YAZI: M. RAUF ATEŞ
İnternetin yükseldiği, e-ticaretin güçlenmeye başladığı 1990’ların ortasında Adrian J. Slywotzky, “Değer Göçü” (Value Migration) adlı önemli bir kitap yayınladı. Booz & Allen’da yönetim danışmanlığı yapan Slywotzky, yükselen teknolojiler, yeni müşteri ve iş modelleri nedeniyle gerçekleşen büyük dönüşüme dikkat çekiyor, liderleri uyarıyordu.
Örnek olarak da 1910’lu yıllarda bakkalların yerini süpermarketlerin almasını, TV’lerle birlikte radyoların düşüşünü ve bilgisayarlara geçişi örnek gösteriyordu. 1930’larda çelik üretimi büyük zenginlik yaratıyordu, ancak sonradan plastik, bu şirketlerin işinin bir bölümünü aldı.
Çok sayıda örneğe dikkat çekip değerin, bir sektörden diğerine ya da bir üründen/hizmetten ötekine geçişine vurgu yapıyordu: “Bu dönemlerde, farklı iş anlayışları ile yeni şirketler doğarken, birçoğu da ya zor duruma düşüyor ya da iş yaşamından silinip gidiyor.”
Ardından da şirketlerin bu değer geçişlerine ve yeni gerçeklere “adaptasyonu” konusunun altını çiziyordu. Araştırmasına göre sektörlerin bir sonraki aşamaya başarıyla geçme oranı, 1990’ların ortalarına kadar yapılan hesaplamaya göre yüzde 10 ile 30 arasında değişiyordu. Örneğin büyük mağazalarda bir sonraki aşamaya geçme oranı yüzde 11 düzeyindeyken, ana bilgisayarlarda yüzde 13 olarak hesaplanmıştı. Kalanlar ise “değer göçünün” altında kalıyordu.
1990’ların başındaki durumu değerlendiren Slywotzky, “Artık iş oyununun kuralları tamamen değişti. 1960’lar ve 70’lerde rekabet oyunu futbola benzerken, bugün iş dünyasında basketbol rekabeti var. O yıllarda başarılı olmak için yaptığınız işe yoğunlaşmanız yeterliydi. Eğer çok iyi bir oyun çıkarıyorsanız kazanmamanız için de neden yoktu. Önemli olan ölçek ve pazar payı idi. Artık hız daha önemli” diyordu.
YENİ BİR GÖÇ DAHA!
Şimdi yeni bir dalganın başındayız. Çok sayıda uzman, önümüzdeki dönem için geçmiştekinden daha büyük bir “değer göçü” tahmin ediyor. Danışmanlık şirketi Accenture, yapay zekayla oluşan yeni dönemi, “Büyük Değer Göçü” olarak tanımlıyor. Hazırlanan araştırmada, son 10 yılda büyük bir değer göçünün yaşandığı ve 27 trilyon dolarlık işletme değerinin el değiştirdiğine dikkat çekiliyor. Bu göçün YZ çağıyla birlikte 2 katına çıkarak daha da ivmelendiğinin altı çiziliyor:
“Bu değer göçü, bütün güç dengelerini değiştiriyor ve yeni tip liderleri ortaya çıkarıyor. Öyle ki bugün dünyanın en büyük şirketlerinin yüzde 20’si 10 yıl önce bu listede yer almıyordu. Aynı dönemde bu şirketlerin 4’te 1’i konumlarını kaybetti. YZ, artık iş dünyasının yapısını tarihsel bir hızla yeniden şekillendirirken, piyasa beklentilerini de yukarı taşıyor.”
Gelecek bilimci Peter Diamandis, bu saptamaları destekleyen veriler paylaşıyor: “20 yıl önce global milli gelirin yüzde 7 ve üstü büyümesi mümkün değildi. Şimdi çok sayıda teknolojik yenilik birden çakışıyor, bu daha önce hiç kimsenin deneyimlemediği bir ekonomik paradigma değişimine neden oluyor.”
Aynı dönemde gerçekleşen önemli teknolojileri de şöyle paylaşıyor: Yapay zeka, Bitcoin, robot taksiler, ilk 100 trilyon dolarlık şirketin doğuşu ve enerjideki dönüşüm.
