in , ,

“Madende oyun kurucu olacağız”

Yüksel Yıldırım, kurduğu Corex Holding ile madencilikten limancılığa, enerjiden kimyaya uzanan yapılanmasıyla global çapta iddialı yatırımlar yapıyor. Bulunduğu sektörlerde dünya sıralamasının üst basamaklarını hedefleyen Yıldırım, jeopolitiğin, enerji dönüşümünün ve küresel rekabetin yeniden şekillendiği ‘yeni dünyada’ kurduğu stratejiyi anlatıyor.

madende-oyun-kurucu

YAZI: GÜLDENİZ AYRAL

Hayatını yönlendirecek Samsun hikayesi, 1963 yılında babasının aldığı kritik bir kararla başlayacaktı. Sivas’ta bakkallık ve manifaturacılık yapan babası Garip Yıldırım, bir yakınının “Orada çok fırsat var” önerisiyle Samsun’a taşınma kararı alacaktı. Önce inşaat malzemeleri, ardından kömür ticareti derken işler büyüyecekti.

Bu arada Garip Bey, ABD’ye eğitim için giden oğlu Yüksel Yıldırım’ı “Sana burada ihtiyacımız var” diyerek Türkiye’ye çağıracaktı. Bu dönüşle birlikte grubun öncelikle Rusya, ardından Çin olmak üzere global iş yapma dönemi de başlayacaktı.

Bir süre sonra kardeşleriyle birlikte Yıldırım Holding’i kuran Yüksel Yıldırım, bu ortaklığı 2024 yılına kadar devam ettirdi. Aynı yıl, ağabeyiyle karşılıklı anlaşarak yollarını ayırma kararı aldı.

Ayrılık sürecinde yurt dışındaki limanların tamamı ile Türkiye’deki iki liman Yüksel Yıldırım’a devredildi. Bunun yanı sıra yurt dışındaki tüm metal ve madencilik faaliyetleri de bünyesinde kaldı.

Yüksel Yıldırım, bu yeni yapılanmayla birlikte Corex Holding’i kurdu. Madencilik ve liman işletmeciliğine ek olarak ağırlıklı güneş enerjisi olmak üzere yenilenebilir enerji projeleri geliştirmek yerine ayrı bir yapı oluşturdu. Kimya tarafında Corex Chemicals’ı kurdu. Denizcilik ve lojistik faaliyetlerini de bu çatı altına aldı. Bugün itibarıyla Corex Holding, metal ve madencilik, liman işletmeciliği, kimya, yenilenebilir enerji, denizcilik ve lojistik olmak üzere 5 ana sektörde faaliyet gösteriyor.

Corex Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Yıldırım, son dönemde çok konuşulan maden ve metal sektörlerinde dünyanın önde gelen gruplarından birini yönetiyor. Öncelikli olarak bu sektörler olmak üzere işlerini ve hedeflerini konuştuk, önemli değerlendirmelerde bulundu:

MADENDE HEDEFİMİZ BÜYÜK

Eti Krom, Yıldırım bünyesindeyken dünyada üçüncü-dördüncü büyük krom oyuncularından biriydi. Bugün krom tarafında hâlâ dünyanın ilk 5’i içinde yer alıyoruz.

Nikel ve ferro-nikel üretim kapasitesinde de yine ilk 5 oyuncu arasındayız. Krom cevheri üretiminde büyümeyi sürdürürken, portföyümü yalnızca tek bir metale odaklanmadan genişletiyorum. Bu kapsamda bakır ve altın başta olmak üzere yeni maden yatırımlarına yöneldim. Kazakistan’da bakır ve altın, Brezilya’da bakır, Fildişi Sahili ve Kolombiya’da nikel ve ferro-nikel yatırımları yaptık; Gana’da da yeni fırsatları değerlendiriyoruz. Geçtiğimiz yıl bu kapsamda yaklaşık 1.2 ila 1.3 milyar dolarlık satın alma yaptık.

