in , , ,

Lojistikte %40 darbesi!

Lojistik şirketleri, yaptıkları iş gereği onlarca sektörün nabzını tutuyor, iç ticaret ve ihracattaki gelişmeleri ilk elden gözlemliyor. Yıllarca tekstil ve giyim şirketlerinin ihraç ürünlerini taşıyan Galata Taşımacılık’ın CEO’su Vittorio Zagaia, “Üretimini başka ülkelere kaydıranların yanı sıra iflas ve konkordato nedeniyle oluşan kayıp yüzde 35-40’ı buldu” diyerek sektördeki duruma dikkat çekiyor.

26.02.2025-Vittorio-Zagaia---Assembly-HeadShot-22-2

YAZI: TALAT YEŞİLOĞLU

Türkiye’de hazır giyim ve konfeksiyon üreticilerinin çatı kuruluşu olan Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) verileri, sektörün içinde bulunduğu durumu açıkça gözler önüne seriyordu. Verilere göre sektörün ihracatı son 5 yılda yüzde 17 gerilemiş, toplam ihracat içerisindeki payı da yüzde 9’dan yüzde 7.1’e düşmüştü.

Bu daralmanın arkasında, ekonomide yaşanan sıkıntılar, Türk Lirası’nın değerli kalması ve çok sayıda üreticinin Mısır gibi ülkelere üretimi kaydırması gibi etkenler vardı. Hazır giyim üretimi ve ihracatındaki bu reel daralma, sektöre hizmet veren ve ihraç ürünlerini taşıyan lojistik kuruluşlarına da yansıdı. Kimisi küçüldü, kimileri de alternatif sektörlere yöneldi.

Bunlardan biri de hazır giyim ve tekstil sektöründe uzmanlaşmış, 30’uncu yılına yaklaşan Galata Taşımacılık. Şirketin CEO’su Vittorio Zagaia, lojistikçi gözüyle sektörlerin analizini yaptı ve aldıkları önlemleri anlattı:

LOJİSTİK SEKTÖRÜNE BAKIŞ

Dijitalleşme ve yapay zeka destekli çalışma yöntemleri her geçen gün hayatımızda daha fazla yer buluyor. Zor, köşeli ve mesaisi olmayan uluslararası lojistik alanında, yalnızca Türkiye’de değil küresel ölçekte de gençlerin sektöre ilgisinin azaldığını gözlemliyoruz.

Şirketler bu tablo karşısında, öğrenilebilir alanlarda teknolojiyi daha etkin kullanarak iş gücünü optimize etmeye çalışıyor. Evrakların tanzimi ve navlun hesaplamaları artık otomatik yapılabiliyor. Araçların yol boyunca izlediği rotalar ve buna ilişkin bilgilendirme süreçleri, yapay zeka destekli çözümlerle yönetilebilecek bir noktaya geldi.

Verimlilik artışı sağlayan bu teknolojik yatırımların elbette şirketler için bir maliyeti var. Ancak doğru kurgulandığında, önemli bir maliyet avantajı yaratırken hata payını da ciddi ölçüde azaltıyor.
Bunlarla birlikte son dönemde lojistik sektöründe maliyetler ciddi biçimde arttı. Ancak bu artışı ihracat ve ithalat taşıma fiyatlarına yansıtmak mümkün olmuyor. Bu durum, geçmişte yüksek kârlılıkla çalışmış olmamızın bir devamı, yani “kârdan feragat” olarak algılanmamalı. Çünkü kaliteyi sürdürebilmek için sürekli yatırım yapmak zorundayız.

Bir yandan da sektör ciddi bir darboğazın içinde. Şirketlerin, taşımalarında bizi bir finansman kuruluşu gibi kullanmaya başladığını görüyoruz. Hava kargoyla 48 saatte, karayolunda 1 haftada, denizyolunda ise 30 günde teslimat yapıyoruz. Ancak taşıma bedellerini 60–80, hatta 100 günde tahsil edebilmeye başladık. Doğal olarak kârlılık giderek azalıyor ve bu durum sektör oyuncularını ciddi bir krize sürüklüyor.

TAŞIMA BEDELİNDEKİ DEĞİŞİM

Taşımacılıkta maliyetler ülke bazında değiştiği için tek bir rakam vermek yanıltıcı olur. Örneğin bir TIR’ın İtalya’ya gitmesiyle, İspanya ya da İskandinav ülkelerine gitmesi arasında ciddi maliyet farkları vardır. Bununla birlikte otoyol ücretleri, akaryakıt fiyatları, demirbaş ve yedek parça giderleri sürekli artış gösteriyor.

COVID sonrası dönemde maaşlarda da ciddi artışlar yaşandı. Döviz kurlarının belirli bir seviyede kalmasıyla birlikte, Türkiye’deki ücret maliyetleri neredeyse Avrupa ile aynı düzeye geldi. Buna rağmen maliyetlerdeki bu artışları fiyatlara yansıtabilmek mümkün olmuyor.

