in ,

Alışverişin geleceği

Facebook Türkiye Ticari Direktörü İlke Çarkçı Toptaş’ın kaleminden alışverişin geleceği

alisverisin-gelecegi
İLKE ÇARKÇI TOPTAŞ

Alışveriş alışkanlıklarındaki değişim, pandeminin etkilerinin geçtiğimiz yıl en çok hissedilen yansımalarından biri oldu. Hepimiz, e-ticaretin artışına dair istatistiklere aşinayız ancak yakından baktığımızda daha derinlerde gerçekleşen ve kalıcı olma potansiyeli olan bir değişim karşımıza çıkıyor. Pandemiyle birlikte insanların mağazalardan beklentileri temelden değişti. Dijitalin yükselişiyle, çevrimiçi alışveriş deneyimi daha sofistike ve tecrübeli müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak için hızla gelişmeye başladı. Bugünlerde, işletmelerin mevcut ortamda hayatta kalmaları ve gelişmeleri için alışveriş davranışındaki bu değişiklikleri anlamalarının ve stratejilerini buna göre uyarlamalarının çok önemli olduğu bir dönemdeyiz. Facebook olarak Ekim 2020’de gerçekleştirdiğimiz “The Future of Shopping” araştırması bu konuyla ilgili önemli içgörüler sunuyor.

Yeni alışveriş standartları

Pandemi öncesi fiyat ve kalite gibi kriterler müşteri seçimlerinde önemliydi. İnsanlar dışarı çıkma korkularıyla yeni çözümler üretmeyi öğrendikçe, alışveriş şekillerini değiştiren güvenlik odaklı bir kriter ortaya çıktı. Artık tüketicilerin yüzde 71’i alışveriş kararında güvenliğin en önemli nokta olduğunu söylüyor.  Geçtiğimiz yılda, bu değişiklikle birlikte e-ticarette ciddi bir yükselişe şahit olduk. Amerika’da e-ticaret, son 10 yıldaki toplam büyümeyi 2020 Mart-Nisan’da iki ay içinde gerçekleştirdi. Türkiye’deyse pandemi döneminde insanların yüzde 27’si ilk kez çevrimiçi market alışverişini denedi. Ek olarak, satın alma yolculuğunun da evrim geçirdiğini görüyoruz. Instagram mağazaları gezdiğiniz vitrinleri barındıran bir platforma dönüştü. Yeni ürünlerin keşfedildiği bu dijital vitrinler, caddelerin yerini aldı. Araştırmaya göre kullanıcıların yüzde 83’ü yeni ürünleri Instagram ile keşfettiklerini söylüyor.

Glokal topluluklar

İnsanlar çevrimiçi alışverişi benimserken toplulukların önemi konusunda da bir bilinç oluştu. Bununla birlikte, karantina süreci birçoğumuz için yeni bir kişilik hissi doğurdu: Glokal, yani global ve lokal. Bir yandan berberimiz, restoranımız kapandığında mahallelerimizi aile yapan bu küçük işletmelerin değerini daha iyi anladık ve onlara daha yoğun bir minnet duymaya başladık. Bir yandan da hangi ülkeden, cinsiyetten, gelir seviyesinden olursak olalım pandeminin sınırları aşan doğasıyla aynı geminin yolcusu olduğumuzu anladık. Bu doğrultuda, insanların yüzde 71’i işletmeleri desteklemek için eve sipariş vermek gibi yollar buluyor. Buna paralel olarak insanların yüzde 50’si biraz daha pahalı olsa bile bundan sonra lokal ürünler almayı planlıyor.

Z jenerasyonunun yeniden doğuşu

Pandemiyle birlikte, marka değerleri tüketiciler için neredeyse ürünün kendisi kadar önemli hale geldi. Burada, Z jenerasyonunun dünya nüfusunun yüzde 41’ini oluşturması önemli ipuçları veriyor. Geleceği şekillendirme potansiyeli olan bu jenerasyon, birçok açıdan pandeminin en çok değişime uğrattığı kitle olarak yeniden doğuyor. Z jenerasyonunun yüzde 61’i pandemiyle birlikte aktivizm ve sosyal konulara daha çok ilgi duyduğunu söylüyor. Bu beklenti değişimi, Z jenerasyonunun sadece kendi davranışlarını değil, markalardan beklentilerini de değiştirdi. Z jenerasyonundan dünya genelinde araştırmaya katılanların yüzde 79’u markaların sürdürülebilir davranmasını bekliyor. Bu kalıcı olmasını öngördüğümüz trend, markaların sürdürülebilirliği stratejilerinde ana gündem maddelerinden biri haline getirmesini sağlıyor.

Bağlantıyla gelen kolaylık

2020 yılı insanların birbirleriyle bağlantıda kalma şekillerini de değiştirdi. Hepimiz mesafeleri yakın kılmak için teknolojinin tüm imkanlarını kullanırken eğitim ve bankacılık gibi birçok işi uzaktan halledebildiğimizi gördük. Ayrıca, mesajlaşma sadece yakınlarımızla değil, işletmelerle bağlantı kurmanın da en önemli yollarından biri haline geldi. WhatsApp ve Messenger gibi platformlardaki mesajlaşma trafiğinin yüzde 50 oranında arttığını gördük. Pandemiyle birlikte mesajlaşma, tüketicilerin satın alma kararlarında büyük bir etkiye sahip oldu. Araştırma sonuçları, tüketicilerin yüzde 40’ının bir mesaj uzaklığında olan işletmelerden ürün almaya daha yakın olduğunu gösteriyor.

Kültürel dönüşüm

Pandemi toplulukların bir araya geldiği kültürel anları da önemli ölçüde etkiledi. Geçtiğimiz Ramazan ayında insanların yaklaşık yüzde 66’sı iftar planlarını WhatsApp gibi mesajlaşma uygulamaları üzerinde gerçekleştirdi, WhatsApp üzerinden görüntülü iftar sofraları kurdu. Yine pandemi etkisiyle Ramazan döneminde yapılan ürün araştırmalarında, yeni ürün keşiflerinde ve alışveriş işlemlerinde güvenlik kaygısıyla insanların mağazalara kıyasla mobil uygulamalara yöneldiklerini gördük. Dünyada 2 milyar insanın bu dönemde alışveriş için cep telefonlarına yönelmesi markalara çok önemli bir fırsat sunuyor. Bu dönemde kalıcı olma potansiyeli olan bu trendlerin geleceğe yön vereceğini söylemek mümkün. Biz de geleceğin getireceği değişimlere adapte olarak belirsizliklerle dolu bu krizden değerli fırsatlar yakalayarak çıkabiliriz.

Sorularınızı iletmek için: info@fastcompany.com.tr

Fotoğraf: Pixabay

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cem-boyner

Cem Boyner: “Yeni odağımızda ikinci müşteri var”

“Tüketici deneyimini online’a taşıyoruz”