in , , ,

Derya Matraş: “Şaşırmaya devam edeceğiz”

Facebook Ortadoğu, Afrika ve Türkiye Bölge Başkan Yardımcısı Derya Matraş, Facebook’un 3 milyar kişiye ulaşan, sadece bireylerin değil, şirketlerin dönüşümüne katkı yapan bir platform olduğunu söylüyor. Yeni dönemde “şaşırtıcı” teknolojilerin geleceğine dikkat çekiyor. “En önemlisi de sanal gerçeklik olacak” diyor.

derya-matras---sasirmaya-devam-edecegiz

YAZI: TALAT YEŞİLOĞLU

BİZ FACEBOOK OLARAK BİLİYORUZ, ancak şirket ondan çok daha fazlasını barındırıyor, bir sosyal medyanın ötesinde teknolojilere yatırım yapıyor. Facebook Ortadoğu, Afrika ve Türkiye Bölge Başkan Yardımcısı Derya Matraş, “İnsanların birbirleriyle iletişim kurmalarına, topluluk oluşturmasına ve işletmelerini büyütmesine olanak tanıyan teknolojiler ve hizmetler geliştiren bir şirketiz” tanımını yapıyor. Bu platform üzerinde, farklı ülkelerden milyonlarca insanın, onlarca dilde kendini özgürce ifade edebildiği çeşitli ürün ve hizmetler sunduklarına dikkat çekiyor.

Facebook, yine bir sosyal iletişim platformu olan Instagram’ın yanı sıra Messenger ve WhatsApp mesajlaşma platformlarına da sahip. Ayrıca, bu bireysel platformların yanında kurumları hedefleyen ürünleri de var. Şirketleri kendi içlerinde Facebook benzeri bir topluluğa dönüştürmeyi sağlayan ‘Workplace’ bunlardan biri… Ayrıca, ‘Portal’ ve ‘Oculus’ ile dijital cüzdan ‘Novi’ gibi uygulamalar da şirketin ürünleri arasında yer alıyor.

Matraş, “Sonuçta 3 milyar insana ulaşan bir platform haline geldik” diye konuşuyor. Ona göre, 2 milyonu Türkiye’de olmak üzere 200 milyon işletme Facebook’un platformlarını kullanıyor. Bu platformlar üzerinden her gün 100 milyar mesaj, 1 milyardan fazla da hikaye paylaşılıyor… Bir başka önemli rakam ise bağış tarafına ait. Sosyal aktivitelere de aracılık eden Facebook üzerinden toplanan bağış miktarı bu yıl 5 milyar dolara ulaştı.

Facebook Ortadoğu, Afrika ve Türkiye Bölge Başkan Yardımcısı Derya Matraş, Facebook’un yeni dünyasını, yeni teknolojilerini, şirketler ve bireyler için sunacağı yeni hizmetleri anlattı:

Facebook şirketi tam olarak nedir? Bizim bildiğimizden daha fazla neyi kapsıyor?
İnsanların birbirleriyle iletişim kurmasına, topluluk oluşturmasına ve işletmelerini büyütmesine olanak tanıyan teknolojiler ve hizmetler geliştiren bir şirketiz. Farklı ülkelerden milyonlarca insanın, onlarca dilde kendini özgürce ifade edebildiği çeşitli ürün ve hizmetler sunuyoruz.

Instagram ve Facebook sosyal iletişim platformlarımızla birlikte, Messenger ve WhatsApp mesajlaşma platformlarını yönetiyoruz. Ayrıca kurumsal anlamda da benzer çalışmalarımız var.

Şirketleri kendi içlerinde Facebook benzeri bir topluluğa dönüştürmeyi sağlayan Workplace’in yanı sıra, Portal ve Oculus ve dijital cüzdan Novi gibi uygulamalar sunuyoruz. Sonuç olarak, 3 milyar insana ulaşan bir platform haline geldik. 2 milyonu Türkiye’de olmak üzere 200 milyon işletme bizim platformumuzu kullanıyor. Bu yıl itibarıyla platform üzerinden dünyada 5 milyar dolar bağış toplandı. Bizim platformlarımız üzerinden her gün 100 milyar mesaj, 1 milyardan fazla da hikaye paylaşılıyor.

