in , ,

“Asıl meydan okuma, ‘cobotics’ çağında olacak”

Mark Esposito, yapay zeka konusunda sorularınızı yanıtlıyor.

robotics-cag
Mark Esposito

Teknolojiye eşit erişim, çağımızın her geçen gün daha da önemli hale gelen temel sorunlarından biri. Bunun üstesinden nasıl gelebiliriz? Kime, hangi sorumluluklar düşüyor?

Teknolojiye eşit erişim mümkün, ancak var olan olanakları küçük ve orta ölçekli işletmelere uygun hale getirmeye yönelik iş modelleri ne yazık ki mevcut değil. Pek çok teknoloji çözümünün maliyeti hâlâ çok yüksek ve büyük oyuncuların elindeki gelişmiş programlama ve çözümler, “aşağıdakilere” ulaşmayabiliyor. Sorumluluk, hem pazarda hem de teşviklerde. Hükümetler hem girişimciler hem de mevcut işletmeler için hibe ve fonlar tasarlayarak bu erişimi kolaylaştırmaya yardımcı olabilirler.

Pandemiden sonra teknoloji kullanımı nasıl değişecek? Daha önce çok büyük bir mesele gibi görülmeyen ancak önemi her geçen gün daha fazla anlaşılan “yeşil teknoloji” gibi başka alanlar gündeme gelecek mi?

Yeşil teknoloji gelecekte en iyi günlerini görebilir, ancak ölçeklenip ölçeklenmeyeceği veya laboratuvar düzeyinde kalıp kalmayacağı konuları hâlâ belirsiz. Pandemi, birçok eğilimi kesinlikle hızlandırdı, sürdürülebilirlik de bu trendler arasında ancak yeşil teknoloji, büyük sermayelerce satın alınabilir ve erişilebilir hale gelmeli ki bir üründen ziyade bir endüstriye dönüşsün. Fakat hâlâ piyasada erişilebilir olduğunu görmekten çok uzağız.

Sosyal medya, çeşitli konularda “pozitif farkındalık” yaratmanın yanı sıra; siber zorbalık, ırkçı ve nefret içeren söylemler veya fikirlerin yayılmasına da etkili olan bir araç. Bu sorunun bir çözümü var mı? Yapay zeka ve makine öğrenimi gibi yenilikçi teknolojiler bu sorunların çözümünde nasıl fark yaratabilir?

Çoğu sektörde olduğu gibi sosyal medya da regüle edilmeli. Yaratabileceği muazzam etki, toplumların refahı için zararlı olabilir. Gelişigüzel yazılan sosyal medya içeriklerinin yayılmasıyla seçimlerin nasıl değiştirilebileceğine ve bozulabileceğine şahit olduk. Dolayısıyla, bu sorunu ele almanın tek yolu, regülasyonlar; tıpkı tüketim ürünlerinin, ilaçların, oyuncakların ya da arabaların toplumda faydalı şekilde kullanılmaları için regülasyonlara tabi olması gibi.

Pek çok insan, dijital çağda sahip olduğumuz “sınırsız erişim” ve “anonim yorum yapma” olanakları nedeniyle “insani değerleri” ve “etik anlayışı” korumanın daha zor olduğunu düşünebiliyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etik duygusu toplumun hür iradesi ile güçlendirilmeli, teknoloji de bundan muaf tutulamaz. Belirli bir topluluğun değerleriyle çalışabilme ve aynı değerleri toplum tarafından kullanılan algoritmalara yansıtma yeteneği, teknolojiyi doğru amaçlar uğruna kullanmak için gereken ahlaki pusula/vicdan duygusu için çok önemlidir. Teknolojiyi beynimizin bir uzantısı olarak görmeli ve bu nedenle yansıttığı değerler açısından değerlendirmeliyiz.

Robotların insanların sahip olduğu becerilerin çoğuna sahip olamayacağı, dolayısıyla bir tehdit oluşturmadığı söyleniyor. Bununla birlikte, insanlık bu konuda gerçekten bu kadar rahat ve kendinden emin olmalı mı? Robotların gelişerek insanlardan üstün gelebileceğini düşündüğünüz herhangi bir özellik var mı?

Robotları daha gelişmiş görevler için eğitebiliriz. Gelecekte daha fazla gelişeceklerini ve daha fazla beceriye sahip olacaklarını da hayal etmek güç değil. Ancak bu, onların bize eşit olduğunu düşünmemize ve hatta son derece robotik hale gelecek bir toplumdan korkmamıza yol açmamalı. Şu anda ülkelerin ekonomik durumlarındaki büyük boşluklar, hâlâ robotik teknolojilerden ziyade insanları işe almayı gerektiriyor, dolayısıyla önümüzdeki birkaç on yılda korkulan olmayacak ve olamaz. Asıl meydan okuma, insanların robot teknolojilerinden faydalandığı işlerin tasarımında olacak, yani insanlarla robotların işbirliği yaptığı “cobotics” çağında.

Sorularınızı iletmek için: [email protected]

İLGİLİ İÇERİKLER

Fotoğraf: Pixabay

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilfen-Şirketler-Topluluğu-Yönetim-Kurulu-Başkan-Vekili-Fatih-Öztürk-10

Eğitimin yeni normali

Daha iyi günlere doğru!