MEHMET YİĞİT
VOLTIFY KURUCU VE CEO’SU
Voltify’ı kurarken amacımız şirket ve bireylerin elektrikli araca geçiş sürecini kolaylaştırmaktı. Bunu araç erişimi ve kiralama alanındaki yaygın yaklaşımdan farklı bir modelle gerçekleştiriyoruz. Öncelikle daha önce ülkemizde uygulamasını görmediğimiz abonelik modelini oluşturduk.
Voltify’da, kullanıcılar 1 ila 12 ay arasında sürelerle, sabit aylık ücretle, leasing’den alışık oldukları hizmetler dahil şekilde araçlara erişiyor. Bu yapı hem bireyler hem de şirketler için öngörülebilir maliyetler sunarken, satın alma ya da uzun vadeli bağlayıcılıklardan kaçınmalarını sağlıyor. Yani kısa dönem ile uzun dönem kiralamanın artılarını bir arada bulunduruyor; diğer yandan hızla değişen iş koşullarında ve elektrikli araç pazarında esneklik sunuyor. İkincisi, yeni nesil ihtiyaçlara göre şekillenmiş dijital ve hızlı bir deneyim. Elektrikli araçlara geçiş yapan kullanıcılar için şeffaf fiyatlama, dijital başvuru süreçleri, hızlı teslimat ve kapsamlı hizmet paketleri sunuyoruz. Abonelik, yalnızca bir araç erişimi değil; aynı zamanda kullanıcıya, teknolojinin hızına ayak uyduran bir çözüm sunmak anlamına geliyor.
Üçüncüsü ise sadece araç değil, bir ekosistem sunuyoruz. Voltify bir mobilite platformu. Elektrikli araç dönüşümünü hızlandırmak için şarj operatörleri, servis sağlayıcıları, otomotiv marka ve distribütörleri, filo kiralama şirketleri ve teknoloji firmalarını aynı vizyonda bir araya getiren bir modelimiz var. Bu sayede kullanıcılarımıza uçtan uca bir değer zinciri sunuyor, sadece araçla değil, onun etrafındaki tüm ihtiyaçlarla ilgileniyoruz.
FİKİR NASIL DOĞDU?
Aslında bir “evreka” anından çok, biriken gözlemlerin ve sahadaki ihtiyaçların birleşiminden doğan bir farkındalık vardı. Voltify’ın yüzde 100 iştiraki olduğu ve benim de uzunca süre yönetici olarak görev yapmaktan gurur duyduğum Hedef Filo, 20 yıldan fazla süredir leasing alanında öncü. Yıllardır otomotiv ve mobilite sektörünü çok yakın takip ettik. Özellikle elektrikli araçların yükselişiyle birlikte, bu dönüşümün yalnızca teknolojiyle değil, erişim modelleriyle de desteklenmesi gerektiğini gördük. Herkes elektrikli araçları konuşuyordu ama bu kadar hızlı değişen ve gelişen bir teknoloji karşısında “Bu araçlara nasıl daha risksiz ve esnek şekilde ulaşırız?” sorusunu sormuyordu.
Piyasada karar vermek isteyen veya ilk defa elektrikli otomobil kullanacak kullanıcılar için arada bir çözüm eksikti ve ne “rent-a-car” ne de “uzun dönem leasing” bu ihtiyaca tam cevap veriyordu. Esneklik, hız ve hizmeti bir arada sunan bir yapı kurmak gerektiğini açık bir şekilde gördük ve Voltify böyle doğdu. Yeni nesil mobilite anlayışına uygun, teknolojinin hızına ayak uyduran, sürdürülebilirlik hedeflerini destekleyen bir araç erişim modeliyle yola çıktık.
BÜYÜME NASIL GERÇEKLEŞTİ?
Voltify’ı kurarken hedefimiz, hem şirket hem de bireyler için elektrikli araçlara geçişi kolaylaştıran yeni nesil bir mobilite modeli yaratmaktı. Çok kısa sürede bu modelin karşılık bulduğunu gördük. 1.5 yıl gibi bir sürede 300’e yakın müşteri ve 1.000 araçlık bir filoya ulaştık. Bu sayı, sadece bizim ölçeğimiz açısından değil, sektörün genel görünümü açısından da oldukça anlamlı. TOKKDER’in 2024 raporuna göre Türkiye’de yaklaşık 252 bin kiralık araç bulunuyor ve bunların yüzde 1.4’ünün elektrikli olduğu öngörülüyor. Bu da yaklaşık 3 bin 600 adet elektrikli kiralık araç demek. Voltify olarak tek başımıza bu sayının yüzde 30’una yakınını oluşturuyoruz.