3 milyar insanın bir arada olduğu bu platformu yönetirken hangi ilkelerle hareket ediyorsunuz?
Birincisi, herkese sesini duyurma fırsatı veriyoruz. Bazen aynı fikirde olmadığınız kişilere de… Tabii nefret söylemi hariç. İfade özgürlüğü olanağı verebilmek, en önemli ilkelerimizden biri.

İkincisi ise herkese hizmet… Her gruptan kullanıcıya, her büyüklükte girişim ve işletmeye hizmet sunabiliyoruz. Reklam bazlı bir modelde hizmet veriyoruz ve yarattığımız reklam geliri sayesinde 3 milyar kişi hizmetlerimizden yararlanıyor. Paralı bir hizmet olsaydık, belki Facebook ancak 100 milyon kişiye ulaşabilecekti.

Üçüncüsü, ekonomik fırsatları artırabilmek. Girdiğimiz ve geliştirdiğimiz her alanda, ekosisteme nasıl katkıda bulunduğumuza bakıyoruz. İşletmelerin bundan faydalanıp faydalanmadığını, işletmelerin bizlerle beraber büyüyüp büyümediğini sorguluyoruz. Özetle, platformlarımız sayesinde insanlara iş imkanı sağlıyor, işlerini büyütmelerine yardımcı oluyoruz.

Dördüncüsü, toplulukları birbirine yaklaştırabilmek. Özellikle pandemi döneminde, toplulukları birbirine yaklaştırmanın ne kadar önemli ve değerli olduğunu gördük. İnsanlar, platformlarımız sayesinde birbirleriyle bağlantıda kalabildi.

Beşincisi de insanların özeline önem verebilmek. Bu bağlamda gizliliği sağlamayı ve bunları koruyabilmeyi çok önemsiyoruz.

Bizi şaşırtacak teknolojiler önümüzdeki dönemde de gelecek mi?
İletişim, önce yazı üzerinden başladı. Sonra telefonlarımız gelişti, resimler ve fotoğraflar üzerinden haberleşmeye başladık. Ardından, video üzerinden iletişim kurmaya başladık. Şimdi videoların da ötesinde; artırılmış gerçeklik üzerinden 360 derece bakış ile video üzerine işlenmiş filtreler geldi.

Bunların bir sonraki adımı, bizim de üzerine çalıştığımız “sanal gerçeklik” olacak. Şaşırmaya devam edecek miyiz? Evet, edeceğiz. Örneğin, kısa süre önce Orta Doğu bölge toplantımızı VR üzerinden yaptık. Ana ofisimizde toplantıların yapıldığı bir alan var. Hepimiz sanal olarak oraya gittik, aynı sandalyelere oturduk. Sistem, sunumu yapacak kişi ile sunuma katılanların birbirlerinin yüzlerine bakacağı şekilde kurgulandı. Yakındakiler sizi duyuyor, uzaktakiler duymuyordu.

Bunlar henüz yeni sistemin ilk adımlarını oluşturuyor. Şunu söyleyebilirim ki, ben o 1 ila 1,5 saatlik toplantıda gerçekten kendimi orada sandım. Bunlar değişik, farklı deneyimler. O nedenle daha iyi gelişmeler olacak. Verimliliğin daha çok arttığı, inovatif gelişmelerin olduğu bir döneme doğru ilerlemeye devam edeceğiz.

Bu gelişmelerin ticari kesime katkıları nasıl olacak?
Bütün şirketlere eşit fırsat verebiliyoruz ki daha çok insana ve potansiyel müşterilerine ulaşabilsinler. Özellikle kısıtlı bütçeleri olan KOBİ’lere, verimli çalışabilmeleri için olanaklar yaratıyoruz.

Ticari adımda şirketler, Facebook veya Instagram üzerinde dükkan ve mağaza açmak istiyor. Ardından, alışveriş için o mağazaya giriyor, ürünlerini de gösteriyor ve satış yapıyor. Bu noktada ödeme sistemleri devreye giriyor. Bizim platformlarda bunların tamamını sürtünmesiz, bariyersiz bir şekilde yapabilmek mümkün. Bunu Türkiye’nin ücra bir yerinden de yapabiliyor, teknoloji sayesinde sınırları aşan bir şirket haline gelebiliyorlar.