Bu açıdan bakıldığında, taşıma bedellerinin 5 yıl öncesiyle neredeyse aynı seviyede kaldığını söyleyebilirim. Euro bazında giderlerimiz yüzde 20–25 artarken, son 3–5 yılda taşıma bedellerine kayda değer bir artış yapamadık. En değerli varlığımız olan çalışanlarımıza ise son birkaç yıl içinde yüzde 200’e varan zamlar yaptık. Kendi aramızdaki ifadeyle adeta “cepten yiyoruz”. Bu durum sürdürülebilir olmadığı için şirket olarak bir çıkış yolu aramaya başladık.

Bu kapsamda bazı aksiyonları hayata geçirdik. Öncelikle dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarını artırdık. İkinci olarak ürün çeşitliliğine odaklandık; daha önce gitmediğimiz ülkelere ve taşımadığımız ürün gruplarına yöneldik.

VADELER NASIL UZADI?

Galata Taşımacılık olarak uzun yıllar tekstil ve hazır giyimde güçlü bir lojistik şirketiydik. Ancak basında da sıkça yer aldığı üzere sektörde 350–400 bin civarında bir istihdam kaybı yaşandı. Faaliyetini sürdüremeyen ya da yasal yollarla kapanan firma sayısı ciddi ölçüde arttı. Bu gelişmeler doğal olarak bizi de olumsuz etkiledi.

Bu süreçte, geçmişten gelen deneyimimizle iyi hizmet sunduğumuz sektörlerden daha fazla pay almaya, aynı zamanda yeni sektörleri portföyümüze eklemeye başladık. Savunma sanayiinden hububat ve bakliyata, kimyadan mobilyaya, ev tekstilinden otomotiv yedek parçaya kadar birçok alanda faaliyet göstermeye başladık ve bu alanlarda büyüme sağladık.

Bir yandan konkordato ve iflas başvurularında artış yaşanıyor. Üretim maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle yurt dışına yönelen şirketler de var. Tüm bunlar bir araya geldiğinde, sektördeki kayıp oranının yüzde 35–40’lara yaklaştığını söyleyebiliriz.

Ayrıca sektör olarak çok daha uzun ödeme vadelerini kabul etmek zorunda kalıyoruz. Bugün sektörde 1 aylık ödeme neredeyse peşin sayılıyor. 3–5 yıl önce ortalama 45 gün olan ödeme vadeleri, 90–100 güne, hatta zaman zaman 110 güne kadar uzayabiliyor. Bu alanda 2026 yılında bir iyileşme de beklemiyorum.

YÜKSELEN SEKTÖRLER

  • SAVUNMA ATAKTA Bugün yükü en fazla artan sektörlerin başında savunma ve havacılık sanayii geliyor.
  • VARLIĞINI KORUYANLAR Bunun yanında kimya, otomotiv yan sanayi ve yedek parça tarafı da varlığını korumaya devam ediyor. Hububat, bakliyat ve çikolata ihracatında da hacim olarak önemli bir noktadayız.
  • SÜPERMARKET GİBİ OLMAK Bu yapıya uyum sağlayabilmek için adeta bir süpermarket gibi olmak gerekiyor; yani her sektörün dilini konuşabilmek, ihtiyaçlarını doğru analiz edebilmek ve doğru hizmeti sunabilmek şart. Deneyim ortalaması 15 yılı aşan kadromuzla farklı sektörleri daha yakından tanımaya ve sunduğumuz hizmetleri çeşitlendirmeye devam ediyoruz.

LOJİSTİKÇİ GÖZÜYLE TEKSTİLDEKİ OLUMSUZ GELİŞMELER

  • TEKSTİL VE GİYİM Bu sektörlerin yarattığı istihdamın ve katma değerin hafife alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Tekstil ve giyimdeki en önemli olumsuz gelişmeyi istihdam kaybı oluşturuyor.
  • YERLİ ÜRETİM Avrupa’da birçok ülke, kendi değerlerini “millileştirme” yönünde adımlar atıyor. Örneğin İtalya, “Made in Italy” kavramını güçlü biçimde sahiplenmiş durumda. Birçok marka, yurt dışında üretim yaptırmak yerine yeniden İtalya’da üretime yöneliyor.
  • İKİNCİ SINIF SEKTÖR Türkiye’de ise tekstil ve hazır giyim adeta “ikinci sınıf sektör” muamelesi görüyor. Oysa Türkiye, yüksek katma değerli ürünler üreten, Avrupa’da eşine az rastlanır teknolojik altyapıya, tasarım gücü ve üretim yetkinliğine sahip bir ülke. Üretimin Mısır gibi ülkelere kaydırılması, istihdamı ve katma değeri de yurt dışına taşımak anlamına geliyor.
  • KREDİ Finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve yeterli teşviklerin sağlanmaması sektörü zorluyor. Oysa TGSD verilerine göre tekstil ve hazır giyim hâlâ 18–20 milyar dolar seviyesinde ihracat yapan büyük bir sektör.

Yazar: Talat Yeşiloğlu

Fast Company Türkiye Genel Yayın Yönetmeni

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Silikon-Vadisi’ne-dönüşüm-uçuşu!-gülizPegasus

Silikon Vadisi’ne dönüşüm uçuşu!

terfide-kritik-denge

Terfide kritik denge