Bu tablo, sadece bizim büyümemizi değil, aynı zamanda Türkiye’deki elektrikli araç dönüşümünün de henüz ne kadar erken aşamada olduğunu gösteriyor. Biz, Voltify olarak bu dönüşümün merkezinde konumlanıyor, kullanıcıların hayatına sadece araç değil, aynı zamanda kolaylık, güven ve sürdürülebilirlik katıyoruz.
EN BÜYÜK ZORLUĞUMUZ
En önemli zorluğumuzun küresel türbülansların yarattığı belirsizlik ortamında, çok hızlı gelişen bir teknoloji ve pazarı merkezine alan bir iş modeli kurmak olduğunu söyleyebilirim. Bunu yaparken önceliklerimizin başında elektrikli otomobillerle ilgili deneyim eksikliğinden gelen önyargı ve yanlış bilgilerle mücadele geliyordu. Menzil, şarj altyapısı gibi konularda büyük bir bilgi eksikliği vardı; hâlâ da var. Bunu, kullanıcı eğitimleri, kaliteli içerikler, kapsamlı hizmet paketleri ve güvene dayalı kullanıcı deneyimiyle aştık.
Diğer yandan araçlara erişim, filoya dair bir projeksiyon yapmak, doğru araçların bulunurluğunu sağlamak dalgalanan tedarik koşullarında kolay değildi. Güçlü iş birlikleri ve stratejik anlaşmalar yaparak çeşitliliği yüksek ve sürdürülebilir bir filo kurduk; hızla büyütmeye de devam ediyoruz.
SIRADA NE VAR?
Biz Voltify’ı sadece bir araç abonelik platformu olarak değil, geleceğin mobilite anlayışına yön verecek bir yapı olarak tasarladık. Türkiye’de elektrikli araçlara geçişi kolaylaştıran öncü bir model oluşturduk, ama vizyonumuz bundan daha büyük… Amacımız, her zaman geleceğin mobilitesine yatırım yapmak, bu dönüşümün öncüsü olmak ve bu çerçevede bölgesel bir oyuncuya dönüşmek.
Dünya hızla değişiyor; araç sahipliğinden erişime, içten yanmalı motordan elektrikliye geçişin tam ortasındayız. Biz bu dönüşümde hem kullanıcıların hem de sektör paydaşlarının yanında duran, riskleri ortadan kaldıran, sürdürülebilirliği erişilebilir kılan bir çözüm sunuyoruz.
Ekosistem yaklaşımımızla otomotiv markalarından şarj operatörlerine, servis sağlayıcılardan danışmanlık şirketlerine birçok aktörü bir araya getirerek sürdürülebilir mobiliteyi birlikte şekillendiriyoruz.
Kısacası Voltify, sadece bugünün değil, yarının ihtiyaçlarına da cevap verecek şekilde konumlanıyor: Esnek, risksiz, teknolojik ve çevreci bir mobilite geleceğini bugünden inşa ediyoruz.
BANA İLHAM VEREN SÖZ
- DÜNÜN ZİHNİYETİ Peter Drucker’in “Türbülanslı zamanlarda en büyük tehlike türbülansın kendisi değil, ‘dünün mantığı’ ile hareket etmektir” sözünün özünü hem kişisel olarak hem ekipçe benimsedik. Sadece otomotiv değil, her sektör, her coğrafya oldukça sallantılı bir dönemden geçiyor ve bu türbülans içerisinde dönüşüm gerçekleştirmeye çalışıyor. Ama çoğu aktörün hâlâ dünün iş modelleriyle, dünün zihniyetiyle bunu gerçekleştirmeye çalıştığını görüyoruz.
- VİZYONUMUZ Biz tam tersine, bugünün gerçeklerini ve yarının ihtiyaçlarını temel alan bir çözüm geliştirdik. Bunu yaparken de her konuya, her gelişmeye dünün ezberleri ile değil, ilerinin vizyonu ve projeksiyonuyla yaklaşmaya gayret ediyoruz. Neyi farklı yapabiliriz, daha önce denemediğimiz neyi deneyebiliriz…
- CESARETLE DENEMEK Bu sayede sıklıkla bizi bugüne getiren şeyin “mevcut olanı optimize etmek” değil, “yeni olanı cesaretle denemek” olduğunu tekrar görüyorum.