Diamandis, geçmişte demiryolları, elektrik ve içten yanmalı motorun bulunmasıyla yıllık ekonomik büyümenin yüzde 0.3’lerden yüzde 3 ve üstüne çıktığına dikkat çekiyor ve ekliyor: “Şimdi bu yeniliklerle önümüzdeki 5 yılda çift haneli büyümeye şahit olabiliriz.”

GÖÇE HAZIR ALANLAR
Lenovo Global CTO’su Tolga Kurtoğlu, önümüzdeki dönemde en büyük dönüşümün ve buna bağlı “değer göçünün”, “Enerji, Çip, Veri, Cihazlar ve YZ modelleri” alanında gerçekleşeceğini söylüyor: “Ben altyapı ve cihaz kısmının azalacağını, yeni cihazların YZ kullanıcı deneyimi odaklı hale dönüşeceğini öngörüyorum. Genel amaçlı LLM modellerinin de sıradanlaşacağını, değer yaratmadaki rollerinin azalacağını düşünüyorum. Çip kısmında bir süre daha NVIDIA egemen olur, yüksek kâr marjıyla yoluna devam eder. Ancak uzun vadede başka şirketler de devreye girecek, bilgi işlem teknolojilerinin gelişimiyle artık ana lokomotif olamayacağını düşünüyorum. Burada değer göçü bir süre sonra veri ve ‘YZ ajanları’ alanına kayacak. Zaten veri, her zaman yapay zekanın temel taşı olacak ve değerini hiç yitirmeyecek.”
Tolga Kurtoğlu’na göre, beklenenin aksine en fazla değer göçü enerji tarafında olacak. Bu nedenle de “sürdürülebilir” işlemciler/altyapılar ve veri merkezi soğutma teknolojilerine yeni bir inovasyon alanı açılacak.
Kurtoğlu, “Amaç, YZ’yi bu kadar yüksek enerji tüketen bir yapıdan çıkarmak olacak. Bana göre enerjinin kıtlığını dikkate alırsak, en büyük değer göçü bu alanda yaşanabilir.”
BOZUCU İNOVASYON ETKİSİ
AlixPartners’ın global şirketler arasında yaptığı araştırmaya katılan CEO’ların yüzde 70’i, sektörlerinde “disruption” (bozucu etki) olduğunu paylaştı. Büyüyen şirketlerin CEO’larının yüzde 59’u gelecek 5 yılda “iş modeli” değişikliği beklediklerini belirtti.
Sağlık ve tıp alanı, gelecek 5 yılda büyük göçün yaşanacağı sektörler arasında görülüyor. ABD’de The Jackson Laboratory’den Prof. Derya Unutmaz, “Şu anda sağlık/tıp alanında henüz büyük bir göç görünmüyor. Ancak, esas hareketin 2027 yılında başlayacağını düşünüyorum” diyor:
“Analize odaklı sektör ürünleri tamamen YZ’ye yönelecek. İlaç sektöründe büyük bir değişim olacak, yeni ilaç keşfi kolaylaşacak. Bununla birlikte yeni biyo-teknoloji şirketleri, büyük ilaç devleriyle rekabet edebilecek.
Önümüzdeki birkaç yılda ‘ilaç keşif süresi’ yüzde 30-40 oranında kısalacak, erken ‘faz’ başarı oranı ‘doğuştan YZ’ şirketlerde belirgin şekilde yüksek çıkacak.
Radyoloji, patoloji, gen analizleri ve laboratuvar otomasyonu işlemleri tamamen YZ’ye kayacak. YZ, genetik çalışmaları ve gerçek dünya verisiyle, her hasta için ayrı ilaç (kişiye özel ilaç) rutin haline gelecek.
Doktorların, uzmanlık gerektirmeyen, dokümantasyon ve benzeri rutin işlerinin yüzde 30-50’si ajanlar tarafından yerine getirilecek.”
3’ÜNCÜ DALGANIN GÜCÜ
PwC Global’in küresel şirketlerin CEO’larıyla yaptığı araştırma, liderlerin yüzde 40’ının büyümeyi yeni alanlarda/sektörlerde aradığını ortaya koyuyor. CEO’ların 4’te 1’i, satın almalarını da başka alanlarda gerçekleştireceğini söylüyor.
