Fotoğraf: Pixabay

Yapay zeka (YZ) artık yalnızca teknoloji dünyasının değil, tüm insanlığın gündeminde. Bu güçlü dönüşüm dalgası, sadece üretimi veya finansı değil; hayatın en temel alanını, yani sağlığı da kökten değiştiriyor. Bu dönüşüm, sağlık hizmetlerini daha hızlı, daha doğru ve daha erişilebilir hale getiriyor. Bundan sonraki yazılarımda yapay zekanın dönüştürdüğü sektörleri ele alacağım. Başlangıç noktamız: Sağlık.
EERKEN TEŞHİSTEN UZAKTAN TAKİBE
Bugün bir hastalığı tedavi etmekten çok daha değerli olan konu, onu erken teşhis edebilmek. Yapay zeka işte tam burada devreye giriyor. Örneğin, Google’ın DeepMind birimi, görme kaybına neden olan ciddi göz hastalıklarını yüzde 94 doğrulukla tespit eden bir YZ modeli geliştirdi. İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi (NHS), bu sistemi kliniklerde uygulamaya başladı. Stanford Üniversitesi araştırmacıları, YZ destekli bir algoritmanın deri kanseri teşhisinde uzman dermatologlarla aynı başarı oranına ulaştığını gösterdi.
Klinik karar destek sistemleri, radyoloji ve patolojide milimetrik hassasiyetle çalışan tanı araçları sayesinde YZ artık yalnızca doktorlara yardımcı olmuyor, teşhisin merkezine oturuyor. Kişiselleştirilmiş tedavilerde de devrim niteliğinde gelişmeler yaşanıyor. Insilico Medicine adlı şirket, YZ kullanarak bir ilacı yalnızca 46 gün içinde geliştirdi ve faz 1 denemelerine geçti. Hayatın doğal akışında bu süreç 4-5 yıl alıyor.
Giyilebilir cihazlar da bu dönüşümün bir parçası. Apple Watch’un EKG çekme özelliği sayesinde kullanıcılar, potansiyel atriyal fibrilasyon belirtilerini tespit edip doktora başvurabiliyor. 2021’de yalnızca Apple Watch sayesinde yüz binlerce kişide kalp ritim bozukluğu tespit edildi. Bu cihazlar artık birer tıbbi asistan haline geliyor.
VERİMLİLİK ARTIŞI, ETİK SINAVI
YZ’nin sunduğu verimlilik, yalnızca hasta düzeyinde değil, sistem düzeyinde de büyük bir dönüşüm yaratıyor. McKinsey’in 2020’de ABD’de yaptığı bir araştırmaya göre, sağlıkta işlerin yüzde 30’u otomasyona açık ve bu sayede yıllık 200 milyar dolar tasarruf potansiyeli var. Mount Sinai Hastanesi’nde kullanılan bir YZ algoritması, yoğun bakımda ölüm riskini 24 saat önceden yüzde 85 doğrulukla tahmin ederek önleyici müdahaleleri mümkün kıldı.
Bunlara rağmen, YZ’nin sağlıkta güvenle kullanılabilmesi için güçlü bir etik ve hukuki çerçeveye ihtiyaç var. Sağlıkta veri güvenliği çok kritik bir mesele. 2023 yılında ABD’de yaşanan bir dizi sağlık verisi ihlali sonucunda, 78 milyon kişinin bilgilerinin sızdırıldığı rapor edildi. Bu tür vakalar, “YZ sistemlerine hangi verilerle ne kadar güvenebiliriz?” sorusunu daha da öne çıkarıyor.
Avrupa Birliği bu konuda öncü bir adım attı: 2024’te onaylanan AI Act, sağlık ve eğitim gibi alanlarda YZ’nin güvenli ve etik kullanımını sağlamak için, yüksek riskli sistemlere yönelik daha sıkı denetim ve standartlar getiriyor.
TÜRKİYE VE DÜNYADAN YANSIYANLAR
Türkiye’deki umut verici adımlara baktığımızda, hem özel sağlık kurumları hem de kamu destekli projeler dikkat çekiyor. Ülkemizin uluslararası bir sağlık grubu, radyolojik görüntüleme süreçlerine YZ entegre ederek meme kanseri taramasında teşhis sürecini yüzde 20 daha kısalttı. TÜBİTAK destekli projeler, sağlık verilerinin analizine yönelik açık kaynaklı yapay zeka platformları geliştiriyor. Yine bir Türk teknoloji şirketi, patoloji görüntülerini analiz eden YZ çözümleriyle teknoloji ihraç ediyor.