Madencilikte kendime net bir hedef koydum. Önümüzdeki 5 yıl içinde dünya genelinde ilk 100 madencilik şirketi arasına girmek istiyorum. İkinci 5 yılda da ilk 50’de yer alma hedefindeyim. Bu nedenle bugün bulunduğum ölçeği 4 ila 5 kat büyütmem gerekiyor. Bunu hem organik hem de inorganik olarak yapmayı planladığım için satın alma fırsatlarını yakından izliyorum.

KRİTİK ELEMENT YATIRIMI

Odaklandığım metaller arasında krom, nikel, bakır, altın, çinko ve gümüş yer alıyor. Bunun yanında “kritik elementler” olarak adlandırılan ve yüksek yatırım gerektiren alanlarda da ortaklıklar ve joint-venture modelleriyle yer almayı hedefliyorum.

Kritik elementler uzun soluklu ve sermaye yoğun yatırımlar. Sıfırdan başlandığında keşif, ruhsat, planlama ve üretim süreçleri 5 ila 10 yıl sürebiliyor. Bu nedenle önceliğimiz, mevcut varlıkları satın alarak inorganik büyümeyle ilerlemek. Ardından yapılacak yatırımlarla organik büyümeyi devreye almak ve nihayetinde sektörde konsolidasyon yaratmak.

Bugün Kazakistan, Arnavutluk, Kosova, Fildişi Sahili, Kolombiya ve Brezilya’da aktif olarak üretim, yatırım, pazarlama ve satış süreçlerini yönetiyorum. Metal ve madencilik tarafında Corex Metals & Mining, grubun ana büyüme motoru olacak. Önümüzdeki dönemde odağımı ağırlıklı olarak bu alana vereceğim.

TÜRKİYE’NİN MADEN SEKTÖRÜ

Türkiye’de farklı mineraller ve elementler açısından belirli bir çeşitlilik görüyoruz. Altın, sınırlı ölçekte bakır, kurşun, çinko ve krom, daha küçük ölçeklerde ise nikel ve demir cevheri üretimi var. Ayrıca feldspat gibi endüstriyel mineraller ve klinker üretimine yönelik kil türleri de bulunuyor.

Son dönemde ise özellikle nadir toprak elementleri öne çıkmaya başladı. Eskişehir bölgesinde keşfedilen rezervler, ABD başta olmak üzere birçok ülkenin dikkatini çekmiş durumda.
Türkiye’de madencilik faaliyetlerinin büyük bölümü özel sektör tarafından yürütülürken, bor madenciliği tamamen devlet kontrolünde ve oldukça güçlü bir yapı. Nadir elementler tarafında da devletin belirgin bir ağırlığı söz konusu. Bunların dışında boksit, alüminyum ve antimon gibi daha sınırlı hacimli madencilik faaliyetleri de bulunuyor.

Türkiye’de hâlen sondaj çalışmaları devam eden bir altın madenimiz var. Öte yandan küçük ölçekli bir krom madeni satın almak üzere anlaşma sağladık. Buradan çıkaracağımız kromu İsveç’e ihraç ederek, oradaki üretim tesislerimizde işliyoruz. Farklı ülkelerden temin ettiğimiz ürünleri bir araya getirerek reçetelendiriyor, bu şekilde çelik üreticilerine satış yapıyoruz.

Türkiye’de bugün satılığa çıkarılan madenler ve maden şirketleri var. Bunların bir bölümü finansal zorluk içinde, bir bölümü ise aile şirketlerindeki sorunlardan kaynaklanıyor.

TALEPTE İLGİNİN YÖNÜ

Dünya genelinde ise tablo çok daha farklı. Son yıllarda özellikle bazı metallerde ciddi bir değer artışı yaşandı. En başta gümüş, ardından altın, bakır, kurşun, çinko, alüminyum, platin ve paladyum başta olmak üzere sanayide yoğun kullanılan ve geleceği olan metallerin tamamında talep hızla arttı. Talepteki bu artış, doğal olarak fiyatlara da güçlü şekilde yansıdı.