Pandemi döneminde zorluk çeken KOBİ’ler oldu ama inovasyona çok çabuk uyum sağlayan Türkiye, çok ciddi bir şekilde dijitalleşti. E-ticaret alanında önemli bir büyüme gördük. Bu da bize orta ve uzun vadede ekonomik verimlik olarak geri dönecek.

Türkiye için önümüzde çok fazla fırsat görüyoruz: İnternet bağlantılı ve son derece hareketli bir genç nüfusa ev sahipliği yapıyor.

Bu anlattığınız yapıyı daha da büyütecek, şirketlerin ve kişilerin iş yapmalarını daha da olumlu etkileyecek çözümleriniz olacak mı?
Bu soruya iki şekilde yanıt verebilirim. Birincisi, olabildiğince işletmeye, KOBİ’ye, girişimciye ulaşarak ve onlara belirli eğitimler vererek, platformlarımızın en efektif biçimde nasıl kullanılacağını göstermek istiyoruz. Bunun için TOBB ile birlikte “Sınırları Aşan KOBİ’ler” programını yürüttük, Facebook İstasyon’u açtık. Ardından pandemi döneminde çeşitli teşvikler verdik.

Son 4-5 yıldır “performans ürünleri” adını verdiğimiz, satışa ve ticarete yönelik ürünler öne çıkıyor. Ürün yelpazemiz çok genişledi ve genişlemeye devam ediyor. Bunun sonucunda, sınır ötesi ticarette çok ciddi patlama görüyoruz.

Bu şirketlere örnek verebilir misiniz?
Modanisa buna çok güzel bir örnek. Yurt dışı satış hacmi, muhtemelen yurt içindeki satışları geçmiştir. Bunu çok büyük bir başarı öyküsü olarak anlatıyoruz. Getir, inanılmaz gurur duyduğumuz bir şirket oldu. Londra’da tüm İngilizler Getir’i biliyordur. Trendyol, Almanya’da ciddi bir açılım yaptı.

Özetle, dijital platformları kullanarak yurt dışına açılan Türk şirketlerini yavaş yavaş görmeye başladık. Bence asıl büyüme, sınırları aştığımız zaman gelecek. Yani Anadolu’daki şirketlerin öncelikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirler ve ardından yurt dışına satış yapabilme yeteneklerini kullanmak asıl büyümeyi getirecek.

Peki ikinci alan hangisi olacak?
Artırılmış (AR) ve sanal gerçeklik (VR) inanılmaz ve baş döndürücü bir alan. Burada da yeni bir dünya, yeni bir ekosistem kurulacak. Pandemi, “gerçeğe yakın” hissi yaratacak teknolojilere ihtiyacı çok artırdı. İlk eğilim, oyun alanında çıkmıştı. Şimdi bunun çok ötesine geçti. Örneğin, verimlilik ve sağlık uygulamaları çıktı. Şu anda bu teknolojilerin en yoğun olduğu bir başka alan ise fitness. Örneğin, bir fitness uygulamasının içinde yarım saat geçirdiğinizde, ciddi bir şekilde terliyorsunuz.

VR’da toplantılar yapabiliyorsunuz. Örneğin, arkadaşlarım toplantılarını VR’da, üstelik seçtikleri dijital kıyafetlerle yapıyorlar. Burada yaratılacak dünyaya “metaverse” diyorlar… Sosyal etkileşim uygulamalarının tümünü dijital bir dünyanın içinde gördüğünüzü düşünün. Yaratıcıların, influencer’ların bu dünya için tasarladıklarını, modacıların dijital dünya için tasarladıklarını düşünün. İşte böyle yeni bir ekonomi oluşacak ve bu yeni ekonomide, henüz adını bilemediğimiz bir sürü yepyeni meslek ortaya çıkacak.

