup, tamamen bitkisel ürünlerden, ekstraktlardan bir antiviral dezenfektan üretiyor. Bunun tekstile uyarlamasını da biz yapıyor, onları destekliyoruz.
  • ÜNİVERSİTELERLE İŞBİRLİĞİNE HAZIRIZ Almanya’dan bir üniversiteyle, onların hibrit iplik yapmak üzerine kurdukları girişimleri ile çalışıyoruz. Polyesteri başka özellikte ipliklerle karıştırıp kompozit ürün yapıyorlar. Onların ipliklerini de satmaya başladık. Rüzgar enerjisi için rüzgargülüne çok talep var. Ancak, bunları alüminyum gibi metallerle yaparsanız çok ağır oluyor. Bu teknolojinin amacı, bu talebi karşılamak.

Yazar: Mehtap Demir

Fast Company Türkiye Yazı İşleri Müdürü

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ericsson’dan-iki-önemli-rapor-

Ericsson’dan iki önemli rapor

is-dunyasindan-haberler

İş dünyasından haberler