Bir başka önemli saptama ise geleneksel şirketlerin yeni nesil şirketlerle rekabet ettiği yönünde… CEO’ların yüzde 42’si, son 5 yılda bu tabloyu yaşadıklarına dikkat çekiyor.
Gelecek bilimci Prof. Peter Fisk, bu dönüşümün geçmişte de yaşandığını ve dalgalar halinde geldiğini vurguluyor. Ona göre ilk dalgada üreticiler hem değer yaratıyor hem de yakalıyor. Siemens veya Toyota gibi şirketler onlarca yıl boyunca ölçek ve üretim mükemmeliyeti sayesinde hakimiyet kurdular.
İkinci aşamada küreselleşme, değeri tedarik zincirlerine ve verimlilik liderlerine kaydırdı. Walmart gibi şirketler marjları sıkıştırırken yine de değer yaratımı ile değeri yakalama arasındaki bağı korudu.
Bugün ise 3’üncü bir dalga bu bağı tamamen koparmış durumda… Platformlar ve ekosistemler, değerin orantısız bir kısmını yakalarken, başkaları değeri yaratıyor. Apple, Tencent ve ASML gibi şirketler kritik ara yüzleri, standartları veya darboğazları kontrol ediyor. Asya’da Grab, temel varlıklara sahip olmadan mobilite, ödemeler ve hizmetleri bir arada yürütüyor.
Prof Fisk, “Türkiye’de Trendyol, talep ve veriyi bir araya getirirken satıcılar temel değeri yaratıyor ve bu dönüşümü somutlaştırıyor. Eskiden 30–50 yıl süren bu değişimler artık 5–10 yıl içinde gerçekleşiyor. Belirleyici unsur, sadece neyin değiştiği değil hız ve asimetri… Artık değer, organizasyonların uyum sağlama hızından daha hızlı yer değiştiriyor ve yerleşik şirketleri yapısal olarak kırılgan bırakıyor” diyor.
OTOMOTİVDE SİSMİK DÖNÜŞÜM
IBM Institute for Business Value (IBM IBV), geçen yıl otomotiv sektöründen 1200 üst düzey yöneticiyle bir anket gerçekleştirdi. Ankete katılanların yüzde 74’ü, 2035 yılında araçların yapay zeka ve yazılımla tanımlanacağını paylaştı. Yüzde 51’i gelirlerin de dijital ve yazılım kaynaklı olacağını söyledi. Katılımcılar, bu yaşanan dönüşümü de “sismik dönüşüm” olarak adlandırdı.
TOGG CEO’su Gürcan Karakaş da aynı görüşte… Ona göre yaşanmakta olan dönüşümü bir ürün değişiminden ziyade “değerin yeniden tanımlanması” olarak tanımlamak gerekiyor.
“Geçmişte otomotivde değer; mekanik mühendislik, üretim ölçeği ve verimlilik üzerinden yaratılıyordu. Önümüzdeki 10 yılda ise bu değer hızla yazılım, veri, kullanıcı deneyimi ve dijital servis katmanına kayıyor” diye konuşuyor ve ekliyor:
“2035 perspektifinde mobilite ekosistemindeki toplam kârlılığın en az 3’te 1’inin, orta vadede ise yarıya yakın bölümünün “digital platform business” (dijital platform) modellerinden geleceğini öngörüyoruz. Çünkü araç artık tek başına bir ürün değil; sürekli güncellenen, veri üreten ve servislerle yaşayan bir dijital platform haline geliyor.
Gürcan Karakaş’a göre, bu değer göçünün merkezinde 2 temel unsur yer alıyor: “Yeni gelir modelleri ve hiper kişiselleştirme.” Gelecekte büyüme yalnızca donanım satışından değil; abonelik bazlı dijital servislerden, yazılım özelliklerinden, enerji yönetimi çözümlerinden, fintech entegrasyonlarından ve veri temelli hizmetlerden beslenecek. Bu modelin sürdürülebilirliği ise, veriyi güvenli ve anlamlı biçimde kullanan güçlü bir dijital platform mimarisiyle mümkün olacak.