Sizce Türkiye burada ayrışacak mı?
Bu kadar genç nüfusa sahip, yeni teknolojilere bu kadar kolay ayak uydurabilen bir ülkede, yeni ekosistemde çok büyük fırsatların ortaya çıkacağını düşünüyorum. Nasıl oyun alanında çok büyük başarı yakalayan şirketler ve e-ticarette Getir gibi uygulamalar ortaya çıktıysa, VR ve AR dünyasında da uygulama ve teknoloji geliştirme anlamında Türkiye’den çok büyük başarı öykülerinin çıkacağına inanıyorum.

Z kuşağına yönelik yeni bir ürün veya platformunuz olacak mı?
Yeni bir üründen ziyade onlara “influencer” olmaları için iş olanakları yaratıyoruz. Onlar da bunu bizden istiyorlar. Biz onları inovasyonla beslediğimizde, onlar da farklı iş kollarına açılma olanağı bulmuş olacak. Çünkü yeni uygulamaları ve teknolojileri ilk kullananlar, yeni neslin üyeleri oluyor.

Yakın zamanda hayatımıza girecek ürünlerden biri Ray-Ban ile birlikte geliştirdiğimiz “Artırılmış Gerçeklik Gözlüğü” olacak. Ürünü bu yıl içinde lanse edeceğiz. Bunun için de çok ciddi bir içerik endüstrisi ortaya çıkacak. İçerik üreticilerinin platformlarımız üzerinde artırılmış gerçeklik uygulamalarını geliştirmelerini destekliyoruz.

TÜKETİCİLERDE ÖNE ÇIKAN DEĞİŞİMLER

  • Eskiden beri fiyat, kalite, uygunluk gibi kriterler müşterilerin seçimlerine yön vermede çok önemliydi. COVID ile birlikte “güvenlik” kriteri de eklendi. Tüketicilerin yüzde 71’i, alışverişlerinde “güven” unsuruna özen gösteriyor.
  • Bireylerin satın alma yolculuğu da değişiyor. Instagram, mağazaları gezdiğimiz yeni vitrinler haline dönüştü. Kullanıcıların yüzde 83’ü yeni ürünleri ‘Instagram sayesinde keşfettiklerini” söylüyor.
  • Sağlık, hiç olmadığı kadar önemli bir hale geldi. Mart ve sonrasında Instagram’da kişisel bakım ve sağlıklı yaşama yönelik içerikler 2 kata yakın izlendi.
  • Evde yemek pişirme ve egzersiz yapmak gibi konular öne çıkıyor. Bireylerin yüzde 43’ü bu alışkanlıklarının devam edeceğini söylüyor.
  • Karantinada yaşarken, “Glokal” , yani “Global ve yerel” düşünme duygusu yaygınlaştı. Yerel esnafın değerini çok daha iyi anladık. Yaptığımız araştırmada, “yerel işletmelere destek verenlerin” oranı yüzde 71 düzeyinde çıktı. Yüzde 50’si ise “pahalı da olsa” yerel esnaftan alacağını paylaştı.
  • Bir yandan da global düzeyde hepimizin aynı geminin yolcusu olduğunun farkına vardık.
  • Z kuşağındaki en büyük değişim ise pandemiyle birlikte sosyal konulara (aktivizm) ilgi duymaları oldu. Yüzde 61’i bu konularda hassas olduğunu, yüzde 78’i de “sürdürülebilir markalardan” satın alım yapmayı tercih ettiğini belirtiyor.

GENÇLERE ÜÇ ÖNERİ

  1. En büyük hayalim, Türkiye dahil olmak üzere farklı ülkelerden yetenekleri bünyemize katabilmek. Gençlere şu iki soruya yanıt vermelerini öneriyorum: “Nerede iyisin?” ve “Neyi seviyorsun?” Başarılı olmanın anahtarı, bu iki sorunun yanıtının kesiştiği yerde. Yani futbolu sevebilirsin ama yeteneğin yoksa futbolcu olman olanaksızdır. Böyle düşünmelerinde yarar var.
  2. Her ikisinin kesişim kümesini bulduğumuzda, “Facebook’ta hangi alan onlara hitap eder?” sorusunun yanıtını bulacağız. Bu yanıt mühendislik, operasyon veya reklam bölümü olabilir. Önce iyi olacağını düşündüğünüz alanı seçip, sonrasında bir yolculuk belirlemek gerekiyor.
  3. Facebook çok büyüyen bir şirket. İşe alım sürecinde diğer şirketlere göre çok daha fazla mülakat yapılıyor. Farklı özgeçmişlere, kültürlere sahip insanları şirkete kazandırmak için gerçekten büyük emek harcıyoruz.

