FARUK ECZACIBAŞI
TÜRKİYE BİLİŞİM VAKFI BAŞKANI
YAZI: TALAT YEŞİLOĞLU
‘Yapay Zeka’ tartışmalarını “ChatGPT öncesi” ve “ChatGPT sonrası” diye ikiye ayırmak mümkün. 1956’dan beri akademik dünyanın araştırma konusu olan ‘Yapay Zeka’nın yeni bir evreye girdiği söylenebilir. Bu da kurumsal kullanımdan, bireysele yayılım olarak tanımlanabilir. Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı, yeni süreci; internetin patlama yaşadığı 1990’ların başındaki döneme benzetiyor. Ezcacıbaşı, yeni dönem için “Yapay zeka halka indi” tanımlamasını yapıyor.
Dünyada ABD ve Çin arasında büyük bir rekabet alanlarından biri olan Yapay Zeka (AI) çalışmaları, şirketler arasında da derin bir rekabet yarattı. Microsoft’un çıkışının ardından Google’ın yeni ürünü sunmak için hızlanması, AI’ın iş modellerine nasıl yansıtılacağına ilişkin tartışmaları da yanında getirdi. İş liderleri, verimlilik artışının yanı sıra, yarışta geri kalma endişesiyle AI’ı iş süreçleriyle nasıl bütünleştireceklerini sorguluyor. Tabii ki, ortaya çıkacak faydalar gibi ne gibi risklerin oluşacağı da ayrı bir tartışma konusu.
Bu tartışmalara katkı sağlamak için, bilişim dünyasındaki davranışsal gelişmeleri yakından izleyen, ‘Bilişim Dünyası’nın öncü liderlerinden Faruk Eczacıbaşı ile konuştuk. Kısa bir süre önce Türkiye Bilişim Vakfı olarak, Chicago Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ufuk Akçiğit ile “Beyin Göçünü Beyin Gücüne” çevirme projesi yürüten Eczacıbaşı, yapay zeka ve yetenek yönetimine ilişkin beklentilerini anlattı…
KIRILIMLARIN FREKANSI ARTIYOR
Yapay zeka konusundaki gelişmelerin büyük bir ‘kırılım’ (disruption) olduğunu düşünüyorum. Bu büyük kırılımların/bozucu etkilerin frekansının gittikçe artmakta olduğunu görüyoruz. Bozucu düzeydeki inovasyonlar yeni değil ve tarihin her döneminde artan frekanslarda görüldü. Fakat, bunların sayısında son yıllarda üssel bir gelişme olduğunu görüyorum. Son 15 yılda sosyal medya, kripto, yapay zeka ve finans dünyasında çok sayıda örneklerine tanık olduk. Ayrıca etkileşimin de etkisiyle artık çok sık ‘disruption’ görmeye başladık.
Ben ‘disruption’ kavramını şöyle tanımlıyorum: Bir kontrol mekanizmasını yok ediyor, etrafından dolanıyor. Ve sizi bir yerden bir yere savuruyor. Siz gelecek hakkında bir şey öngörmeye çalışırken, bir kırılım yaşıyorsunuz ve dümdüz giderken bir anda çok keskin bir virajla karşı karşıya kalıyorsunuz. Becerebiliyorsanız, yolunuza devam edebiliyor, başarısız olursanız savrulup yoldan çıkıyorsunuz. Şu anda kavisli bir yoldayız ve sürekli olarak sizi savuran bir yapıyla karşı karşıyayız.
Şunu söyleyeyim ben teknolojiyi bilmiyorum. Ancak, teknolojinin getirdiği davranış şekillerini iyi biliyorum. Bireysel, kurumsal veya toplumsal olsun bunların çok önemli olduğu görüşündeyim.

ESNEKLİĞİ ÖĞRENMELİYİZ
GPT modelleri yapay zekada hakikaten çok önemli bir kırılım getirdi ve boyutlarını henüz anlayabildiğimiz düşüncesinde değilim. Irak savaşı sırasında ABD’nin Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, “Bizim bilmediğimizi bildiklerimiz var. Bilmediklerimizi biliyoruz ama bilmediğimizi bilmediğimiz konular var” demişti.