DEĞİŞİMDEN DAHA FAZLASI
Fark Lab Kurucusu Ahu Serter, mobilite ve endüstriyel üretimde yaşanan dönüşümü, klasik bir teknolojik gelişim yerine “yapısal bir değer göçü” olarak tanımlıyor. Ona göre geçmiş 100 yılda değerin merkezinde “üretim kapasitesi, mühendislik gücü ve fiziksel varlıklar” vardı. Büyük fabrika, makine parkı ve ölçek ekonomisi, kazananı belirliyordu. Gelecek 10 yılda ise değer, “dijital zeka katmanına” doğru göç edecek.
Ahu Serter, “Mobilite tarafında en büyük büyüme, yazılım tanımlı araçlar, batarya ve enerji yönetim sistemleri, veri platformları ve yapay zeka destekli karar motorlarında olacak” diyor ve bugün ile gelecekteki değişimi rakamlarla ortaya koyuyor:
“Bugün otomotiv ve mobilite değer zincirinde yazılım, veri ve AI tabanlı gelirlerin toplam ekonomik payı yaklaşık yüzde 10–15 düzeyinde. 10 yıl içinde bu oranın yüzde 40–50 seviyelerine çıkacağını öngörüyorum. Araç artık bir donanım ürünü değil, hareket eden bir veri merkezi. Benzer bir kaymayı sanayide de görüyoruz. Bugün üretim şirketlerinin toplam değerinin büyük kısmı fiziksel üretimden geliyor. YZ destekli üretim optimizasyonu, dijital ikizler, otonom sistemler ve karbon verisi yönetiminin payı henüz yüzde 5–8 bandında. Önümüzdeki 10 yılda bunun yüzde 25–30 seviyesine çıkmasını bekliyorum.”
ÖDEMEDE DÖNÜŞÜM GELİYOR
Dünyanın önde gelen ödeme sistemi şirketi Mastercard’ın Türkiye Genel Müdürü Onur Faydacı, “Ödeme, dijitalleşmenin yapay zeka ile evrildiği bu yeni aşamada artık ‘son adım’ değil, bir niyetin sonucu haline geliyor” diyor. Ona göre yeni dönemde artık YZ ajanları sadece ödeme yapmakla kalmayacak, tüketicinin tercih, alışkanlık ve bütçesini gözeterek onun adına en doğru kararı verecek.
Ödeme alanındaki değer göçünü “çok çarpıcı” olarak nitelendiren Onur Faydacı, “Ajan bazlı ticaretin, Türkiye ödemeler pazarında 2030 yılına kadar 30 milyar doları aşan bir hacim yaratmasını bekliyoruz” diyor ve devam ediyor: “Farklı bir değer dönüşümü ise uluslararası para transferinde yaşanıyor. Sadece kişiler arasında gerçekleşen transferler 2026 yılı sonunda 960 milyar dolara ulaşacak. Bu hacim içerisinde geleneksel ağların yerini yeni yöntemler alacak. 2020 yılında yüzde 80 olan SWIFT işlemlerinin payının 2023’te yüzde 70’e düştüğünü görüyoruz. Geleneksel ağlardaki yavaşlık, değeri hız ve maliyet avantajı sunan yeni nesil yöntemlere itiyor. Mastercard olarak ‘çoklu ray’ sistemiyle, değerin yeni nesil dijital raylardan akmasını bekliyoruz. Gömülü finans terimi ile hayatımıza giren bu iş modelinden elde edilen gelirlerin, dünya genelinde 180 milyar Euro’yu aşması bekleniyor.”
Sektörün yeni nesil şirketlerinden Midas’ın kurucusu Egem Eraslan da benzer bir görüşü savunuyor. “Yapay zeka (YZ) ile birlikte finansta bir değer göçü yaşanıyor. Ancak bu göç, özellikten çok sonuç sahipliğine doğru gerçekleşiyor” diyor ve değişimi anlatıyor:
“Artık analiz, içerik ve basit finansal modelleme gibi alanları metalaştırıyor. Bu nedenle saf yazılım ve araç katmanında marjlar zamanla düşecek. Değer ise regülasyon, para akışı ve hukuki sorumluluk içeren ‘uzun son kilometre’ platformlara kayacak. Sektörümüzde büyümenin güçlü olacağı alanın YZ destekli ama lisanslı, sermaye taşıyan ve sonucu sahiplenen tam-stack yatırım platformları olacağını düşünüyorum. Gelecekte kazananlar, YZ kullanarak finansal sonucu sahiplenen regüle platformlar olacak. Türkiye’de kurumlar/şirket işlemleri pazarın yüzde 50’sinden fazlasını alıyor. Oysa bireysel yeni nesilde daha güçlü. O nedenle biz bireyselde en büyük 3 kurumdan biri haline geldik. Toplamda ise 9’uncuyuz.”