Dünyadaki örnekler ise adeta bilim kurguya göz kırpıyor. ABD merkezli Tempus, her hastanın genetik geçmişine göre tedavi önerileri sunan bir YZ platformu kurdu. Bugün 50’den fazla onkoloji merkezi bu sistemle çalışıyor.
Çin’deki Ping An Good Doctor, YZ destekli dijital klinik kabinlerinde günde 1 milyon hastaya hizmet veriyor. Bu bir dakikalık klinikler, yalnızca hastanelerde değil; büyük şirketlerin kampüslerinde, eczanelerde, otoyollarda ve kamuya açık yaşam alanlarında konumlandırılıyor. Kabinlerdeki AI Doctor sistemi, hastaların semptomlarını ve tıbbi geçmişlerini analiz ederek ön tanı önerileri sunuyor. Gerekli durumlarda, çevrimiçi bir doktor sürece dahil olarak tedavi planını netleştiriyor.
DOKTORLARIN YERİ ALMAYACAK AMA…
Yapay zeka doktorların yerini almayacak ama onların çalışma biçimlerini radikal biçimde değiştirecek. Yeni mezun bir hekimin kariyerine veri okuryazarlığı olmadan başlaması neredeyse imkânsız hale geliyor. 2024 itibarıyla, ABD’deki tıp fakültelerinin yüzde 70’i yapay zeka ve dijital sağlık dersleri sunmaya başladı. Türkiye’de ise bu alanda müfredat güncellemeleri kaçınılmaz görünüyor.
2024 yılında yayımlanan ‘Türkiye’de Tıp Fakültelerinde Yapay Zekâ Eğitimi Üzerine Bir İnceleme’ başlıklı çalışmaya göre, 112 tıp fakültesinin müfredatları incelendiğinde, yapay zeka ile ilgili derslerin henüz sınırlı sayıda üniversitede yer aldığı görülüyor. Bu derslerin çoğunlukla teorik düzeyde olduğu, uygulamalı içeriklerin ise yalnızca birkaç üniversitede sunulduğu tespit ediliyor. Ayrıca dikkat çekici bir diğer bulgu, devlet üniversitelerinin müfredatlarında yapay zeka derslerinin, özel üniversitelere kıyasla daha yaygın biçimde yer alması.
YATIRIMLARIN ODAĞINDA YAPAY ZEKA
Galen Growth’un 2024 Dijital Sağlık Yatırımları Raporu’na göre, geçen yıl dünyada dijital sağlık girişimlerine 25,1 milyar dolar yatırım yapıldı. Bunun yüzde 58’i, yani 14,1 milyarı, yapay zeka ve TechBio odaklı girişimlere yönlendirildi. Bu oran, bir önceki yılın neredeyse iki katı.
Aynı rapora göre, en fazla yatırım çeken alanlar arasında “klinik karar destek sistemleri, erken teşhis algoritmaları ve ilaç keşfi süreçlerinde yapay zeka uygulamaları” yer aldı. Özellikle klinik süreçleri optimize eden ve hekimin karar alma kapasitesini artıran çözümler, yatırımcıların dikkatini çeken başlıca başlıklar arasında.
Bu eğilim, yalnızca finansal büyümeyi değil; aynı zamanda “toplumsal etki potansiyeli yüksek çözümlere olan ilginin” de artmakta olduğunu gösteriyor. Sağlık hizmetlerinin daha erişilebilir, daha hızlı ve daha doğru hale gelmesinde yapay zekanın katkısı artık yadsınamaz.
GÖREVİMİZ BU İVMEYİ BÜYÜTMEK
Liderler, yatırımcılar ve politika yapıcılar olarak bize düşen görev, bu ivmeyi stratejik bir yaklaşım ve destekle büyütmek. Çünkü yapay zeka yalnızca bir rekabet avantajı değil; insan hayatına dokunan, geleceği şekillendiren bir sorumluluktur. Teknolojiyi insanlığın iyiliği için konumlandırmak, geleceği şekillendirmenin en güçlü yoludur.
Sorularınız için: [email protected]