Metal ve minerallere yönelik talep bugün ağırlıklı olarak elektronik ve elektrikli araç sektörlerinden geliyor. En basit örnek bakır. Otomotivden enerji altyapısına, kablodan sanayi tesislerine kadar birçok alanda vazgeçilmez bir girdi. Elektrifikasyon arttıkça bakıra olan ihtiyaç da katlanarak büyüyor. Bu talebi hızlandıran en önemli faktörlerden biri ise yapay zeka. Yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte dünya genelinde veri merkezlerine yönelik yatırımlar olağanüstü bir ivme kazandı. Ancak bu büyümeyi destekleyecek yeterli elektrik altyapısı henüz yok. Veri merkezi demek, aynı zamanda yoğun kablolama ve dolayısıyla daha fazla bakır ihtiyacı demek.

MADENCİLİKTE ASIL PROBLEM

Madencilikte temel problem şu: Arz sınırlı, talep çok yüksek. Bir madeni sıfırdan geliştirmenin en az beş yıl sürdüğü bir sektörden söz ediyoruz. Bu süre içinde talebi karşılayacak yeni arz yaratmak mümkün değil. Jeopolitik riskler ve spekülatif hareketler de eklenince, bazı metal ve minerallerde fiyatlar hızla yükseldi. Bu da yatırımcıları geleceğe yönelik agresif yatırımlara yöneltiyor.

Talep bu kadar güçlenince, sektörde birleşme ve satın almalar da hız kazandı. Örneğin Anglo American ile Teck Resources arasındaki birleşme, 50 milyar doların üzerinde değer biçilen bir şirket yarattı. Bugün piyasada en çok konuşulan senaryolardan biri de Rio Tinto ile Glencore olası birleşmesi. Bu gerçekleşirse, dünyanın en büyük madencilik şirketlerinden biri ortaya çıkacak ve BHP’yi de geride bırakacak bir yapıdan söz ediyor olacağız.

Metallerin yoğun olarak kullanıldığı bir diğer alan ise yarı iletkenler ve çip teknolojileri. Günlük hayatta kullandığımız telefonlardan ekranlara kadar pek çok üründe gümüş, altın ve nadir elementler yer alıyor. Teknoloji geliştikçe bu metallerin kullanım alanı genişliyor ve talep kalıcı hâle geliyor. Bunun yanında uzay teknolojileri ve savunma sanayi de metal talebini yukarı taşıyan önemli başlıklar arasında. Savunma sanayindeki küresel atak ve jeopolitik belirsizlikler, stratejik metallerin önemini daha da artırıyor.

‘NADİR’LERDE GLOBAL DENGE

Nadir elementlerde ABD ve Avrupa bugün açık şekilde geride kaldı. Çin, küresel nadir element üretiminin ve tedarikinin yaklaşık yüzde 80’ini kontrol ediyor. Çünkü Çin, daha bu konunun stratejik önemi anlaşılmadan Afrika’da nadir elementlerin olduğu ülkelere yatırım yapmıştı.

Şimdi aynı stratejiyi Brezilya, Peru, Ekvador ve Şili gibi ülkelerde de uyguluyorlar. Bu tabloyu geç fark eden Avrupa ve ABD ise şimdi süreci tersine çevirmek için adımlar atmaya çalışıyor. Donald Trump’ın Grönland’a ilgisinin arkasında da bu faktör var.

Bunun yanı sıra Afrika ve Latin Amerika’ya yönelik finansal destek programları uyguluyorlar. Demiryolu yatırımlarıyla lojistik koridorlar oluşturuluyor, şirketlere maden satın almaları için finansman sağlanıyor. Amaç net: Çıkarılan minerallerin ABD ve Avrupa’ya taşınması.

Ancak Çin bu yarışta yolun çok ilerisinde. Çünkü mesele yalnızca madenleri çıkarmak değil; işleyebilmek. Bugün ABD nadir elementleri ülkesine getirse bile, işleyecek sanayi kapasitesi son derece sınırlı. Üstelik bu işleme süreçleri ciddi çevre kirliliği yaratıyor.

ABD ve Avrupa yıllarca “Çin üretsin, biz satın alalım” yaklaşımını benimsedi. Çevresel maliyetin tamamı Çin’de kaldı. Bugün Çin sanayileşme sürecinde yeni bir aşamaya geçerken, bu maliyetin bedelini ABD’ye, Avrupa’ya ve Japonya’ya daha fazla yansıtmaya başladı. Fiyatlar yükseliyor, tedarik zinciri Çin’in kontrolünde kalıyor. Otomotivden çeliğe, elektronikten kimyaya ve gemi yapımına kadar pek çok sektörde Çin’le rekabet etmek giderek zorlaşıyor.