3 SEKTÖRDE NELER BEKLENİYOR?
TOLGA GÜRKAN
Allianz Türkiye CEO
Önümüzdeki dönemde büyümenin özellikle siber sigortalar, kişiselleştirilmiş sağlık ve yaşam yönetimi çözümleri, ve ‘gömülü’ sigorta modellerinde yoğunlaşacağını öngörüyorum. Bugün sektör değerinin yaklaşık yüzde 70–75’i hâlâ geleneksel risk transferinden geliyor. Ancak önümüzdeki 5–10 yıl içinde bu payın yüzde 60–65 seviyelerine gerilemesini, servis ve önleme odaklı yeni nesil modellerin ise yüzde 30–40 bandına yükselmesini bekliyorum.
VECİH YILMAZ
Brisa CEO
Otomotiv, elektrifikasyonla birlikte köklü bir değişimden geçiyor. Elektrikli araçların teknik yapısı, daha ileri mühendislik gerektiren ve katma değeri yüksek premium ürünlere olan talebi belirgin şekilde artırıyor.
Bu eğilimi pazarda net şekilde görüyoruz. Türkiye’de elektrikli araç lastiği pazarı 400 bin adede ulaştı. Gelecek 3 yılda, yıllık ortalama yüzde 65 büyüme beklentisi var. Bugün elektrikli ve hibrit araçların yaklaşık yüzde 95’i, 17 inç ve üzeri yüksek jantlı lastiklerle yola çıkıyor. Nitekim 2025’in ilk 9 ayında pazarda daralma yaşanırken, 17 inç ve üzeri premium segment yüzde 7 büyüdü.
SİTARE SEZGİN
Teknosa CEO
Teknoloji perakendesinde değer, müşteriye her kanalda aynı kaliteyi sunan bütüncül bir ‘fijital’ deneyime kayıyor. Sektör raporlarına göre toplam gelir içinde e-ticaretin payı yüzde 15–20’ye, e-ticaretin penetrasyonu yüzde 56’ya ulaştı. Kategori tarafında ise büyümenin ağırlık merkezi klasik donanım ürünlerinden, onları tamamlayan akıllı ev sistemleri ve giyilebilir teknolojilere kayıyor. Önümüzdeki dönemde değerin yönü, bu fijital deneyimi doğru tasarlayan, orkestre eden ve müşterinin hayatına anlamlı şekilde entegre eden modellerle şekillenecek.

“ÇOK ARAÇ SATIŞININ YERİNİ MOBİLİTE SİSTEMİ ALIYOR”
GÜRCAN KARAKAŞ
TOGG CEO’su
- Önümüzdeki dönemde büyümenin önemli bir ayağını araç içi yaşam ve dijital sağlık teknolojileri oluşturacak.
- Mobilite artık yalnızca bir ulaşım aracı değil, kişisel bir yaşam alanı. Yapay zeka destekli çözümlerle konfor, ergonomi, iklimlendirme ve önleyici sağlık deneyimleri entegre bir biçimde sunulabilecek.
- Orta vadede mobilite, dijital sağlık ekosisteminin aktif bir parçası haline gelecek.
- Togg’u bu nedenle “Türkiye’nin mobilite alanında hizmet veren küresel teknoloji markası” olarak konumlandırıyoruz. Akıllı cihaz, dijital platform ve enerji çözümlerini entegre eden bir mobilite ekosistemi inşa ediyoruz.
- Artık büyüme, araç sayısından ziyade dijital servis penetrasyonu, kullanıcı başına yaşam boyu değer ve platform kârlılığı üzerinden şekillenecek.