“0 KARBON VE % 100 YENİLENEBİLİR ENERJİ HEDEFLERİNİ 1 YIL ERKEN YAKALADIK”

  • İKİ KRİTİK HEDEF Milyarlarca insana ulaşıyoruz. Bu hizmeti, net olarak 0 karbon ayak iziyle verebilmemiz gerek. Bu bağlamda yüksek bir hedef koymuştuk. Haziran ayında Sürdürülebilirlik Raporumuzu hazırladık ve “net 0 karbon” ve “yüzde 100 yenilenebilir enerji” hedefimize ulaştık. Bu hedefi 1 yıl önceden yakaladık ve şimdi bir sonraki hedefe odaklandık. Bu kez sadece Facebook değil, bütün tedarikçilerimiz için “net sıfır karbon” hedefi açıkladık. Tedarikçiler için koyduğumuz hedef için ise 2030’u baz aldık.
  • SEYAHATLERİ SORGULUYORUZ Tedarikçiler ya sistem dışında kalacak ya da biz onların bu hedeflere ulaşmaları için belirli destekler vereceğiz. Bu, sadece tedarikçilerle ilgili bir mesele de değil. Bunun içinde çalışanların işe gidip gelirken, iş seyahati yaparken yarattığı karbon da var. Şimdi iş seyahatlerini sorguluyor, VR üzerinden yapılabilirliğini tartışıyoruz. Aynı şekilde iş yerlerimizin yarattığı karbonu azaltacak, daha verimli hale getirecek önlemleri düşünüyoruz. Bu çalışmalardan gurur duyuyorum.
  • ÜLKER PROJESİ Ülker’in “Güzel Ülkem, Doğa Bize Emanet” başlıklı çok güzel bir kampanyası var. Biz de Facebook ve Instagram olarak, bu projenin iletişimine destek olduk. Kampanyada “artırılmış gerçeklik” filtresi kullandık. Her çekilen, paylaşılan filtre efekti için Ülker bir ağaç dikiyor. Gerçekten mükemmel bir proje.

KOBİ, KADIN GİRİŞİMCİ VE STARTUP’LARA DESTEK

  • KOBİ’LER Türkiye’de 1,7 milyon KOBİ’nin, yani yüzde 55’inin Facebook işletme sayfası var. İşletmelerin yüzde 93’ü, Facebook’un “işlerini büyütmelerine” yardımcı olduğunu, yüzde 87’si ise satışlarını artırdığını söylüyor. Facebook’ta 135 milyondan fazla kişi Türkiye’deki işletmelerle bağlantı kuruyor. İşletmelerin yüzde 89’u, Facebook’un “başka şehirlere ya da ülkelere satış yapmalarına” yardımcı olduğunu söylüyor.
  • KADIN GİRİŞİMCİLER “SheMeansBusiness” programı ile 2 binden fazla kadın girişimciye ve kendi işini kurmak isteyen kadınlara destek verdik, bilgi ve beceri geliştirme için katkıda bulunduk.
  • STARTUP Girişimcilerin büyümesine katkıda bulunmak için Başlat Programı’nı hayata geçirdik. Bu program; erken aşama Tarım Teknolojileri, Akıllı Şehirler, Eğitim Teknolojileri, Dijital Sağlık ve Veri & Siber Güvenlik kategorilerindeki teknoloji startup’larını geliştirmeyi hedefliyor. Beş ayda 5 kategoriden 28 girişime teknik desteğin yanı sıra mentorluk da sağladık.

Yazar: Talat Yeşiloğlu

Fast Company Türkiye Genel Yayın Yönetmeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

culture-2.0

Culture 2.0 Liderler Şirket Kültürü Tartışıyor

lojistik-

Lojistik sektörünün kritik oranı