Biz şu anda bugünkü varsayımlarla geleceği öngörmeye çalışıyoruz. Oysa, belki de başka büyük “bozucu” gelişmeler oluşacak, yeni inovasyonlar karşımıza çıkacak. Burada yapmamız gereken en önemli şey, esnekliği öğrenmek olacak. Öngörü ve planlama gerekli… En azından el fenerine de ihtiyacımız var ama ortalık gündüz değil. Şu anda 3-5 metre uzaklığı değil, ancak önümüzü görebiliriz. Ve bu mesafenin de gittikçe daraldığını düşünüyorum. Onun için sadece bireysel değil, kurumsal ve toplumsal esnekliğimizi geliştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Gelişmişliğin en önemli sinyalinin, simgesinin esneklik olduğu görüşündeyim. Aksi takdirde sert kırılmalar yaşanabilir. Örneğin, bugün hangi şirket, 3 yıl öncesinde planladıklarını gerçekleştirdiğini savunabiliyor?
Ben işe 1980’lerde planlamada başladım. O zaman 5 yıllık planlamalar yapıyorduk. 1990’larda bu süreyi 3 yıla düşürdük. Şimdi hangimiz 3 yıl önceki planlamalar doğrultusunda hareket edebiliyoruz? Bugünden yarına dünyanın hızla değiştiğini bilerek hareket etmemiz gerekiyor.
KARANLIK TARAFA HAZIRLIK
Artık “karanlık tarafa” hazırlıklı olmak gerekiyor. Siz bir “disruption” yarattığınız zaman, ona uyum sağlamanızdan önce bunun fırsatçıları çok çabuk hareket edebiliyor. Geçmişte güvenlik için arabanın anahtarını yanınıza almak yeterliydi. Bugün, her şekilde, her yerden gelebilecek tehlikeyle karşı karşıyasınız. Burada önlem almaktan ziyade, tehlikelere karşı duruşumuzu belirlememiz ve beklentilere hazır olmamız gerektiğini düşünüyorum.
Yeni dönemde bireylerin düşünce yapısının, yetkinliklerinin ve kullandığı araçların da birbiriyle uyumunun sağlanması gerekiyor… Biz, disiplinli bir bakış açısıyla yetiştik. “Ben, makine mühendisi, bilgisayar mühendisi olacağım” diyerek kendini tanımlıyorsan, 10 binlerce makine mühendisinden yalnızca birisi olacaksın demektir. Sen kendini tanımlarken, bütün yetkinliklerinin bileşimini doğru oluşturup, bunu derinleştirmen lazım. Yani, dar alanda kısa paslaşmaları öğrenebilmen lazım. Senin bir alanın var, onu doğru tanımlayıp, geleceğini onun üzerine kurarsan şansın daha büyük olur diye düşünüyorum. Bunu da günün koşullarına uygun esneklikte ayarlayabilmesi gerekiyor.
İŞ DÜNYASI FARKINDA MI?
GPT’nin halka inmesinin üzerinden 5 ay geçti. Daha önce beyaz yaka tarafından kullanılıyordu. Kasım ayında halka indi. Türkiye’de iş dünyası enerjisini seçimlere harcadığı için çok fazla düşünüldüğünü zannetmiyorum.
“Bu değişimi Türkiye çok içselleştiremedi de, dünya daha mı fazla içselleştirdi?” diye soracak olursanız, bunun çok büyük bir lokma olduğunu söylemek isterim. Hakikaten GPT’nin kolay çiğnenip yutulacak bir lokma olduğunu düşünmüyorum. Bunu yutabilmek ve hazmetmek zaman alacak. Evet, belki biz bir miktar geriden takip ediyoruz ama bütün dünyanın da ileriden takip ettiğini zannetmiyorum.
Yapay zeka, her yerde, Türkiye’de de kullanılıyordu. Ama GPT ile yeni, farklı bir aşamaya gelindiği görüşündeyim ve bu süreci çok önemsiyorum. Bunun sunum şekli, toplumda yaygınlaştırma şekli çok daha farklı hale geldi.