DEĞİŞİMİN ANA TETİKLEYİCİLERİ
PROF. PETER FISK
Gelecek Bilimci
- Günümüzde değer göçü; dijitalleşme, yapay zeka, platform ekonomileri ve müşterilerin sonuç, erişim ve deneyim konusundaki artan beklentilerinin birleşimiyle tetikleniyor.
- Kritik kolaylaştırıcı unsur ise veri odaklı aracılık — arz ile talep arasına girip sürekli öğrenme yeteneğidir. Amazon ve Google gibi şirketler, keşif, fiyatlama ve müşteri ilişkilerini veriyle kontrol ederek pazarın ara yüzünü sahipleniyor.
- Asya’da Alibaba Group gibi yapılar, finans, ticaret ve veriyi entegre ederek güçlü kontrol noktaları oluşturuyor. Bu modeller, sürtünmeyi azaltıp, talebi ölçekli şekilde bir araya getirdikleri için başarılı oluyor.
- Türkiye’de ise geleneksel sektörler giderek daha fazla risk altında. Büyük bankalar fintech ekosistemlerinin baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Bazı gıda şirketleri, son müşteriyle olan bağını perakendecilere ve platformlara kaptırma riski taşıyor. En kırılgan olanlar grubunda ‘varlık yoğun ve ürün odaklı şirketler’ yer alıyor. En avantajlıları ise ara yüzlerini, veri akışlarını ve ağ etkilerini kontrol edenler oluşturuyor.

“DOĞUŞTAN YZ CİHAZLARIN PAYI 2030’DA YÜZDE 15’E ÇIKABİLİR”
TOLGA KURTOĞLU
Lenovo CTO’su
- DOĞUŞTAN YZ Laptop ve masa üstü bilgisayar gibi cihazlarda ‘native agentic AI’ forma doğru geçiş olacak. Ses, mimik, göz hareketleriyle, ajanların bizi doğal olarak anlayabilecekleri bir yapı ortaya çıkacak. Böylece klasik işletme sistemlerinden ‘Agentic OS’a doğru geçiş olacak.
- 3-4 YIL ÖNEMLİ İlk işaretlerini de ‘YZ PC’ ürünleriyle alıyoruz. 3-4 yıl içinde dönüşümün ölçekli olduğunu göreceğimizi tahmin ediyorum. 2030 yılı için ‘native agentic AI’ formundaki cihazların payı yüzde 10-15’e ulaşabilir.
BÜYÜK GÖÇÜ İŞARET EDEN VERİLER
- 100 Önümüzdeki dönemde dünyanın en değerli şirketlerinden bazılarının çalışan sayısı 100’ün altında olacak. Daniel Nadler OpenEvidence Kurucu
- 10 KAT DeepMind CEO’su Demis Hassabis, ‘genel yapay zekanın’, sanayi devriminden 10 kat daha büyük bir etkiyi, 10 kat daha hızlı bir şekilde yaratacağını söyledi.
- 100 DOLAR İnsan genetiğini dizilemenin maliyeti, yaklaşık 25 yıl içinde 100 milyon dolardan 100 doların altına düştü. Aynı durum, sayısız diğer tanı testleri için de geçerli olacak ve tıp alanında devrim yaratacak.
- 2 TRİLYON DOLAR Cambridge Center for Alternative Finance Başkanı Keith Bear, ‘tokenleşme’ alanında büyük bir sıçrama bekliyor. Bu dönüşümle birlikte ‘tokenize’ olmuş paranın 2030’da 2 trilyon dolara ulaşacağını tahmin ediyor.
- %15 Quinnipiac University tarafından yapılan ankete katılan Amerikalıların yüzde 15’i, yapay zekayla yaratılan bir ‘Patronla’ çalışmayı tercih edeceklerini paylaştı.
- 33 TRİLYON DOLAR Global transferlerde Stablecoin bazlı işlem hacmi giderek artıyor, artışa da devam edecek. 2025 sonunda küresel işlem hacminin 33 trilyon dolara ulaşarak rekor kırması, paranın artık eski raylarda durmak istemediğini gösteriyor. Onur Faydacı Mastercard Türkiye GM