2026 VE ÖTESİ: COREX’İN BÜYÜME HEDEFLERİ

Yüksel Yıldırım, 2024 yılında şekillenen Corex Holding’in mevcut ve yeni sektörlerdeki stratejisini ana stratejisini şöyle paylaşıyor:

  • METAL VE MADENCİLİK Önümüzdeki beş yıl içinde metal ve madencilikte dünya genelinde ilk 100 şirket arasına girmeyi hedefliyoruz. Krom, nikel, bakır ve altın odağında satın almalar ve yatırımlarla ölçek büyütmeye devam edeceğiz.
  • LİMANCILIK Küresel ölçekte liman işletmeciliğinde ilk 10 içindeki konumumuzu güçlendirerek kalıcı hale gelmek önceliğimiz. Yeni satın almalar ve kapasite artışlarıyla hacim bazlı büyümeyi sürdüreceğiz.
  • YENİLENEBİLİR ENERJİ Güneş, rüzgâr ve jeotermal projelerimizin 3 ila 5 yıl içinde üretime geçmesini hedefliyoruz. Amaç, sanayi faaliyetlerimizi sürdürülebilir enerjiyle destekleyen uzun vadeli bir yapı kurmak.
  • KİMYA Özellikle soda külü alanında Kazakistan merkezli büyük yatırımlarla, birden fazla ülkede üretim yapan küresel bir kimya oyuncusu olmayı hedefliyoruz. ABD’de bakır ve Class 1 nikel üretimi de bu stratejinin parçası.
  • LOJİSTİK VE DENİZCİLİK Ekosistemin tamamlayıcı unsuru. Hedef, madenin dağdan çıkışından son kullanıcıya ulaşmasına kadar uzanan uçtan uca tedarik zincirini kontrol etmek.

ABD YATIRIMI NEDEN STRATEJİK?

  • BİRİNCİ SINIF NİKEL Amerika’da Texas’taki mevcut fabrikamızı North Carolina’ya taşımayı planlıyoruz. Deniz kenarında, endüstriyel bölgede yer alan geniş bir arazimiz var. Burada bakır rafinerisi kurmak ve nikel tarafında birinci sınıf (Class 1) nikel üretimine geçmek istiyoruz. Latin Amerika ve Afrika’dan düşük tenörlü nikel getirerek işlemek, milyar dolarlık yatırımlar gerektiren ama uzun vadede stratejik değer yaratan projeler.
  • BAKIR MADENİ AÇIĞI ABD’nin bakır tarafında ciddi bir açığı bulunuyor. Yıllık yaklaşık 1.5 milyon ton bakır ithal ederken, 800 ila 900 bin ton civarında hurda bakır ihraç ediyor. Aradaki 700-800 bin tonluk açık, özellikle veri merkezleri ve enerji altyapısı yatırımları arttıkça daha da büyüyecek. Bu tablo, ABD’deki yatırımlarımızın neden stratejik olduğunu açıkça gösteriyor.

“YENİ KULÜP SATIN ALMALARI YOLDA”

  • NEDEN SAMSUNSPOR? Sivas’ta doğdum ama iki buçuk yaşımdan sonra Samsun’da büyüdüm. Ailem oradaydı; Samsun’la bağım da hiç kopmadı. Samsunspor’un Süper Lig’den ikinci lige düştüğü, kayyumla yönetildiği ve amatör lige kadar gerileme riski yaşadığı bir dönemde benden yardım istendi. Ben de kulübü satın almak şartını koştum. O gün 7 milyon dolarlık borcu olan Samsunspor bugün borçsuz, Süper Lig’de oynayan ve Avrupa kupalarında mücadele eden bir kulüp hâline geldi.
  • FRANSA’DA FUTBOL TAKIMI Samsunspor’dan sonra Fransa’da üçüncü ligde yer alan Dunkerque’ü satın aldım. Takımı ikinci lige çıkardık; şimdi hedef birinci lig. Geçtiğimiz sezon Fransa Kupası’nda PSG ile yarı final oynadık.
  • SIRADAKİ KULÜP Futboldaki hedefim tek bir kulüple sınırlı kalmak değil. Afrika, Balkanlar ve Avrupa’da yeni kulüplerle multi-club bir yapı kurmak istiyorum. Oyuncu yetiştiren, geliştiren ve doğru zamanda satan, sahada yarışan ve mücadele eden takımlar kurmayı önemsiyorum. Hayatım artık iki paralel akıştan oluşuyor: gündüzleri Corex, geceleri futbol. İkisi de disiplin, uzun vadeli düşünme ve tutkuyla yürüyor.