Bakın, internet 1968’den beri var ama yaygınlaşma, topluma sunulma 1990’ların başında oldu. O zamana kadar üniversite, belli çevrelerde belli olan bir iletişim ağına 1990’da bir turbo gücü geldi. Bence, yapay zeka için, Kasım 2022’de de GPT’nin benzer bir rolü üstlendiğini söyleyebiliriz.
OLUMSUZ ETKİ/RİSKLER
Yapay zeka ve GPT ile nelerin yapabileceğini bilebildiğimizi zannetmiyorum… Çeşitli hikayeler okuyoruz ama eğitimcilerin tamamen aklı karıştı. Nasıl, kime, ne ödev vereceklerini, neyi öğretip neyi öğretmeyeceklerini bilemiyorlar. Ama bunlar bizim bilmediğimizi bildiğimiz konular.
Bilinmedik bir okyanusa doğru gidiyoruz. Yuval Harari’nin çok güzel bir tanımlaması var: “Bir uzay uygarlığı tarafından kuşatıldık” diyor. Hakikaten böyle bir şey yaptık. Bir kapak açtık ve “içinden nasıl bir cin çıktığını” bilmiyoruz.
Endişelenmeli miyiz? Evet, bence endişelenmeliyiz. Ama antenlerimizi açmalıyız. Bunun çok olumlu tarafları var. Eminim ki, olumlu tarafları, olumsuz yanlarından çok olacak. Her şeyden önce başka bir dünya karşımıza çıkacak. Oluşacak başka bir dünyaya yeni bir gözlükle bakmamız gerekiyor.
Endüstri dönemi, benim gözümde internet ile beraber bitti. Ama endüstri döneminden miras aldığımız bütün kurumların geçerliliği de bitti ve bu kurumlar hızla yıpranıyor. Yeni kontrol mekanizmalarına ihtiyacımız var ve bunu da yeni hikayelerle yapabiliriz. Bu yeni hikayede de çok eksiğimiz olduğunu düşünüyorum.
BÜYÜK İŞBİRLİĞİ GEREK
En ideali, devlet, özel sektör ve STK’ların bir harmoni çerçevesinde bir arada çalışmalarıdır. Öbür taraftan devlet her zaman tutucu oluyor ve geriden izliyor. Önümüzü kesmesin. Bunun ne kadar yararlı olduğunu anlatabilmek, devleti ikna edebilmek de özel sektör ve sivil toplumun becerisine kalıyor bence.
Devlet/özel sektör/STK’lardan oluşan üçlüde özel sektör ve STK’lara daha fazla görev düşüyor görüşündeyim. Biz projelerimizi hazırlayalım, neler yapılması gerektiğini söyleyelim ve ‘Devlet Baba’yı ikna etmeye çalışalım. Doğrusu budur… Her şeyi devletten beklemek, en büyük hatalardan birisidir. Eleştiriyorsak, neyi eleştirdiğimizi bilelim ve çözümümüzle birlikte devlete gidelim.

YETENEKLERİ NASIL YÖNETECEĞİZ?
- Yeni modeller geliştirilmeli
Dünyada herhangi bir toplumun, doğuştan diğerlerine göre daha zeki veya aptal olduğunu düşünmüyorum. Ancak, üretken olana kadar geçen süre zarfında, eğitimdeki kalite farkına inanıyorum. Doğru modelleri geliştirdiğimizde, mekân bağımlılığından arındırılmış fark yaratabileceğimizi düşünüyorum. - Network bazında düşünme
Kurumsal egolardan kurtulup network bazında düşünmenin çok yararlı olduğu görüşündeyim. Şu anda dünyanın her tarafından doğru fikirleri alabilecek durumdayız. Bunu kullanıp kullanmama beceriniz başka bir şey, bunu destekleyip desteklememiz de başka bir şey. Bu modellerin üzerinde çalışmak gerekiyor. - Sinerji yaratma modeli
Türkiye’den ayrılmış arkadaşları geri getirmek ya da bulundukları ülkede/mekanda sinerji yaratmak mı doğru? Ufuk Akçiğit Hoca ile bunu çalışıyoruz. O da ikinci seçeneğin daha çok sinerji yaratabileceğine inanıyor. - Çin modeli
Çin, Mao’nun ölümünden sonra yurtdışına açılımında çok büyük, elle tutulur bir başarı sağladı. Onlar da yurtdışına insanlarını gönderdi. Bizim şu anda aynı modeli, daha da geliştirerek yaratma olanağına sahip olduğumuzu düşünüyorum. Çin, şu anda herkesi geri çağırıyor. - Temel neden, ekonomi
Yetenek kaybının temel nedeni ekonomiktir. Bizde müthiş bir enflasyon patlaması oldu. Prof. Ufuk Akçiğit Hoca’nın araştırmasına göre, bir akademisyen burada 1 alıyorsa, yurt dışında 10 kazanıyor. Bu konuya bir çözüm getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
YENİ YOL HARİTASI
Faruk Eczacıbaşı, yapay zeka ve ChatGPT gibi konularda herkesin yolun başında olduğunu söylüyor ve yeni bir yol haritası öneriyor.
- Öncelikle en üst seviyeden başlamak üzere kurum içinde herkesin bu konuyu kullanmasını ve içselleştirmesini görmek isterim. En tepeden başlamak üzere, bunun nasıl kullanılacağını araştırmak, öğrenmek durumunda. Burada bir derya, deniz var.
- Şu anda kimsenin bunun nasıl kullanılacağını öğretme yetkinliğinde olduğunu da düşünmüyorum. Bunu hepimiz birlikte öğreneceğiz ve birlikte başa çıkmaya çalışacağız. Yaptığımız işi, daha iyi yapabilmek için nasıl kullanabiliriz? Bunu görebilmemiz lazım.
- Bu sürecin şirket içindeki yetenekleri de ortaya çıkaracak bir araç olacağını tahmin ediyorum. Dün bir, bugün iki durumundayız. Ben diyecek bir şey bulamıyorum ki, kimseye öğretmenlik yapacak durumumuz yok. Henüz doğduk ve yürümeye çalışıyoruz.
GİRİŞİMCİYE TEK BİR ÖNERİM VAR
- TUTKU Girişimcilikte en önemli şeyin tutku olduğunu düşünüyorum. Tutkusuz girişimcilik olmaz… Geceni gündüzüne katacaksın, insan üstü gayret göstereceksin…
- FARKI Ben kendimin girişimci olduğumu iddia edemeyeceğim. Finansman sağlamak başka, girişimciyi desteklemek başka şeyler… Girişimcilik tutkudan başlar…
- FIRSAT Hangi alanda, sektörde olduğunuzdan çok daha kritik öneme sahiptir. O tutkudan yola çıkarak fırsatı yaratabilirsiniz. Beyin hücrelerinizi tutkunuz doğrultusunda çalıştırabilirseniz, o zaman içindeki fırsatları da görebilirsiniz. Çünkü, burada büyük bir okyanus var.
12 BİN KİŞİLİK SİASPORA FIRSATI
- BÜYÜK POTANSİYEL Akademik kadrolardaki yeteneklerin yurt dışına gidişine üzülmek yerine, bu konuya bir fırsat olarak bakabilmeliyiz. 12 bin civarında olduğunu bildiğimiz bu kadroların bir kısmı geri gelebilir ama gittiklerini de kabul edip, ona göre strateji geliştirmeliyiz.
- SONUÇ ODAKLI ÇALIŞMA Bu yeteneklere projeler bazında bakılmalı… Bence gerçek fırsatlar projelerde yatıyor. Yeni dönemde hangi projeyi, hangi kaynaklarla yapmamız gerektiğine bakabilmemiz lazım. Projelere de süreç odaklı değil, sonuç odaklı yaklaşmalıyız. Proje için en iyi kaynağı bulup, sonuca ulaşmak istediğimiz zaman, diaspora gücümüzün bu sonuçlara çok uygun bir ortam yaratabileceğini düşünüyorum.
- DÜNYAYA ENTEGRASYON Bu, Türkiye bilim dünyasını, dünyaya entegre edebilmek açısından çok önemli. Bu sayede farklı sektörlerden Ar-Ge faaliyetlerini Türkiye’ye getirebilmek için olanaklar sağlanabilir. Tıp sektöründe her zaman belli bir gücümüz oldu. Birlikte çalışmaktan ne gibi sonuçlar çıkacağını bir miktar deneyimlemek ve sonuçlarına bakmak gerekiyor.