KİMYADA YÜKSEK KATMA DEĞERE DEVASA YATIRIM PLANLIYORUZ

  1. ABD’DEKİ ÜS Kimyada Corex Chemicals ile metal ve madencilik faaliyetlerimizi tamamlayan entegre bir yapı kuruyoruz. ABD’de satın aldığımız Elementis bünyesinde North Carolina, Texas, Nebraska ve Wisconsin eyaletlerinde üretim tesislerimiz bulunuyor. Bu tesislerde Güney Afrika’dan temin ettiğimiz krom cevherini işleyerek sodyum dikromat ve krom oksit üretiyoruz.
  2. İKİ EYALETTE YATIRIM ABD’deki bu yapıyı daha ileri taşıyacağız. Pennsylvania eyaletinde krom oksitten krom metali üretimine yönelik çalışmalarımız sürüyor. Texas’taki arazimizde ise bakır eritme tesisi kurmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda kendi nikel kaynaklarımızı kullanarak, batarya ve otomotiv sektörlerine yönelik yüksek saflıkta nikel metali üretmeyi planlıyoruz. Böylece metal ve kimya faaliyetleri birbirini besleyen, katma değeri yüksek bir yapıya dönüşüyor.
  3. KAZAKİSTAN Bu ülkede yaklaşık 2 yıldır soda külü (sodyum karbonat) üretimine yönelik bir projeyi yürütüyoruz. İlk fazda yıllık 500 bin ton kapasiteli tesisin kurulumunu tamamladık. Çinli ortaklarımızla birlikte ikinci faz için de anlaşmayı imzaladık; Faz 2’nin önümüzdeki yıl devreye girmesiyle kapasite 1 milyon tona, yatırım tutarı da 1 milyar dolara ulaşacak.

YENİLENEBİLİR ENERJİDE 2.2 GİGAVAT KAPASİTE

  • ÖNCE KENDİ İHTİYACIMIZ Yenilenebilir enerji yatırımlarımızı öncelikle mevcut sanayi faaliyetlerimizin enerji maliyetlerini düşürmek ve operasyonel verimliliği artırmak amacıyla konumlandırıyoruz.
  • BALKANLAR’DA YATIRIM Bu kapsamda Kosova ve Arnavutluk’taki tesislerimizi destekleyecek güneş enerjisi projeleri geliştiriyoruz. Bugün itibarıyla Kosova’da 100 megavat, Kuzey Makedonya’da 100 megavat ve Hırvatistan’da 1.500 megavat olmak üzere ağırlıklı olarak güneş enerjisine dayalı projelerimiz bulunuyor. Bu portföyün içinde sınırlı ölçekte rüzgâr enerjisi de yer alıyor.
  • EL SALVADOR’A YATIRIM El Salvador’da ise devletle imzaladığımız anlaşma kapsamında, mühendis ekiplerimiz saha seçim çalışmalarını sürdürüyor. Burada güneş, rüzgâr ve jeotermal kaynakları kapsayan 500 megavatlık kapasite hedefliyoruz. Tüm projeler bir arada değerlendirildiğinde, yenilenebilir enerji tarafında geliştirdiğimiz toplam kapasite yaklaşık 2.2 gigavat seviyesine ulaşıyor.

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

eposta-geri-döndü

E-posta geri döndü!

büyümenin-yükselen-motoru

Büyümenin yükselen motoru